Kategori Arşivleri: Basında Sem

Kullan, atma, yeniden yarat!

Bir önceki nesillerin kullanıp kaldırdığı eşyaları yeniden hayata döndüren junk stili, geleneksel dekorasyon anlayışını kural ve kalıplardan kurtararak düzene karşı koyuyor. Eski kapılardan chester kanepelere, antika dantel ve tığ işlerinden galvaniz kovalara uzanan anahtar parçalar yeniden anlam kazanıyor. Yapmanız gereken tek şey hayalgücünüzü biraz daha özgür bırakarak eski olanı yeniye dönüştürecek yollar bulmak.

Dekorasyon trendleri ve zevkler değiştikçe birçok eşya zamansızlıkları düşünülmeden bir köşede kendi hallerine terk ediliyor. Yol üzerindeki yerlerin ve ikinci el dükkanların peşine düşen junker’lar, doğru parçaları toplayarak geri dönüşümle evine yeni bir eşya eklemenin heyecanını yaşıyorlar. Hurdaya çıkmış eşyaları kullanılabilir hale dönüştürmek aslında yeni bir oluşum değil. İnsanlar belki yıllardır tutumlu davranmak adına bir şeyler yapıyorlar ve yaratıcı yönlerini evlerinde artık istemedikleri eşyaları yeni ve işlevsel hale getirmek için kullanıyorlar. Orijinalliklerini ve tek olma özelliğini koruyan her bir parça, dekorasyondaki geri dönüşüm hareketini destekleyerek hem geçmişlerini koruyor hem de işe yarar hale geliyor. Junk stilini özetleyen eski bir söz vardır: “Bir insanın çöpü, başka bir insanın hazinesidir.”

Junk stilinden bahsederken Marcel Duchamp’ın ready-made’lerine değinmeden geçmek olmaz. Sanatın yetenek gerektirdiğine inanılan bir dönemde sıradan bir pisuarı imzasıyla sanata dönüştürdüğünü iddia eden Duchamp, nesnelerin ne olduklarını anlamayı değil, izleyicilerin düşüncelerini farklı kavramlara çekmeyi amaçlayan ready made sözcüğünün fikir babasıdır. Tasarımda da sanatta olduğu gibi bir mesaj kaygısı yaşanılıyor mu bilinmez ama junk stili tam da bu noktada halihazırda bulunan ve sürekli kendini tekrarlayan tasarım ürünlerine başkaldırıyor. Estetik kavramını kökünden reddeden stil, kullanılan eşyaları amaçlarından uzaklaştırıp yeni bir olgu için bir araya getirerek heyecan yaratıyor. Kural ve kalıplardan kurtulan dekorasyon anlayışı yeniden anlam kazanıyor. Objeler ve insanlar arasında etkileşim tasarım gözümüzü değiştirerek yeteneğimizle yarattıklarımızdan zevk almamızı sağlıyor.

Yükselmekte olan ekonomi dostu dekorasyon trendi junk stilinin temelinde, çoğu insan tarafından çöp olarak tabir edilen eşyalardan harikalar yaratmak yatıyor. Ayağı kırık sandalyeden, yüzü eskimiş koltuktan ya da paslanmış kovalardan inovatif tasarımlar yaratmak sizin elinizde. Öncelikle, evinizde eskimiş neler var bir göz atın. Sonra da yaratıcılığınızın öne çıkmasına izin verin. Hayal gücünüzü kullanarak hayat verdiğiniz eski eşyalarla kendi tarzınızı yaratabilirsiniz.

Kusurlara kucak açtık

Her şeyi kusursuzlaştırmak, bunu yaparken aynılaştırmak ve düzen peşinde koşmak derken, psikolojimizi de ‘ütülemeyelim’. Duvara ışık saçan metal apliğe buruşuk kumaş imajı, seramik vazoya bükülmüş karton efekti veriyoruz. Ham malzemeye, dokulu yüzeye, çatlamış ve yarım kalmış hissi uyandıran tasarımlara kucak açıyoruz.

Japon geleneklerinin bir yansıması olan kintsugi felsefesi, eksik ya da kusurlu olanın gözden  çıkarılmaması, hatta kucaklanması mantığından yola çıkılarak başlamış. Kimyasal yapıştırıcıların olmadığı XVI. yüzyılda, günümüzün değerli malzemesi altın, parçalanan ya da çatlayan porselen malzemelerin yapıştırılmasında kullanılıyormuş. Cam, porselen, seramik gibi hassas aksesuarlarınızın başına çatlama ya da kırılma gibi bir kaza geldiğinde dilediğiniz malzemeyle ona yeniden hayat vermeye ne dersiniz?

