Kategori Arşivleri: Basında Sem

Bu köşe kitap köşesi!

Keyifli kitap  okuma köşesi için dekorasyon önerileri

Kitap okumak tüm günün stresini ve yorgunluğunu alıp sizleri çok farklı dünyalara götüren bir yolculuktur. Bu yolculukta iken daha çok keyif alabilmeniz için birtakım kitap okuma köşesi dekorasyonları yapabilirsiniz. Evinizde kitap okuma köşesi oluşturabilmeniz için merdiven altlarını değerlendirmek, lambader edinmek, boş bir odada dingin bir köşe yaratmak gibi 5 farklı fikir hazırladık. Bu fikirleri dikkate alarak evinizde kendinize ait özel bir alan yaratabilirsiniz. Kitap okuma köşelerinizin hayat bulabileceği örneklerimizi huzurunuza getiriyoruz. Şimdiden kolay gelsin.

ÇALIŞMA ODANIZIN BİR KÖŞESİ
Evinizde çalışma odanız varsa bu odanın hemen her köşesinde kitap okuma alanı oluşturmanız mümkün.
Konforlu bir kitap okuma köşesi için aydınlık bir alana, rahat bir koltuğa ya da sandalyeye sahip olmak önemlidir. Belinizi ve boynunuz destekleyen ergonomik tasarımlı bir koltuk mu tercihiniz? Ya da ayaklarınızı uzatmanıza imkân sağlayacak bir kanepe mi? Ya da belki bir berjer ve puf ikilisi? Bu seçeneklerin her biri son derece cazibeli ancak seçiminizi yaparken önceliğiniz anlık konforun yanı sıra beden sağlığınızı korumanızı da sağlayacak bir oturak olmalı.

BOŞ KÖŞELER
Evinizde kullanmadığınız, atıl duran bir köşeye sahipseniz ve bu köşenin bulunduğu oda yeterince genişse burayı kitap okuma köşesi olarak değerlendirebilirsiniz. Burada dikkatinizi dağıtacak obje ve aksesuarları kullanmamanız gerekir. Aksi halde kitap okurken gözünüz yorulabilir. Köşenize uygun doğru bir aydınlatma ile rahatça kitap okuyabilirsiniz.

EVİN İÇİNDE BİR VAHA
Salon ya da yatak odalarınızda ışık alan bir alanı kitap okuma köşesine çevirip, evinizde bir vaha oluşturabilirsiniz. Buraya bir sedir koyup; iki yanına da nişlerle raflar oluşturup bu aydınlık alanı değerlendirebilirsiniz. Yatak odanızda oluşturacağınız köşeler için, yatak örtünüzle aynı desenlerde bir kumaşla kaplayacağınız sedir ya da koltuk kullanabilirsiniz. Salonunuzda oluşturmak istediğiniz köşelerde koltuk takımlarınızın berjerlerini kullanabilirsiniz.

MERDİVEN ALTLARINI DEĞERLENDİRİN
Eviniz dubleks ise merdiven altlarında bulunan boşlukları kitaplık olarak kullanabilirsiniz. Böylece hem ölü alanları değerlendirmiş hem de kitap okumak için yepyeni bir alan oluşturmuş olacaksınız.

DOĞRU AYDINLATMA
Gündüz vakti yapılan okumalar için doğal gün ışığından daha iyisi yoktur. Bu nedende okuma köşenizi cam kenarına yerleştirmeniz bu anlamda büyük avantaj sağlayacaktır. Ancak böyle imkâna sahip değilseniz ya da gece vakti kitap okuduğunuz zamanlarda suni aydınlatmaya ihtiyaç duyacaksınız. Lambayı yerleştirmek için kitabınızı aydınlatacak ancak üzerine gölge düşmesine neden olmayacak bir nokta seçmelisiniz. Bu yandan ya da tepeden bir aydınlatma olabilir. Sehpanın üzerine yerleştireceğiniz bir masa lambası, abajur ya da bir aplik bu iş için ideal olabilir. Okuma aydınlatması için beyaz ışıktan kaçınmakta fayda var, zira beyaz ışık gözü gün ışığını taklit eden sarı ışıklara oranla çok daha fazla yorar.

Bir Versace Klasiği

Donatella Versace’nin imzasını taşıyan Palazzo Versace Dubai Hotel, lüksün sınırlarını zorluyor.

Dünyanın en önemli modacıları isimlerini verdikleri muhteşem otellerle Dubai’yi mesken tuttu. Modacı Armani’nin Dubai’de otel açmasının ardından İtalyan moda devi Versace, 2000 yılında Avustralya’da açılan otelinden sonra ikinci çarpıcı otelini Dubai’de açtı.

Dubai Koyu’nun kenarında konumlanmış olan Palazzo Versace, Dubai Uluslararası Havaalanı’na birkaç dakika uzaklıkta yer alıyor. Burç Halife’ye ise 10 dakika uzaklıkta. Dünyanın en zengin şehirlerinden biri olan Dubai’nin kalbinde yer alan Palazzo Versace hem konumu hem de tasarımı itibariyle insanı cezbediyor.

 

16. Yüzyıl İtalyan saraylarını anımsatan Palazzo Versace; 130.000 metrekarelik bir alanda inşa edildi. Müşterek mülkiyetli 169 daire, 146 otel odası ve 58 süiti mevcut. Lüks otelde çalışan zanaatkârların %90’ı Birleşik Arap Emirlikleri asıllı kişilerden oluşuyor. Arap esintili mimarisinde el işçiliği ile şekillendirilen mozaiklerin ve cam unsurlarda Versace’nin İtalyan ustalarını görmemiz mümkün.

 

Lobi, mutfak ve banyo tasarımlarında kullanılan renkli mozaik taşlar dikkatimizi çekerken, yatak odalarında kullanılan döşemelerin ise parke ağırlıklı olduğunu görüyoruz. Moda ikonu Gianni Versace’nin yeni otelinde kullandığı ana renklerin turkuaz, mavi ve somon tonlarında olması ilgi çekici.


Palazzo Versace’nin bir diğer ayrıcalıklı özelliği ise, mor renkli kokteyl masalarının renklendirdiği 900 kişi kapasiteli devasa balo salonu!

Palazzo Versace’nin bir diğer ayrıcalıklı özelliği ise, mor renkli kokteyl masalarının renklendirdiği 900 kişi kapasiteli devasa balo salonu!

4 yatak odalı ve teraslı süitlerde Versace tasarımı mozaikler ve mermer yer döşemeleri göze çarpıyor.

 

Dubai Körfezi’nin kıyısındaki Palazzo Versace’nin önünde konuklar için marina da yer alıyor.

 

Otelde ayrıca Versace’nin ürünlerinin satıldığı bir mağaza da bulunuyor.

Etkileyici Tasarımlara Sahip Lüks Yatlar ve Yelkenliler

Lüks yatlar, sadece denizin görkemli güzelliklerini gözler önüne sermekle kalmayıp, iç ve dış mekânlarıyla da benzersiz bir seyahat imkânı sunuyorlar. Özellikle en iyi yat ve tekne markaları tarafından oluşturulan lüks modeller, sunmuş oldukları olanaklarla beş yıldızlı otelleri aratmıyorlar.

