Yazar Arşivleri: muysal

Doğayla Entegre Yaşamlar

Günümüz dünyasında şehir yaşamından sıkılan bunalan stres altında olan insanların ruhlarını ve bedenlerini dinlendirip keyif ve huzur aldığı kişilerle zaman geçirebileceği, dinlenebileceği kendini yenileyebileceği tek yer doğayla bütünleşmektir.

Bunun yegâne yollarından bir tanesi doğanın içerisinde doğanın verdikleri ile yapılmış statik elektrikten ve teknolojiden uzak doğa evlerinde mümkün olduğunca fazla vakit geçirerek ayağımızı toprağa basarak, taşa ağaca dokunarak negatif enerjimizi ve stresimizi atabiliriz. Doğanın bize sunmuş olduğu ağaç, taş gibi doğal malzemelerden yapılan tam anlamıyla doğayla entegre olmuş evlerde yaşamanın huzuru, uyku ve yaşam kalitesini çok yüksek olduğu bilimsel çalışmalarla da kanıtlanmış olmakla beraber yüz yıllardır da bilinmektedir.
Genellikle şehirlerde ki kaos, trafik, stres, kötü hava, kalabalık gibi bir çok etkenden dolayı insanlar gergin ve huzursuz oluyor. Büyük şehirlerde hava kirliliği oldukça fazladır bu yüzden insan sağlığına kötü bir etken oluyor hal böyle olunca herkes kendisine bir kaçış noktası arıyor bol oksijen, yeşillik, doğa gibi. Zaman zaman doğanın kalbine kendimizi bırakmamız gerekir çünkü tabiatın bize fısıldadığı huzuru tüm vücudumuzda, ruhumuzun derinliklerinde hissetmek bizi yeniden canlandıracak. Büyük şehrin kirli havasından ve kaosunda kaçarak, teknolojiden uzak doğanın kollarında bir yenilenme detoksu olarak düşünebiliriz.

Tabiatın bir diğer sihiri sudur. Suyun sakinleştirici ve negatif enerjiyi attığını hepimiz biliyoruz. Güzel bir doğa yürüyüşünden sonra sıcak su ile terapi yapabilirsiniz. Kendinizi suyun rahatlatıcı etkisine teslim etmek istediğiniz zamanlar için düşünülmüş Türk hamamı ve sauna ile güzel bir yenilenme yaşayabilirsiniz veya eşsiz doğa manzarasını karşısına alan jakuzilerde sakinliği bulabilirsiniz. Etrafa koyacağınız birkaç mum, güzel kokular hafif bir müzik size eşlik edebilir. Doğanın tüm materyallerinden faydalanmanızı öneririm.

Doğa evlerinde ısıtma için kullanılan şöminelerin gerçek odun ateşi ile ısıtılması ve o anda ateşin vermiş olduğu sıcaklık, görsellik, yanmadan dolayı kaynaklanan çıtırtı insan ruhuna iyi geldiği tedavi ettiği ve dinlendirdiği görülmektedir. Dağ evlerinde şömine ateşi olmazsa olmazlardandır. Bu tarz yapılarda mümkün oldukça günümüz teknolojisinden uzak kalınmasını öngörmekteyim. Çıtır çıtır yanan ateş eşliğinin yanında keyifli sohbet ve şaraplarınızı yudumlamanın mutluluğu içinizi ısıtmaya yetecektir. Yemeğimizi şömine ateşinde veya bir kuzinede yapıp ısımızı şömineden sağlayıp her şeyden uzakta kalarak bedensel ve ruhsal arınma yapabileceğimiz dağ evlerimizde gelenekselleşen kış tatillerimizde bu arınmayı yaparak yeni bir yıla başlamak ve yeni yılın birkaç ayında da bu mekânlar da zaman geçirmek tüm bir yılın enerjisini ve ruh dinginliğini tüm yıl sağlar.

Doğanın kalbinde hissettiren bu özel mekânlarda oksijene doyabileceğimiz, tablo gibi manzaralarda stresten uzak sevdiklerimiz ile birlikte keyifli vakit geçirmek için en güzel plan olabilir.

Mimar A.Ozan Ekşi

Yaşantınızı organize eden lüks dokunuşlar

Minimalizm denince keskin hatlı, renksiz, soğuk, içinde yaşaması mümkün olmayan bir mekân hayal edenlerden misiniz? Evet, kavramın gelişim sürecinde belli bir noktada tam olarak bu sıfatları hak ettiği su götürmez bir gerçek. Ne mutlu ki dünya değişiyor, yeni nesiller eski fikirlere farklı bakıp onları dönüştürebiliyor. Duyarlılık çağından minimalizme bakınca karşımıza çıkan yeni kavram; hem işlevsel, hem estetik değerleri hem de konfor anlayışıyla kalpleri fethediyor.

Duyarlı minimalizmi; net çizgiler, düzenli, ferah bir atmosfer ve akışkan formların hayatın vazgeçilmez birer parçası haline gelmesi olarak tanımlayabiliriz. Beş duyuya ve ötesine hitap eden, anı yaşamak üzerine kurgulanmış, biraz Zen, biraz İskandinav, biraz İtalyan, endüstriyel, bir tutam bohem,  kesinlikle ve bolca Yüzyıl Ortası Modern… Showroom gibi gözüken, bildiğimiz minimal iç mekânların yanına yakışmayan, rahatlığın ön planda olduğu bir stil.

Orijinal anlamıyla minimalizm bir stilden çok bir yaşam biçimi, 60’larda ortaya çıkan bir isyan; “her şeye karşı olma” hali. Modern mimarinin yaratıcılarından Mies van der Rohe’nin meşhur lafı “Az çoktur”un uç noktada yorumlanış şekli. Bu aforizma birçok uzmana göre mimarlık tarihinin en fazla deforme edilmiş özlü sözü olma özelliğini taşıyor. İşin aslı söz Mies’e ait değil, büyük hayranlık duyduğu ustası Peter Behrens’in lafı. Mies bu sözü kendisine motto edinerek dönemin barok, art nouveau ve art deco gibi süsleme odaklı yapılarına karşı bir duruş yaratmak amacıyla kullandı. Behrens’in başlattığı işlevsel, sade, teknik detayların sanatsal estetiğini sergileyen yapı konseptini, ustasının dahi hayal edemediği bir noktaya taşıdı.

