Etiket Arşivleri: dergi

Açık Alanlarda Alışkanlıkları Değiştiren Mutfak ve Banyolar

Bir düş mü? Hayır. Günümüzün açık hava alanları artık ‘derme çatma’ köşeler olarak değil her işlevin dört dörtlük kurgulandığı mekânlar olarak kurgulanıyor. Bu trafiğe en yeni katılanlar ise ‘mutfak ve banyolar’

Mevsim gelip kapı-pencereler açılınca ve herkes kendini balkon, teras, veranda, bahçe ve havuz çevresine taşıyınca ister istemez günlük hayatımızın pek çok ritüeli de buralarda yapılıyor. Uyku için dahi kendimizi hamağa atıyoruz. Kitaplarımızı okumak için kendimize bir köşe hazırlıyoruz. Masalar temizleniyor, spor aletleri dahi temiz havaya çıkarılıyor.

Bu trendin en son ve en önemli atağı mutfak ve banyolara geldi. Yemek yeme için zaten dışarıya alışığız ama ya pişirmek için? Basit duşlarla ferahlamayı biliyoruz ama gerçek bir dış mekân spa alanı için heyecanlanmaz mıyız acaba? Tasarım evleri ve markalar bu soruların cevabını özgürleşme ve doğayla bütünleşme isteğimizi de duyarak veriyor, banyo ve mutfakları bahçeye taşıyorlar.

Açık plan banyolarda rahatlama ve arınma

Banyo, hepimiz için evdeki en kişisel ve özel alan. Sadece temizlenmek ve arınmak için değil, banyonun yerleşimi ve renkleriyle de huzurlu ve pozitif enerji veren bir mekân olması gerekiyor. Bu duygular, beraberinde yenilenmeyi ve ferahlamayı da getiriyor. Sadece bu yüzden bile bir pencere veya temiz havayla teması olan banyolar başka bir değerle seviliyor. Hatta manzrası olan banyolar bir evi satın alırken bile tercih nedeni. Eğer banyonuzun hemen yanında ya da karşısında bir bahçeniz varsa küvetinizin yanına koyarak manzaraya karşı duş alabilirsiniz. Hem gün ışığı, hem temiz hava, hem de pozitif enerji veren bir mekân aurası, yenilenme hareketine tamamlayan faktörler.

Ancak en iyi formül her şeyi dışarıya taşımak. Doğrudan bir görüş alanı içinde değilseniz, yani müstakil bir bahçeniz varsa, bu alanda bir köşe, kabin veya oda yaratabilir, bağımsız küvet veya duş teknesi ile kendi özel spanızı yaratabilirsiniz. Elbette bu alanı kullanmanız için hava sıcaklığının yüksek derecelerde seyrettiği bir bölgede yaşıyor olmalısınız.

Dış mekânlar için mutfak tasarımı

Açık hava alanlar için özel olarak tasarlanan mutfaklar ve ada çözümleri, atmosfer keyfini daha uzun süreli hale getiriyor. Eğer bahçede yeterli alana sahipseniz mutfak yapan firmalardan destek alarak bahçenize uygun bir mutfak ünitesi de tasarlatabilirsiniz. Bu tarz mutfaklar arasında en çok tercih edilen, dış kaplaması doğal taş olan modeller. Açık hava mutfaklarına da dış mekân için tasarlanan servis arabaları eşlik ediyor. Bahçeye taşınan ya da bahçeyle birleştirilen mutfaklar yine daha aşina olduğumuz bir kavram ancak profesyonel bir mutfağın bahçeye taşınması ise yeni bir kavram. Buradaki en önemli kriter ise mutfak malzemesinin dış mekân koşullarına uygun olması ve ‘durability’ güvenilirliği. Elbette ki kurgunun da yemek alanına uygun ve karşılıyor olması gerekiyor. Birbirinden kopuk pişirme ve yemek alanları yine trafik kaosu ve bölünme yaratıyor. Separasyonsuz mekânlarda hazırlanmış ‘aynı işlev-farklı köşeler’, bütün mekânın estetiğini dağıtabilir, oysa ki kompakt kurgulamanız daha hoş olacaktır.