Lüks yatlar ve yelkenliler her zaman için deniz tutkunlarının hayallerini süslemeyi başardılar. Ancak birçoğumuz için lüks yatlar pahalı fiyatları yüzünden hayalden öteye gidemediler. Elbette ki varlıklı ve şanslı olanlar için durum farklı. Dünyanın en lüks ve büyük yatları hem iç hem de dış mekanlarıyla varlıklı bireylerin adeta ikinci evleri haline dönüşmüş durumda. Aynı husus başarılı yelkenli markaları tarafından üretilen, zarif ve güzel yatlar için de geçerlidir. Benzersiz olanakları ve göz alıcı tasarım özellikleriyle “süper yat” olarak tanımlandılar.

Mavilikler üzerinde salınarak gezen, sahiplerini fazlasıyla şımartan lüks yatların, “en iyiler” arasında yer alan bazı modelleri Türk yat firmaları ve tasarımcıları tarafından meydana getiriliyor. Mengi Yay ve Oruçoğlu tersanelerinin yanı sıra Alia Yachts, Red Yacht Design, Koç Holding bünyesindeki RMK Marine gibi Türk yat firmaları da yaratmış oldukları lüks yat modelleriyle takdir toplamayı başarıyorlar. Ayrıca Sarco sürat teknesigibi yenilikçi tasarımlara imza atan Timur Bozca ve daha birçok tasarım dehası da kaleme aldıkları projelerle yat dünyasına paha biçilmez katkılarda bulunuyorlar.

Sizler için hazırlamış olduğumuz bu liste ise etkileyici tasarım özellikleriyle donatılmış ultra lüks yatlar ve yelkenlilerden oluşuyor. Bu arada listemizde yer alan süper yat modellerinin her biri eşsiz güzelliğe sahip olduğu için belirli bir sıralama yapamadık. Sıralama tercihini sizlere bıraktık.

Şimdi dilerseniz bu lüks deniz araçlarının hangi yat firmaları tarafından tasarlandıklarına gelin birlikte göz atalım…

 

Red Yacht Design – Stella
Listemize İstanbul merkezli bir yat firması olan Red Yacht Design tasarımıyla başlıyoruz. Firmanın Stella adını vermiş olduğu bu lüks yat, geleceğe ait tasarımıyla oldukça dikkat çekiyor. 50 metrelik uzunluğu ve Mengi Yay Yatçılık tarafından özelleştirilen gövde yapısıyla da hayranlık uyandırdı. Stella, bünyesinde barındırmış olduğu geniş yüzme havuzu, sahil güvertesi, özel terası ve konforlu kaptan köşküyle rahat bir seyahat imkanı sunuyor. Ayrıca 24 knotluk maksimum seyir hızıyla da gönülleri fethetmeyi başarıyor.

Baglietto – 46M Fast
Dünyanın en iyi yat firmaları arasında yer alan Baglietto, 160 yıllık köklü tarihini 46M Fast adındaki ultra lüks konseptiyle onurlandırıyor. 29 milyon dolarlık fiyatıyla en pahalı yat modelleri arasında yer almayı başaran Baglietto 46M Fast, farklı pencere tasarımı ve 46 metrelik uzunluğuyla oldukça dikkat çekiyor. 28 knot seyir hızına ulaşabilmesini sağlayan çiftli MTU 16V 4000 motorları da bu lüks yat modelinin çok daha etkileyici bir canavar haline getiriyor. Efsanevi yat firması Baglietto tarafından inşa edilen 46M Fast süper yatı herkesten tam not alıyor.

Flender Werft ve Crystal Cruises – Crystal Esprit
1988 yılında inşasına başlanıp, 1991 yılında denizlere indirilen dünyanın en lüks seyahat yatı yeniden yelken açıyor. Flender Werft tarafından inşa edilen bu devasa kruvaziyer gemi, Crystal Cruises firması tarafından işletiliyor. Ayrıca dünyanın en büyük kruvaziyer gemileri arasında da yer alan Crystal Esprit, geçtiğimiz aylarda yeni özelliklerle donatılmıştı. 10 metrelik U-Boat Worx tarafından tasarlanan C-Explorer denizaltı, Zodiac botları ve çeşitli yardımcı araçları bünyesinde barındıran Crystal Esprit, dünyanın en lüks seyahat yatı olarak listemizde yer alıyor.

Max Zhivkov – Sky Ya
Lüks yatlar ve tekneler de yeni nesil otomobiller gibi elektrikli motorlarla donatılarak, çevreye duyarlı ulaşım araçları haline geliyorlar. İşte kendi bahçesine sahip çevre dostu süper yat Sky Ya bu tarz yenilikçi yat tasarımlarına verilebilecek en iyi örnek olabilir. 47 metrelik gövdesini, güçlü hibrit motorlar ile taşıyan Sky Ya, maksimum 18 knotluk seyir hızına ulaşabiliyor olsa da hem görünümü hem de olanaklarıyla en iyi yat modelleri arasında yer alıyor. Max Zhivkov tarafından tasarlanan bu güzel yat, güneş enerjisiyle güçlendirilmiştir. Ayrıca bünyesinde kendisine ait bir bahçeyi de barındıran bu lüks yat, deniz aşıklarının hayallerini süslemeyi başarıyor.

Oceanco – Sunny Memories
1987 yılından beri etkileyici lüks yatlar üreterek, kısa sürede tanınan bir firma haline gelen Hollandalı yat üreticisi Oceanco, Ummanlı milyarder Mohammed Al Barwani tarafından satın alındı. Milyarderin katkılarıyla çok daha etkili bir yat firmasına dönüşen Oceanco, Sunny Memories adını verdiği süper lüks yatıyla da takdir toplamayı başardı. 90 metrelik gövdesi, zarif ve şık hatları, ultra lüks iç mekanıyla listemizin en güzel yatlarından biridir.

Dani Santa Vives – Aquila
Dani Santa Vives tarafından tasarlanan Aquila adındaki bu akılalmaz yelkenli tekne, bünyesinde barındırmış olduğu yenilikçi ve çevreye duyarlı tasarım özellikleriyle kelimenin tam anlamıyla kendisine aşık ediyor. Güneş panellerinden oluşan yelkenleri ile hem çekici hem de çevre dostu bir yapıya kavuşan Aquila, 50 metrelik göz alıcı gövde platformunda bulunan akıllı cam teknolojisiyle konforlu bir seyahat imkanı sunuyor.

BMT Nigel Gee ve Rob McPherson – ModCat Project L3
Dünyanın en ilginç bir o kadar da güzel yatlarına imza atan BMT Nigel Gee, gücünü Rob McPherson ile birleştirerek ModCat Project L3 adında lüks bir yat tasarımına imza atıyor. Dünyanın en büyük yatları arasında yer alan ModCat Project L3, 85 metrelik uzunluğa sahip olsa da devasa genişliğiyle aklımızı başımızdan alıyor. Aslında lüks bir katamaran modeli olan ModCat Project L3, tamı tamına 40 knotluk seyir hızıyla da bizleri şaşkına çevirmeyi başarıyor.