 


Beton etkisi

Yaşam alanlarında üzerine boya sürülmesi gereken bir malzeme olarak görülen beton, endüstriyel loft stilinin doğuşuyla ham haliyle açıkta bırakılarak özgürlüğünü ilan etti. Beton hem görünümüyle hem de dokulu yapısıyla zemin ve duvarlar kadar aksesuarlara da ilham kaynağı. Şüphesiz ki önceleri tavandan sarkan beton bir aydınlatmaya evlerimizde yer vereceğimizi düşünemezdik. Şimdi ise hangisini seçmeliyiz sorularıyla karşı karşıyayız. Beton aydınlatmadan mumluğa, kahvaltılıktan servis tabaklarına ve hatta kanepe, koltuk gibi oturma birimlerine bile ilham veriyor. Hem de en dokulu, en ham haliyle!

 

 

 

Daha ham, daha doğal

Eskidikçe daha dokulu ve karakteristik bir görünüm kazanan ahşap, uzun süreli kullanım avantajı, sıcak bir görünüm yaratması ve en önemlisi doğal bir malzeme olması nedeniyle çağdaş ve ekolojik evlerin vazgeçilmezleri arasında. Tasarımcılar artık ahşabın doğallığını daha vurgulu yansıtmak adına minimum işlemle ürünleri şekillendiriyor. Masa ortasından geçen bir çatlak ya da dolap kapağında yer alan bir yarık, kusur değil doğallık olarak tanımlanıyor.

Trend pusulası 4 yönü gösteriyor

2016-17 evlerinde hangi renkler, malzemeler ve eğilimler ön planda olacak? Hangi tasarımlar ve akımlar evlerimizi etkisi altına alacak? Globalleşen dünyada hangi parola ve anahtarlar kullanılacak, yeni toplum değerleri ne kadar önem kazanacak? Merak ettiğimiz tüm bu soruları, tasarımcıların, trend araştırmacılarının ve trend ajanslarının gözlemlerine dayanarak 4 temada derlemeye çalıştık sizler için…

 

  1. Kendimizi iyi hissettiğimiz mekanlar

Tüm dünyada süregelen önemli toplumsal değişimler ve belirsizlik nedeniyle insanlar evlerinde daha çok vakit geçirmeye başladılar. Bu yüzden rahatlık, şıklık, lüks materyaller kısaca kendilerini iyi hissedecekleri mekânlar ve kişisel lüksler ön plana çıktı ve bu eğilim yakın gelecekte de devam edecek. Egzotik malzemeler, ahşap ve toprak renkleri, griye kaçan kahve tonlarının hakimiyeti ön plana çıkacak. Kullanılan kumaşların kalite ve materyalleri de önem kazanmaya başlayacak. Bunun yanında mekânlar limited edition (sınırlı sayıda üretilen) aksesuarlar ve  sanat eserleri, heykellerle tamamlanacak. Bu sene estetikle yansıyan ışığın etkilerini mükemmel birleştiren ve tek başına bile mekânlara ayrı bir hava veren aydınlatmalar da ön planda olacak. Bunun yanında el işçiliğinin öne çıktığı ahşap, zamansız diyebileceğimiz klasik sanat eseri gibi mobilya ve aksesuarlar da gözde olacak diyebiliriz.

  1. Karakter özelliklerini yansıtan evler

Ekoloji, rahatlık, sadelik yine ön plana geçecek… Acak geleceğin evlerine asıl damga vuracak olan yumruk, özgünlük, kişisellik ve sürüden ayrılma dürtüsü olacak. Bu da farklı mobilya ve aksesuarları kişisel zevke göre bir arada kullanmayla sağlanacak. Bunun yanında aksesuar seçimleri de önem kazanacak. Kişiye özgün koleksiyonlar, sınırlı sayıda üretilen biblo ve heykeller ve tabii bolca sanat eseri… Çin son yıllarda sanatta olan hakimiyetini bu sene de heykel, video art, resim olarak devam ettirecek.

  1. Doğadan retroya

2016-17 sonbahar/kış sezonunda doğa bağlantılı materyallerin, ev tekstil ve ev aksesuarlarına etkisi göze çarpıyor. Deri, kaşmir ve bambu bu kışın favori üçlüsü. Siyah lake dolaplar, bakır aydınlatmalar, mermer sehpalar ve incecik ahşap iskeletli deri oturma grupları bunlardan sadece birkaçı. Mobilyalarda gül ağacı, oturma gruplarından mini barlara kadar farklı formlara bürünüyor.

Sezonun favori renkleri koyu lacivert, mor, kurşuni gümüş, nefti ve bal rengi, favori trendi ise günümüzün modern parçalarını, özellikle iskemle, koltuk ve aydınlatmalarda öne çıkan retro tarzıyla karıştırmak. Aksesuarlarda geometrik formlar tekrar gündeme yerleşecek ama androjen bir tarz dengesi tuturulacak.

  1. Güvenlik ve mahremiyet duygusu

Kalabalık ve gün geçtikçe zorlaşan metropol hayatı, 2012’de de bireyin şehirdeki oyun alanını hissedilir şekilde daraltmaya devam ediyor. Bu çerçevede evde geçen zaman dilimi arttığı gibi, duygusal olarak evden beklenen ve evin tatmin etmesi gereken duygusal ihtiyaçlar da artıyor. Ev, sadece bir koza ve temel güvenlik alanı olmanın çok daha ötesinde; bir kale, sonsuz özgürlük alanı, mahremiyet bölgesi ve en önemlisi kişisel kimliğin bir uzantısı olarak tezahür ediyor. Evlerimiz artık çok daha biz.

