Kategori Arşivleri: Basında Sem

Su borularında yaşama sanatı : OPod Tube

Hong Kong’da yaşayan Mimar James Law, OPod adını verdiği ‘mikro ev’ konseptinin şehirde yaşanan konut krizini bir nebze de olsa hafifleteceğine inanıyor.

2017 yılında yapılan Demographia International Housing Affordability Survey‘e göre Hong Kong son yedi yıldır dünyanın en pahalı evlerine ev sahipliği yapan şehir olma özelliğini taşıyor. Hong Kong’da yaşayan Mimar James Law, ‘mikro ev’ fikrinin şehirde yaşanan konut krizini rahatlatmaya yardımcı olacağına inanıyor. Law’un küçük ev tasarımları alışık olduğumuz evlerden çok daha farklı zira modern bir evden beklenebilecek bütün özelliklerle donatılmış, betondan yapılan su borularından oluşuyor.

OPod Tube Housing olarak adlandırılan bu ‘tüp evler’ yaklaşık 10 metrekare civarında. Bir fikir vermesi açısından, standart bir tek arabalık garajın yaklaşık 20 metrekare civarında olduğu örneği verilebilir. Law’un şirketi James Law Cybertecture tarafından tasarlanan ‘tüp ev’ konseptinde açılarak yatağa dönüşebilen bir koltuk, bir mini buzdolabı, mikrodalga ve içinde duş da bulunan bir tuvalet mevcut.

Bir tüp evin fiyatı 15 bin Dolar olacak

Ev tasarımı şu anda bir prototip olsa da Law yakın zamanda ev satmaya başlamayı planladığını söylüyor. Law ve ekibi inşaata başlayabilmek için gerekli izinleri almaya çalışıyor. Her bir tüp evin fiyatının 15 bin Dolar civarında olacağı açıklandı. Evet ucuz değil fakat yaklaşık 55 metrekarelik bir evin ortalama 1,8 milyon Dolar’a satıldığı Hong Kong için gayet ucuz olduğu söylenebilir. Fotoğraflarda da görüleceği üzere bu tüp evler tersane, bina aralarındaki boşluklar ve hatta viyadüklerin altı gibi çeşitli boşluklara inşa edilebilir.

Su borularının ağırlığı yaklaşık 22 ton olduğu için bir araya kondukları zaman sabit durmaları için demir gibi malzemelere ihtiyaç duyulmayacak.

Bu yüzden de montaj masraflarının düşük olacağı tahmin ediliyor.

Law “Aşırı yüksek kiralar, konut masrafları ve yetersiz kamu konutları yüzünden Hong Kong’da pek çok insan kötü şartlar altında veya paylaşımlı evlerde yaşamak durumunda kalıyor. OPod bu soruna pahalı olmayan bir alternatif sunabilecek nitelikte bir proje.” diyor.

Bir Şarap Evinin Yeniden Kullanımı

“Felanitx Şarap Bilimi İstasyonu” olarak bilinen binanın yenilenerek yeniden kullanımına odaklanıyor.

Proje, öncelikli olarak iyi durumda olan her yapı elemanını korumayı hedefliyor. Başta perde duvarlar, merdivenler, korkuluklar ve fayanslar olmak üzere sağlıklı ve kullanılabilir durumda olan bütün yapı elemanları proje kapsamında korunuyor. Projede kullanılan diğer malzemeler de kendi bağlamı içerisinde önem arz ediyor ve eski ile bir uyum içinde bulunuyor.

Aynı kasabada üretilen kireç harcı ile bütün dik yüzeyler, kapı ve pencere eşikleri kaplanmış. Seramik termal bloklar ile projedeki yeni dikey elemanlar tanımlanmış. Çatı havalandırılarak, 10 cm’lik yalıtımlı bir mantar levha ile kaplanmış. Bu özellikler sayesinde, yapının zorlu iklim koşullarına karşı koyabilmesi sağlanmış.

Bina çevresinde yeniden oluşturulacak küçük bir bağ ile şarap imalatının peyzaj içerisinde tekrar görünür kılınması planlanmış. Bina girişine, binanın içerisine kadar giren ve üzüm bağlarını tutan strüktürler ile aynı malzemeden yapılmış bir metal pergola yerleştirilmiş.