Genel bir tanımlama yapmak gerekirse duyarlı minimalizm, geçmişi geride bırakıp, gelecek kaygısını da minimumda tutup anı yaşamak üzerine kurulu bir mantık çevresinde gelişiyor. Kişinin kendi düşüncesi, mediatif süreçleri bu görüşün odak noktası. Kişinin içinde yaşadığı ortam, konsantrasyonu engellemek ya da desteklemek anlamında kritik noktada duruyor. Bu sebeple yaşama ve çalışma alanlarını dikkatli düzenlemek gerekiyor. Yeni jenerasyon konut projelerindeki en önemli ortak nokta, küçük metrekareler ve çözüm odaklı “alandan kazanma” mottosu. Bu hedef öyle bir fikir noktasına getiriyor ki mimarları, her noktada bir gizli dolap, bölme, raylar, yok olmalar, ortaya çıkmalar, sınırlandırmalar, bölümlemeler karşımıza çıkıyor. Depolama, görsel olarak da estetiği zorlayan bir kavram; dolayısıyla kentli evlerin sade makyajını da doğru yapmak gerekiyor.

Yaşamı düzenlemek, çevreye karşı duyarlı olmak ve kendimizi mutlu hissedebileceğimiz evler yaratmak için öncelikli olarak gereksiz eşyalardan kurtulup, uzun süre kullanabileceğiniz mobilyaları ve aksesuarları tercih etmelisiniz. Sahip olduğunuz her şeye bakarken ona neden ihtiyacınız olduğunu düşünün. Bir sebep bulamadığınız her şeyi hayatınızdan çıkarın. Fazlalıklardan kurtulmayı bir sanat haline getirin.

Eşyalar ile onların kozası olan saklama ve depolama çözümleri arasındaki sinerji, şaşırtan detaylarda tasarımların devreye girmesiyle daha da çarpıcı bir hale geliyor. Evin tüm odaları için düşünülmüş modüler veya birbirinden bağımsız olan bu ünitelerle zaman ve alan kazanarak daha düzenli bir yaşamın kapısını aralayabilirsiniz. Ünitenizi seçerken tüm eve yayılmış birçok parça yerine geniş bir duvarın önüne yerleştireceğiniz, renk paletinize uyumlu sistemlerden faydalanabilirsiniz. Adeta evin duvarlarından, zemininden çıkmış gibi görünecek bu parçalar hem mobilyanızın büyüklüğünü gizlemeye yardımcı olur hem de birçok eşyanızı içine alacak kadar yeriniz olur. Bizim tercihimiz stoklama için yeteri kadar kapalı çekmecesi ve kapakları olan ama aynı zamanda dekoratif objelerinizi sergileyebileceğiniz kadar açık raf ve vitrin alanlarına sahip kombinasyon ünitelerinden oluşan mobilyalardır.

Uluslarası tasarım dünyası, kolay bir çözüm formülü üretti ve yeni jenerasyon oda seperasyonları ve üniteleri ile hem mekânları birbirinden (alan, hareket kabiliyeti kaybetmeksizin) ayırdı hem de ışığı her noktaya taşıdı. Biraz geleceği tanıyalım:

Rimadesio, dekorasyon dünyasının çok yakından tanıdığı bir marka. Modern kapı sistemleri, kayar paneller, saklama üniteleri, raf sistemleri, walk-in giyinme/soyunma mekânları-sistemleri ve tamamlayıcı mobilyalar üreten çok güçlü bir firma. Modern mimariye eşlik eden ve inovatif gelişmeleri adım adım takip eden Rimadesio, cam ve metali yani organik ve teknolojik iki malzemeyi yan yana getiren işlevi estetikle buluşturan bir tasarım felsefesine sahip. Bugün dünyanın birçok yerinde seçkin projelerde yer alan Rimadesio, mimarların en büyük çözüm ortakları arasında olmakla birlikte Young & Design, KBB gibi birçok tasarım ödülünün de sahibi.
Özellikle mekânın bütün ruhunu değiştiren ve yüzey farklılıklarıyla çok stilize fonlar yaratan Rimadesio sistemleri, adeta sanat eseri gibi. Farklı seçeneklerde açılır-kapanır ve kayar sistemlerde üretirken, bütün bir panel olarak mekânı tek perspektifte kaplıyor. Bu da onu, lüks rezidans konseptlerinden flat’lerdeki pratik giyinme odalarına kadar her mekanda, sevimsiz kapı seçeneklerinden sofistike duvarlara ve onlarla bütünleşmiş kapılara götürüyor. Ev ve ofisler için tasarladığı mobilya ve duvar sistemlerine de taşıyan marka, özel ve toplu yaşam alanlarına sofistike, çağdaş ve fonksiyonel dokunuşlar ve çözümler getiriyor.

Yeni başlangıçlar mevsiminde minimal düzen matematiğine ayak uydurup hayatınızı kolaylaştırmak için sizde bir an önce fazlalıklardan kurtulmayı bir sanat haline getirmelisiniz.
Güzel bir yaşam dileğiyle!

Açık Alanlarda Alışkanlıkları Değiştiren Mutfak ve Banyolar

Bir düş mü? Hayır. Günümüzün açık hava alanları artık ‘derme çatma’ köşeler olarak değil her işlevin dört dörtlük kurgulandığı mekânlar olarak kurgulanıyor. Bu trafiğe en yeni katılanlar ise ‘mutfak ve banyolar’

Mevsim gelip kapı-pencereler açılınca ve herkes kendini balkon, teras, veranda, bahçe ve havuz çevresine taşıyınca ister istemez günlük hayatımızın pek çok ritüeli de buralarda yapılıyor. Uyku için dahi kendimizi hamağa atıyoruz. Kitaplarımızı okumak için kendimize bir köşe hazırlıyoruz. Masalar temizleniyor, spor aletleri dahi temiz havaya çıkarılıyor.

Bu trendin en son ve en önemli atağı mutfak ve banyolara geldi. Yemek yeme için zaten dışarıya alışığız ama ya pişirmek için? Basit duşlarla ferahlamayı biliyoruz ama gerçek bir dış mekân spa alanı için heyecanlanmaz mıyız acaba? Tasarım evleri ve markalar bu soruların cevabını özgürleşme ve doğayla bütünleşme isteğimizi de duyarak veriyor, banyo ve mutfakları bahçeye taşıyorlar.

Açık plan banyolarda rahatlama ve arınma

Banyo, hepimiz için evdeki en kişisel ve özel alan. Sadece temizlenmek ve arınmak için değil, banyonun yerleşimi ve renkleriyle de huzurlu ve pozitif enerji veren bir mekân olması gerekiyor. Bu duygular, beraberinde yenilenmeyi ve ferahlamayı da getiriyor. Sadece bu yüzden bile bir pencere veya temiz havayla teması olan banyolar başka bir değerle seviliyor. Hatta manzrası olan banyolar bir evi satın alırken bile tercih nedeni. Eğer banyonuzun hemen yanında ya da karşısında bir bahçeniz varsa küvetinizin yanına koyarak manzaraya karşı duş alabilirsiniz. Hem gün ışığı, hem temiz hava, hem de pozitif enerji veren bir mekân aurası, yenilenme hareketine tamamlayan faktörler.