Genel olarak bakıldığında 2012’deki dekorasyon trendinin tek bir akımı baz almayan, kalıpların kırıldığı ve bireysel dışavurumun son derece açık ve cömertçe ortaya konduğu bir dönem olacağı görülüyor. Bu çerçevede her çeşit renk, her türlü kombin, kontrast, zamandan ve mekândan bağımsız tüm kişisel tercih ve detayın ev alanına gireceği kabul ediliyor.

Dış mekanda minimalizm rüzgarı

Açık hava alanları, çoğunluğun tercih ettiği suya dayanıklı, ahşap formüllerin yanı sıra son yıllarda metal ve sentetik rattan seçenekleri de öne çıkarıyor. Özellikle iç mekanda minimal ve metal üzerine konsept kurgulayan, ev, ofis, café gibi yaşam alanları dış mekanlarda da yine aynı tempoyu arıyorlar.

Hayatımızda değişen ihtiyaçlar, iklimler ve yaşam koşulları ister istemez iç ve dış mekan ilişkisinin de değişimine yol açıyor. Artık iç ve dış mekan ayrımının eskisi kadar sert değil, daha yumuşak geçişlerle olduğunu gözlemliyoruz. Tıpkı banyo ve giyinme odalarının yatak odalarına entegre edilmesi gibi. İç mekan mobilyalarında olduğu gibi açık alan tasarımlarında da dayanıklılık, konfor ve görsellik konusunda şüphesiz büyük bir değişiklik yaşıyoruz. Evdeki rahatlık duygusu ve estetik anlayış dış mekanlarda da kendini ele veriyor.

2016 yaz sezonunda dış mekan mobilyalarının bahçe, balkon, teras, güneşlenme alanları ve farklı özel alanlar gibi çok yönlü kullanıma açık olarak kurgulandıklarını görüyoruz. Sandalye, koltuk, kanepe, sehpa, masa ve şezlong olarak oluşturulmuş yeni nesil serilerin tekli, ikili veya çoklu alternatiflerinde ise yanyana geldiklerinde grup oluşturma fonksiyonu sağlaması yoluna gidiliyor. Bu tip tasarımlarda fonksiyonel ve ergonomic bir estetiğin hedeflendiği oldukça belirgin olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle hafif olmaları gerekliliği minimal malzeme kullanımını ve tasarımlarda minimalizmi ön plana çıkarıyor ki yalın, yumuşak, geometrik form kesişimleri ve geçişleri; ergonomi ile yoğruluyor.

Bu doğrultuda klasikleşmiş marka ve formüllerin yanında yeni, enerjisi yüksek, farklı ve geleceğe odaklanmış markaları da yakından tanımak gerekiyor. Özellikle genç çiftler ve modern dekorasyon çizgisini takip eden profesyoneller için bu konuyla ilgili tavsiye edebileceğimiz bir marka var: Talenti.

Pazar eğilimlerini önceden tahmin ederek yarattığı koleksiyonlar sayesinde takip edilen markalardan biri olan ve İtalyan tasarım okyanusunun kategorisindeki en tanınan markalarından biri olan Talenti’nin tasarımcı kadrosunda Karim Rashid, Roberto Semprini, Alessandro Fancelli, Studio Veneziano, Roberto Serio ve Lugia Pace gibi imzalara ve onların ikonik tasarımlarına rastlıyoruz.

Talenti’nin günümüz yaşam tarzına uygun tasarımları yaratırken ana hedefinin zanaat becerisini endüstriyel tekniklerle uyum içinde harmanlamak olduğunu belirtmemiz lazım. Dış mekan için masa, sandalye, oturma grubu, şezlong ve aksesuar tasarımlarıyla tanınan Talenti, koleksiyonlarını üç farklı malzemeyle üretiyor: Demir, alüminyum ve hasır lifi. Özellikle iç mekan ve dış mekan arasındaki iletişimin kuvvetlendiği, dış mekandaki konfor beklentilerinin, hatta güncel trendleri takip edebilen bir atmosfer olması beklentisinin yoğun olduğu, dış mekanı sadece yemek yeme, dinlenme gibi dingin ihtiyaçlar için değil, toplantı ve sosyalleşme anlamında da kullanma isteğinin arttığı bir dönemde, Talenti gibi renkli, stil sahibi, endüstriyel tarzın kentli kimliğini ifade eden markalar biraz daha öne çıkıyor ve tercih ediliyor.

Kısacası siz siz olun, sadece pencereleri ve kapıları açmakla kalmayın, ruhunuzu ve bedeninizi pozitif enerji ile, renklerle, en önemlisi de gelecekle buluşturun.