BMT Nigel Gee ve Henry Ward Design – TIME
Farklı yat markaları ile güçlerini birleştirerek, hayranlık uyandıran tekne ve yat modellerine imzasını atan BTM Nigel Gee, şimdi de günümüzün en gelişmiş süper lüks yat modeliyle karşımıza geliyor. Henry Ward Design tarafından tasarlanan ve TIME olarak adlandırılan bu lüks yat, türünün tek örneği bir tasarım harikası olarak maviliklerle buluşacak. Monaco Yat Fuarı’nın en dikkat çeken yat modelleri arasına girmeyi başaran TIME, hem görünümü hem de iç mekanıyla bizleri fazlasıyla şaşırtmayı başarmıştı. İleri teknoloji ürünlerini bünyesinde barındıran bu süper lüks yat, 18 metrelik yüzen locası, gökyüzü güvertelerinin dışında, sauna ve spor merkezleriyle deniz aşıklarının hayallerini süsleyen bir tasarım haline geldi.

Fincantieri – Sundance
En bilindik lüks yat markalarından biri olan Fincantieri, 90 metre uzunluğundaki olağanüstü bir yat konsepti ile karşımıza geliyor. Markanın Fincantieri Sundance adını vermiş olduğu bu büyük yat modeli, 240 metrekarelik güneşlenme güvertesi, 10 metrelik yüzme havuzu ve şelalesiyle görenleri kendisine hayran bırakıyor. Gresham Yacht Design ve Seymour Diamond tarafından Fincantieri için tasarlanan Sundance, ekstra özellikleriyle de şaşkınlık yaratıyor.

BMT Nigel Gee ve Oliver Stacey Design – Project Norse
BTM Nigel Gee ve Oliver Stacey Design, yenilikçi tasarım özellikleri ve teknolojik donanımıyla modern zamanlara ait bir Viking yelkenlisi ile bizleri etkilemeyi başarıyorlar. 80 metre uzunluğunda lüks bir yelkenli tekne olan Project Norse, bakıma gerek duymayan yapısı, basit çalışma prensibi ile güvenli ve konforlu bir deniz yolculuğu vaat ediyor. Ayrıca 12 metrelik iki adet deniz uçağını ve birçok deniz aracını bünyesinde barındıran Project Norse, performans özellikleriyle de takdir topluyor.

Charles Bombardier – Seataci
Charles Bombardier’in akılalmaz lüks yat tasarımı ile listemize devam ediyoruz. Maviliklerin güçlü ve devasa canlıları olan balinalardan ilham alınarak tasarlanan çevre dostu lüks yat Seataci de TIME gibi türünün tek örneği bir deniz aracı olarak karşımıza geliyor. Üst güvertesinde bulunan bahçeleri, geniş yüzme havuzları ve büyüleyici tasarımıyla bizleri şaşkına çeviriyor. Balina kuyruğunu andıran itiş sistemleri ve denizaltılarda bulunan su balast sistemi donatılan Seataci, hidroelektrik üreterek su altındaki yaşamın da zarar görmemesini sağlıyor.

HBD Studios – L’Amage
190 metre uzunluğundaki L’Amage, dünyanın en büyük yatları arasında yer alıyor. HBD Studios tarafından inşa edilen bu ultra lüks yat, devasa sonsuzluk havuzu, katlara ayrılmış jakuzileri, şık şömineleri ve helikopter pistiyle şaşkınlık yaratıyor. Ayrıca özel bir kral dairesinin de dahil olduğu 14 adet lüks kamaraya da ev sahipliği yapan L’Amage, 30’dan fazla yolcu ile seyahat gerçekleştirebiliyor. Bu özelliklerin yanı sıra 32 knotluk maksimum seyir hızına ulaşarak rüya gibi bir yat modeli haline geliyor.

Rossinavi – I-TRON
Rossinavi I-TRON adındaki bu lüks yat modeli, etkileyici tasarım özellikleriyle diğer modeller arasından sıyrılarak, deniz tutkunlarını büyülemeyi başarıyor. Aslında markanın sınırları zorlayan Rossinavi Attitude yatı ile benzer özelliklere sahip olan I-TRON, 53 metrelik yapısında birbirinden lüks özelliklere ev sahipliği yapıyor. İç mekan donanımının yanı sıra performans özellikleriyle de göz dolduran I-TRON, yüksek performans omurgası, yenilikçi itiş sistemleri ve çift MTU M96L motorlarıyla 20 kontluk maksimum seyir hızına ulaşabiliyor. Carlo Colombo ve A++ mimarlık stüdyosu tarafından İtalya’nın en iyi yat markalarından Rossinavi için tasarlanan I-TRON, lüks yat modellerinin yeni yıldızı olacak.

Oceanco – Stiletto
Sunny Memories yatıyla bizleri etkilemeyi başaran Oceanco, iddialı tasarımıyla göz dolduran Stiletto adındaki süper lüks yatıyla da sektördeki dengeleri alt üst ediyor. Özellikle de ünlü mimar Ken Freivokh tarafından tasarlanan gösterişli iç mekan donanımıyla hayranlık uyandıran 107 metrelik Stiletto’nun sahip olduğu özelliklerin listesi kelimenin, tam anlamıyla lüks yatın boyunu aşıyor. Etkileyici bir şelaleyi, geniş havuzlarını, havalı barları, konforlu yatakları, helikopter pistini ve lüks süit odaları bünyesinde barındıran Stiletto, sahip olduğu performans özellikleriyle de benzersiz bir yat modeli haline geliyor.

Sea Level – CF8 Future Concept
Adeta teknolojik bir uzay gemisini andıran tasarımıyla listemizde yer alan en görkemli lüks yat modellerinden biri olan CF8 Future Concept, 80 metre uzunluğunda olmasına rağmen, geniş bir yaşam alanını bünyesinde barındırıyor. Tamı tamına altı kattan oluşan bu lüks yat, tam boyutlu bir tiyatroya, sekiz adet süit odaya, gece kulübüne, 8 arabanın sığabileceği 300 metrekarelik bir garaja, bakım merkezine ve daha birçok benzersiz olanağa ev sahipliği yapıyor. Ayrıca dört adet kişisel deniz uçağı, DeepFlight Dragon denizaltısı gibi kullanışlı deniz araçlarıyla da donatılan CF8 Future Concept, geleceğin lüks yat tasarımlarına ışık tutuyor.

Dykstra Naval Architects ve Magma Structures – Sailing Yacht A
Rus milyarder Andrey Melnichenko için Dykstra Naval Architects ve Magma Structures tarafından meydana getirilen 450 milyon dolarlık Sailing Yacht A, dünyanın en büyük yatları arasında yer alıyor. 143 metre uzunluğunda dev bir yelkenli olarak şaşkınlık yaratan Sailing Yacht A, karbon fiberden oluşan üç adet devasa yelken direğiyle de akılalmaz bir tekne haline geliyor. Elektrikli ve dizel motorlarıyla da etkileyici bir performansa imza atıyor ve listemizde kendine yer buluyor.

