Kategori Arşivleri: Basında Sem

Kesintisiz Manzara – Whistler Dağ Evi

Vancouver’ın kuzeyindeki Whistler kasabasında konumlanan bu etkileyici dağ evi , ev sahiplerinin yazın dinlenme, kışın kayak evi olarak dört mevsim keyfini çıkardıkları gizli bir cennet. Doğayla bu denli bütünleşebilmesinin sırrıysa doğal materyallerin hakimiyeti…

Ormanın içinde, göl manzarasıyla baş başa kaldığınız, etrafınızı yeşilliklerin sardığı bir dağ evindeyseniz, bu huzuru kolay kolay hiçbir şey bozamaz! Kanada’nın en büyük kayak ve snowboard merkezlerinden biri olan Whistler kasabasındaki bu görkemli dağ evi , Olson Kundig Architecture imzasını taşıyor. Projenin tasarım ve uygulama aşamasını yürüten Olson Kundig, yemek masası gibi dağ evi için özel tasarlanan parçaların da bir kısmının tasarımını gerçekleştirmiş.

Evin yalın fakat dikkat çekici dış cephesi, keskin formunu saran dev cam ve ahşap blokların hakimiyetiyle bulunduğu doğanın içine karışmasını sağlıyor. Yerden yüksekliği ise, özellikle bahar aylarında ağaçların yeşillenmesiyle, ormanı evin bir parçası gibi hissettiriyor. Bilinen bir kaçış noktası olan kasabanın şehirle arasında yalnızca iki saatlik bir mesafe olmasına rağmen, dağ evi konumuyla şehrin tüm karmaşasından ve kalabalığından kopmuş hissi veren bir mahremiyet alanına sahip.

Dış cephede kullanılan ahşap ve cam ağırlıklı malzemeler sayesinde doğayla bütünlük kurulmuş.

Göl ve orman manzarası, yatak odaları ve banyoda dahi sonsuz bir huzur ve tazelenme kaynağı olmuş.

Evin fazlalıklarından arınmış, nitelikli bir estetik zevkin yansıması olan tasarım çizgisi, hem mimarisi hem de iç mimarisinin dinlendirici bir etkide olmasını sağlıyor. Pek çok kez kış sporları için en iyi adreslerden biri seçilen ve hatta 2010 yılında Kış Olimpiyatları’nın yapıldığı Whistler’da yer alan dağ evi, projenin mimari ekibi tarafından “Ski House” olarak adlandırılmış ve isminin hakkını verecek şekilde, bir odası yalnızca kayak ekipmanları için ayrılmış. Dağ evi nin modern formların öne çıktığı iç mimarisi, ev sahiplerinin dikkatini kesintisiz bir biçimde doğa manzarasına odaklayabilmelerini sağlıyor. Dev cam panel duvarlar yalnızca doğayla iletişimi güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda evin fazlasıyla gün ışığı alarak, aydınlık ve ferah ambiyansa kavuşmasını sağlıyor. Bu noktada güçlü tasarımların, fonksiyonun estetikle buluşmasının yarattığı keyfi de es geçmemek gerekir… Kalabalık ve misafir ağırlayan bir aile için tasarlanan dağ evinde cam, ahşap ve beton malzemeler ön planda.

 

Sıcak toprak tonlarının hakimiyetindeki dağ evinde Franco & Matteo Origoni tasarımı bar sandalyeleri 1920 R’den, Mario Bellini tasarımı yemek masası sandalyeleri Cassina‘dan alınmış. Yemek masasının tasarımıysa projenin yönetici mimari Tom Kundig‘e ait.

Cam duvarlar, gün ışığı ve doğa manzarasını içeriye taşıyor. Toprak tonlarındaki ikonik tasarımlarla dengeli bir kurgu oluşturulmuş. Salonu iki bölüme ayıran şömine, metal sürgülü kapaklarıyla sıcaklık ayarının yapılmasına imkan veriyor. Salonda, Van Sickle Design doğal yün halı ve ahşap bank formlu kahve sehpası, Piero Lissoni tasarımı kanepe, Finn Juhl tasarımı koltuklar gibi ikonik tasarımlar yer alıyor.

Ana kattaki yatak odasına ek olarak iki misafir odası bulunuyor. Dev cam pencerelerin dışındaki yarı paslanmaz metalden çelik yatay panjur sistemi gerektiğinde evi dışından tamamen kapatabilme özelliğiyle hem mahremiyet sağlıyor hem de sert gelen ışıkların içeride yer alan döşeme ve sanat eserlerine zarar vermesini engelliyor.