Kısacası yazın gelmesi ve havaların ısınmasıyla dış mekândaki keyif süremizi artırmaya çalışıyoruz. Alışkanlıklarımızı takip eden tasarım dünyası da sürekli çözüm arayışında. Yeni sezonda kahvaltı öncesinden başlıyoruz dışarıya çıkmaya. Hatta gece bile orada uyuyoruz. Dolayısıyla gelecekte yatak odalarına benzeyen uyku köşelerine rastlarsanız ve yıldızları vaadeden tasarımlar görürseniz şaşırmayın.

Toprağın geçmişten gelen yolculuğu

Dokunmaktan haz aldığımız, kusurlarına saygı duyduğumuz, renklerinde kaybolduğumuz seramikler, içimizde ve evimizde derin bir mutluluk uyandırıyor.

Dile kolay, 8000 yıl öncesine uzanan bir hikâyesi var seramiğin… Toprak, su, ateş, hava diye yola çıkan insanoğlu, önceleri sadece ihtiyaçlarını karşılamak için şekillendirdiği toprağı daha sonra dekoratif aksesuarlarla dönüştürmüş. Çanaklar, çömlekler, küpler, su testileri… Bu uzun zaman diliminde Truva, Lidya, Hitit, Bizans derken seramik neredeyse tüm medeniyetlere yayılmış ve üretilmeye, keşfedilmeye, süslenmeye, özellikle sanatsal anlamlar katılmaya açık bir malzeme olmuş. Öyle ki, mimari objelere, ilkyazı tabletlerine, dini simgelere dönüştürmüş. Bu liste uzayıp giderken teknikler de geliştikçe gelişmiş. Çamura renk katmışlar, sonra da kumu eriterek seramiği kaplayan parlak malzeme olarak bilinen sır tekniğini bulmuşlar. Her ne kadar kökeni Anadolu’da olsa da farklı tekniklerle değişik formlara giren kil, İran’dan Çin’e, Hindistan’dan Fransa’ya dünyanın dört bir yanına yüzyıllar boyu yayılmış. Bugün pek çok sanatçıya, mimara ve tasarımcıya ilham olan seramik, kişiselleştirilmiş dokuların, formların ve renklerin tutkuyla, usta eller tarafından bir araya getirildiği birer şahesere dönüşüyor.

Doğanın, yalınlığın, saflığın ve ham olanın tercih edildiği yaşam stillerindeki eğilimler gösteriyor ki, malzemede de iyi, sağlıklı olanı arıyoruz. Doğru işlemlerden geçtiği sürece sağlığa herhangi bir zararı olmayan seramik, belki de bu yüzden hayatımızın bir parçası. Son yıllarda modayı ve trendleri de önemli ölçüde etkilerken, günümüzde salonlardan bahçelere dek ev ile ilgili her alanda karşımıza çıkıyor. Dekorasyondan aksesuara kadar tek bir yerde sıkışıp kalmayı reddeden seramik, banyo zeminlerinden mutfak duvarına kadar hayatımızın her alanını işgal etmiş durumda. Bir dekorasyon öğesi olarak seramiğin sıcak ve soğuğa karşı dayanıklı olması mimarideki kullanımını da güçlendiriyor.

Günümüzde dekorasyon modası, akımları temelden reddeden bir anlayıştan uzaklaştı. Önceki yıllardan gelen retro geometrik esintisi güncelliğini 2019’da da sürdürüyor. Önceki yıllarda daha çok banyo, mutfak ve balkon gibi alanlarda tercih edilen, 2018 yılı içinde salon, yatak odası duvarlarında da boy gösteren seramikler; önümüzdeki yıllarda da buradaki yerini koruyacak gibi görünüyor.