VPLP Design – Komorebi
Güvertesinde barındırmış olduğu olanaklarla 86 metrelik yüzen bir adayı andıran Komorebi, VPLP Design firmasının bugüne kadar ki en lüks yat modellerinden bir tanesidir. VPLP tasarımı lüks yat Komorebi; canlı ağaçlarla donatılmış küçük bahçesi, üstü kapanabilen plaj güvertesi, büyük barları, geniş yüzme havuzu ve 9 adet lüks kamarasıyla kusursuz bir deniz yolculuğu vaat ediyor. Ayrıca çeşitli deniz araçlarını da bünyesinde barındıran Komorebi, %30’luk yakıt tasarrufu sağlayan güçlü performans özellikleriyle de hayranlık uyandırıyor.

Beneteau – Oceanis Yacht 62
Lüksün tanımını yeni baştan yazan, göz alıcı bir yelkenli yat modeli olarak karşımıza gelen Oceanis Yacht 62, Berret-Racoupeau Design’nın ve İtalyan tasarımcı Pierangelo Andreani’nin usta ellerinde hayat buluyor. Fransız motoryat ve yelkenli üreticisi olan Beneteau için meydana getirilen bu güzellik, modern dekorasyona sahip iç mekanıyla konforlu bir seyahat keyfi yaşatıyor. Sadece 20 metrelik uzunluğa sahip olmasına rağmen, dört adet lüks kamarayı ve küçük bir garajı bünyesinde barındıran Oceanis Yacht 62, 673 bin dolarlık fiyat etiketiyle şanslı sahiplerini arıyor.

CNM Yachts – Continental 110
Bünyesinde barındırmış olduğu şık aydınlatma sistemleriyle gecenin karanlığından sıyrılıp gelen bu lüks yat, iki yıllık yoğun bir çalışmanın eseridir. İtalya’nın tanınmış yat markalarından CNM Yachts tarafından meydana getirilen Continental 110 yatı, 33 metrelik gövdesiyle, 1.1 metrelik sığ sularda bile yüzebilecek bir teknolojiye sahip. Ayrıca 2.600 beygirli üçlü motoruyla da 50 knotluk maksimum seyir hızına ulaşabiliyor.

Timur Bozca – Black Swan
Şimdi ise oldukça başarılı bir Türk tasarımcı olan Timur Bozca’nın ellerinde hayat bulan, gösterişli bir “siyah kuğu” ile listemize devam ediyoruz. Yatçılık sektörünü ayağa kaldıran bir Türk tasarımı olarak karşımıza gelen lüks ve teknolojik yat Black Swan, 70 metrelik alüminyum gövdesine akılalmaz olanakları sığdırıyor. Bir oktan ilham alınarak meydana getirilen bu ultra lüks yat, tamamıyla camdan oluşan balkonları, arka tarafında bulunan geniş yüzme havuzu, teknolojik iç mekanı ve güçlü performans özellikleriyle hayranlık uyandırıyor.

NaoYacht Design & Engineering – SENSATION II
Yaklaşık 14.5 metrelik kirişlere sahip olan 105 metrelik bir mega yat ile gizemli suları keşfetmeye devam ediyoruz. Tamı tamına 1550 metrekarelik devasa bir yaşam alanına sahip olan SENSATION II mega yatı, 5 yıldızlı lüks otellerden çok daha konforlu bir iç mekan donanımı ile karşımıza geliyor. Tam donanımlı bakım merkezi, yemek odaları, sinema salonu, eğlence alanları ve spor salonu gibi lüks olanaklarla donatılan bu lüks yat, 92,460 galonluk yakıt kapasitesiyle de uzun mesafeli seyahatler için fazlasıyla ideal hale getiriyor.

Wider Yachts – Genesi
Son model bir lüks motoryat olan Wider Yachts Genesi, 45 metrelik yapısında kayda değer birçok olanağı barındırıyor. Dünyanın en geniş motoryatlarından biri olan Genesi, Dünya Süper Yat Ödülleri’nde, Neptün Kupası’nın sahibi olmayı başardı. Fulvio De Simoni ve Tilli Antonelli tarafından Wider Yachts için inşa edilen bu güzellik, çevreye duyarlı performans özellikleriyle de takdir topluyor. Sıfır Emisyon Modu’nda EST ve lityum polimer bataryalarını kullanarak elektrik enerjisiyle yoluna devam eden Genesi, 90 metrekarelik sahil kulübü ve geniş yüzme havuzuyla da iştahımızı kabartıyor.

Gerçeğe dönüşen rüya evler

Galerimizde dünyanın dört bir yanında bulunan, rüyalarınızı süsleyecek güzellikteki evleri sizler için bir araya getirdik. Dünyanın en zengin iş adamları ve ünlüleri tarafından sahip olunan bu pahalı evlerin ne kadar akıl almaz olduğunu görmelisiniz…

Muhteşem güzellikteki bu evler herkesin bir gün sahip olma arzusunda olduğu, dev büyüklükte, harika bahçeleri ve manzaraları olan evlerden. Dünyanın en lüks evlerinin içinde tiyatro ve sinema salonları, tenis kortları, hatta masaj salonları bile bulunuyor. Evlerin dış cepheleriyle bahçelerinin uyumu, havuzlarındaki berrak, masmavi su gerçekten mükemmel bir görüntü ortaya çıkartıyor. Galeriyi gezerken bile insana keyif verebiliyor. Konaklar kadar mimarilerinin de benzersiz olduğunu göreceksiniz.

 

Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Colorado eyaletindeki Starwood Malikânesi’nin parasal değeri 140 milyon dolar civarındadır, malikânenin içerisinde 16 tane oda, 7 tane banyo, havuz, tenis kortu yer almaktadır. Starwood Malikânesi aynı zamanda otel olarak hizmet vermektedir.

Hindistan cevizi ağaçları ve tropik çiçeklerle çevrili tenha bir sahilde bulunan lüks ev Jamaika Karayipler’de bulunuyor.

 

Las Vegas’ta bulunan Lawson adındaki lüks evin ana katında resmi bir yemek odası, ferah büyük bir oda, herkesin sahip olmak isteyeceği özel olarak tasarlanmış sessiz bir çalışma odası ve büyük bir banyo bulunuyor. Açık mutfaktan da bahçeye çıkılabiliyor. Üst katta, kullanışlı bir çamaşır odası, çok yönlü bir çatı katı ve oturma odası bulunan zarif ana süit dahil olmak üzere üç yatak odası bulacaksınız. İsteğe bağlı olarak kapalı veranda, lüks banyosu ve daha fazlasıyla bu planı kişiselleştirmek mümkün.

Rock House, Laguna Beach’teki mimari açıdan en önemli konutlardan birisi…
Bu özel evin sahile doğrudan erişimi olması ilgileri üstüne çekiyor. Büyük bir kaya içine inşa edilmiş ve betonla güçlendirilmiş olan ev 1996 yılında mimar Brion Jeannette ve genç yazılımcı Dennis Morin tarafından tasarlanmıştır.
İspanyol mimar Antoni Gaudi‘den ilham alarak, evin dış mekân unsurlarına açılan duvarları cam olarak tasarlayarak, doğayı evin içine taşımış. Geniş okyanus manzarasına karşı olan 3.000 metrekarelik rüya evin üç yatak odası ve üç banyosu var.  Eğlenmek için mükemmel bir teras mağarası, bir ateş çukuru ve özel barbekü alanı bulunmaktadır.