Dün ile bugünü buluşturan vintage

Dün ile bugünü buluşturan vintage

Çoğumuz vintage denince ‘yeni’ olmayan bir şeyi anlıyoruz. Oysa, durum bu değil. Vintage ile İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1940’ların sonlarına doğru tasarımın aldığı yönü kastediyoruz. Savaş boyunca çekilen acılardan, koşulların getirdiği zorunlu tamir ve yapım becerilerinden beslenen bir stil bu. 40’ların sonları ve 50’li yılların özgün bir ‘mix&match’ duygusuna sahip olması tam da bu yüzden.

İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan onca trajediden sonra geriye kalan dünyanın renge, güzelliğe ve tasarıma her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardı. 1940’ların ilk yarısında sanat ve yaratıcılık ortamı tam da bu yüzden çok bereketliydi. Avrupalı sanatçılar Amerika’ya taşınıyor, oraya kendi fikirlerini götürüyor ve mevcut sanat toprağına yeni tohumlar ekiyorlardı. Ne zaman ki savaş bitti, bu iki dünyanın bir araya gelişinin meyveleri de ortaya çıkmaya başladı. Ama içten taşan yaratıcılıkla kapışabilecek kadar bol materyal yoktu; malum, savaş sonrası her şeyin kıtlığı çekiliyordu. O zaman da herkes kendi başının çaresine bakmayı, mobilyalarını kendisi yapmayı öğrendi. Zamanla sanayi toparlandı ve insanlar yeni yaşamlarına adapte olmaya başladılar. Gözlerini yeni evlerine çevirip orayı güzelleştirmek için motive olabildiler. O senelerde evde misafir ağırlamak da çok önemli bir sosyal durumdu, böyle olunca yaşam alanlarını haklarında en güzel şekilde konuşulacak tarzda dekore etmek müthiş önemli bir hal alıverdi.

İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan onca trajediden sonra geriye kalan dünyanın renge, güzelliğe ve tasarıma her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardı. 1940’ların ilk yarısında sanat ve yaratıcılık ortamı tam da bu yüzden çok bereketliydi. Avrupalı sanatçılar Amerika’ya taşınıyor, oraya kendi fikirlerini götürüyor ve mevcut sanat toprağına yeni tohumlar ekiyorlardı. Ne zaman ki savaş bitti, bu iki dünyanın bir araya gelişinin meyveleri de ortaya çıkmaya başladı. Ama içten taşan yaratıcılıkla kapışabilecek kadar bol materyal yoktu; malum, savaş sonrası her şeyin kıtlığı çekiliyordu. O zaman da herkes kendi başının çaresine bakmayı, mobilyalarını kendisi yapmayı öğrendi. Zamanla sanayi toparlandı ve insanlar yeni yaşamlarına adapte olmaya başladılar. Gözlerini yeni evlerine çevirip orayı güzelleştirmek için motive olabildiler. O senelerde evde misafir ağırlamak da çok önemli bir sosyal durumdu, böyle olunca yaşam alanlarını haklarında en güzel şekilde konuşulacak tarzda dekore etmek müthiş önemli bir hal alıverdi.

1940’ların ikinci yarısında Amerika’daki evlere bugün Erken Amerikan veya kolonyal sıfatlarıyla tarif edebileceğimiz bir tarz hakimdi. Çiçek desenli kumaşlarla kaplı ahşap mobilyalar ve fırfırlar fena halde popülerdi. İnsanlar kendilerini güvende hissetmeye ve yaşamdan keyif almaya başladıkça dekorasyon daha işlevsel ve eğlenceli bir tona bürünmeye başladı. Karneyle gıda alma ve kıtlık dönemi bitmiş; elektronik aletler ve mobilyalarda bir anda müthiş bir çeşitlilik başlamıştı.
Modada da dekorasyonda da en güzeline sahip olmak ve görkemli görünmek için adı konmayan bir yarış vardı.

Her ne kadar 1950’lerle özdeşleşmiş gibi görünse de, küçük de olsa yemek odalarına yer ayrılması, krom yemek takımları, formika masaüstleri aslında 1940’larda popüler olmuştu. Cam çekmece kulpları, krom ve vinil tabureler, yavaş yavaş evlerden içeri giriyordu. Ahşabın buharda büküldükten sonra farklı biçimlere büründürülüp mobilya ve dekorasyon objelerine dönüştürülmesine verilen isim olan Bentwood, hızla herkesin favorisi haline geliyordu.

2017 yılını yaşarken 1940’ları yaratmak isterseniz temel çizginiz şu olmalı: Eski, eklektik parçalar üzerinden çekici ve tarihsel bir duygu yaratabilmek. Varsa o dönemden kalan parçaları tamir edip tadilatla adam ederek yeniden yaşam akışına katmak. Vintage bir atmosfer oluşturmak için mekâna antika objeler, açık hava pazarlarından eski eşyalar ve emlak satın alımları sırasında belki bir önceki ev sahiplerinden kalan eşyaları değerlendirmek, akla ilk gelen ve en geçerli hamleler. Mekânlarınızda ahşaba çokça yer verin. Altındaki eski renklerin görünmesi için bazı kısımların kabuğunu soyulmuş halde de bırakabilirsiniz.