Yapılan müdahaleler ile bina ve çevresinin kullanımının iyileştirilmesi amaçlanırken; yenileme sonunda binaya, Pla i Llevant Merkez Binası olarak asıl işlevinin geri kazandırılması hedefleniyor.

Gökyüzüne Uzanan Dev Dokuma Heykel

Janet Echelman, Madrid’de Plaza Mayor’ın üzerine 1,78 Madrid adlı bir dokuma heykel yerleştirdi.

Amerikalı sanatçı Janet Echelman, açık alanlara yerleştirdiği büyüleyici heykelleriyle tanınıyor. TED konferansının 30. yıl kutlamasının şerefine, Google Yaratıcı Yönetmeni Aaron Koblin ile iş birliği yaparak Kanada’da Unnumbered Sparks adlı bir kumaş heykel hazırlamıştı. Etkileşimli heykelin katmanları, bölgeden geçen akıllı telefon veya tablet kullanıcıları tarafından şekillendirilebiliyordu. Janet Echelman bu defa Madrid’in merkezinde, 1600’lü yıllarda İspanya eski kralı III. Felipe (fotoğraflarda gördüğünüz heykel ona ait) zamanında inşa edilen Plaza Mayor‘ın üzerine parlak kırmızı renkli polietilen lifle dokunmuş bir heykel yerleştirdi. Plaza Mayor’ın 400. yılını kutlamak için yaratılan 1,78 Madrid adlı heykel, 9-19 Şubat tarihleri ​​arasında Madrid sakinleriyle buluştu.

 

Zaman kavramına yönelik bir araştırma
NASA’daki bilim insanlarına göre 2011’de Japonya’da meydana gelen 8,9 büyüklüğündeki deprem dünyanın kütlesini değiştirip dönüş hızını artırdığında, gün mikrosaniyelerle ifade edilen bir miktarda kısaldı. İşte Echelman’ın zaman kavramına yönelik bir araştırma niteliğinde olan heykelinin ismi de bu bilimsel olaya gönderme yapıyor. Heykel aynı zamanda, 2010’da başlayan ve Avrupa, Asya, Avustralya ve Güney ve Kuzey Amerika’daki şehirlerde yerleştirmelerle devam eden Earth Time Series’in bir parçası. Bu serideki bir başka parça da Londra’daki Oxford Circus kavşağına 2016’da yerleştirdiği 1,8 adlı eseri. O eser de Japonya’da 2011’de meydana gelen tsunami sırasında kaydedilen dalga yüksekliklerinin verileri kullanılarak oluşturulmuştu.

Dokuma heykel, beton binalara meydan okuyor
Ağırlıklarla dengelenmiş dört çelik kafesle asılan heykel, Echelman için Autodesk ile hazırlanmış özel bir yazılımla tasarlandı. Echelman heykelde istediği formu yaratmak çelikten 15 kat daha güçlü olan süper güçlü polietilen lifleri kullandı. Bu lifler rüzgâra ve hava koşullarına bağlı olarak değişen hacimli bir şekil oluşturmak için düğümlenerek ve birleştirilerek dokuma haline getirilmiş ve kalıplanmış. Dokuma heykelin yumuşak dokusu, binalarda kullanılan sert malzeme dokusuyla zıtlık teşkil ediyor ki bu da sanatçının şehir mimarisini sorgulama biçimlerinden biri. “Neden şehirleri bu malzemelerle inşa etmek zorundayız? Bu mevcut durum değişebilir.” mesajını vermek istiyor. Sanatçının diğer işlerinde olduğu gibi bu yerleştirme de karanlıkta görünür olması için renkli ışıklarla aydınlatılmış. Heykelin boyutları ise yaklaşık 100x45x20 fit (30,48X13,72X6,09 m) civarında.