Abbey Company‘nin CEO’su olan Donald G. Abbey tarafından inşaatı 8 yılda tamamlanan bu rüya evin 7 yatak odası (2 ana süit), meşe panelli asansörü, 10 banyosu, 3 boyutlu tiyatrosu, 2.000 şişelik bir şarap mahzeni, poker salonu ve 10 araç kapasiteli özel yeraltı garajı bulunmaktadır. Haç şeklinde tasarlanan mega konak, 47.000 m²’lik yaşam alanına sahiptir.
Spa, konuk evi, açık ve kapalı havuzları, tenis kortu ve sıcaklık kontrollü alabalık havuzuyla sonsuza kadar evde vakit geçirmeyi düşündürüyor…

Kaliforniya’da bulunan Truckee ismindeki dağ evi, parlak ve göz alıcı bir tasarıma sahip. Modern unsurları bir araya getiren görkemli dağ evi, eğimli çatı hatlarıyla beğenileri topluyor. Rahat yaşam sunan evin 5 yatak odası ve 6 banyosu bulunuyor. Güneye bakan lüks dağ evinin her odasında şömine bulunuyor. Spa esintili modern hamamlarıyla ünlü olan ev, keyifli vakit geçirmek için birebir.

 

Santa Barbara’da bulunan Exquisite Hope Ranch nefes kesen okyanus, ada ve gün batımı manzaraları sunmaktadır. Ferforje giriş kapıları adeta süslenmiş bir fuayeye açılıyor. Mülke girdiğiniz andan itibaren zarif peyzajlı bahçelerde dolaşıyorsunuz ve eski dünya güzellikleriyle buluşuyorsunuz. Etkileyici Klasik Avrupa Mimarisi ile tasarlanan bu evdeki sütunların ihtişamı ve dış görünüşün çarpıcı özelliği, otantizm esintileri klasik tarzın titizlikle uygulanmasını yansıtıyor. Kalitede eşsiz, sunumda benzersiz olan bu muhteşem konut, sıcak ve davetkâr bir mekân sunarken otantik mimariye saygı duyuyor. Exquisite Hope Ranch daha önce piyasada örneğine rastlanmamış nadide bir ev olarak anılıyor.

İhtişamlı konak Amerika Birleşik Devletleri’nin Florida eyaletinde yer alan Jüpiter’de bulunuyor.

 

Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük 6. şehri olan Arizona-Phoenix’te tasarlanan muhteşem villa.

 

Kailua-Kona adındaki bu lüks konut, Havai’de bulunuyor.

 

İsrail-Tel Aviv’de bulunan Pitsou Kedem Architects firması tarafından yapılan bu özel evin adı: Float House.
Tek katlı özel konut ülkenin merkezinde yer alıyor. 2013 yılında yapımı tamamlanan Float House, geniş alanları farklı işlevler için kullanılan daha küçük alanlara bölmek konsepti ile tasarlanmış ve işlevsel bir yapı oluşturulmuş.

 

Donald Bren adındaki eşsiz deniz manzaralı muhteşem ev Kaliforniya’da Newport Beach’te bulunuyor.

 

Troon Homes adı verilen çarpıcı konak, Lee Hutchinson tarafından tasarlanmış. Ev sakinleri her sabah Arizona’nın Pinnacle Peak dağının bol oksijenli havasına uyanıyor…

Dünyanın En Muhteşem Yüzme Havuzları

Muhteşem Yüzme Havuzları

Fazla söze gerek yok aslında, fotoğraflar her şeyi anlatıyor. İşte karşınızda dünyanın farklı köşelerinden en muhteşem yüzme havuzları.

Singapur

Skypark ismindeki bu muhteşem sonsuzluk havuzu (infinity pool) Singapur‘da yer alan Marina Bay Sands Oteli‘nin en tepesinde, 57. katında bulunuyor. Gece saat 11‘e kadar açık olan havuz Singapur’un olduğu kadar dünyanın da en çok fotoğraflanan yüzme havuzları arasında.

İsviçre

Bu ısıtmalı, harika manzaralı yüzme havuzu İsviçre‘nin dağ köylerinden biri olan Adelboden‘de bulunan Cambrian Spa Oteli‘nde yer alıyor.

Karadağ

Bu hemen denizin dibindeki, göz alıcı havuz Karadağ marinada bulunan Regent Porto Montenegro Oteli’ne ait.

Endonezya

Yemyeşil bir manzaraya hakim bu iki katlı yüzme havuzu Ubud‘daki Hanging Gardens of Bali yani Bali’nin Asma Bahçeleri isimli spa otelinde yer alıyor.

Tibet

Altın Enerji ismindeki bu tuzlu, sıcak su havuzu Lhasa şehrindeki The St. Regis Resort‘ta bulunuyor.

Hindistan

Adeta bir su kanalını andıran bu şahane havuz Udaipur‘daki Pichola Gölü‘nün yanı başında yer alan The Oberoi Udaivilas Oteli’ne ait.

Tayland

Olağanüstü bir manzaraya hakim bu sonsuzluk havuzu Hong Adası‘nda bulunan Six Senses Yao Noi Resort‘ta yer alıyor.

İtalya

Bu göz alıcı havuz Amalfi Sahili‘ndeki Belmond Hotel Caruso‘ya ait.

İspanya

Doğal kayalarla dekore edilmiş bu muhteşem havuz İbiza‘daki Hacienda Na Xamena Oteli’nde bulunuyor.

Yunanistan

 

Adeta bir kartal yuvasını andıran bu şahane havuz Santorini Adası’ndaki Grace Otel‘e ait.

Hong Kong

 

21. katta yer alan bu şık yüzme havuzu Kowloon yarımadası üzerindeki Harbour Grand Oteli’nde bulunuyor.

Maldivler

 

İçine yıldızları hapsetmiş gibi görünen bu havuz, ufak ve özel bir ada üzerinde bulunan Dhevanafushi Luxury Resort‘a ait.

 

Kaynak: www.gizushka.com

Jacobs Yaniv Architects’ten nefes alan bir yaşam alanı

Tel Aviv’in kuzeyinde yer alan Herzliya’da, mimar olan ev sahipleri tarafından tasarlanan bir yaşam alanı. Üstelik 200 metrekarelik alana yayılan tek katlı yapı, gökyüzüne göz kırpan pencereler ve tasarımın geneline hakim beton blok duvarlar ile öne çıkıyor.

 

Yaklaşık birkaç yıl önce arsayı satın alan ev sahipleri, daha fazla ışık ve hava alan bir evde yaşamak düşüncesinden yola çıkarak iç – dış mekan arasındaki sınırları ortadan kaldıran bu evi tasarlamış. Bu noktada, Jacobs Yaniv Architects‘in kurucu ortakları olan ev sahiplerinin elinden çıkan yapıya biraz yakından bakalım!

 

Gün ışığından maksimum düzeyde yararlanmak adına yapının doğu ve batı cephelerinde kurgulanan pencerelerin yanı sıra çatının hemen altında gökyüzüne bakan açıklıklar… Hepsi, daha aydınlık ve nefes alan bir yaşam alanı yaratmak üzere düşünülmüş.

