Kentleri yaşanır kılan peyzaj çözümleri Peyzaj tasarımı, gitgide yeşili azalan kentlere az da olsa doğa dokunuşu katan, konut projelerine hümanist bir tavır taşıyan, sosyal ilişkileri sağlayan, kısacası hayata olumlu katma değer katan bir konu. Günümüzde ticari alanlar için büyük bir ivme sağlanmış ancak bunun gayrimenkul sektörüne olan yansımalarını da yavaş yavaş görüyor ve çok özel peyzaj tasarımlarına rastlıyoruz. Mimar A. Ozan Ekşi Bizler kentlerde doğallığı yitirdikçe, doğayı daha çok özler, daha çok yeşil görmek ister olduk. İnsana zamanın başlangıcından bu yana eşlik eden yeşil, bugün “tasarlanıyor”. Aslında biraz sanat ve zanaat de var işin içinde, tasarımın her branşında olduğu gibi. Ancak doğayı kullanarak tasarım yapıyor olmak belki de en güzel tasarım kategorisi. Dolayısıyla çok yaygın bir sektör olmasa bile peyzaj tasarımcıları büyük bir kültürel nitelik katma çabası içinde, kimlik kazandırmanın ve güzelleştirmenin izindeki bilgeler gibi… Doğa ve insan icadı olanlar arasındaki o karmaşık dengeyi kuran peyzaj, kelime olarak “bir noktadan bakıldığında görüş çerçevesi içine girebilen doğal ve kültürel varlıkların bir arada meydana getirdiği görünüm” anlamına geliyor. Kentsel ve kırsal alanlarda doğal peyzaj alanlarının güzellik ve niteliğini koruyarak sürekliliğini sağlamak, insanlar için kültürel, işlevsel ve estetik yaşama ortamları yaratmak peyzaj mimarlığının temel hedefleri olarak biliniyor. Bir yapı tasarlamak sadece onun fiziksel strüktürünü inşa etmek değil elbette. Özellikle günümüzdeki hemen her bina, çevresindeki yeşil alanı nasıl kullandığıyla değerlenmekte. Peyzaj tasarımında düşünülmesi gereken pek çok dış mekân unsuru bulunuyor ve bunlar sadece doğanın içinde estetikle ilgili değil, aynı zamanda fonksiyonel unsurlar da olabiliyor. Örneğin, iklim, güneşe göre yapının konumlanması, yerel iklimi yönlendirebilecek bitki ve ağaç türleri, zemin kaplaması ve döşemesi, su elemanları, elektrik hattının ve su borularının yerleşimi gibi çok önemli konular peyzaj tasarımının başlıca belirleyicileri olarak öne çıkıyor. Peyzaj tasarımında güncel trendler Hızlı gelişen kentlerde artan nüfus yoğunluğu mimariyi dikeyde yükseltirken, insanların toprağa olan özlemi, doğayı çatılara, teraslara ve duvarlara taşıyor. Gökdelenlerin üst katlarında bile konumlanabilen bu tür bahçeler, kimi mimarlar tarafından uzun süre yapıya “sürdürülebilir” imajı vermekten ibaret birer süsleme unsuru olmakla suçlandılar. Neyse ki gelişen teknolojiyle birlikte yapıların çatı sisteminin ömrünü uzatmak ve ısı dengesini sağlamak gibi fonksiyonel rolleri ve kent ölçeğinde oluşan aşırı sıcaklık etkisini azaltmak gibi iklimsel katkıları nedeniyle zamanla rüştlerini ispatladılar. Müstakil bahçeli evlerin ve az katlı yapıların yerini çok katlı binalara, gökdelenlere bıraktığı günümüzde çatı bahçelerinin önemi ve yaygınlığı gün geçtikçe artıyor. Bahçelerin ve açık alanların giderek azaldığı kent ortamında sağlıklı ve kaliteli bir kentsel çevre yaratma ihtiyacı planlanmış çatı ve teras bahçeleriyle karşılanmaya çalışılıyor. Çatı bahçeleri elbette ki kent içindeki aktif ve pasif yeşil alanların yerini alamıyor, ancak, kent içindeki binaların yaşanabilir olmasını sağlayarak aynı zamanda kuşlar, arılar, kelebekler ve böcekler gibi kent hayatını bizimle birlikte yaşamak zorunda kalan canlılar için de yaşam ortamı oluşturuyor, böylelikle biyo-çeşitliliği korumaya yardımcı oluyorlar. Günümüz modern mimarisine yeni bir anlayış getiren dikey bahçeler ise, bildiğimiz bahçenin, bir binanın cephesine ya da bir duvara konumlandırılmış halinden ibaret. Bu uygulamada, değişik çeşitlerdeki canlı bitkiler düz duvarda yaşayabiliyor. Beton duvarlardan oluşan kent dokusunu grilikten uzaklaştırmaları, kentleri yaşanabilen, nefes alınabilen yerlere dönüştürmeleri açısından dikey bahçelerin önemi gün geçtikçe artacak gibi görünüyor. Cephe bitkilendirmelerinde genellikle sarıcı-tırmanıcı özelliğe sahip olan bitkiler kullanılıyor. Bu bitkiler doğal olarak ya da tel kafes ve ip gibi unsurlar yardımıyla tırmanarak cepheleri kaplıyor. Dikey bahçelerde kullanılan bir diğer üretim tekniği de hipodronik yöntem. Bitkileri çözünmüş besinler içeren suda yetiştirme tekniği olan bu yöntemde özel olarak tasarlanmış kafes sistemleri de kullanılarak cephelerde toprağa ihtiyaç duymadan ve renk, çeşit, doku sınırlaması olmadan bitkiler için yaşama alanları oluşturuluyor. Tags:gökdelen, kent, ozan ekşi, peyzaj, tasarım

Yorumlar ve geri izlemeler şu anda kapalıdır.