Her şeyi Tasarlayan Adam Karim Rashid

 

Farklı tarzıyla dikkat çeken endüstri tasarımcısı Karim Rashid, kendini herhangi bir konuyla kısıtlamamış: Otelden çöp kutusuna, kıyafetten internet sitesine ve elektronik eşyaya kadar son derece farklı alanlarda başarılı ve bol para getiren işlere imza atmıştır. Farklı olmak en büyük tutkusudur. Genelde işlerine ilk kez bakanlar, dönüp bir kez daha bakarlar, ilginç ve farklı yaklaşımlara sahip bir sanatçıdır.

 

Mısır asıllı İngiliz tasarımcı Kanada’da lisans, İtalya’da yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra New York’a kendi stüdyosunu açmaya gitmiştir. 1993’ten beri burada tasarımlar yapan deha’nın: I Want To Change The World (Dünyayı değiştirmek istiyorum) adlı bir kitabı vardır. Karim Rashid, yaptığı ürünleri nasıl pazarlayacağını insanların ilgisini nasıl çekeceğini bilen ender endüstriyel tasarımcılardan birisi belki de birincisidir.

 

Karim Rashid, diğer tasarımcılar siyah giydiğinden beyaz ve hatta pembe tonlu renkler tercih ettiğini belirtse de, tasarımlarındaki aşırı renkler bir kusur olarak yansımaktadır. Renk tercihlerindeki abartı, kozmetik dışındaki tasarımlarında göze rahatsızlık verebilmektedir. Ayrıca herkesten farklı olmak konusundaki takıntısı aşırıya kaçtığından, başkalarından farklı olsa da, kendi ürünleri gittikçe birbirine benzemektedir.

Tarihten ve doğadan hiç haz etmediğini belirten sanatçı tabulardan ve katı geleneklerden de uzak durmaktadır.

Yüzlerce uluslararası ödül almış ve binlerce tasarımıyla değindiği her konuda yaklaşımları değiştirmiş Rashid, sık sık konferanslara katılıyor, konaklama yapılarının iç mekanlarını tasarlıyor, mobilya markaları ve bazı ürün grupları için tasarımlar yapıyor. Peki Karim Rashid’in günlük yaşantımızda tasarımın yeri üzerine felsefesi nedir?

Kariyerimin başlarında alabileceğim en büyük ödülün bir müzenin koleksiyonunda bir eserimin bulunması olacağını düşünürdüm.

Ama anladım ki, birinin evine girdiğim zaman kendi tasarımlarımı görmek çok daha heyecan verici benim için. Tasarımın “yüksek sanatın” bir parçası olması düşüncesi bana her zaman saçma gelmiştir. Bütün kariyerimi bu tuzağa düşmemeye çalışarak geçirdim. Bence tasarımcı fiziksel ve sanal dünyalarımızı insanlaştırır. İnsani deneyimler, fiziksel ve psikolojik etkileşimler, sosyal tavırlar, form, vizyon ve çağdaş kültür, global ve ekonomik konular… Bütün bunları geniş bir kapsamda algılama arzusudur tasarım kriteleri… Tasarım bir problem çözme metodu değil, yaşamımızı kolaylaştırma, estetik, deneyimsel ve duygusal olarak daha iyi bir hale getirmek demek.

 

Kendinizi tasarım sürecine nasıl hazırlıyorsunuz?

Bazı insanlar rutin yaşamayı severler, insanın doğasında vardır belki ama ben hareketli düşünmeyi seviyorum. Ayrıca işim gereği lüks düşüncesini algılamam gerekiyor, eskiden lüks mermer ve elmasla sınırlı iken şimdi çok değişti. Lüks, şimdi boş vakit bulabilmekle ilgili ve daha azla yetinmekle. Valizsiz en rahat koltukta seyahat etmek gibi. Ben belki bugün bir konferanstayım, yarın sanat gösterisinde olurum ya da bir otelde odasında veya bir müzikalde. Hayatımın bir parçası bütün bunlar ama ben bunları yaparken de düşünüyorum. Mesela Kore’de bir konuşmamın ortasında geçmişle ilgili hoşlanmayıp şimdiki zamanla ilgili sevdiğim şeyin ne olduğu sorusu takıldı aklıma. Yüzbinlerce yıldır insanlık analog iken son 30 yıldır dijital! Bizler öncüleriz. Herşeyi yaptığımızı düşünüyoruz ama bu sadece bir başlangıç. Analog dünya sabitti ve süreklilikten başka bir şeyle ilgilenmiyordu, mimarlarsa binaları abide olarak görürlerdi. Dijital ise ince, hafif ve harcanabilir. Geçmiş bütünle ilgiliydi, şimdiyse her birey özgünleşiyor. Ruhsallaşmamızın sebebi ve birbirimize bu kadar bağlanmamız dünyanın kurtulması için. Biz manevileştikçe dünya maddiyatını koruyor.