Ancak en iyi formül her şeyi dışarıya taşımak. Doğrudan bir görüş alanı içinde değilseniz, yani müstakil bir bahçeniz varsa, bu alanda bir köşe, kabin veya oda yaratabilir, bağımsız küvet veya duş teknesi ile kendi özel spanızı yaratabilirsiniz. Elbette bu alanı kullanmanız için hava sıcaklığının yüksek derecelerde seyrettiği bir bölgede yaşıyor olmalısınız.

Dış mekânlar için mutfak tasarımı

Açık hava alanlar için özel olarak tasarlanan mutfaklar ve ada çözümleri, atmosfer keyfini daha uzun süreli hale getiriyor. Eğer bahçede yeterli alana sahipseniz mutfak yapan firmalardan destek alarak bahçenize uygun bir mutfak ünitesi de tasarlatabilirsiniz. Bu tarz mutfaklar arasında en çok tercih edilen, dış kaplaması doğal taş olan modeller. Açık hava mutfaklarına da dış mekân için tasarlanan servis arabaları eşlik ediyor. Bahçeye taşınan ya da bahçeyle birleştirilen mutfaklar yine daha aşina olduğumuz bir kavram ancak profesyonel bir mutfağın bahçeye taşınması ise yeni bir kavram. Buradaki en önemli kriter ise mutfak malzemesinin dış mekân koşullarına uygun olması ve ‘durability’ güvenilirliği. Elbette ki kurgunun da yemek alanına uygun ve karşılıyor olması gerekiyor. Birbirinden kopuk pişirme ve yemek alanları yine trafik kaosu ve bölünme yaratıyor. Separasyonsuz mekânlarda hazırlanmış ‘aynı işlev-farklı köşeler’, bütün mekânın estetiğini dağıtabilir, oysa ki kompakt kurgulamanız daha hoş olacaktır.

Kısacası yazın gelmesi ve havaların ısınmasıyla dış mekândaki keyif süremizi artırmaya çalışıyoruz. Alışkanlıklarımızı takip eden tasarım dünyası da sürekli çözüm arayışında. Yeni sezonda kahvaltı öncesinden başlıyoruz dışarıya çıkmaya. Hatta gece bile orada uyuyoruz. Dolayısıyla gelecekte yatak odalarına benzeyen uyku köşelerine rastlarsanız ve yıldızları vaadeden tasarımlar görürseniz şaşırmayın.

Lüksün deko-şifreleri

Günümüzde lüks anlayışı sürekli şekil değiştiriyor. Lüks kalitedir; el işçiliği, doğal malzemeler, zanaatkârlık gibi değerler paha biçilmezdir. Öte yandan zaman sağlayandır; teknolojinin tüm avantajlarını maksimum kullanabilen her ürün size zaman armağan eder ve o dakikalar da önemlidir, özellikle bu kadar yoğunluğun ve trafiğin olduğu bir dönemde.
Son olarak da konfor sağlayandır; ideal konumuna geçmiş, her türlü altyapısını tamamlamış, kullanıcısına uzun yıllar rahatlık sağlayabilecek her ürün temel olarak lükstür.
Yormayan, koşturtmayan, rahat ettiren parçalardır. Sadece pahalı olan değil, sizi ruhen ve zihnen zenginleştirenlerdir. Bugün bir post materyalizm dönemindeyiz ve insanlar artık zenginliği hayat kaliteleriyle ölçüyorlar, sahip olduklarının adediyle değil. Yaşam gustonuz ve kendinize kattıklarınızla…

A.Ozan Ekşi

Yapılan araştırmalara göre lüks dünyada satışı büyütmenin yolu sadece kaliteli hammadde ve havalı tasarımlardan geçmiyor; eğlenmek, keyif almak ve paylaşmak lüksün yeni dünya düzeninde müşterilerin en önem verdiği konular. Nihai kullanıcılardan gelen talepler değiştikçe, firmaların ve tasarımcıların çalışmaları da bireye özgün konseptler yönünde oluyor, yeni ürünler yeni alışkanlıkları doğuruyor.
Özgün ve lüks detaylarıyla yaşam alanlarımıza karakter kazandıran tasarımlar siyah-altın, deri, kürk, mermer ve pirinç hakimiyetinde…

Siyah ve altının asaleti
Lüksü ifade eden altın renginin aşk yaşadığı siyahla kombinasyonunu mekanda asil ve sofistike bir etki yaratmak için kullanabilirsiniz. Yıllardır popülerliğini kaybetmeyen siyah ve altın rengi, göz kamaştırıcı bir birliktelikle mekânlara ışıltı katıyor.  Yaşam alanlarımızda metalik ışıltılar gösterişli ve muhteşem alanlar yaratmak için başvurduğumuz yöntemlerin başında gelir. Abartıya kaçmadan dikkatli kullanılan bu ışıltılar, sade tasarımları şıklaştırırken aynı zamanda mekânda çok ciddi estetik algı yaratır. Özellikle tarz olarak retro, eklektik, klasik ve modern konseptlerde dikkatli kullanıldığı müddetçe olağanüstü mekânlar yaratmak mümkündür.
Aristokrat seçim: Deri

Deri dekorasyonda yıllara meydan okuyan bir malzeme olarak her yıl karşımıza çıkıyor. Girdiği ortama lüks bir dokunuş katan deri, kış ayları için biçilmiş kaftan gibi görünse de aslında yılın dört mevsiminde rahatlıkla kullanılabiliyor. Kahverenginin farklı tonlarında natürel bir malzeme olan derinin şıklığı bir yana en büyük özelliklerinden bir tanesi de pek çok kumaşa göre daha kolay temizlenebilir olması. Sofistike dokusuyla deri, gün geçtikçe kanepe ve koltukları giydirmenin dışına çıkıyor, tepsi, sehpa, hoparlör gibi aksesuarlarda kaplama malzemesi olarak kullanılıyor.

Elegan frekans: Kürk
Isınma teması lüksle buluşuyor. Kürk görünümlü yumuşak dokular dağ evi konseptine modern, şık ve elegan bir hava katıyor. Özellikle yastıklarda, kilimlerde ve battaniyelerde bolca gördüğümüz kürklü tasarımlar, kendilerini yatak odalarından ofislere kadar her ortamda sergileme şansı buluyor.

Sofistike malzeme: Mermer
Kalitesinden asla ödün vermeyen mermer; son yıllarda modern bir trend olarak keskin dönüşüyle tekrar mekânlara ev sahipliği yaptığını görüyoruz. Son yıllarda tasarımcıların odak noktası haline gelen mermer, yaşam alanlarında mimari malzeme olmanın yanı sıra mobilya, aksesuar ve banyo tasarımlarında da karşımıza çıkıyor.