Genel dekorasyon içinde seramiğin etkin kullanımına baktığımızda mutfak ve banyolardaki çağdaş tasarımlara tanık oluyoruz. Ev hayatımızın büyük bir bölümünün mutfakta ve banyoda geçtiği gerçeğini inkâr edemeyiz; ev almayı ya da evlerini yenilemeyi düşünenler için bazı püf noktaları var. Bu yıl mutfaklarda çağdaş tasarımlar, banyolarda ise daha sağlıklı ve sade ürünler tercih ediliyor. Ayrıca çalışma hayatının getirdiği zamansızlık nedeniyle, kolay temizlenebilir ve bakteri barındırmayan ürünler bu yıl bir adım öne çıkıyor. Gri ve beyaz renklerin hüküm sürdüğü mutfak dekorasyonunda siyah-beyaz kontrastı da dikkat çekiyor. Ayrıca seramiklerde platin ve platin renk tonlarının ışıltısı ile özel tasarlanmış detaylar da, klasik ve gösterişli tarzdan vazgeçemeyenlerin beğenisine hitap ediyor. Seramik sektöründeki öncü firmalar beğenileri dikkate alınarak yarattığı serileri, estetik ve bütüncül konseptleri ile yeni ürünlerini sunmanın tatlı heyecanı ve keyfini sürüyor.

Seramikler yalnızca ıslak zeminde değil, evlerin her köşesinde sade bir şıklık yaratıyor. Retro esintisi yaratan çizgileri ile soyut görüntü veren bir tarza sahip olan seriler ise; sanat galerilerinde, otellerde ve kafelerde fark yaratmak isteyenlerin tercihi oluyor.

**Tüm fotoğraflar Emil Group’tan alınmıştır.

TASARIMA GLOBAL BAKIŞ – SALONE DEL MOBILE 2019

Sadece İtalya ya da Avrupa’nın değil dünyanın en önemli tasarım etkinliği Milano Tasarım Haftası bu yıl 9-14 Nisan tarihlerinde gerçekleşti. Dünyanın dört bir yanından tasarımcılar, mimarlar, sanatçılar, markalar, gazeteciler ve tasarım-severler, teknoloji, dekorasyon, aydınlatma ve mimaride en son yenilikleri görmek ya da sergilemek için Milano’ya akın etti. Etkinlik, yanına aydınlatma fuarı Euroluce’yi de alarak şehrin her noktasına yayıldı. Tüm yıl merakla beklenen dünyanın en köklü mobilya fuarı Salone del Mobile, bizleri yine şaşırtmadı. Birbirinden görkemli tasarımlarla, etkileyici mobilyalar ve yenilikçi ürünlerle, tasarımcılara, mimarlara ve sektörün meraklılarına çok yüksek perdeden cevap verdiğini gördük.
Fuarın kendisi zaten yeterince kapsamlıydı ve yanı sıra düzenlenen şehir içi etkinlikler, sergiler, ürün lansmanları, panel ve seminerler, partiler ve birçok etkinlikle Milano tam anlamıyla bir ‘tasarım şölenine’ sahne oldu.
Sektördeki gelişim sürecine baktığımızda 2019-2020 yılının geçmiş yıllardan daha iyi olacağı kanısındayız. Salone del Mobile’de; Roberto Cavalli Home, Bentley Home, Etro Home, Gianfranco Ferre Home, B&B Italia, Minotti, Giorgetti, Molteni & C, Missoni, Fendi Casa, Longhi gibi dev isimleri ziyaret ettik.
Fuardaki mobilya firmalarının işbirliği yaptığı tekstil ve otomobil markalarının öne çıktığına ve dev markaların bu alanda ciddi yatırımlar yaptığına şahitlik ettik. Dekorasyonda devrim yapan giyim sektörünün önde gelen isimlerine bakacak olursak; Versace’nin görkemli marka kimliği bu sene tasarımla buluştu. Ünlü iç mimar Sasha Bikoff ve sanatçı Andy Dixon ile işbirliği yapan moda devi, mobilya koleksiyonunda Miami’nin güncel stili ile 80’li yıllarda İtalya’da yükselen Memphis akımını buluşturdu. Louis Vuitton’un seyahatlerden ilham alan Objets Nomades koleksiyonu, bu yıl tanıtılan 10 yeni parçayla birlikte özenle hazırlanmış 45 tasarımın yer aldığı büyük bir koleksiyona dönüştü.

