Biz daima yarını merak ediyoruz… ama aslında o çoktan kendini belli etti bile. Yaşam tarzlarımızın nasıl olacağını bilmek için ya da öngörebilmek için kahin olmaya gerek yok. Önümüzdeki yıllarda yaşam stilimizin nasıl değişeceği ile ilgili biraz tahmin yürütmeye ne dersiniz?

Y kuşağı olarak anılan bir nesil var ve şimdi onlarla yaşıyoruz. Onlar bugünün ve yarının tüketicileri. İstekleri, beklentileri, reddettikleri daima kitabın dışından çıkıyor. Onlar, dünya kentlerinin popülasyonunda ebeveynlerine göre ciddi bir ağırlık kazandı. Uzmanlar, Y kuşağının ev sahibi olmayı erteleme ve uzun yıllar kiracı olma eğilimlerinin, gelecek yıllarda yapı sektörünü etkileyecek önemli faktörlerden biri olacağını düşünüyor.

Uzmanlar, özellikle de Avrupa kentlerinde iş dünyasındaki trendlerin tam ters yöndeki hareketine göre gelecekte Y kuşağının iş hayatından çekildiği ve emekli olduğu dönemde, işgücü eksikliğinin ciddi bir sorun haline geleceğini öngörüyor. Bu tahmine göre yakın gelecekte artık işler insanları kovalayacak. Yetersiz istihdam ile birlikte ofis mekânlarına olan ihtiyaç azalacağından, ofis metrekareleri küçülecek ve az metrekarede çok kullanışlı çalışma alanları önem kazanacak. İngiliz OfficePOD tarafından üretilen ve hem yapı içlerinde, hem de bahçe, avlu, sokak gibi dış mekânlarda kurulup kullanılabilen ofis kabinleri gelecekte daha da küçülecek olan ofis anlayışının günümüzdeki yansımalarından biri.

Mimarların işi, yeni teknolojilerin yardımıyla hem hiç olmadığı kadar kolay ve zevkli, hem de depolanan bilgiler nedeniyle bir o kadar da zor olacak. Ar-ge çalışmaları daha iyi bina sistemleri ve akıllı evler üzerinden yapılacak. Zaman içinde kümülatif olarak çoğalacak bilginin tekniğe dönüşmesi, sektördeki herkesi sürekli bir değişim ve gelişim içinde tutacak. Öte yandan hiçbir gayrimenkul tipi, teknolojinin hızla genişlemesine kayıtsız kalamıyor. Uzmanlara göre teknolojinin yarattığı imkanlar, geleneksel endüstrilerin ağır kaldığı çağımızda kullanıcı taleplerine kaynak olarak yeni iş araçları ve çevrelerine dönüşüyor. Gelecekte gayrimenkul sektörünün teknolojiyi tehdit olmaktan çıkaracağı, yatırımcının son kullanıcıyla doğrudan internet üzerinden temasa geçeceği ve sosyal medya üzerinden gayrimenkul alışverişinin yaygınlaşacağı öngörülüyor. Uzmanlar akıllı binalar, otonom yapılar, kendi kendini temizleyen ve onaran ev teknolojilerinin giderek daha da gelişeceğini, yapıların daha akıllı ve kullanışlı hale geleceğini, gelecekte birden fazla alanda ‘yararlı’ olmayan yapı kalmayacağını vurguluyor. İnsanlar ve yapılar aynı anda iki ayrı dünyada bulunacak: Tasarım ve fonksiyon, yeşil ve karlı, özel ve kamusal… Tek yönlü yapılar tamamen geride kalacak. Bir bina aynı zamanda hem enerji üretim merkezi, hem de akıllı bina olabilecek. Gelecekte yapıların enerji tüketimini azaltıp, kendi enerjisini yaratmak ya da kullandığı enerjiyi kendi içinde devir daim yöntemiyle korumak adına çok daha çeşitli yöntemler geliştirilecek.

Şeffaf yaşam, doğacı yaşam, sosyalliğe olan özlem ve kalabalığı (ya da tam tersi yalnızlığı hissetme arzusu), belki de yaşam alanlarının küçülmesi… Artık dev pencereler dönemindeyiz. Zeminden tavana uzanan camlar her fırsatta içimizi ferahlatmaya çalışacak. Neticede cam, doğal ve çok bereketli bir materyal: Doğal güneş ışığını içeriye transfer ediyor, mekânların doğal ısıdan nemalanmasını sağlıyor, estetik açıdan harika görünüyor, metrekareyi olduğundan daha geniş gösteriyor. Ve kendisi, teknolojik becerileri de buna eklenerek yoluna devam edecek; kendi kendini temizleyebilme özelliğini yakalayacak mesela ya da saydam, metalden yeni bir kaplama yöntemiyle ısının dışarıya kaçmaktansa içeride kalmasına yardımcı olacak. Dünyanın en büyük mimarlık ofislerinden biri olan Perkins + Will’in yöneticilerinden Robin Guenther’e göre, sağlığımız emlak piyasasının pazarlama araçlarından biri olacak. Tüm tasarım planlarında projelerin kişilerin sağlığına ve yaşam kalitesine olan katkısı göz önünde bulundurulacak. İnşaatlarda kullanılacak malzemelerin özelliklerinden alan düzenlemelerine ve tüm bunların ekolojiye olan etkisine, “sağlıklı olma hali” alabildiğine geniş bir yelpazede etkisini gösterecek. Gezegenin sağlığı ile içinde yaşayanların iyiliği arasındaki bağın ne kadar güçlü olduğunun zaten artık hiç olmadığı kadar farkındayız. İşte bu farkındalık, kapsama alanını genişleterek büyüyecek ve şehirlerin değişen yüzlerini etkileyen mühim unsurlardan olacak.

Son olarak, mutfak, banyo ve salonun ortak olduğu, herkesin kendine ait bir odasının bulunduğu ortak yaşam alanlarının çoğalacağı, yeni yapılan rezidanslarda “yetişkin yurdu” olarak ifade edilebilecek bu yeni ev tipinin dahil edileceği öngörülüyor. Kendi ülkelerinin dışında bulunup, aynı marka ya da şirket için çalışan ekspatların en azından başlangıçta yaşadığı lüks, komün evlere benzetebiliriz bu trendi. Sözün kısası, ortak yaşam alanlarının daha çok öne çıkacağı mimari modeller oluşacak, evler bu vesileyle metrekare olarak elbet biraz daha küçülecek.