Mekânda ihtişamı gösteren titanyum kaplama renkleri

Dekorasyon dünyasında her geçen gün farklı trendler ön plana çıkarken yaşadığımız mekânları güzelleştirmek için sayısız seçeneğe sahip oluyoruz. Son zamanlarda dekorasyondan moda dünyasına, kozmetikten birçok alana kadar sıçramış olan metalik trendi; altın, bronz, gümüş gibi geniş bir yelpaze sunuyor. Metalik renklerin yanı sıra rose gold son dönemde sıkça adını duyurmakta… Dekorasyonda titanyum kaplama renkleri ile siz de evinizi dekore edebilirsiniz.

Feminen, şık ve bir o kadar da stil sahibi bir dekorasyonu tasarlamak istiyorsanız bright light, matt champagne, glossy rose gold detaylar kullanabilirsiniz. Masa, sandalye, sehpa, koltuk gibi mobilyaların metal kısımlarını ve aksesuarlarınızı rose gold seçebilirsiniz.

Toprağın geçmişten gelen yolculuğu

Dokunmaktan haz aldığımız, kusurlarına saygı duyduğumuz, renklerinde kaybolduğumuz seramikler, içimizde ve evimizde derin bir mutluluk uyandırıyor.

Dile kolay, 8000 yıl öncesine uzanan bir hikâyesi var seramiğin… Toprak, su, ateş, hava diye yola çıkan insanoğlu, önceleri sadece ihtiyaçlarını karşılamak için şekillendirdiği toprağı daha sonra dekoratif aksesuarlarla dönüştürmüş. Çanaklar, çömlekler, küpler, su testileri… Bu uzun zaman diliminde Truva, Lidya, Hitit, Bizans derken seramik neredeyse tüm medeniyetlere yayılmış ve üretilmeye, keşfedilmeye, süslenmeye, özellikle sanatsal anlamlar katılmaya açık bir malzeme olmuş. Öyle ki, mimari objelere, ilkyazı tabletlerine, dini simgelere dönüştürmüş. Bu liste uzayıp giderken teknikler de geliştikçe gelişmiş. Çamura renk katmışlar, sonra da kumu eriterek seramiği kaplayan parlak malzeme olarak bilinen sır tekniğini bulmuşlar. Her ne kadar kökeni Anadolu’da olsa da farklı tekniklerle değişik formlara giren kil, İran’dan Çin’e, Hindistan’dan Fransa’ya dünyanın dört bir yanına yüzyıllar boyu yayılmış. Bugün pek çok sanatçıya, mimara ve tasarımcıya ilham olan seramik, kişiselleştirilmiş dokuların, formların ve renklerin tutkuyla, usta eller tarafından bir araya getirildiği birer şahesere dönüşüyor.

Doğanın, yalınlığın, saflığın ve ham olanın tercih edildiği yaşam stillerindeki eğilimler gösteriyor ki, malzemede de iyi, sağlıklı olanı arıyoruz. Doğru işlemlerden geçtiği sürece sağlığa herhangi bir zararı olmayan seramik, belki de bu yüzden hayatımızın bir parçası. Son yıllarda modayı ve trendleri de önemli ölçüde etkilerken, günümüzde salonlardan bahçelere dek ev ile ilgili her alanda karşımıza çıkıyor. Dekorasyondan aksesuara kadar tek bir yerde sıkışıp kalmayı reddeden seramik, banyo zeminlerinden mutfak duvarına kadar hayatımızın her alanını işgal etmiş durumda. Bir dekorasyon öğesi olarak seramiğin sıcak ve soğuğa karşı dayanıklı olması mimarideki kullanımını da güçlendiriyor.

Günümüzde dekorasyon modası, akımları temelden reddeden bir anlayıştan uzaklaştı. Önceki yıllardan gelen retro geometrik esintisi güncelliğini 2019’da da sürdürüyor. Önceki yıllarda daha çok banyo, mutfak ve balkon gibi alanlarda tercih edilen, 2018 yılı içinde salon, yatak odası duvarlarında da boy gösteren seramikler; önümüzdeki yıllarda da buradaki yerini koruyacak gibi görünüyor.

Genel dekorasyon içinde seramiğin etkin kullanımına baktığımızda mutfak ve banyolardaki çağdaş tasarımlara tanık oluyoruz. Ev hayatımızın büyük bir bölümünün mutfakta ve banyoda geçtiği gerçeğini inkâr edemeyiz; ev almayı ya da evlerini yenilemeyi düşünenler için bazı püf noktaları var. Bu yıl mutfaklarda çağdaş tasarımlar, banyolarda ise daha sağlıklı ve sade ürünler tercih ediliyor. Ayrıca çalışma hayatının getirdiği zamansızlık nedeniyle, kolay temizlenebilir ve bakteri barındırmayan ürünler bu yıl bir adım öne çıkıyor. Gri ve beyaz renklerin hüküm sürdüğü mutfak dekorasyonunda siyah-beyaz kontrastı da dikkat çekiyor. Ayrıca seramiklerde platin ve platin renk tonlarının ışıltısı ile özel tasarlanmış detaylar da, klasik ve gösterişli tarzdan vazgeçemeyenlerin beğenisine hitap ediyor. Seramik sektöründeki öncü firmalar beğenileri dikkate alınarak yarattığı serileri, estetik ve bütüncül konseptleri ile yeni ürünlerini sunmanın tatlı heyecanı ve keyfini sürüyor.

Seramikler yalnızca ıslak zeminde değil, evlerin her köşesinde sade bir şıklık yaratıyor. Retro esintisi yaratan çizgileri ile soyut görüntü veren bir tarza sahip olan seriler ise; sanat galerilerinde, otellerde ve kafelerde fark yaratmak isteyenlerin tercihi oluyor.