Elbette herkesin kendini tazelemek, gündelik yaşamın stresinden, işinden, problemlerinden arınmak ve biraz ruhunu beslemek için farklı yöntemleri vardır. Kendinize güzel bir kaçış rotası belirleyip, biraz sakinleşmek ve doğayla kucaklaşmaksa bunun en kesin yöntemlerinden biri. Doğanın iyileştirici gücü, dinlendiren sakinliği, biz bozmadıkça toprağın her an yeni yaşamlar sunmak için hevesi aslında müthiş bir ilham kaynağı. Doğayı, tamamen yaşantımızın bir parçası yapmanın nasıl bir etkisi olacağının cevabını denemeden bilemesek de bunu yalın ve sofistike bir biçimde yapmanın mümkün olduğunun en güzel kanıtı bu etkileyici dağ evi…

 

Ellen DeGeneres’in evleri

Ellen DeGeneres deyince çok fazla sıfat geliyor aklımıza: Sunucu, komedyen, yazar ve artık bir iç mekân tasarımcısı. Bunu düşünmemizin nedeni ise yeni kitabı, Home.

Home, Ellen’ın son 25 sene içindeki en sevdiği ev projelerini, her birinden öğrendiklerini, benzer bir atmosfer yaratmak için okuyucuyla tavsiyelerini paylaştığı ve nihayet bir ‘iç mekân tasarımcısı’ olarak karşımıza çıktığı son kitabı. Sağlam görsellerle desteklenen bir tasarım/dekorasyon kitabı olan Home, bugüne kadar cinsel tercihi başta olmak üzere hiçbir konuda kimseden çekinmeyen Ellen’ı diğer işlerinden bir parça daha heyecanlandırıp geriyor çünkü bu kez söz konusu olan, kendi yaşam alanları. “Yaşamıma dair çok fazla paylaşım içinde olduğum için bir parça gerginim. İnsanların, dekorasyonun benim için bir iş kolu olmaktan ziyade gerçek ve kişisel bir tutku olduğunu anlamaları için bunu yapmam gerekiyordu” diyor ve devam ediyor: “Beni yakından tanımayanlar, ‘Ah, Ellen dekorasyonla da mı ilgileniyordu?’ diye düşünebilir, oysa bu çok uzun yıllardır süregelen bir şey.”

Tabii ki bugüne dek yaşadıkları şahane evlerin çoğunda Ellen kadar eşi Portia di Rossi’nin zevklerinin de payı var. “Portia, bana kıyasla art deco çizgisine daha yakın ama yaptığı her şey günün sonunda bana da hitap ediyor” diyor ve anlatmaya devam ediyor: “Aynı yerde, bir değişiklik yapmadan sabit durmakta zorlanıyoruz. Sürekli daha iyi bir ev arıyor ya da yaratıyoruz. Mutluyum, çünkü bu süreçlerin hepsini gerçekten çok seviyorum.”


Elbette her konuda olduğu gibi dekorasyon konusunda da rafine ve tutarlı bir dile sahip olmayı başarmak, bugünden yarına olabilen bir şey değil. Emek, çalışma ve gelişme istiyor. Ellen DeGeneres de olsanız bu hikaye tam da böyle. “Şimdi geriye dönüp baktığımda seneler içinde deneyip yanıldıkça bu konuda daha iyi hale geldiğimi gözlemliyorum. Kitapta bahsettiğimiz evler bir gece içinde oluşmadı. Çok alışveriş yapıyor, çok okuyor, çok fazla dergi ve kitap inceliyorum” diye anlatıyor. 1990’lardan bu yana 12’den fazla evi yenileyip dekore ederek satan Ellen’ın kriteri, ‘ele aldığı yerde gözüne değen her köşenin onu mutlu ve memnun etmesi’ ki bu da aslında her şeyi kapsayacak kadar büyük bir cümle.


“Yaşadığımız her ev için yakın dostlarımız, ‘burayı mutlaka fotoğraflamalısınız’ diyordu, biz de sözlerini dinleyip yapıyorduk. Kenarda binlerce fotoğraf birikmişti ama onları değerlendirmiyorduk da. Derken, bunun benim için ne büyük bir tutku olduğunu bilen bir dostum, tüm bu verilerden bir kitap oluşturmam gerektiğini söyledi. Bu süreçten de ayrıca keyif alacağımı düşünüyordu çünkü” diyor. Anlıyoruz ki Ellen’ın arkadaşının bu tavsiyesi son derece yerindeymiş.

Ellen, dekorasyondan çok keyif alsa da bir evi renove etme sürecinin her aşamasını çok sevmediğini de itiraf ediyor. Örneğin inşaat süreci. Müteahhitler. Toz duman. Bu kısımlarla ilgilenmek istemiyor pek. Oysa mobilyalar, aksesuarlar, objeler ve hikayeler öyle mi? O da daha çok işin bu kısmına odaklanmayı seçiyor.