Bazıları için bu heyecan verici olsa da, teknolojik dünyamızı beğenmeyenler de var. Onlara ne dersiniz?

Bu çok etkileyici, iyi mi kötü mü bilemeyiz ama kesinlikle farklı. Ben bir idealistim ve bu bizim evrimimizin bir parçası. Sen ve ben çok daha bilgiliyiz ama insanlar zamanında ileriyi göremeyen saf canlılardı. Marshall McLuhan ve sosyologların bilgisayarların bizi insanlıktan uzaklaştırdığı ile ilgili konuştukları günleri hatırlıyorum. Ama bilgisayarlar tam tersini yaptı bence. Her zamankinden çok daha insanız. Şimdiye kadar diğer insanları bu kadar iyi algılayamıyorduk.
İç mekan tasarımı, moda, mobilya, ışıklandırma ve sanat…

“Her an herşeyi yapabilirim. Her şeyi tasarlayabilirim” demiştiniz bir söyleşinizde. Endüstriyel tasarımdan iç mekan tasarımına geçişte nasıl bir yol izlediniz? Projelerinizden bahsedebilir misiniz?

Ben endüstriyel tasarımla başladım işe ama iç mekana girdiğim zaman aynı yolu takip etmeye çalıştım. İç mekanda çok güzel bir ortam yaratmak mı yoksa sırf kullanmış olmak için malzeme kullanmak mı? Son elli yılın uyanışçı barok modası benim yaşadığım zamanla alakalı mı? Biz yeni yollarda ilerliyoruz ve bunun herhangi birşeyle ilgisi yok… Analog dünya bize çok fazla şey vermişti ama biz yeni teknolojilerle dünyanın değişip gelişmesini sağlıyoruz.

 

Yaptığım işlere bakarsak; bir çok paketleme işiyle uğraşıyorum ki bunu yapmayı çok seviyorum. Sonra markalaştırma işleri var, bir sürü grafik işi demek bu. Şu an bir seri duvar kağıdı ve bir seri de halı üzerinde çalışıyorum. Özellikle yüzey materyalleri ile çalışmayı çok seviyorum ve bir dünya markası olan LG Hausys’nin 2014 koleksiyonunu hazırladım ve çalışmalarım devam ediyor. Bana göre ahşap döşeme çok iyi bir döşeme türü değil ve bu marka ile yüzey kaplamalarında farklılık yaratıyoruz. Basit ve temel kavramlar ama yenilikçi ve futuristik bir tasarım. Hazırladığım HI-MACS ® Sparkle 2014 Koleksiyonu’nunun sınırsız seçenekler ve uygulama alanları sunan çarpıcı malzemesi bana ilham verdi ve LG Hausys için bir sandalye tasarladım. Göz kamaştıran HI-MACS koleksiyonumun karakteristik güçlü ve akıcı katı yüzey özellikleri ile çok yönlü dinamik hatları sayesinde farklı renklerden oluşan zarif bir tasarım oldu. Birden fazla eğimli yüzeyin kesiştiği ve HI-MACS levhalarıyla çalıştığım bu şık ve konforlu masa sandalye, tasarım sürecinin ardından kolaylıkla imal edilebildi. Sonuç olarak mimar ve tasarımcıların hayal gücünü destekleyecek bir malzeme diyebilirim…

Ayrıca birçok tasarımımında plastik kullanıyorum çünkü plastik harika özelliklere sahip bir malzeme. Uzun ömürlü, dayanıklı, geri dönüşümlü, yumuşak ve şekillendirilebilir… Yeni teknolojilerle kışkırtıcı ve organik şekiller oluşturabiliyorum. Plastik kullanarak tasarımlarımın daha erişilebilir olmasını da sağlayabiliyorum.