**Tüm fotoğraflar Emil Group’tan alınmıştır.

TASARIMA GLOBAL BAKIŞ – SALONE DEL MOBILE 2019

Sadece İtalya ya da Avrupa’nın değil dünyanın en önemli tasarım etkinliği Milano Tasarım Haftası bu yıl 9-14 Nisan tarihlerinde gerçekleşti. Dünyanın dört bir yanından tasarımcılar, mimarlar, sanatçılar, markalar, gazeteciler ve tasarım-severler, teknoloji, dekorasyon, aydınlatma ve mimaride en son yenilikleri görmek ya da sergilemek için Milano’ya akın etti. Etkinlik, yanına aydınlatma fuarı Euroluce’yi de alarak şehrin her noktasına yayıldı. Tüm yıl merakla beklenen dünyanın en köklü mobilya fuarı Salone del Mobile, bizleri yine şaşırtmadı. Birbirinden görkemli tasarımlarla, etkileyici mobilyalar ve yenilikçi ürünlerle, tasarımcılara, mimarlara ve sektörün meraklılarına çok yüksek perdeden cevap verdiğini gördük.
Fuarın kendisi zaten yeterince kapsamlıydı ve yanı sıra düzenlenen şehir içi etkinlikler, sergiler, ürün lansmanları, panel ve seminerler, partiler ve birçok etkinlikle Milano tam anlamıyla bir ‘tasarım şölenine’ sahne oldu.
Sektördeki gelişim sürecine baktığımızda 2019-2020 yılının geçmiş yıllardan daha iyi olacağı kanısındayız. Salone del Mobile’de; Roberto Cavalli Home, Bentley Home, Etro Home, Gianfranco Ferre Home, B&B Italia, Minotti, Giorgetti, Molteni & C, Missoni, Fendi Casa, Longhi gibi dev isimleri ziyaret ettik.
Fuardaki mobilya firmalarının işbirliği yaptığı tekstil ve otomobil markalarının öne çıktığına ve dev markaların bu alanda ciddi yatırımlar yaptığına şahitlik ettik. Dekorasyonda devrim yapan giyim sektörünün önde gelen isimlerine bakacak olursak; Versace’nin görkemli marka kimliği bu sene tasarımla buluştu. Ünlü iç mimar Sasha Bikoff ve sanatçı Andy Dixon ile işbirliği yapan moda devi, mobilya koleksiyonunda Miami’nin güncel stili ile 80’li yıllarda İtalya’da yükselen Memphis akımını buluşturdu. Louis Vuitton’un seyahatlerden ilham alan Objets Nomades koleksiyonu, bu yıl tanıtılan 10 yeni parçayla birlikte özenle hazırlanmış 45 tasarımın yer aldığı büyük bir koleksiyona dönüştü.

“Tasarımın Başkenti” sloganıyla çıkış yapan Jumbo Group, 4 farklı dev markası; Roberto Cavalli Home Interiors, Gianfranco Ferré Home, Etro Home Interiors ve JCP Universe ile lüks mobilya endüstrisindeki en büyük ve en başarılı şirketlerden birisi. Ziyaretçilere ikonik parçaları görme, en yeni stil ve trendleri öğrenme ve yeni bir iç tasarım hizmeti konsepti keşfetme fırsatı sunuyorlar. Her dönem olduğu gibi bu sezon da moda ve tasarım öngörüleri doğrultusunda oluşturdukları geniş koleksiyonuyla oldukça dikkat çekiyor. Gucci, İtalya’nın zengin sanat kültürünü yaşatan sıra dışı tasarım kombinasyonuyla geleneksel ev eşyaları ve mobilyalarıyla da artık dikkat çekiyor. Bütün bunlar demek oluyor ki podyum şovlarından aşina olduğumuz çok sayıda ünlü marka mobilya ve aksesuar tasarımlarıyla yaşam alanlarında da kendilerine yer buluyor. Önümüzdeki yıllarda yalnız bu alanda atılım yapmakla kalmayan saygın markaların, banyo ve mutfak sektöründe de çeşitli yatırımlarını göreceğimizin sinyallerini alıyoruz. İlerleyen zamanlarda Aston Martin imzalı bir banyo ya da Christian Louboutin’in sınırlı sayıda ürettiği mutfak görürseniz şaşırmayın…
2020-2021 yılı için modadan dekorasyona, dünyanın sosyokültürel alanda entegrasyonu incelendiğinde geçmişe övgüler yapılacağını göreceğiz. Dekorasyonda yükselen trendler arasında, Osmanlı tarzı gün geçtikçe talebi artan bir akım haline geliyor. Osmanlı mimarisinin ve stilinin, dekorasyondaki yansıması, modern dünyada göz kamaştırıcı bir zevki temsil ediyor. Günümüzde rönesansın sanat biçiminden etkilenen İtalyan dekorasyonuyla donatılan evlere rastlıyoruz. Bunun yanı sıra 1800’lü yılların ihtişamını yaşam alanına yansıtmak isteyenler geçmişte olduğu gibi Viktorya tarzı dekorasyonun inceliklerinden faydalanıyor olacak… Tasarımcılar ve mimarlar binlerce yıllık gelenekler arasında geçen özenli bir yolculuğu tasarım, stil ve bugünün çağdaş yaşam alışkanlıklarıyla yorumlayacak. Çağdaş tasarıma dair parçaların doğayla etkileyici bir kontrast oluşturduğu farklı doku ve materyaller özgürce bir araya getirilerek modern bir eklektik stile imza atılacak. Gerçek malzemelerin ilkel karakteri ve doğada el değmeden oluşan heykelsi formların günümüze uyarlanacağı bir dönem bizleri bekliyor. Toprakta köklenmiş doğal ahşaplar, deri ve doğal dokular usta ellerde işlenerek binlerce yıllık zanaat hikâyelerini geleceğe taşıyacak. Yalın formlar, iyi ve kaliteli bir yaşamın önemini açığa çıkaracak. Zamansız, doğal malzemelerin daha fazla mekâna ev sahipliği yaptığını göreceğiz ve güzelliğin kusurlarla daha estetik olduğu bir felsefeyi benimseyeceğiz.
Son yıllarda modern bir trend olarak altının yerine geçmeyi başaran Rose Gold, tahtını bakıra ve okside edilmiş metallere bırakıyor. Bronz aynalar ve cam detaylarının bu yıl da dekorasyona heyecan kattığını gözlemledik. Tekstilde üç yıl önce sinyallerini gördüğümüz hayvan motifleri, resimleri, objelerini de artık dekorasyonda daha fazla görmeye başlayacağımız döneme girmiş bulunuyoruz. Afrika’nın bir kıta dolusu dokusu mekânlardaki yerini alacağa benziyor. Mimari içerisinde hep var olan geometri bu yıl dekorasyonda biraz daha fazla hissedilir etkiler yaratmakta kararlı. Geometrik, simetrik ve asimetrik çizgiler, bizi sonsuz bir dünyanın içine çekiyor. Pantone 2019 için Yılın Rengi’ni doğuştan gelen iyimserlik ve mutluluk arayışı ihtiyacımızı simgeleyen Living Coral olarak belirlediği andan bugüne mercan ve deniz yosunları sezonun öne çıkan temaları arasındaydı. İç mekânlara girmeye hazırlanan deniz aksesuarlarını, aydınlatma parçalarını görmekle beraber mekânlarda canlı bitkilerin dekorasyon unsuru olarak kullanıldığına şahit olacağız.
A.Ozan EKŞİ

Rahatlığı merkezine alan dış mekân tasarımları

Açık havaya taşınma vakti! Havada dolaşan yüksek enerji, dışarıda geçirilen zamanın çoğalmasıyla paralel gidiyor. Sem Collections, ev yaşamına baharla birlikte taze nefesler katacak ve her metrekarede daha dinç, daha keyifli ve daha sıcakkanlı hissettirecek tasarımlarla yeni sezona ‘merhaba’ diyor.