 

Mekân organizasyonunu ise 3 bölüme ayırmak mümkün: Ebeveynler için düzenlenen 1. bölüm, çocuklar için ayrılan 2. bölüm ve bu ikisinin arasında tampon alan olarak bahçeye açılan salon ile mutfak.

 

Sadece beyaz

Tel Aviv’in kalbinde yer alan, misafirleri eğlendirmeyi seven bir aile için tasarlanan 42 metrekarelik daire, aydınlık bir yaşam alanına dönüştürülmüş. Yalnızca 3.3 metre genişlik ve 11 metre uzunluğa sahip bir yaşam alanı. Ancak asıl konu, tercih edilen renk paleti sayesinde bunun hissedilmemesi. İç mimar Yael Perry tarafından yeniden yorumlanan yaşam alanına yakından bakalım!

Zeminden duvara hatta mobilyalara uzanan parlak beyaz renk paleti. Perry’nin daha ferah bir yaşam alanı elde etmek amacıyla kullandığı paleti tamamlayan tasarımlar ise Eero Aarnio‘nun Parabel yemek masası ile Karim Rashid‘in Kite sandalyesi. İç mekanın dar olması ise salon, mutfak ve yemek bölümünün bir arada düzenlenme nedeni.

Öncesinde herhangi bir depolama alanı ya da gardırop bulunmaması, Perry’yi duvarları yıkarak yeni ve fonksiyonel bir mekan organizasyonu yapmaya yöneltmiş. Salon ve yatak odasını ayıran duvarın yatak odasında gardırop, salonda da televizyon için düşünülen yüzey olması ise bunun en açık örneği.

 

Güzelliğin etki alanı

ransa’nın güzel ve yetenekli hava durumu sunucusu Cecile Simeone, Lyon kentinde, eşi ve iki kız çocuğuna yaşam alanı olarak kurguladığı yeni evinde, karşıtların mükemmel birlikteliğinin sırrını çözmüş. Eklektik parçaların çağdaş mobilyalar ile buluştuğu dekorasyon, Cecile’nin sahibi olduğu Simeone Sisters adlı mobilya ve aksesuar mağazasının stili hakkında güçlü ipuçları veriyor.Fotoğraflar: Helenio Barbetta
Metin: Chiara Dal Canto / Living Inside
Derleyen: Revna Özcan

Fransa’nın bu kendini geliştirmeyi ve dikkat çekici bir özellik kazanmayı başarmış kentlerinden Lyon’da yer alan ev, geniş terasta kurgulanan yemek ve oturma alanlarıyla dış mekanda yaşama davet niteliğinde.

Lyon’da bir dekorasyon mağazasının sahibi olan Cecile Simeone,

kendi seçimleriyle yaşam bulan bu evde mutlu ve huzurlu bir aile hayatına kucak açıyor.

Bazıları için ev, sürekli sırtınızda taşıdığınız bir kabuk gibi sizi sarıp ısıtmaktan çok da öteye gitmeyen, kendini yenilemeyi ve farklılaşmayı bilmeyen bir mekan. Bazıları içinse sıklıkla yenilenen, her kavuşmada varlığından mutluluk duyulan, farklılıklara ve geleceğe dönük derlemelere sıklıkla yer verilen bir yuva.
İşte Cecile Simeone bu ikinci gruba ait bir kişilik. Bir öncekinden çok da uzakta konumlanmayan yeni evi, onun için bir tutkuyla yaşayacağı yenilikleri ve büyülü bir macerayı temsil ediyor.
Fransızlar onu Fransız televizyon kanalı Canal + ‘da yayınlanan hava durumu programlarından “Miss Meteo” olarak hatırlıyorlar. Bu programdan ayrıldıktan sonra Lyon kentinde yaşamaya başlayan Simeone, şimdi iki yetişkin kız çocuğu annesi ve o günlerdeki güzelliğini hiç bozulmadan saklamayı bilmiş başarılı bir iş kadını. Kent merkezinde  yer alan dekorasyon mağazası, Simeone Sisters’ın sahibi. Dekorasyon konusunda hatrı sayılı bir başarı kazanan bu mağazada iç mekan tasarımlarına, mobilya ve objelere yer veriyor. Böylece mobilyaya, bir diğer deyişle, tasarım ve sanat alanında pek çok çalışmaya imza atmış babasından beslenerek gelişen özüne geri dönmüş.

 

Yaşam alanın hemen merkezinde yer alan koyu renk deri oturma birimi ev sahibinin renk, doku ve boyut kullanımı konusundaki cesaret ve zevkinin bir ifadesi.

 

İç ve dış mekanda kullanılan mobilya ve aksesuarların çoğu ev sahibi Cecile Simeone’un sahibi olduğu Simeone Sisters adlı dekorasyon mağazasından seçilmiş.

 

Eşi Dominique Casagrande ve iki kızıyla birlikte yaşadığı yeni evi, Lyon kentinde ideal bir konuma sahip. Bunun sebebi ise kırsalın temiz havasını soluyor olmasına rağmen kente yakın mesafede bulunması. Bu aile evinin mimarisinden bahsedecek olursak, tüm dış cephe sedir ağacı kaplı. Sütunlu bir girişe sahip mekanın içinde de bu şık country tarz devam ediyor. Kanada’nın kırsal mimari tarzını andıran yapı, aynı zamanda Atlantik kıyısındaki Fransız mimari tarzından ve Cap Ferret’de konumlanan evlerden etkilenmiş. Ustalıkla oranlandırılmış boyutlar sayesinde ev, sahip olduğu metrekareden daha fazlasıymış gibi görünmeyi başarıyor. Tıpkı yaşam alanına sahip, büyük boyutlarda ahşap yemek masası çevresinde kurgulanan mutfak, tuğla şömine ve konforlu oturma birimleri gibi…
Geniş pencereler bahçe manzarasına açılıyor. Evin sütunlu girişi sayesinde, günışığının iç mekana geçişinde oluşan hafif gölgeli atmosfer ev sahiplerine rahat ve özerk bir alan sağlıyor. Cecile için iç mekan tasarımında doğallıkla gelen şıklık ve kendini iyi hissettirme özellikleri oldukça önemli. Ahşabın sıcaklığına, zeminde ve mekana uygun boyutlarda tasarlanan mutfaktaki yemek masasında yer verilmiş. Açık renk ve yumuşak dokular, yaşam alanının merkezinde konumlanan siyah deri oturma birimi ve mutfak duvarlarında karşılaştığımız açık renk seramik döşeme;
tüm doğal tonlar uyum ve dinginlik içinde birbiriyle iletişim halinde.
Mekana hakim renk, üst kattaki yatak odalarına yöneldiğimiz sırada dikkat çekici bir özellik kazanıyor.

 

Yaşam alanı ile iç içe geçen mutfak bölümünde de açık ve koyu rengin uyumlu birlikteliğine tanık olmak mümkün. Farklı tarzlardaki sandalyeler Lyon bit pazarında keşfedilmiş ve cesaretle bir araya getirilmiş.