Tasarımlarınızda çoğunlukla plastik kullanıyorum dediniz ve bir çok mecrada ‘Plastik Prens’ olarak anılıyorsunuz. Ekolojik ve geri dönüşümlü malzemeler üzerine konuşurken neden plastik?

 

Plastiklerin dünyasındayız, 30 yıldır plastik şeyler tasarlıyorum ve plastikleri çok seviyorum. Bence plastik sadece her yerde oluşu ile değil aynı zamanda her şeyi de yapabilen malzemelerden biri oluşu ile önemli. İç organlarımızı ya da vücut parçalarımızı onunla yapabiliriz, vücudumuzu plastikle değiştirebiliriz. Polimerleri kozmetikte, yemekte ve kalan her şeyde de kullanabiliriz. Ama aynı zamanda bu plastiklerin bazıları çok zehirli, kanserojen ve sorumsuzlar. Ancak şu an üreticiler sorumlu plastikler kullanmakta özenliler ve son beş yılda bu çok belirgin bir şekilde arttı. Ben de son zamanlarda biyolojik olarak parçalanan polimerler kullanıyorum, bunlar meyvelerden yapılan şeyler, mısır polimerleri ya da Brezilya’daki chia meyveleri, ve eğer ki bir göz atarsanız polipropilene benziyorlar, ki bu da bir polimer. Brezilya’da çalıştığım bir firmada da polipropilen-polietilen üretiyorlar, ama yağ yerine şeker kamışları kullanıyorlar. Sonuç olarak bu inanılmaz sorumluluk sahibi bir davranış çünkü yağ kullanarak dünyayı kurutmuyoruz ve ikinci artısı da şeker kamışı çok hızlı büyüyen, bol meyveli bir malzeme, ben bunun işlerin değiştiğinin göstergesi olduğuna inanıyorum.

Ayrıca sadece geri dönüşümlü olmakla kalmıyor, ayrıca doğada ayrışabiliyor. Bazi materyaller ebediyen geri dönüşüm sürecinden geçebilir, plastik gibi, sonsuza kadar yineden kullanılabilir. Fakat diğer materyallerde geri dönüşümlülük özelliği moleküler bir yapıda değişmeye başlar, ta ki bu materyaller kullanılamaz hale gelene kadar. Bu nedenle geri dönüşümlülük hakkında bilgiye ihtiyacımız var. İdeal materyaller doğada çözünebilir olmalıdır ki bunlar doğada ayrışarak doğanın bir parçası haline gelsin. Böylece materyali baştan yaratabiliriz. Bunlara örnek olarak seramik ve camı gösterebiliriz. Benim bahsettiğim polimerler doğal moleküllerden oluşmaktadır. Şu an bile, bazı zeki insanlar, kimya mühendisleri, insan yapımı olan bütün plastikleri toplayıp yağa geri dönüştürülebilme oranlarını ölçerek deneyler yapmaktalar. Böylece süreci tersten başlatıp polimerden yağ çıkarabilecekler. Bunun muhteşem olduğunu düşünüyorum ve şu anda bu çok yapılan bir şey.

Buz Çeşmesi ve Polar Kabin; Soğuk Spa Odası

CARMENTA SRL

Isı söz konusu olduğunda soğuk, sıcak kadar önemlidir ve aynı ölçüde sağlık için önemli bir ihtiyaçtır. Kan dolaşımını ve bağışıklık sistemini iyileştirmeye hizmet eden, vücudun kendi kendini iyileştirme kapasitelerini uyandırmak için cilt; termal bir “şok” reaksiyonuna ihtiyaç duyar.

Vücudun sıcak kabinlere (sauna, türk hamamı, biosauna, bitkisel sauna, kızılötesi kabin vb.) girişi ile hızlanan bedensel uyarılma süreçlerinde cilt reaksiyonlarının  desteklenmesi temel önem taşır.