Güneşin sıcak yüzünü göstermesiyle dış mekânlarda geçirdiğimiz zaman uzadı. Kasvetli ve soğuk kış aylarının ardından, tıpkı sizin gibi evinizin de canlanmaya ve yenilenmeye ihtiyacı var. Evin perdelerini pencereden alıp bahçe duvarına taşıdığınızı hayal edin. İzin verin bahçeniz dışarıda kalmasın, evin bir parçası haline gelsin. Doğayla iletişim halinde olmanın faydaları bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek. 2019 trendlerine baktığımızda açık hava yaşam alanlarının dekorasyonu her zamankinden daha fazla önem taşıyor. Açık hava alanlarına yönelik mobilyaların iç mekânlardaki tasarımlardan tek farkı, hava koşullarına uygun materyal ve tekstillerden oluşan kostümlerini giymeleri, sahnelerini ise açık havaya taşımaları. Ortaya çıkan dekorlarda ise bir taraftan iç mekânları kasıp kavuran retro stilin yansımalarına, diğer taraftan bu değerli gezegenin bizim yardımımıza ihtiyacı olduğunun bilincinde olan birçok firmanın çevreye zarar vermeden ürettiği harika tasarımlara rastlıyoruz.

Konformist detaylarıyla yeşilin ortasında yıldızı parlayan lüks mobilya üreticisi Manutti, bahçelerde keyif rüzgârları estirmeye hazırlanıyor. Şık ve konforlu tasarımları ile sizleri huzurlu bir yaşam biçimine davet ediyor. Minimalist çizgiler, geometrik örgü desenleri ve natürel renklerden oluşan ürünleri ile dekorasyonda farklılık yaratmak isteyenler için pek çok alternatif sunan Manutti’nin bahçe, teras, mutfak, havuz başı gibi pek çok mekânda kullanabileceğiniz ürünleri mevcut. Doğaya dönme arzusunda olanlara gerekli ilhamı veriyor.

Dayanıklılık ve estetikten ödün vermeyen tasarımlarıyla açık havada tüm koşullara kolaylıkla uyum sağlayabilen koleksiyonları, ergonomik yapısıyla da ön plana çıkıyor. Tik, sentetik rattan ve alüminyumu profesyonel işçilikle harmanlayan marka, biçim, renk, derinlik gibi detayları takipçilerinin tercihlerine uygun şekilde kurguluyor. Bahçenizin en güzel köşesine yakışacak oturma gruplarından, uzun yemek sohbetlerine eşlik edecek yemek masalarına, güneşin tadını çıkartacağınız şezlonglardan yumuşak bir rüzgâr eşliğinde kendinizi bırakacağınız puflara geniş bir ürün yelpazesi sunuyor. Yalın formları ve sakinleştirici renk skalası dış mekânların dinginlik ihtiyacını da karşılıyor. Tamamlayıcı aksesuarlarıyla açık hava için aradığınız her şeyi aynı çatı altında bulabilmenize olanak tanıyor.

Evlerin dış dünyaya açılan kapısı balkonlar, gökyüzüne dokunan teraslar, doğadaki keyif köşeleri dekoratif bahçeler ve tatili ayağınıza kadar getiren havuzlu alanlar için erken hazırlık vakti, keşfetmeniz gereken tasarımlar var!

Yaşam alanlarına ışıltılı dokunuşlar

Mimari tasarımlar kim ya da kimler için tasarlanıyor olursa olsun, ışığın tasarımdaki kullanımı son derece önemlidir. Müstakil bir ev, kullanışlı bir ofis veya ışıldamak isteyen bir mağaza… Dünyanın neresinde olursa olsun yapılar, ışıklandırmaya ihtiyaç duyarlar. Çünkü tüm mimari tasarımlar içinde yaşayacakları insanlar için tasarlanırlar ve insanların en büyük ihtiyaçlarından bir tanesi de ışıktır. Bu yüzden ışığın kullanımı mimarlıkta son derece önemli bir husus olarak karşımıza çıkar.

Günümüzde tasarım alanındaki gelişmelerin temelinde, pozitif bilimlerdeki gelişmeler yatmaktadır. Bu noktada pozitif bilimlerin gelişmesi, insan ile ilgili tüm alanlarda yapılan çalışmalarla birlikte, aydınlatmanın da yan bilgi olmanın çok ötesinde, başlı başına bir konu olduğunu ortaya koymuştur. Geçmişte aydınlatma teknolojileri alanındaki araştırmalarda göz ardı edilen konular, günümüzde sağlık sorunları olarak karşımıza çıkmaktadır. Verimlilik, performans, mekân algısı gibi konular, özellikle iç mekânların fiziksel ortam koşullarından kaynaklanan problemlerdeki artış nedeniyle göz ardı edilemez bir konuma gelmiştir. Bu noktada; ışığın geliştirilmesi, üretilmesi, satılması, uygulanması ve tasarlanması konularında, çalışan kişiler tarafından, ‘iyi görme koşullarının sağlanması için’ ışık uygulamak konusu, insan sağlığı çerçevesinde düşünülüp sağlıklı aydınlatmanın gereklerini yeniden belirlemesi gerekmektedir.

Sonuç olarak; özellikle görsel performans düzeyinin yüksek olmasının istendiği durumlarda mekânda yapılacak aydınlatma tasarımının da mekânla birlikte tasarlanması gerekmektedir. Bu amaca yönelik yapılacak aydınlatma tasarımlarında, zamanının büyük bir kısmını kapalı mekânlarda ve yapay ışıkla geçiren kişilerin, yapay ışıktan fizyolojik, biyolojik ve psikolojik bakımdan nasıl etkilendiklerini bilmek gerekmektedir. Teknolojinin desteğiyle gelişen yeni tasarım anlayışı aydınlatma seçeneklerinin yelpazesini genişletirken, yaratıcı aydınlatma fikirlerinin mekânlara etkisi de giderek güçleniyor.

Son yıllarda aydınlatma ürünleri, ışık ihtiyacının ötesinde dekorasyonun tamamlayıcısı olarak yaşam alanlarına kattığı renk ve şıklık sebebiyle iç mekân tasarımında büyük önem kazanmış durumda.

Yaratmak istediğiniz ambiyansın yolu, belirlediğiniz ışık miktarı ve stilden geçiyor.