“Tasarımın Başkenti” sloganıyla çıkış yapan Jumbo Group, 4 farklı dev markası; Roberto Cavalli Home Interiors, Gianfranco Ferré Home, Etro Home Interiors ve JCP Universe ile lüks mobilya endüstrisindeki en büyük ve en başarılı şirketlerden birisi. Ziyaretçilere ikonik parçaları görme, en yeni stil ve trendleri öğrenme ve yeni bir iç tasarım hizmeti konsepti keşfetme fırsatı sunuyorlar. Her dönem olduğu gibi bu sezon da moda ve tasarım öngörüleri doğrultusunda oluşturdukları geniş koleksiyonuyla oldukça dikkat çekiyor. Gucci, İtalya’nın zengin sanat kültürünü yaşatan sıra dışı tasarım kombinasyonuyla geleneksel ev eşyaları ve mobilyalarıyla da artık dikkat çekiyor. Bütün bunlar demek oluyor ki podyum şovlarından aşina olduğumuz çok sayıda ünlü marka mobilya ve aksesuar tasarımlarıyla yaşam alanlarında da kendilerine yer buluyor. Önümüzdeki yıllarda yalnız bu alanda atılım yapmakla kalmayan saygın markaların, banyo ve mutfak sektöründe de çeşitli yatırımlarını göreceğimizin sinyallerini alıyoruz. İlerleyen zamanlarda Aston Martin imzalı bir banyo ya da Christian Louboutin’in sınırlı sayıda ürettiği mutfak görürseniz şaşırmayın…
2020-2021 yılı için modadan dekorasyona, dünyanın sosyokültürel alanda entegrasyonu incelendiğinde geçmişe övgüler yapılacağını göreceğiz. Dekorasyonda yükselen trendler arasında, Osmanlı tarzı gün geçtikçe talebi artan bir akım haline geliyor. Osmanlı mimarisinin ve stilinin, dekorasyondaki yansıması, modern dünyada göz kamaştırıcı bir zevki temsil ediyor. Günümüzde rönesansın sanat biçiminden etkilenen İtalyan dekorasyonuyla donatılan evlere rastlıyoruz. Bunun yanı sıra 1800’lü yılların ihtişamını yaşam alanına yansıtmak isteyenler geçmişte olduğu gibi Viktorya tarzı dekorasyonun inceliklerinden faydalanıyor olacak… Tasarımcılar ve mimarlar binlerce yıllık gelenekler arasında geçen özenli bir yolculuğu tasarım, stil ve bugünün çağdaş yaşam alışkanlıklarıyla yorumlayacak. Çağdaş tasarıma dair parçaların doğayla etkileyici bir kontrast oluşturduğu farklı doku ve materyaller özgürce bir araya getirilerek modern bir eklektik stile imza atılacak. Gerçek malzemelerin ilkel karakteri ve doğada el değmeden oluşan heykelsi formların günümüze uyarlanacağı bir dönem bizleri bekliyor. Toprakta köklenmiş doğal ahşaplar, deri ve doğal dokular usta ellerde işlenerek binlerce yıllık zanaat hikâyelerini geleceğe taşıyacak. Yalın formlar, iyi ve kaliteli bir yaşamın önemini açığa çıkaracak. Zamansız, doğal malzemelerin daha fazla mekâna ev sahipliği yaptığını göreceğiz ve güzelliğin kusurlarla daha estetik olduğu bir felsefeyi benimseyeceğiz.
Son yıllarda modern bir trend olarak altının yerine geçmeyi başaran Rose Gold, tahtını bakıra ve okside edilmiş metallere bırakıyor. Bronz aynalar ve cam detaylarının bu yıl da dekorasyona heyecan kattığını gözlemledik. Tekstilde üç yıl önce sinyallerini gördüğümüz hayvan motifleri, resimleri, objelerini de artık dekorasyonda daha fazla görmeye başlayacağımız döneme girmiş bulunuyoruz. Afrika’nın bir kıta dolusu dokusu mekânlardaki yerini alacağa benziyor. Mimari içerisinde hep var olan geometri bu yıl dekorasyonda biraz daha fazla hissedilir etkiler yaratmakta kararlı. Geometrik, simetrik ve asimetrik çizgiler, bizi sonsuz bir dünyanın içine çekiyor. Pantone 2019 için Yılın Rengi’ni doğuştan gelen iyimserlik ve mutluluk arayışı ihtiyacımızı simgeleyen Living Coral olarak belirlediği andan bugüne mercan ve deniz yosunları sezonun öne çıkan temaları arasındaydı. İç mekânlara girmeye hazırlanan deniz aksesuarlarını, aydınlatma parçalarını görmekle beraber mekânlarda canlı bitkilerin dekorasyon unsuru olarak kullanıldığına şahit olacağız.
A.Ozan EKŞİ