Renkler

Art deco, 1920’leri kontrolü altına alıp 1940’ın ortasına kadar etkisi devam eden, sanat ve dekorasyonun her yerine değmekle birlikte renk paleti söz konusu olduğunda nötr renkleri ve metalik ara tonları öne çıkaran bir akım. Art deco’nun en popüler detay renkleri, egzotik pastel tonlar oluyor, mesela. Yüzyıl ortası modern renk paleti (1940’lardan 1960’lara kadar) ise dünyayı yeniden güçlü renklere ve derin tonlara alıştırıyor. Toprak tonları evlerin dış cephelerine çok hakim, içerideki en popüler renkler arasında ise lacivert, canlı sarılar, kırmızı, beyaz ve açık yeşil var.

  1. Duvarlarda sessiz ve pastel tonlarındaki dönem renklerini tercih edin.
    Yalnızca seçtiğiniz tonun fazlaca parlak ve modern görünmediğinden emin olun.
  2. Savaştan sonra insanlar obje ve eşyaları mümkün olduğunca elde yapmayı ve tamir etmeyi öğrenmek durumunda kaldılar. Bu da çok kez tamir ve modifiye edilmiş mobilyaların doğal kabul edilmesini sağladı. Siz de bu nedenle elinizde bir mobilya tasarımı yapabilir, eski bir sandalyeyi tamir edip boyayabilir, yamalı ve crochet tekstil ürünleriyle odalarınızı dekore edebilirsiniz.
  3. İşinize gerçekten yarayabilecek mobilyalardan biri, köşe dolabı veya sade,
    önü camdan bir vitrin olabilir. Tüm alışılmadık objelerinizi burada sergileyebilirsiniz.
  4. Otantik vintage dekorasyon stilini yakalamak için desenli duvar kağıtları kullanmak da
    iyi bir fikir. Çiçek desenleri bu amaç için birebir, özellikle de 40’lı ve 50’li yılların gül desenlerinden olanları bulabilirseniz.
  5. 1940’lı yıllar dünyayı ahşap radyolar ve pikap konsollarıyla tanıştırmıştı. Kapaklı televizyon dolaplarını da tabii! Aileler oturma odalarındaki radyo veya yeterince zenginlerse televizyonun önünde toplanır; dünyada olup bitenleri ancak bu saatlerde öğrenebilirdi.
  6. Nostaljik kap, tabak, çanakları arayıp bulun. Çay setlerini ve güzel tabak tasarımlarını kullanmak için değil; sergilemek için kullanın. Çiçek buketlerini içine koymak için vintage sürahi ve ince uzun kutuları değerlendirebilirsiniz. Mutfakta emaye demlikleriniz, yumurta sepetleriniz, inek formlu sütlükleriniz, tereyağı tabaklarınız, ekmek kutularınız ve çiçek desenli önlükleriniz olsun!

Contemporary Istanbul sona erdi (Rekor katılım)

13 Eylül’de kapılarını açan ve dün kapanışı gerçekleşen sanat etkinliği Contemporary Istanbul 80 binden fazla sanatseveri ağırladı.

 

REKOR KATILIM

İstanbul’un sahip olduğu sanat ortamında çeşitli galerilerde, müzelerde yer alan sergiler ve 15. İstanbul Bienali ile birlikte 80 binden fazla kişi rakamı bir rekor kabul ediliyor.

 

55 MİLYON DOLAR 

Akbank’ın desteğiyle gerçekleştirilen fuarda toplamda 55 milyon Dolar (Yaklaşık 195 milyon TL) değerinde eser satışa çıktı.

 

1500 ESER

Akbank desteği ve Ferko ile Yıldız Holding ortak sponsorluğunda gerçekleşen Contemporary Istanbul, Lütfi Kırdar Rumeli Salonu ve İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlendi. Ön izleme günü dahil beş gün süren fuara 42’si yabancı olmak üzere, toplam 73 galerinin yanı sıra, yaklaşık 1.500 sanat eseri İstanbullu sanatseverlerle buluştu.

 

BİRÇOK ESER ALICI BULDU

Fuarda sergilenen eserler arasından 500 bin Euro’ya satışa sunulan Victoria Miro Galeri’den Yayoi Kusama’nın Infinity – Nets (Sotoa), 500 bin Dolar’a satışa sunulan Dirimart’ın Fahrelnissa Zeid’in, 380 bin Dolar’a satışa sunulan Marlborough Gallery‘den Manolo Valdes’in Retrato con Marco’su, adedi 250 bin TL’ye satışa sunulan 5 adet Art On İstanbul’dan Mithat Şen’e ait İstif Serisi’nden Küre bir’i, 130 bin Pound’a satışa sunulan Vigo Gallery’den Ibrahim El-Salahi’nin Flamenco Dancers’ı, 62 bin Euro’ya satışa sunulan Victor Lope’den Salustiano’nun Presente Pluscuamperfecto’su, 65 bin Dolar’a satışa sunulan Dastan’s Basement’tan Sahand Hesamiyan’ın Nahankhane’si, 45 bin TL’ye satışa sunulan Pg Art Gallery’den Mehmet Sinan Kuran’ın Fiftysixdoublezero’su alıcı buldu.