Carmenta’nın Buz Çeşmesi ve Polar Kabini cildin direncini yükseltmek ve zinde bir beden için son teknolojik donanımla üretilmiştir ve Carmenta SRL güvencesi altındadır.

Polar Kabin

Polar Kabin, soğuk spa odası; bağışıklık sistemini güçlendirmek ve kan dolaşımını hızlandırarak iyileştirme amacıyla üretilmiştir. Yüksek basınç pompaları ve regülatörler tarafından üretilen soğuk sisli bir soğutma sistemine sahiptir.

-5 ila -10 derece arasında tutulan kabinler kuzey ülkelerine özgü derecelerde en ekstrem sauna meraklılarını mutlu edecek niteliklerle donatılmıştır. Bedeni hoş bir şekilde canlandıran süper soğuk kabinler yeniden doğmuş hissini yaşatmayı arzular.

*Kişisel alanlarınız veya işletmeler için kurgulanabilen soğuk spa odalarında Buz Çeşmesini de Polar Kabinin içine sentezlemek mümkün.

Buz Çeşmesi

Buz Çeşmesi veya Buz Şelalesi Carmenta, ince buz parçaları üreten bir makine ve üretilen parçacıkları haznesinde biriktiren cam yapılı tank sistemine dayanır.

Sauna veya hamam sonrası buzun sıcak vücutla teması bağışıklık ve dolaşım sistemi için ciddi fayda sağlarken hoş bir zindelik hissi verir. Hidroterapi prensiplerine uygun olarak kalpten en uzak bölgelerden başlayarak kuvvetli bir masajla cilde uygulanır.

Carmenta Buz Çeşmesi, havuzun alt kısmında yer alan mavi LED’ler ile aydınlatıldığı için senografik bir etkiye de sahiptir.

*Kişisel alanlarınız veya işletmeler için kurgulanabilen soğuk spa odalarında Buz Çeşmesini de Polar Kabinin içine sentezlemek mümkün.

galeri

AÇIK ALANDA MAKSİMUM FAYDA

Bahar ve ardı yaz, her zamanki arzusu ile yeniden doğuş ve değişimi bekliyor.  Temiz berrak sabahların, parıldayan güneşin, ormanda, bağda veya deniz kenarında bir verandanın tadını çıkarmanın tam zamanı.

Doğayla temas halinde yaşamanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha öğrendik .

Mabedimiz, evlerimiz; 21. yy koşullarıyla birlikte maksimum fayda sağlar niteliklerle zenginleştirilmiş, konforun maksimumda tutulduğu, konsept köşelerle renklenmiş tüm bir günü keyifle geçirme imkanı tanıyan yaşam alanlarımız haline geldi. Hatta ‘’Home Sweet Home’’ tabiri hiç bu kadar yerini bulmamıştı. İster terasta, ister balkonda veya bahçede olsun, açık hava salonları olmazsa olmazlar haline geldi. Alçak masa, kanepe ve koltuklardan oluşan setler, minderli dokuma rattanlar, bahçe salıncakları ve nice tamamlayıcılarla zarif, konforlu bahçe salonları dış mekanlarımızda ekstra bir incelik ve rahatlama deneyimi yaratıyor. Nitekim geçtiğimiz yılın ivmesini baz alan ev sahipleri, akıllı mutfaklar, ev sistemleri, botanik alanlar, modüler mobilyalar gibi pek çok alanda evlerine yatırım yaptı. Akılcılığı kuşkusuz olan bu yaklaşımın gelecek yıllar için de oldukça önemli bir yatırım olduğu bir gerçek. Öte yandan geçtiğimiz yılla birlikte doğayla temas halinde yaşamanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha öğrendik . 

 

Herşeye olduğu gibi pandemi koşullarına da uyum sağladığımız şu günlerde, yazın gelmesiyle birlikte özel alanlarımızdaki buluşmalara, davetlere hazırlanmanın vakti geldi.