Ellen ve Portia’nın en ünlü yatırımlarından biri olan, Los Angeles’ta bulunan 100 dönümlük Horse Ranch, 1920’li yıllarda William Powell tarafından inşa edilmiş ve bugüne gelene kadar bir manastır, bir rehabilitasyon merkezi ve ağıl olarak kullanılmış. Portia’nın atlara duyduğu sevgi ise burayı satın almalarına vesile olmuş. Sekiz kabin, çok sayıda ahır ve ağıldan oluşan yapının ‘sanki başka bir gezegene aitmiş gibi’ göründüğünü söylüyor Ellen. Kitapta adım adım burayı nasıl bugünkü haline dönüştürdüklerine ve dikkat edilmesi gerekenlere yer veriliyor.

Bildiğimiz Ellen DeGeneres tarzıyla…

Yaza veda ediyoruz

Yaz mevsimini uğurladığımız bugünlerde, havalar da iyice soğumamışken doğanın tadını çıkarmalıyız.
Yoğun iş temposundan tatile gidemeyenler, yaz mevsimine düşkün olanlar ya da şık sofrada dostlarını ağırlamayı sevenler evlerinin bahçesini keyifli bir organizasyon alanına çevirebilir. Rengârenk koltuklar, şemsiyeler, şık salıncaklar ve rahat oturma alanlarıyla kuracağınız bir ortamda sevdiklerinizle harika vakit geçirebilirsiniz.

Sonbahar mevsiminde olmamıza rağmen güneşli havalar bizi sarıp sarmalamaya devam ederken, güzel havaları fırsata çevirmek için size önerilerimiz olacak! İşlevsel, ergonomik ve rahat tasarımlarla lezzet partileri başlasın!

 

Temanız ne olursa olsun, bir sonraki açık hava partiniz için masa düzenlemeleri, çiçekler ve diğer süslemeler için fikir edinin!

  • Canlı ve renkli çiçekler, şık sofra takımları ve basit pamuklu bir masa örtüsü minimum çaba sarf ederek şık bir dekora sahip olmanızı sağlayacak.
  • Papatyalarınızı ahşap bir vazoya veya eski bir kovaya yerleştirin. Bu pratik yöntem sayesinde gösterişli aksesuarlar elde edeceksiniz.
  • Gün ışığından korunmak için dev bir şemsiyeye ihtiyacınız olabilir. Çeşitli fenerler asabilirsiniz. İlerleyen saatlerde karanlığı aydınlatmada büyük rol oynayacaktır.
  • Renkli yemek takımları!
  • El yapımı süsler
  • Hayalperest, samimi bir masa kurmak istiyorsanız pastel renklerde bir masa düzenini de tercih edebilirsiniz. Çiçek desenli peçeteler ve gümüş çay kaşıkları gibi küçük dokunuşlarla romantik ihtişamı yakalamanız mümkün.
  • Misafirlerinizi hoş karşılamak için, bahçenizin girişine çiçeklerle dolu bir çanta asın
  • Gelecek olan konuklarınıza güzel buketler hazırlayabilirsiniz
  • Kumaş afişler, kağıt süslemeler kullanarak daha eğlenceli bir ortam yaratabilirsiniz
  • Evinizdeki eski kuş kafesini çiçeklerle doldurabilirsiniz
  • İçecekleriniz soğuk kalsın. Buzla dolu bir kovanın içinde içeceklerin bulunması hem konukların kendilerini rahat hissetmelerini kolaylaştırır hem de buzdolabınızda yer kaplamaz.
  • Konseptinize uygunsa saman balyalarını, katlanabilir koltuklara tercih edebilirsiniz
  • Cupcakelerinizi standa yerleştirebilirsiniz
  • Yastıklarınızı bahçeye çıkarın
  • Salıncak fikri kulağa hoş geliyor değil mi?

“Şık bir sofrada dostlarımı ağırlamak benim için bir lüks. Herhangi bir restoranda değil de onlarla kendi evimin konforunda olmak, damaklarında etkisini uzun süre koruyacak lezzetli tarifler hazırlamak ve saatlerce sürecek neşeli bir sohbete ev sahipliği yapmak hayatımdaki en değerli keyiflerden biri. Tabii sofrada sunum her şeyden önemli. Taze çiçek aranjmanları şık bir sofranın olmazsa olmazı. Şamdan, vazo ve peçetelik sofraya şık bir dokunuş katmak için özen gösterilmesi gereken başrol oyuncuları.”

1+0 Life

Stüdyo Dairelerde Rafine Yaşam

İster seçim ister zorunluluk hepimiz çok büyük evlerde yaşamıyoruz. Günümüzde hem bekâr nüfusun hem de kentlerdeki dairelerin metrekare fiyatlarının artmasıyla “stüdyo daire” olarak adlandırılan 1+0 daireler oldukça revaçta. Tüm yaşam alanlarını tek bir odada bulunduran stüdyo daireler, fonksiyonel dekorasyon fikirleri ile harika mekânlara dönüşebiliyor.