 

“GELECEK YIL DA SÜRDÜRMEYE KARARLIYIZ”

Kapanış gününde Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli fuarın 12. yılı hakkında değerlendirmeler yaparak şunları söyledi, “2015 yılı sonunda başlayan ve 2016 yılı boyunca atarak devam eden sıkıntılar içinde geçen yıl fuarımızı düzenledik. Bu İstanbul’a ve sanat çevrelerine beslediğimiz güvenin ve aynı zamanda sorumluluğumuzun bir sonucuydu. Bu yıl geçen seneki kararlılığımızın sonuçlarını gördük. Tüm katılımcıları ve bizi çok mutlu eden bir fuar dönemi yaşadık. Bu yıl fuarı 15. İstanbul Bienali’yle aynı günlerde düzenledik. Bu çok önemli bir hamleydi. Bu gerçeği gören, anlayan galeriler ve müzeler haftaya katıldılar. Çok dikkat çekici sergiler düzenlediler. Tüm bu hareket İstanbul’u bir anda dünya sanat haritasında çok önemli ve çarpıcı bir noktaya yerleştirdi. Bugün daha önce belirttiğim gibi dünyada bambaşka bir İstanbul var. Yakaladığımız coşkuyu gelecek yıl da sürdürmeye kararlıyız.”

 

“HER SENE STANDARTLAR YÜKSELİYOR”

Fuarı ziyarete gelen Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik de “Burası Türkiye’nin büyük potansiyelini gösteriyor. Dünyanın her yerinden sanat galerileri tarafından ziyaret ediliyor. Gözlemlediğim kadarıyla da her sene standartları yükseliyor, dünyanın uluslararası sanat alanında önemli oyuncuları ve galerileri Contemporary Istanbul’a geliyor. Bu fuar Türkiye’nin tanıtılması açısından çok önemli. Vatandaşlarımızın, gençlerin Contemporary Istanbul’a gösterdiği ilgi de gurur verici” diyerek izlenimlerini paylaştı.

İşte yansıyan diğer kareler…

 

Contemporary Istanbul’un bir sonraki edisyonu 13-16 Eylül 2018 tarihleri arasında gerçekleşecek.

www.ntv.com.tr

Modern lüks ve doğal güzellik arasındaki mükemmel denge: Dağ Stili

Nasıl ki yaz geldiğinde herkesin hayalini bir sahil evi konsepti süsler ise; kış geldiğinde de ahşap, şömineli, sıcacık bir dağ evi hayali herkesin ortak hayalidir.
Çoğunlukla ahşap olarak dekore edilmiş ve doğal temalı bir dekorasyonla zenginleştirilmiş dağ evleri, dekorasyon tarzı ile dışarıdaki havanın soğukluğuna inat; içinizi sıcacık yapar.

Dağ evi dekorasyonunda olmazsa olmaz parçalar; hayvan postları ve ahşap dekorasyon objeleridir. Bunun yanında şöminenin başında bulunan yumuşacık polar battaniyeler; görüntü olarak bile içimizi ısıtmaya yetecektir. Deri koltuklar ve soft renkler ile dekore edilmiş mobilyalar; dağ evi dekorasyonu için ideal seçimler olacaktır. Siyah-gri-beyaz renklerin bu tarz bir dekorasyonda temel renkler olduğu da bir gerçektir. Bu renklerin yanına doğal yapıyı ön plana çıkarmak için ahşap dokusunun tüm tonlarını, koyu kahveleri de dâhil ederek; mekânı daha sıcak hale getirebilirsiniz.

Ateşin Asaleti
Şömine genellikle dekorasyonda odak noktası görevi görür. Dikkat çekmesinin yanı sıra mekana sıcaklık ve rahatlık hissini vererek dinlendirici bir özelliğe sahiptir.
Şöminede kullanılan doğal malzemeler bu sıcaklık hissine katkı sağlar. Malzeme seçiminize göre rustik bir atmosfer ya da farklı tasarım ve taş türleri ile modern mekanlar yaratabilirsiniz.

Dağ evinizin oturma alanını rahat, salaş, hacimli mobilyalar ve mekânı ısıtacak detayları kullanarak tasarlarken; yatak odası dekorasyonunda da aynı temaları ön plana çıkarmanız gereklidir. Özellikle yılbaşı gecesinde davet ettiğiniz misafirlerinizi rahat ettirmek için olabildiğince sıcak bir yatak odası dekorasyonu yapmanız gereklidir. Bunun için kalın örgü battaniyelerden, sevimli desenli yastıklardan ve doğal dekorasyon yaratacak ahşap objelerden faydalanmak doğru bir seçim olacaktır

Naturalist Endüstriyel Stil

Brütalizm, 1950’lerin başında ortaya çıkan çağdaş mimarlık yönelimidir. Brütalizm, çağdaş mimarlığın ilkelerinden biri olan biçimlendirmede yapı gereçlerini ve taşıyıcı öğeleri üstlerini örtmeden, saklamadan bir anlatım aracı olarak kullanma ilkesini bir adım daha ileri götürmüş, yapıda donatımları da gizlemeden kullanıp onları biçimlenmeye katılan birer öğe olarak ele almıştır.