Ahşabın sıcak dokusu mutfakta geniş ölçülerde tasarlanan yemek masasında ve çevresini saran sandalyelerde yine baş rolde. Geniş cam pencereler sayesinde evin bu alanı da gün ışığı ile doğallıkla aydınlanıyor. Berberi halıları, makrame aydınlatmalar, hasır sepetler gibi dekoratif öğeler kararında kullanılarak iç mekan kurgusuna egzotik bir doku eklemiş.Odalara gidişte geçilen koridorun duvarları egzotik bahçeleri konu alan duvar kağıdı ile giydirilmiş, böylece doğa ile yeni, farklı ve renkli bir iletişim kurulmuş. Yemek ve yaşam alanıyla aynı katta, giriş katında yer alan ebeveyn yatak odası da sütunlu girişin sunduğu görsel güzellikten faydalanıyor. Banyosu ve geniş gömme dolabıyla bu oda da yeterince işlevsel bir büyüklüğe sahip.

 

Ailenin iki genç kızı için ise evin üst katı ayrılmış. İşte mekanın bu katına hâkim göz kamaştırıcı Lyon manzarasına tam bu noktada hayran kalabilirsiniz. Cecile Simeone’nun farklı materyalleri ve orijinal tasarımları bir araya getiren dekorasyon zevki şüphe götürmez bir şekilde canlı ve çekici. Lyon bitpazarında keşfedilmiş hareketli parçalar, çağdaş tasarımlarla ve 50’li yıllara ait klasiklerle uyum ve mutlulukla bir arada. Berberi halıları, bambu sandalyeler, dönemin eğilimlerini yansıtan aydınlatma tasarımları ve siyah rengin hareketli mobilyalarda ve duvarlarda bilinçli kullanımı, birlikte mekâna sıradışı bir kişisellik kazandırıyor. Kentli zarafet, tatil evi keyfi ve sıcaklığıyla iç içe geçmiş bu mekânda. Cilalı mobilyalar, bahçe koltuğu ve kristal avize ile uyumlu bir diyalog halinde. Hepsi ev sahibi tarafından doğru ölçülerde mükemmellikle bir araya getirilmiş.

Ulaşılabilir sanat: Seramik

XIX. yüzyıla ait bir dergide gördüğü kadın portresini tasarımlarında motif olarak kullanan Piero Fornasetti’nin “Beni bu yüzün 500 varyasyonunu yapacak kadar etkileyecek şeyin ne olduğunu bilmiyorum. Yapmaya başladım ve hiç duramadım” diyerek özetlediği sanat ve tasarım hayatına yön veren unsur belki de bu portrenin seramikle olan uyumuydu. Günümüz seramik sanatçıları geleneksel tekniklerle yoğurdukları killeri modern formlara sokarak günlük hayatımıza dahil ederken, seramiğin kullanıldığı alan gittikçe artıyor.

 

Ana malzemesi kil olan seramik, en basit haliyle pişmiş toprak olarak ifade edilir. Seramik; uygarlığın erken dönemlerinde günlük hayata girmiş ve günümüze kadar varlığını sürdürmüş.
Kimi kaynaklar seramiğin tarihini insanlığın tarihiyle yaşıt kabul eder.

 

Seramik zemin

Konut için ıslak hacimlerde seramik kullanımı, uzun yıllardır en çok tercih edilen ve yaygın olan alternatiflerin başında geliyor. Bunun nedeni elbette sadece estetik olarak seramik karoların son yıllardaki gelişimi ve cazibesi değil, aynı zamanda su emme dayanımı, uzun kullanım ömrü, bakım kolaylığı ve dayanıklılığı. Doğal rustik veya modern dingin bir tarz yaratmak isteyenlerin tercihi ahşap görünüm, iç mekânlarda seramik karoların sağlamlığıyla buluşuyor. Taş ve beton görünümlü ürünler de ahşap kadar popüler. Seramik üretim teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişimler, doğalı ile neredeyse aynı görüntüyü yüzeye aktarıyor. Birbiriyle uyumlu, farklı renk ve desenden oluşan, dokunulduğunda açıkça hissedilen doğal taş dokusu sayesinde seramik karoları doğal taş ve betondan ayırt etmek neredeyse imkânsız.”

 

Çini karo

Özellikle balkon, teras, veranda gibi dış mekânlarda kullanılan seramik çiniler, son yıllarda salon, yatak odası, oturma odası gibi alanlarda da sıkça karşımıza çıkıyor. Seramik çiniler zemin ve duvarların yanı sıra lavabodan vazoya, yemek takımlarından servis tabaklarına kadar birçok tasarımın desenine ilham oluyor. Rustik, provence ve country stillerin aranan malzemeleri arasında yer alan seramik çini karolar özellikle ahşap malzemeyle kusursuz bir uyum sağlıyor. Farklı desenlerden oluşan seramik çini karoları mekânda kullanırken birkaç ton açık veya tercih edilen çini renginden biraz daha koyu renklerdeki kombinasyonları tercih edebilirsiniz. Dar alanlarda daha küçük motifli seramik karoları kullanıp mekânı geniş gösterebilirsiniz.

Tutkulu zanaat

“Manavı, nalburu, hamamları, eskicisi, antikacısı, vintage butikleri, çay bahçesi… Seviyorum ben bu çukuru” diyerek atölyesinin neden Çukurcuma’da yer aldığını özetleyen seramik sanatçısı Birsen Canbaz, aurası yüksek, ilginç ve yaratıcı seramik aksesuarlarının her birini zanaatkâr yaklaşımın estetik süzgecinden geçiriyor. “Yaptığım şey, biraz teknik beceri kullanarak uçuşan fikirleri biçimle sabitlemek. Özellikle de ironi, çelişki, soru işareti yaratan konuları, olayları, insanları biçime dönüştürmekten haz alıyorum. ‘Hable con ella’ filmini sevip konuşma balonu yapmak, pencereye yuva yapan kuştan etkilenip seramik yuvalar oluşturmak, nike amblemini seramik hamam takunyasında kullanmak, acı kırmızıbiber sembolünü kadın ayakkabısının topuğuna monte etmek, terazi ağırlığına kanat iliştirmek, yaprakları ağacın giysileri gibi görüp gerçek ağaçlara seramik yapraklarla giysi hazırlamak benim etkilendiğim şeyleri dönüştürme yanım diyebilirim. Son noktada biçimin izleyeni derin düşüncelere gark etmesi, şaşırtması çok hoş” diyerek tutkuyla yaptığı seramik tasarımlarının çıkış noktalarını yorumluyor.

 

Geleneğin modernizmle yoğrulması

Almanya’daki çeşitli seramik ve porselen fabrikalarında form ve dekor tasarımcılığının yanı sıra, bölüm yöneticiliği de yapan Ünal Cimit, seramiği şöyle tanımlıyor: “Kısır döngüler içinde yoz beğeniler değildir seramik olgusu. Bir tutku ki, yaşatan, seven, sevdiren; sesler, ışıklar, sözcükler, gönüller dolusu bir tutkudur seramik.” Üretmiş olduğu seramikleri için ise “Seramik yapımı için gerekli tüm kil ve mineraller Anadolu toprağında dopdolu. Özellikle boraks ve türevleri yönünden dünyanın en zengin ülkesi Türkiye! Ondandır Anadolu insanı evrende seramik tutkusuna ilk tutulan insanlardan. Böyle güzel topraklara borcumuzu, onları daha iyi değerlendirerek, daha güzel yapıtlar vererek ödemeliyiz. Çalışmalarımda özenle dikkat ettiğim nokta tümüyle yerli malzeme kullanmaktır. Çanaklarımda bu daha belirgin vurgulanır. Rölyef ve heykellerimde aynı olguya, kişiyi yorumlamayı da ekliyorum. Sevinçler, üzüntüler, coşkular, sevgiler bazen iç içe, bazen yan yana benim için. Bir çanak, bir rölyef veya bir heykel, bir şiir olmalı” yorumunu yapıyor.