Küçük evlere uygun özel mobilyalar alabildiğiniz gibi pratik tasarımlara da göz atmanızda fayda var. Örneğin bir duvarı farklı renge boyamak veya duvara gömülü raflar kullanmak gibi yüzlerce alternatif bulabilirsiniz.

Yazımızda yalnızca küçük evlere uygun akıllı tasarımları değil aynı zamanda küçük ev modellerini zenginleştiren, basit yöntemlerle dekorasyona hareket katmış başarılı örnekleri derledik. Küçük evleri olduğundan daha büyük nasıl göstermişler ve evimizi maksimum düzeyde nasıl kullanabiliriz, bir göz atalım.

Stockholm / 34 m2’lik Şeffaf Stüdyo Daire

Stockholm’deki bu zarif dairenin olduğundan daha büyük görünmesinin sırrı bir duvarının camdan oluşmasıdır. Bu hileyle doğal ışığı eve yansıtırken, duvarlardaki beyaz renk yardımıyla daha aydınlık yaşam alanı sunuyor.

Moskova / 40 m2’lik İskandinav Tarzı Rus Stüdyosu

40 m2’lik bir stüdyoda çift kişilik yatak ve ofis köşesi olamaz! Moskova’daki bu küçük ev bunun tam tersini kanıtlıyor.

Oda, daha fazla gizlilik için oturma odasından ve mutfaktan bir platform yardımıyla yükseltilmiş ve yarı açık bölmeyle ayrılmış. İlave alanlar elde etmek için bölmelerin alt bölümlerinde düzenlemeler gizlenmiş.

Viyana / 25 m2’lik Kütüphaneli Stüdyo Daire

Viyana’da bulunan iyi planlanmış bu dairede basit bir kütüphane yardımıyla alan ikiye ayrılmış. Kompakt kütüphane diğer eşyaları saklamada da yardımcı oluyor.

Moskova / Akıllı ve optimize edilmiş 45 m2’lik stüdyo daire

Pastel renklerle düzenlenen bu daire kumaş perdeler ile samimi bir görünüm kazanmış. Günümüzde mekanik perdeler (stor, zebra, jaluzi vb.) daha çok kullanılsa da farklı işlevlere ayrılmış alanları görsel olarak bölmek için opak bir perde kullanmak, hızlı ve pratik bir ipucudur.

İsveç / 34 m2’lik stüdyoda açık duvarlar

Stüdyodaki tüm alanlar tamamen açık ve yemek odasının etrafında dönüyor. Odalar birbirinden ayrılması için tasarlanmış açık duvarlara sahip ve evin hiçbir kapalı bölmesi bulunmuyor. Siz de kullanışlı alanlar oluşturmak için stüdyonuzun her köşesini değerlendirebilirsiniz.

İsveç / 42 m2’de gizlilik için tek bir duvar yeterli!

Zarif dokunuşlarla dekore edilmiş stüdyo, çok daha büyük görünüyor. Mutfak ve oturma odası gibi sık kullanılan alanların arasına yapılan duvar sayesinde yatak, tek bölmeli bir yatak odasına dönüştürülmüştür. Daha fazla mahremiyet için düşünülen, yatağı istediğiniz zaman saklamak adına tavana mekanik bir perde ayarlanmış. Çok az döşenmiş odası, büyük pencereleri ve stratejik aydınlatma sistemi sayesinde ışığın evdeki tüm noktalara girmesine izin veriyor. Gün geçtikçe iç dekorasyonun vazgeçilmez bir parçası olmaya başlayan tuğla detayları ise daireye lüks bir hava katıyor.

Kaynak: Maison Française / www.cotemaison.fr

Bol Yıldızlı Yataklar

Giyim koleksiyonları, parfüm, iç çamaşırı derken ünlü yıldızlar tasarım ağını daha da genişletiyor ve nevresim koleksiyonlarıyla artık yatak odalarımıza kadar giriyorlar.

Ünlü yıldızların zevkini yansıtıp adını verdiği her tasarım ilgi çekiyor. Bugüne kadar sayısız işbirliği içinde olan ve birçok farklı alanda tasarımlara imza atan bu isimler şimdilerde bambaşka bir alanda boy gösteriyorlar. Kylie Minogue, Eva Mendes, Kardashianlar, Beyonce ve Jenny McCarthy gibi isimler ev tekstili ürünleriyle yatak odalarımıza el atan yıldızlardan bazıları. Artık yıldızların tasarımlarıyla uykuya dalma zamanı…


Kylie Minogue

 

Avustralyalı ünlü şarkıcının nevresim takımları son derece geniş bir yelpazeye sahip. Geleneksel dantelleri modern baskı ve desenlerle buluşturan Minogue’un koleksiyonu modern evler için son derece şık birer seçenek. Minogue’un kişisel zevkinden yola çıkılarak oluşturulan tasarımların her biri kendine has çizgiler taşıyor. En son tasarımları arasında yer alan Astoria, Livarna, Melina, Safia, Talise, Gianna ve Erin koleksiyonları, nevresim, çarşaf ve yastık kılıflarının yanı sıra runner gibi alternatif parçalar da sunuyor.