Ofisleri, spor salonlarını, sinemaları, tiyatroları, sergileri, konserleri evlerimize taşıdık. Yeni hayatlarımıza uyum sağladık, kendi sığınaklarımızı yarattık. Pek çok ihtiyacımıza çözüm bulduk ancak insanın en büyük ihtiyaçlarından biri olan sosyalleşme olanaklarımızı kaybettik, kaybetmeliydik… Geçen yılın ardından herşeye olduğu gibi pandemi koşullarına da uyum sağladığımız şu günlerde, yazın gelmesiyle birlikte özel alanlarımızdaki buluşmalara, davetlere hazırlanmanın vakti geldi. Tabiki sosyal mesafemizi koruyarak, sterilizasyona önem vererek ve olabildiğince az sayıda insanla bir araya gelerek. Artık bunları söylemeye bile gerek olmamalı ama biz yine de üstünden geçmiş olalım. 

 

Geniş alanlara yayılan farklı oturma grupları misafirlerinizin kişisel konfor tercihleri için iyi bir alternatifken aynı zamanda kendilerini rahat hissedecekleri bir açık alan sunmanız tedirgin olmadan keyif almaları için özgürlük alanı tanır. Açık alan mobilyada temel olarak kolay temizlenebilir, konforlu, dış mekan koşullarına dayanıklı ürünler tercih edilmeli(2021 Outdoor mobilya trendlerinden önceki sayıda bahsetmiştim göz atabilirsiniz). Yeni nesil led aydınlatmalı ve dekoratif puflar da bu özel günlerin vazgeçilmez tamamlayıcıları..

 

 

 

 

Davetlerde bistro kullanımı davetlilerin enerjisini yüksek tutmak, iletken bir iletişim sağlamak adına işlevsel.

Yiyecek ve içeceklerin paylaşımına engel olmak ve kişiye özel servis için davetlerde bistro kullanımı her zamankinden daha önemli. Aynı zamanda davetlilerin enerjisini yüksek tutmak, iletken bir iletişim sağlamak adına işlevsel. Puflarda olduğu gibi bistrolarda da led aydınlatmalı ürünler oldukça popüler. Hoş bir davet için dikkat çekici ve etkileyici olduklarını söylemek mümkün. Davetkar ve şıklar.

 

 

 

Bir yandan pandemi koşullarında self servis oldukça önemli bir hususken diğer yandan iştah açıcı samimi bir ortam tüm misafirleri mutlu etmek için güzel bir sebep. Açık alan barbekü ve fırınlar arz- talep karşılama konusunda bambaşka bir boyutta artık. Benim diyen şefleri kendine hayran bırakan tasarımlar görüyoruz. Palazetti ve DFN özellikle bu alanda benim favorilerim. 

 

İç mekanlarda kullandığımız teknolojileri açık alanlara entegre etmek günümüz teknolojisiyle oldukça pratik. Açık alanda projektörle yansıtılan bir konser ve ya ikonik bir film sahnesi hoş bir atmosfer yaratır. Ses sistemini görüntüden ayrı tutmakta fayda var, kimseyi uyutmak istemeyiz.

 

Ateş başında dostlarla yapılan derin bir sohbet geleceğe bırakılacak zengin bir anı.

Hafif esintili bahar-yaz akşamları için ateş çukurları açık hava davetlerinin en keyifli deneyimi. Günün tatlı yorgunluğuyla ateş başında dostlarla yapılan derin bir sohbet geleceğe bırakılacak zengin bir anı… Modüler – portatif ateş çukurları tercih edilebileceği gibi bahçenizin bir bölümünü tamamen bu alana ayırıp ateş çukuru ve etrafına şık bir oturma grubuyla dekoratif bir köşe de yaratabilirsiniz.

Bu özel günlerde misafirlerinize eşlik eden minik dostlarımız için bahçemizin birkaç noktasına mama ve su kapları yerleştirerek onları da mutlu etmeyi unutmayalım.

Her şey bittiğinde, hep birlikte kutlayabileceğimiz güzel günlere…

 

Palazzetti Green GOOD DESIGN® 2021′ Ödülünün Sahibi

SEM COLLECTIONS

7 – 13 Haziran Çevre Koruma Haftası’nda önemli bir ödüle imzasını atan Palazzetti

Green GOOD DESIGN ® 2021′ ödülünün sahibi oldu.