 

II. Dünya Savaşı’ndan sonra parasal kaynak sıkıntısı olmuştur. Fransız mimarı Le Corbusier 1947-1952 arasında Marsilya’da yaptığı Konut Birimi’nde donatılı betonu kalıptan çıktığı gibi bırakarak kullanmış, bunu da beton brüt (kaba beton) yani üstü örtülmemiş, görülebilen, çıplak beton diye adlandırmıştır.
Brütalizm sözcüğünün ilk kullanıldığı ülke olan İngiltere’de de A. Ve P. Smithson’lar 1954’te sınırlı olanaklarla yaptıkları Hunstanton Okulu’nda donatı borularını, kablolarını açık bırakmışlardır. ABD’de ise Louis I. Kahn 1952-1954 arasında yaptığı Yale Üniversitesi Sanat Merkezi’nde yapı gereçlerini üstlerini örtmeden kullanmış, donatılan da açıktan geçirmiştir. Böylece 1950’lerin ortasına doğru, yapıya kaba bir görünüm vermeyi biçimlendirme ilkesi olarak benimseyen bir yaklaşım yaygınlaşmaya başlamıştır.

 

Loft” tarzı dekorasyon denilen, 1980’li yıllarda New York’ta depo olarak kullanılan ve ressam, heykeltraşların kendilerine göre stüdyo olarak kullandıkları bu alanlar zamanla Avrupa’ya da genişleyerek insanların yaşam tarzı haline gelmiştir. Dökme demir cepheli, yüksek tavanlı, boyasız duvarlı, brüt beton zeminli bu yapılar, ısınma zorluğu, yıpranmış görünümü ve non-konformist şartlarına rağmen o zamanın asi ruhları için cezbedici yaşam alanlarına dönüşmüştür.

 

Eski fabrikalar, depolar yaşam alanlarına dönüşürken siz de evinizi endüstriyel stile uygun dekore edebilirsiniz. Doğal ahşabın metal ile uyumunu endüstriyel stil ile yakalayabilirsiniz.
Endüstriyel stilin asil ve özgür duruşunun ardında ona maskülen bir tavır kazandıran deri tasarımlar, metalik yüzeyler ve ham ahşaplarla loft dekorasyonun oyun kurucuları arasında.

 

Loftların 5 anahtarı:
 Açık ve geniş metrekareler
• Yüksek tavanlar
• Brüt beton, saç ve tuğla yüzeyler
• Açıktaki tesisat boruları
• Büyük pencereler

 

Detaylarla ortamı ısıtın
Modern ve sert hatların, metal eşyaların, betonun, boru ve kirişlerin etken olduğu bu trende ek olarak sıcak renkler, ahşap vintage eşyalar ve bitkiler gibi detaylarla yaşam alanınızı daha cazibeli bir hale getirebilirsiniz.

 

Eşyalarınızın sayısı azaltın; boyutlarını büyütün, renk paletinizi maskülenleştirin ve retro/ vintage ürünler satan mağazalarda endüstriyel görünümlü aydınlatma ve mobilyalar arayın.

Siz endüstriyel stilin asil ve özgür duruşunu nasıl buldunuz?

Country & Provence Dekorasyon Stili

“Fransız usulü kır yaşamı” olarak tanımlanan provence stilinin doğum yeri Fransa’nın güney kıyıları ve arkasındaki dağlık bölgedir. Akdeniz kıyıları ve lavanta tarlaları bu stilin ilham kaynağıdır.

Zarif dekorasyon stili, patine mobilyalar, ferforje tasarımlar ve doğal dokulu kumaşlar bu stilin başlıca özellikleridir. 17. ve 18. yüzyıl Fransa’sının ‘Provence’ olarak adlandırılan bölgesinde üretilen mobilya ve mimariden köklerini alan country stilinde romantik, nostaljik kır havasının huzur dolu atmosferini evlerinize taşıyabilirsiniz.

Provence stilinin karakteristik özellikleri nelerdir?
Zarif, rahat, samimi bir tarzının olması…

Mobilyalar: Doğal ve açık tonlar, patineli ve eskitme mobilyalar, ferforje tasarımlar, masif ahşaplar, mat ve natural görünümlü cilalı mobilyalar tercih edilmelidir.
Şömine: Aşağıdaki görsellerde gördüğünüz gibi provence stili hakim olan evlerde eğer bir şömine varsa doğal taştan yapılmış olmalıdır.