 

Beyonce & Tina Knowles

Beyonce ve bir moda tasarımcısı olan annesi Tina Knowles güçlerini birleştirerek House of Dereon markası altında bir nevresim koleksiyonu lanse ediyorlar. Koleksiyon son derece sade ama bir o kadar kaliteli ve şık tasarımlardan oluşuyor. Avrupalı desenlerden ve bohem bir tarzdan esinlendiklerini belirten ikili, kimi zaman tasarımlarına pul, payet, zımba ve el işlemeleri gibi moda kokan detaylar da ekleyeceklerini belirtiyorlar.

Kardashian kardeşler

Kim, Kourtney ve Khloe Kardashian kardeşler de nevresim takımı koleksiyonlarını Kardashian Kollection Home markası altında sunuyor. Nevresim takımları ve yatak örtülerinin yanı sıra havlu, duş perdeleri ve banyo aksesuarlarının da yer aldığı bu marka Kim’in ışıltılı stilinden, Kourtney’in bohem şıklığından ve Khloe’nin rocker ruhundan izler taşıyor.

Eva Mendes

 

Güzel oyuncu Eva Mendes de Latin kökenini yarattığı nevresim tasarımlarına yansıtarak farklı bir koleksiyon sunuyor. Modern baskı ve desenlerde hissedilen İspanyol etkisi, yataklara farklı bir dokunuş katıyor. Geleneksel fikirler ve karışık desenlerin hissedildiği tasarımlar, Vida by Eva Mendes markası altında satışa sunuluyor.

 

Jenny McCarthy

Her zaman anne ve çocuklarla ilgili işlere imza atmaktan büyük keyif aldığını belirten Jenny McCarthy, bebekler için yatak takımları ve nevresimler yaratarak bu ilgisini bir kez daha gözler önüne sermişti. Pem America ile bir işbirliğine girerek “Too Good by Jenny” markası altında bebekler için yatak ve nevresim takımları, bez oyuncak ve aksesuarlar tasarlayan ünlü yıldızın markasında, her şey organik pamuktan üretililiyor.

İlham perisiyle çiçek turu

Yaz mevsimi, neşeli düzenlemeler yapmak, renkli köşeler yaratmak için bulunmaz fırsat. Bu karnavalın en güzel aktrisleri ise çiçekler olmalı. Siz de birkaç yaratıcı fikir ile kişisel kozalarınızı flora cennetine dönüştürün.

 

  1. Sofrada okyanus renkleri

Yaz sofralarında çiçek kullanacaksanız, düzenlemede kullanılan malzemeler ile çiçeklerin uyumu oldukça önemli. Natürel etkiyi masa düzenlemesine kazandırmak için kütük parçaları ile seramik vazolarda çiçeklerinizi kullanabilirsiniz. Bahar-yaz çiçeklerini seçerken de renkleri ve formlarına göre tercih yapabilirsiniz. Blush rengi ile beyaz renkte çiçekler ferah bir görüntünün yanında romantik bir etki de verir. Antoryum çiçeğinin maskülen duruşunun yanında, yeşil tonlarında olan cymbidium orkidenin modern dokusu, beyaz renk güllerin romantikliği ile aynı tasarımda buluşuyor. Elbette çiçekli tasarımları dengelemek için yeşil renkte olan çiçeklere de yer vermelisiniz. Öte yandan yeşil-beyaz tonlarında olan lahana çiçeklerini de kullanabilirsiniz.

  1. Doğal olmanın kuralları

Masa çiçeğinizi seçerken belirlediğiniz altlıklar ile fark yaratabilirsiniz. Bitki süngerini nereye sabitlerseniz o sizin için çiçek altlığı olabilir. Bu seramik bir saksı da olabileceği gibi kütük parçası, ağacın dalı da olabilir. Bu sünger ıslak olduğu için plastik naylon ile altını kapatın bu sayede masanıza su akıtmasını engellersiniz. Ardından da çiçeklerinizi sabitleyebilirsiniz. Güller ile anemon çiçekleri, yer yer de yeşil farklı meyveler de tasarımı tamamlayıcı olur.