Vazgeçilmez Klasik
Her dönemin zamansız stillerinden olan klasik tasarım anlayışı, aydınlatmada birer mücevheri andıran çizgileri ile modası geçmeyen zevkleri yansıtıyor. Gösterişi ve şatafatı ile avant-garde bir duruş sergileyen dev sarkıtlar, sarkıtların en büyük tamamlayıcısı aplikler, masa üzeri aydınlatmalar ve lambaderler ile klasik tarzdaki yaşam alanınızda çarpıcı bir vurgu sağlayabilirsiniz.

Duvarda Işık Oyunları
Bölgesel aydınlatma ile desteklenen mekânların belki de en şık parçaları arasında yer alan aplikler duvara yansıttıkları ışık gölge oyunları ile adeta birer enstelasyona aracılık ediyor. Modernden klasiğe, bakırdan cama kadar her malzeme ve stile bürünen aplikler yaşam alanlarının her noktasına çok yakışıyor.

XL Yaşam
Yaşam alanlarımız büyüdükçe aydınlanma ihtiyaçları da aynı oranda artıyor. Yüksek tavanlı, geniş oturma gruplu ve büyük bir yemek masasının konumlandırıldığı bölümlerde yaşamımızı XL boyutlara sahip aydınlatmalar aydınlatıyor. İri sarkıtlar, uzun lambaderler, dev bahçe aydınlatmaları derken büyüklük hissi mekânlara da yeni bir boyut kazandırıyor.

Hangi aydınlatmayı nerede kullanalım?

*Modern mekân tasarımında yalın ve düz hatlı avizelerle birlikte daha klasik veya avangard bir aydınlatma ürünü kullanarak sıcak ve sevimli bir ortam sağlamak mümkün.

*Farklı noktalara yerleştirilen abajur ve lambaderlerle ışığın değişik açılardan gelmesi sağlanarak daha romantik ve dinlendirici bir ortam sağlanabilir.

*Yüzyılların vazgeçilmezi klasik aydınlatma ürünleri olan döküm ve cam avizeler, artık sadece kristalli, pirinç ve bronz kaplamalı değil, tarza uygun antik kaplamalar ve patine dokunuşlarla farklı renklerde daha güncel ve daha country tarza dönüşebiliyor.

*Klasiğin en güzel temsilcilerinden biri olan porselen avizeler, farklı tasarımlarla tekrar popüler hale geldi. Bu tür aydınlatmaları modern bir mekânda kullanarak çarpıcı bir ortam yaratabilirsiniz.

*Osmanlı ve Selçuklu motifleri de günümüzde aydınlatma ürünlerinde sıkça kullanılan desenler arasında.

*Üfleme camlar yeniden gündemde. Varak kaplamalar, pastel renkler, püsküller, adeta bir hat sanatçısının elinden çıkmış gibi motifli parçalar üfleme camlarla birleşince, tarihin şık mekânlarını anımsatan bir ortam yaratıyor.

*Artık mutfaklarda sadece amaca yönelik ürünler kullanılmıyor; daha yalın ve düz hatlı mutfaklarda masa ve adaların üstüne takılan cam ve sarkıtlarla birlikte son derece şık cam kollu avizeler, hatta kristalli sarkıtlar kullanılıyor. Böylece mutfaklarda oturma grupları ve avizeleriyle daha uzun süre zaman geçirilen bir ortam yaratılabiliyor.

*Banyolarda camın en güzel renk ve modelleriyle yapılmış tavan armatürleri ve sıva altı ürünler yine kullanılıyor.  Öyle ki; porselen desenli lavabolar, döküm musluklar ve ışıltılı seramiklerle bezenen büyük banyolarda, özellikle mekâna yerleştirilen jozefin tarzı oturma gruplarıyla birlikte Maria Terasa tarzı avizeler dahi kullanılır hale geldi. Artık banyolar pozitif enerji yükleyen, dinlendirici ve bir o kadar da gösterişli mekânlara dönüşüyor.

 

Yılın Rengi: Living Coral

Kendi gösterişini denizlerin derinliklerine saklayarak elde edilmesi zor olanı oynuyor ancak gördüğünüz anda hem gözünüze hem ruhunuza hitap ediyor. 

 

Pantone Renk Enstitüsü, her yıl teknoloji, moda ve medya trendlerini araştırıyor ve buna göre zamanın ruhunu en iyi anlatan etkileri tespit ediyor. 2019 yılının rengini doğuştan gelen iyimserlik ve mutluluk arayışı ihtiyacımızı simgeleyen Living Coral olarak belirledi.

2016 yılında cinsiyet eşitliğini temsil eden Rose Quartz ve Serenity rengini, 2017’de doğayla bağ kuran ve yeni başlangıçları temsil eden Greenery rengini, 2018’de ise görsel düşünme ve gelecek gibi kavramları temsil eden Ultra Violet rengini seçen Pantone, 2019 için Yılın Rengi’ni doğuştan gelen iyimserlik ve mutluluk arayışı ihtiyacımızı simgeleyen Living Coral olarak belirledi.

Pantone, günlük hayatımızın her geçen gün artarak dijital teknoloji ve sosyal medya tarafından sarmalanmasına tepki olarak, insanlığın bağlanma ve samimiyet  kurmasına imkân sağlayan otantik ve kapsayıcı deneyim arayışını göz önünde bulundurarak 16-1546 kodlu Living Coral rengini bu yılın rengi olarak seçti. Pantone Renk Enstitüsü’nün Yönetici Direktör’ü Leatrice Eiseman renklerin doğal ve dijital gerçeklikler arasında dengeyi kurduğunu ve bunun özellikle insanileştirici ve cesaretlendirici özellikler taşıması sebebiyle, insan ilişkileri ve sosyal etkileşimi arzulayan tüketicilerin hassas noktalarına dokunan Canlı Mercan rengi için geçerli olduğunu söylüyor.

Girdiği mekânda hafiflik ve sakinlik hislerini yaratan bu rengi evinizde rahatlıkla kullanabilir, stil sahibi mekânlar kurgulayabilirsiniz. Kullanıldığı dekorasyon kurgularına optimist bir atmosfer kazandıran bu rengi ister duvar yüzeylerinde, ister mobilya ve aksesuarlarla evinize dahil edebilirsiniz. Pantone renk uzmanları  her şekilde mekanınıza canlılık ve otantik bir görünüm yükleyeceğinizin garantisini baştan veriyor.

Duvar boyası tercihinizi mercan tonlarından yana kullanın.

Mercan resiflerinin canlı pembesinden ilhamını alan Pantone rengini duvarınızda uygulayarak sofistike bir atmosfer kurgulayabilirsiniz. Hasır veya bambu mobilyalar bu renk ile uyumlu bir bütün oluşturuyor. Son dönemlerde popüler olan kuru çalılar, tüyler ve dallar ise rengin doğal çekiciliğini artıran objeler arasında.