Renkler: Pastel renkler, beyaz ve pudra tonları, uçuk maviler, lila ve mor tonları, ve toprak renkleri…

Duvarlar: Taş kaplama veya patine boya. Zeminde ise masif ahşap, açık renkte rabıtalar, doğal taş karolar…
Kumaşlar: Natural malzemeler, ketenler, danteller, çiçek desenli kumaşlar…
Perdeler: Düz veya dantel tül perdeler… Yataklarda cibinlikler; uçuşan, hafif kumaşlar…

Kilimler: Halı yerine oturma ve yemek odalarında rengarenk kilimler…

Yatak odası: Ferforje yatak başı, zeminde kilim ve pastel renkler…

Aksesuarlar: El yapımı seramik tabaklar, kaplar, kavanozlar, vazolarda taze kır çiçekleri ve lavantalar…

Doğal ve içinizi ısıtacak bir ortam istiyorsanız Provence stili dekorasyon tam size göre!


Siz Provence stili hakkında ne düşünüyorsunuz?

Açıktan koyuya yolculuk: Ton sur ton

Dilimize Fransızca’dan geçmiş bir söz grubu olan ‘ ton sur ton ’un tam çevirisi ‘ ton üzeri ton ’dur. Belli bir alanda, odada, kumaşta, aksesuarda vs. aynı rengin farklı tonlarının bir arada kullanılmasını tanımlar. Örneğin çikolata rengi, açık kahve ve bej üçlüsü bir salonun genelinde kullanılmışsa bu odada ‘ ton sur ton ’dan söz edilebilir.

 

Prens Charles gibi isimlerle çalışan İngiliz iç mimar David Hicks, “David Hicks on Decoration” adlı kitabında zamansız bir görünüm yaratmanın renklerle ilişkisine dair şunları söylüyor: ‘ Kuralları gevşetmenin de bir kuralı vardır. Renk seçiminizde kırmızının bütün tonlarını ya da bütün pembeleri, mavileri, grileri bir arada kullanabilirsiniz. Aynı aileye ait renkler bazen sorunsuz durabilir.
Sevdiğiniz bir rengi seçin ve onu kendi tonlarıyla birlikte kullanın. Örneğin, dekorasyonda griden hoşlanıyorsanız, duvar ve perdedeki renk seçiminizi antrasitten yana yapın. Antrasitten daha açık gri tonlarında bir kanepeyle zenginleştirin. Açık gri aksesuarlar ekleyin. Açıktan koyuya ya da tam tersi koyudan açığa doğru ilerleyen renk efekti için kullanılan renk tonlamalarının aslında güneş ışığıyla ve mevsimlerin etkisiyle renk değiştiren doğayı eve taşımanın kısa ve sofistike bir yolu olduğunu düşünün. Senenin trend mobilyalarıyla, iç mekanlarda istediğiniz rengin degrade efektini yaratmaya başlayabilirsiniz. ’

Renklerin insan karakteri üzerinde yarattığı etkinin inkâr edilemez bir gerçek olduğunu var sayarsak; evinizde hangi renkleri kullanacağınız konusu oldukça önem kazanıyor.

Bej rengi kahverenginin en açık tonlarından biridir. Dolayısıyla yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz bej mobilyalı, parke zeminli, bej renk duvarlı ve koyu kahve ahşap tavanlı oturma odasında ton sür ton uygulamasının güzel bir örneğini görmüş oluyoruz. Özellikle küçük odalarda ton sür ton uygulaması odayı daha geniş gösterebilir. Duvarlardan mobilyalara yumuşak bir geçiş yapılması odanın daha ferah algılanmasını sağlar.
Yukarıdaki örnekte mavi rengin farklı tonlarının duvar, yatak, tekstil ürünlerinde ve halıda kullanıldığını, ton sür ton uygulamasıyla modern ve sade bir görünüm elde edildiğini görebilirsiniz.

Küçük bir odada bu yöntemi uygulamak o mekânın daha büyük görünmesini sağlayabilir.

Sevdiğiniz bir rengi seçerek işe koyulabilirsiniz. Ayrıca büyük parçaları değiştirmek yerine ev tekstili ürünler ile başlayabilirsiniz. Yastıkları, halınızı ve perdeleri farklı tonlarda seçerek bir uyum yakalayabilirsiniz. Ton sür ton uygulamasını en basit hali ile tanımlamak için bir rengi hayal etmek ve onun tüm tonlarını gözünüzde canlandırmak yeterli olacaktır. Bu tonlardan en az üç tanesini aynı mekânda kullandığınız anda siz de ton sür ton uygulamasını evinize yansıtmış olacaksınız.

 

Her rengin kendine özgü bir güzelliği var, seçeceğiniz renk ne olursa olsun önemli olan sizin zevkinizi yansıtmasıdır…

İnternet sitemizden en verimli şekilde faydalanabilmeniz ve kullanıcı deneyiminizi geliştirebilmek için Cookie kullanıyoruz. Cookie kullanılmasını tercih etmezseniz tarayıcınızın ayarlarından Cookieleri silebilir ya da engelleyebilirsiniz. Ancak bunun internet sitemizi kullanımınızı etkileyebileceğini hatırlatmak isteriz. Tarayıcınızdan Cookie ayarlarınızı değiştirmediğiniz sürece bu sitede Cookie kullanımını kabul ettiğinizi varsayacağız.