 

  1. Tüller arasından

Bahçede davet vermek için hazırlanıyorsunuz ama kötü haber: Yağmur yağabilir ve size bir tente gerekiyor. Ama bütün güzel sunumu bu tente mahvedecek diye de ödünüz kopuyor. O halde onu da süslemeniz gerekecek. İşin içine biraz çiçek katmak istiyorsanız, çadır perdelerinin birleşim yerlerinde yeşil dokuyu kullanmalısınız. Bu noktada sağlıklı ve uzun süre dayanıklı kalabilecek yeşil sarmaşıklar ideal bir seçim olacaktır. Hedera helix hem sarmaşık formu hem de yeşil yaprakları ile size yardımcı olur. Yer yer renkli çiçekler kullanmak istiyorsanız çiçekleri tek tek kullanabilirsiniz. Çiçek saplarına küçük su hazneleri koyarsanız herhangi bir bozulma olmaz. Sarmaşık yapraklarıyla da bu hazneleri kamufle edebilirsiniz.

 

  1. Bir buket mis

Klasik düzenlemeler yerine daha yaratıcı bir formülün peşindeyseniz, çiçekleri sandalyelere kavanozlar veya bardaklarla koyabilirsiniz. Renkli bir etki vermek için turuncu-sarı tonlarının gücünden yararlanın. Kontrast olması için ise mor renkte ana çiçeğinizi seçebilirsiniz. Yıldız çiçeği ve papatya salaş bir etki verirken onu dengeleyen lale ile bahar-yaz kokusunu çiçek tasarımlarına katabilirsiniz. Şık görünsün istiyorsanız da koyu renk kurdeleler kullanın. Siyah ve füme renkte olan kurdeleler hem bu tonlarda olan çiçeklere yakışır hem de güçlü bir etki verir. Bunun için sandalyelerinizin rengi de önemli ama…

 

 

  1. Gypster chic fırtınası

Renkli kurdeleler, danteller ve kasnaklar, dekorasyonda son yıllarda karşımıza çıkan bohem tarz için sizi bekliyor. Elbette çiçekleri de bu düzenlemeye katmalıyız. Turuncu, mor, pembe renkte olan çiçekler bu ‘gypset chic’ temasının canlı tonlarda, iddialı olanları, bu renkleri ve farklı türleri birleştirin. Delphinium ile astilbe veya çardak güller renk seçeneği ile tasarımınıza yardımcı olur.

  1. Rustik bir yaz

Evinizde kullandığınız aksesuarlara çiçekler ekleyerek onları hareketlendirebilirsiniz. Eski kasaların içinde sergileyeceğiniz çiçekler, antre, koridor ve merdiven kovası gibi noktalar için mucize  dokunuşlar olabilir. Hatta kasalar üzerinde tematik yazılar yazabilirsiniz. Hatta bu kasaların daha küçük boyutta olanlarını da sofralarınızda kullanabilirsiniz. Tema olarak bu tarza çokrenklilik yakışmaz; bu nedenle yeşil tonlarda bitkileri yan yana getirin. Yeşil yapraklar genelde cılız bir formdadır. Bunun için yeşil ortancalar imdadınıza yetişir. Mor çiçekli eryngiumlar, mor lavantalarla veya limonyumlar tasarımınızı tamamlayabilirsiniz.

Bahar Formülleri Renkten Yana!

Değişimi seven dekorasyon tutkunları, açık hava alanlarına yaratıcı dokunuşlar eklerken reçetesini bu kez renklerden alıyor. İşte karakterli mekanları tamamlayan, en sevdiğimiz renk kombinleri:

Doğa Aktivisti > Yeşil Ve Mavi Tonları

Gerçek, abartısız, çıplak ve orjinal bir doğacı. Kusurlu olabilmenin güzelliğini ve hamlığın estetiğini anlatan bu tema, sınırları kaldırarak işlenmiş olanla ilkel olanı aynı atmosferde buluşturuyor, yeri göğü bitki dostlarla dolduruyor. Dikey bahçeler, merdivenler, ortak teraslar ve kapı girişlerine kadar kendi yeşil ve mavi paletini çevresine dağıtıyor. Bakım onun işi, yorulmuyor.

Egzotik Fashionista > Parlak Ve Sıcak Renkler

Kim korkar çılgınlıktan? Egzotik, davetkar ve seksi açık hava mekanları, kışkırtıcı oldukları kadar dışarı çıkmaya motive de ediyor. Çarpıcı renklerde taze çiçekler, eğlenceli fenerler, karıştıkça güzelleşen desenler, etnik aksesuarlar, bohem minderler, yastıklar. Tümü bu fashionista’nın gardırobunda  hazır. Onun odak noktası, sıkıcılıktan uzak olmak. İçeri girmeyi unutmak, ona aşık olmak.