Aydınlatmada Gelecek Senaryoları

Fütürizmin kurucusu Filippo Tomasso Marinetti farklı bir gelecek kurmak için geçmişi tümüyle reddetmişti. Modern endüstrinin parçalanmış formlarını tasarıma uygulamaya çalışan fütüristler, son zamanlarda aydınlatma tasarımları için referans noktası oluyor.

 

Aydınlatmanın günümüzde yaşadığı dönüşümün en belirgin örneklerinden biri, ampul kullanmındaki değişim olarak kabul edilebilir. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde ve Avustralya’da yasaklanan ampuller, yakın zamanda da Amerika’da yasaklanacak. Bundan yola çıkarsak, hayatımızdaki tanıdık bildik ışık kaynaklarının değiştiğini söyleyebiliriz.

 

Son teknolojik gelişmelere dayanarak tasarlanan ve üretilen aydınlatma kaynaklarına ve gelecek senaryolarına göz attığımızda, tasarımcıların farklı formlardaki, hafiflik ve organik form konseptinden nasibini alan, enerji tasarruflu ve çevre dostu tasarımlara yöneldiğini görüyoruz. Mimarinin 4. boyutu olarak da kabul edilen aydınlatma tasarımı sayesinde insanların, karanlık çöktüğünde o mekânı kullanırken neler hissedebileceğine karar vermek mümkün. Aydınlatma tasarımı kavramı gün geçtikçe hakettiği öneme kavuşuyor ancak hala bu konudaki bilgi eksikliği ve konunun tartışılacağı platformların oluşturulması gerekliliği ortada.

ABD’de California Üniversitesi’nden Chris Regan ve ekibi dünyanın en küçük ampulünü üretmeyi başardı. 1.4 mikrometre uzunluğunda ve 13 nanometre boyundaki bir nanotüpten oluşan ampul, kapalıyken görülemezken, ancak yandığında farkediliyor. Dünyanın en küçük ampulü iki ucuna da altın ve paladyum elektrot yerleştirilmiş bir karbon nanotübün içinden geçen elektriğin nanotübü ısıtmasıyla parıldıyor. Bu sırada etrefa saçılan milyonlarca fotondan birkaç bin tanesinin göze ulaşmasıyla ampul görülebiliyor. Ampulün hem kuantum mekanik sistemleri gibi davranabilecek kadar küçük olması hem de klasik fizik kurallarına uygun olacak kadar büyük olması, bu iki farklı dalın ortak inceleme alanına girmesi bakımından araştırmacılar tarafından ayrıca ilgi çekiyor.

 

Tre ci Luce firması, klasikleşmiş dark-light reflektörler yerine ofisler için üstün görsel konfor sağlayan yeni bir reflektör sisteminin üretimine başladı. Yeni Trilli Teknolojisi ile üretilen birçok mini konik optik reflektörün polikarbonat plakanın içine yerleştirilmesi ile üretilen bu reflektör, tüm açılardan iyi dağıtılmış ve kontrol edilen bir ışık yayılımını sağlıyor.

Ferrara Palladino tasarımı bu yeni reflektör ile yatay yüzeylerde ışık son derece eşit yayılıyor. Ofis flüoresan sistemleri için tasarlanan Shadow’un boyu 3 metreye kadar üretilebiliyor ve sarkıt, aplik ve tavan armatürü olarak her türlü mağaza, ticari alanlar ve ofisler için ideal çözümler üretiyor.

Yenilikçi aydınlatma konusunda uzmanlaşmış, öncü İtalyan firması Artemide, solar ünitelerdeki ileri teknolojisiyle küresel markette lider firma Sharp Solar ve Ross Lovegrove’un işbirliği sonucu geliştirilen aydınlatma elemanı, sosyal, kültürel ve değişen ekolojik ihtiyaçlara dikkat çekerek kentsel tasarıma yeni bir bakış açısı sunuyor. Şehrin gri rengini kırarak yeşil bir geleceğe atıfta bulunan ürün, Ross Lovegrove ve stüdyosunun güneş ile çalışlan modüler bir şehir aydınlatması konsepti üzerine çalışması ile ortaya çıktı. Artemide ve Sharp Solar firmaları ile birlikte geliştirilen aydınlatmada Ross Lovegrove, karmaşık doğal formlar ile şehrin keskinliği arasında bir iletişim kurmayı hedeflemiş. Lovegrove’un Artemide için tasarladığı Cosmic Angel, Cosmic Leaf and Cosmic Ocean adlı aydınlatmalar dalgalı ve dijital yüzeylerden yola çıkılarak tasarlanmış akışkan formlara sahip bir aydınlatma serisi. Cosmic Angel, iki metre uzunluğunda Lovegrove’un akışkan formlar, dijital algoritmalar ve bilgisayar yazılımlarıyla doğrudan şekillendirme süreclerine olan ilgisini yansıtan bir tasarım. Aydınlatmadaki dalgalı yüzeyler, ışığın mekâna çok yönlü dağılımını sağlıyor.

Yerçekimine meydan okuyan yapıların mimarı Zaha Hadid ise, Sawaya&Moroni için tasarladığı Vortexx isimli aydınlatma ile uzay üslerine yakışır bir ürüne imza atmıştı. 1.8 metre genişliğiyle ve yarım metreyi geçen uzunluğuyla Vortexx, birbirine paralel iki helezonun üzerinde iz süren bir ışık yoluna sahip. Fiberglas ve akrilik kullanılarak üretilen aydınlatma, otomobil boyasıyla boyanarak parlak bir görünüme kavuşmuş. Avusturyalı aydınlatma teknolojisi firması Zumtobel ürünün bütün teknik detaylarını çözmüş. Hadid’in Artemide için tasarladığı Genesis adlı aydınlatma ise ağaçların büyümesinden ilham alan bir ürün. Genesis, sanki kökleri yere uzanan ve büyümeye devam eden bir bitki gibi görünüyor.

İnternet sitemizden en verimli şekilde faydalanabilmeniz ve kullanıcı deneyiminizi geliştirebilmek için Cookie kullanıyoruz. Cookie kullanılmasını tercih etmezseniz tarayıcınızın ayarlarından Cookieleri silebilir ya da engelleyebilirsiniz. Ancak bunun internet sitemizi kullanımınızı etkileyebileceğini hatırlatmak isteriz. Tarayıcınızdan Cookie ayarlarınızı değiştirmediğiniz sürece bu sitede Cookie kullanımını kabul ettiğinizi varsayacağız.