Mercan rengini mekanınıza mobilyalarla dahil edin.

 

Şeftali, somon ve mercan renkleri arasında değişen bir koltuk veya kanepe girdiği mekâna canlılık katacak ve ortamın enerjisini yükseltecektir. Vintage stilindeki kurgular ile retro mobilyalara çok yakışan bu rengi kullanırken mercanın tonsurton renklerine de perde veya halı gibi diğer dekorasyon unsurlarında yer vererek etkisini artırabilirsiniz.

 

Mercanı adaçayı yeşili ve pirinç aksesuarla kombinleyin.

 

2018 sonlarında trend otoritelerinin yeni tasarımlar için işaret ettiği adaçayı yeşili, Pantone renk uzmanlarının 2019’un rengi olarak seçtikleri mercan rengiyle bir araya geldiğinde mekanda dengeli ve ruhu dinlendiren bir hava yaratıyor. Ayrıca mercan rengini pirinç yüzeylerle kombinlemek mekandaki zen ve hafiflik hissine lüks dokunuşlar katacaktır.

 

Mercan rengine fon olarak sakin ve soft tonlar seçin.

 

Mercan renginin etkisini artırmak için fon renginizi nötr ve soft tonlardan tercih edin. Örneğin zeminleri ve duvarları beyaza boyanmış bir mekânda kullanılan mercan renkli bir koltuk veya bej bir kanepe üzerine yerleştirilen mercan renkli yastıklar dekorasyonda odak noktası olacaktır.

 

Çalışma masanızda mercan renginin motivasyon artırıcı gücünden yararlanın.

 

Birçok boya firması Living Coral’ı “Pervasız, enerjik, neşe veren ve her türlü mekâna pozitif enerji katan canlı bir renk” olarak tanımlanıyor. Bu rengi çalışma alanınıza taşıyarak motivasyonunuzu artırabilir, seramik ve cam gibi doğal malzemelerle buluşturarak aurası yüksek bir ortam kurgulayabilirsiniz.

DOĞAYI SEYREDEN CAMDAN KALP: KIŞ BAHÇELERİ

Öyle bir keyif ki, hem kapalı mekânın konforunu sunabiliyor hem dört mevsimi görsel bir şovla içeriye taşıyor. Kış bahçesi kavramı, Amerikan tarzı evlerle başlayan ve değişik versiyonlarıyla artık her stildeki yaşam alanında tercih edilen bir çözüm ve keyif alanı.

A. Ozan Ekşi

Doğanın içinde bir eviniz var ama bahçeye sadece güneşli mevsimlerde çıkabiliyor, doğanın güzelliğini havalar açmadan değerlendiremiyorsunuz. Bu, neredeyse demode bir çaresizlik. Artık, doğanın tatlı huzurunu 4 mevsim yaşamak çok kolay çünkü özellikle yiyecek-içecek sektörünün duvarları kaldırıp şeffaf mekanlar oluşturarak yarattığı trend, yaşam alanlarında da kolaylıkla kış bahçesi kurgulayabileceğimizi gösterdi.

Genellikle çatı tiplerine göre sınıflandırılan kış bahçelerinde en çok tercih edilen tip, tek eğimli düz çatılara sahip olan model. Taban metrekaresi ile ekonomik olan tek eğimli düz çatılara sahip modeller, her tarz mimaride rahatça kullanılabiliyor. Çift eğimli beşik çatılarda ise üçgen formlu olanlar tercih ediliyor. Diğer tarzlara oranla bakım ve onarım istemeyen malzemelerden oluşan çift eğimli beşik çatıların büyük kubbe tavanı, özel ısı kontrollü camlar ile kapatılıyor. Bu camlar, yaz kış olumsuz hava şartlarından etkilenmeden bahçenin güzelliğini yaşamanızı sağlıyor.

Kış bahçesinin tipleri ve tarzları hakkında bu küçük teknik bilginin ardına şunu ekleyelim: Bir kış bahçesine sahip olmak istiyorsanız, bunu mevcut alanınızın içinde veya harici olarak yapabilirsiniz. Eğer ilave bir yapı olarak inşa edecekseniz, önce taşıyıcı sistemin statiğini hesaplamalısınız. Yani yeni yaşam alanınızın güvenli bir yapı olması için, deprem, rüzgâr, kar gibi her türlü yüke karşı ayrı ayrı statik hesaplarını ve statik projesini istemelisiniz. Daha sonra güvenlik için, arasında yaşayacağınız camların size zarar vermemesini sağlamalısınız. Ve elbette ki mimari olarak tarzını belirlemesiniz. Kış bahçenizin evinizin mimari kimliğini tamamlaması gerekir. Mimari olarak şeklini belirledikten sonra, açılıp-kapanma şekillerini belirlemelisiniz. Burada en önemli noktalardan biri, kış bahçesinin istendiğinde doğal mekâna dönüşebilme özelliğini yitirmemesine dikkat edilmesi gerektiği. Kısacası açıldığında maksimum alan sağlamalı ve elbette ki kanatlar açıldığında iç mekân düzeni rahatsız olmamalı. Bu nedenle genellikle kayar sistemler tercih edilmekte. Sabit camlar yaz aylarında sıcaklığın 50 dereceye bile çıkmasına neden olabilir. Öte yandan, maksimum açılan kanatlar mekânın havalandırılmasında da sizlere çok büyük kolaylık sağlar.

Mekanın nerede olacağına karar verirken göz önünde bulundurulması gereken bir başka önemli nokta ise, ışığın nereden geldiğine dikkat etmek. Balkonunuz ya da bahçenizin en bol ışık alan yeri kış bahçesi için ideal. Bu nedenle konumlama için güneye bakan bölümleri tercih etmelisiniz. Ayrıca ortalama mekan ısısı en az 18-20 derece ısıda olmalı. Profiller için alüminyumdan pvc’ye ve ahşaba kadar uzanan çok çeşitli seçenekleriniz var. Sıcak bir ortam yaratmak istiyorsanız ahşap ve bambu gibi doğal mobilyalara yer verebilirsiniz. Bitkilere gelince, kış bahçeleri için genellikle tropik olanlar seçilse de, ısıyı ayarlayıp doğru bakımı yaparak istediğiniz bitkiyi yetiştirebilirsiniz. Camlara jaluzi takarak ışığın bitkilere yoğun olarak gelmesini engelleyebilirsiniz. Kış bahçenizde bitkiler olacağı için su da her zaman olacak. Bu yüzden zemin kaplamanızı da buna göre seçmeniz gerekir.