Natürel Ama Asi > Siyah, Beyaz Ve Gri

Bütün modacıların en sevdiği renk, bütün ressamların, bütün arabaların ve bütün yazarların. Siyah, tarih boyunca ölümsüzlüğünü ilan etmiş bir asi. Bu yaz bahçelerde fırtına gibi esen bu rengi, onu en iyi tamamlayan gri ve beyaz ile birlikte görüyoruz. Ciddi, umursamaz, mesafeli ve kararlı. Bir cennet yaratmıyor, kolay kolay şirinleşmiyor. Hep cinsiyetsiz, hep modern.

9 adımda yepyeni bir yaşam alanı

İnsan çok kolay sıkılıyor; bu da günümüzün özel vakası. Saçından, gardrobundan, kişisel stilinden ve elbette ki yaşam alanının tarzından da. Elbette ki köklü değişimler (hem zaman hem para anlamında) zorlayıcı ancak küçük dokunuşlarla, yeni bir mekan aşkına yelken açabilirsiniz.

  1. Trendleri fuarlardan takip ediyorsanız, konseptinizi de Paris Maison&Objet fuarı gibi ‘House of Games’ olarak belirlediyseniz Julia Atlas tasarımları tam da size göre. Özel boncuklarıyla bu tespihleri çok seveceksiniz.

 

  1. Soğukkanlı, kalabalıktan uzak ve klas. İşte yaz sezonunun anahtar kelimeleri. Bu noktadan yola çıkarak Nordik renklerle kuzeyli şıklığına oynuyoruz. Lacivertten griye, marsaladan pembeye kadar, nereye giderseniz gidin, soluk takılın yeter. Önemli olan soluk ve donuk olmak.

 

  1. Evinizde nelere baktığınız kadar nelere dokunduğunuz da çok önemli.

Doğaya, doğala dönebilmekse işin en önemli kısmı. Çevreci ürünleriyle tanıdığımız David Oakey’in tüvit ve örgü tekstillerin hatıralarını, modern duyguları da işin içine katarak yeniden yorumladığı koleksiyonu bunun için biçilmiş kaftan.

  1. JAB Anstoetz’in Montana kumaş koleksiyonu, yumuşacık kumaşlarıyla sizi kış boyu ısıtmaya kararlı görünüyor. Nevada, Dakota, Idaho, Oregon, Cameron ve Gaucha kumaşlarının kombininden oluşan dokular aynı zamanda kolay bakım özelliğiyle de iddialı. Kadife dokulardan hoşlanıyorsanız yapmanız gereken tek şey, doğal-kahverengi, mavi-gri ve kırmızı-hardal renk gruplarından en sevdiğiniz ikiliyi seçmek.

  1. Günümüzde, genç-yaşlı herkes mutfağı daha çok kullanıyor. Hatta artık mutfaklar yaşam alanlarından biri haline geldi. Haliyle bu alanda ergonomi ve ekonomi her şey demek. Sem Collections çatısı altındaki Valcucine’nin mutfak sistemleri, ‘kullanıcı ve doğal yaşam faydası’ ilkesi üzerine kurulu. Çevre dostu ürünlerin öneminin farkında olan ve çalışma hızını artıracak sistemlere ihtiyaç duyanlara duyuyoruz. Bilinçli alışveriş en güzeli…
  2. Evin dışındaki hava değişir de içindeki değişmez mi? Marin teması evlere sakince girerken sıcak havalar da kapıya dayandı. Son sezonda mobilyalarıyla da dikkat çekmeye başlayan Yargıcı Homeworks’ten alacağınız ahşap ve deri director chair-yönetmen koltukları, kanvas ve deri koltuklar, ahşap/metal tepsili sehpalar, metal kuş kafesi dolaplarla evinizi yaza hazır hale getirebilirsiniz.

 

  1. Vazolarda, mumluklarda ve aydınlatmalarda 2017 bize camı gösteriyor. Sırça’da bulabileceğiniz cam ürünler, size yaklaşan geleceğin tanımını yapmakta. Markanın cam tasarımları, renkler, saydamlık ve ışık üçlemesine ait duyguları bir arada bulunduruyor. Ve el işçiliğinin en nadide sonuçlarından biri olan cam olgusunu evlere taşıyor.

 

  1. Söyleyecek fazla söz yok.. Yoksa var mı?

Tipografi ve mesaj, dekorasyonun en sevdiği detaylardan biri olma yolunda. Hele de bu sizin karakterinizle oturan bir temada ise, işte evde kişilleşme burada başlıyor diyebiliriz.

 

  1. Gün içinde aklınıza gelen fikir ve ilham kaynaklarınızı zaman içinde unutmamak için size bir önerimiz var. Onların defterlerin arasında kaybolup gitmesine izin vermeyin, güzel bir pano üzerinde toplayın.