Soğuğun sıcak yüzü

Mevsimle birlikte artık kar sezonunu da yavaş yavaş açıyoruz ve dağ evlerine yönelik seyahat planları gündemde. Eğer bir dağ eviniz varsa, açık havada ateş yakıp dinlenmenin keyfini biliyorsunuzdur. Artık tasarım dünyası bu konunun üzerine daha fazla eğiliyor.

A.Ozan Ekşi

Kış sezonu ile birlikte kent evlerini değiştirdiğimiz ve yenilediğimiz kadar uzaktaki evlerimizi de aynı oranda tazeliyoruz. Ne kadar sıklıkla gidersek gidelim, bir dağ evini her zaman aynı kondisyonda tutabilmek kolay değil. Güncel bakımı, yenilenmesi, onarılması, korunması zor ama bir o kadar da keyifli.

Dağ evleri kışı, kış ateşi sever bilirsiniz. Dağ evleri, cottage, log house, cabin ya da chalet dediğimiz tarzdaki yapılardan oluşur ve tümü için de geçerli ilk kural şöminedir. Neredeyse olmazsa olmazıdır çünkü dağ evlerini ısıtmanın en kolay yoludur şömine.

Ama çok az kişi de bilir ki şömine veya ateş keyfi yapmanın bir başka yolu da açık havadaki şömine köşeleridir. Şöminelerin sadece evde kullanıldığı fikrini tersine çeviren açık hava şömineleri, soğuk kış gecelerinde içinizi ısıtırken ateşin etrafında buluşma fikrinin naif güzelliğini anımsatır. Özellikle yoğun karlı bir iklimi olan ya da etrafı dağlarla çevrili bir bölgede yer alan evlerin bahçelerinde hatırı sayılır büyüklükte bir şömine yer alıyorsa gece sohbetleri uzadıkça uzayabilir. Ayrıca günümüzde tasarlanan şöminelerin güzelliği de göz önünde bulundurulursa, bir açıkhava şöminesine sahip olma fikri son derece cezbedici olabilir.

Dışarıda geçirilen süre uzun olunca konfor aranan özellikler arasında ilk sırayı alıyor. Hafifliğin ise bir diğer önemli konu olduğu oturma alanlarında kullanacağınız her mobilyanın kolay taşınabilir ve fonksiyonel olması da şart. İyi planlanmış bir bahçede yaşamanın fiziksel ve duygusal etkisi yaşam kalitemizi artırmaya yardımcı olacaktır.

Ateş keyfini yaptığınız köşeyi de sıradan mobilyalarla değil, doğal bir biçimde dışarıyla ilişkilendiren dayanaklı mobilyalarla dekore etmeye dikkat etmelisiniz. Soğuğa veya yağışa karşı dayanıklı olduğu kadar kolay taşınılabilir olması da önemlidir. Bunun için tekerlekli ürünler seçmeli, cam veya metal gibi ağır detayları mümkün olduğunca kullanmamalısınız. Hava ile kurulacak en ideal senaryo, ladin, sedir, kızılservi gibi ev yapımında da kullanılan ahşapları tercih etmektir. Kenarda kuru bir yerde birkaç battaniye bekletebilirsiniz. Mobilyaları kullanırken üzerlerine post ve battaniye örtebilirsiniz. Şömine çevresine toprak veya terra-cotta bir alan yemek pişirme alanı yapabilir hatta buraya tekerlekli bir mini kitchenette bile koyabilirsiniz.

Hangi mevsim olursa olsun farketmez, açık havanın keyfini sonuna kadar çıkarmak lazım. Eğer evi baştan sona yaşamak ve kendinizi arada bir açık veya yarı açık alana atmak istiyorsanız, en uygun köşeyi, sosyalleşebileceğiniz veya yalnız başınıza dinlenebileceğiniz bir ateş köşesi oluşturmanızı tavsiye ederiz. Kış, kısa. Elinizi çabuk tutun…