İnovasyon, Tasarım ve Teknolojinin buluşma Noktası

İNOVASYON, TASARIM VE TEKNOLOJİNİN BULUŞMA NOKTASI

Başta mutfak, banyo ve salon olmak üzere, evlerin en major yaşam alanlarına yönelik birbirinden farklı uluslararası markalarıyla, gerçek bir tasarım dünyası olarak tanınan SEM COLLECTIONS, 2016 yılının en yeni yıldız markalarına gerçek bir wellness dehası ekleniyor: Carmenta.

Geleceğin wellness dünyasını kurgulamak ve insanı su ile farklı senaryolar eşliğinde buluşturacak teknolojiler tasarlamak amacıyla kurulan Carmenta, Sem Collections’ın üçüncü İtalyanı. Banyo kavramını fiziksel ve ruhsal iyileşme, yenilenme ve tazelenme noktasına taşıyan Carmenta, mühendisler, tasarımcılar, teknisyenler ve sanatçıların birarada çalıştığı ve spa tanımını bireysel ihtiyaçlara göre geliştiren ve yönlendiren bir çizgide proje ve uygulama yaparak yol alıyor. Marka, buhar banyoları, hamamlar, saunalar, Himalaya tuz duvarları, reaksiyon duşları, biosauna, dinlenme alanları, kromoterapi kabinleri, masaj odaları, cilt ve vücut bakım odaları ve kum odaları ile spa keyfini evlere taşıyor.

Carmenta Home Spa, Carmenta Professional ve Carmenta wonder olarak üç ana sahada hizmet ve çözüm sunan markanın Sensation (duyu ve duygu), Dream (Rüya), Wonder (Mucize) ve Bathroom Contract olarak dört temel ürün gamı bulunuyor. Carmenta’lar tüm dünyada sadece kişisel yaşam alanları için değil, ofis ve otel gibi sosyal mekanlarda da sıklıkla tercih edilmekte.

2016 ile birlikte ‘kendinizi iyileştirmek’ istiyorsanız, tek formülünüz: Su ve wellness.

Basketbol sahaları dev sanat eserlerine dönüşüyor

Basketbol sahalarını sanat eserlerine dönüştüren Backboard Projesi 2014’te Daniel Peterson’ın öncülüğünde başlamış. Üniversite yıllarında basketbol oyuncusu olan ve şu anda basketbol takımı Memphis Grizzlies’ın bir çalışanı olan Peterson, çevredeki sahaların ihmal edilmiş halini fark etmiş. Böylece çatlakları doldurmak ya da çizgileri yeniden çizmek gibi küçük düzenlemelerle sahaları elden geçirmeye başlamış. Bu basit görünen adım, Paris’te Pigalle Duperré‘de ve İtalya’da Carlo Carra Parkı‘nda olduğu gibi eşsiz sahaların ortaya çıkmasını sağlayacak sihirli bir girişim olmuş.

Peterson, sahaları iyileştirmeye başladıktan sonra bu konuya olan ilgisi yaşadığı bölgenin sınırlarını aşarak çevre mahallelere de taşmaya ve buralarda da heyecan yaratmaya başlamış. Yerel sanatçı Anthony Lee’nin yakınlardaki bir sahayı yeniden tasarladığını öğrendikten sonra ise sanatçıyla iş birliği yapmış ve ona üzerinde çalıştığı sahanın gri zeminini parlak pembe ve mavi renklere boyamakta yardım etmiş. Bu iş birliği Backboard Projesi’nin -backboard, basketbol potalarının arkasındaki tahta anlamına geliyor- başlangıcı olmuş. Bundan sonra Peterson yerel sanatçılarla iş birliği yaparak sahaları yenilemeye devam etmiş. Peterson, yerel sanatçılarla çalışmayı ise özellikle tercih ediyor çünkü onların yaşadıkları bölge ve bölge halkı ile bağları olduğuna inanıyor. Böylece ortaya çıkacak sanatsal işlerin de daha anlamlı olacağını düşünüyor.

Memphis’de birkaç basketbol sahasını yeniledikten sonra proje, St. Louis ve Los Angeles’a yönelmiş. Hatta wonderwalls.be’nin paylaşımına bakılırsa etkisi Belçika’ya kadar ulaşmış. Project Backboard kapsamından yenilenen sahaları, projenin Instagram hesabından takip edebilirsiniz.

İnternet sitemizden en verimli şekilde faydalanabilmeniz ve kullanıcı deneyiminizi geliştirebilmek için Cookie kullanıyoruz. Cookie kullanılmasını tercih etmezseniz tarayıcınızın ayarlarından Cookieleri silebilir ya da engelleyebilirsiniz. Ancak bunun internet sitemizi kullanımınızı etkileyebileceğini hatırlatmak isteriz. Tarayıcınızdan Cookie ayarlarınızı değiştirmediğiniz sürece bu sitede Cookie kullanımını kabul ettiğinizi varsayacağız.