Palazzetti’nin Meghan – Ecofire ® pelet sobası yenilikçi yaklaşımı, teknolojik ve estetik zenginliğin mükemmel uyumuyla birlikte bu değerli ödüle layık görüldü.

MarcArch tasarım stüdyosu ve Palazzetti mühendislerinin kolabrasyonuyla üretilen Meghan, %90’ın üzerinde verimliliği ile minimum düzeyde emisyona sahip. A+ enerji tasarrufu ile tamamen doğal ekolojik Pelletyakıtı, çok düşük çevresel etkiyle birlikte yüksek ısı değerine sahip yenilenebilir enerji kaynağı ile çalışır.

Daha fazla verimliliği ve hepsinden önemlisi daha az zararlı emisyonu garanti eden çift yanma özelliği sayesinde Meghan, daha sağlıklı ve daha temiz bir çevreyi desteklemek için optimize edilmiştir. Meghan ayrıca yeni bir özel teknoloji ile zenginleştirilmiştir: Flex AIR sistemi . Bu sayede sıcak hava akışı, sobanın üst kısmındaki düğmeyi çevirerek yukarıya, öne veya her iki yöne yönlendirilebilmektedir.

   Teknik Özellikler

  • Üstten koaksiyel baca gazı çıkışı ile tasarlanmış sızdırmaz soba

Üstü ve tabanı alüminyum ve yanları boyalı çelikten yapılmış zarif   ve modern tasarım, çift kapılı, estetik bir tamamen camdan yapılmış   ve Dengeli kapılı teknik bir kapı

Zero Speed Fan teknolojisi ile öndeki veya üstteki değişken hızlı   fandaki havayı yönlendirmek için Flex Air Sistemi (Doğal ısı dağılımını   desteklemek için fan kapatılabilir)

Dokunmatik kontrollere sahip grafik dijital ekran

Yanma Dinamik Kontrolü , yakıt ve yanma havası dengesini   koruyarak tüm çalışma koşullarında en yüksek ısı verimliliği sağlar

Büyük kül çekmecesi ve Speedy Clean sistemi

  • Star Valve pelet besleme sistemi

Çarpıcı ve minimalist Meghan; pelet besleme kapağı, kontrol paneli ve üst havalandırma ızgaralarını barındıran bir tepeye sahip alüminyum bir yapıya sahiptir. Mat metal gri kaplamalı dört dikey dikme, üst kısmı tabana bağlar ve Meghan’ın orijinal, göz alıcı çizgilerini tanımlar. Diğer bir ayırt edici unsur ise kavisli metalden yapılan yan taraflarda ve yan yüzeylerle uyumlu olarak sıcak, yüksek teknolojili bir stilistik diyalog oluşturan havalandırma ızgaralarından oluşur.

Meghan , teknolojisi, tasarımı ve sürdürülebilirliği sayesinde evin çeşitli mimari yapılarına uyum sağlayan Palazzetti’nin en kıymetli “mücevheri”dir.

Kaynak:

Doğa bize ne fısıldıyor?

Son zamanlarda geçirdiğimiz zorlu günlerde doğanın hissiyatını daha iyi anlamamıza neden oldu fakat evlerimizde izole olmuşken kalabalık yerlere karışmadan kendi bahçemizi ve dünyamızı yaratabiliriz bu yüzden bahçelerimiz ve kendimize özel alanlarımızı daha iyi bir şekilde planlayıp kendimize nefes alabileceğimiz alanlar oluşturabiliriz.  Temiz hava ve güneş ışığının bağışıklık sistemimiz için gerekli olan D vitamini sağlayarak hastalıklara karşı koruma kazandırdığını biliyoruz. Havada dolaşan yüksek enerji, zor günlerde bize yardımcı olabilecek en güzel şey. Durup biraz düşünelim ‘Doğa bize ne fısıldıyor?’

Baharın gelmesiyle güneşte sıcak yüzünü bizlere göstermeye başladı hal böyle olunca dış mekânlarda geçirdiğimiz zaman uzadı. Şehrin kaosunda yaşarken yeşil alanlara da özlemimiz artıyor. Evinizin bir parçası haline gelen bahçelerinizi de unutmamak gerekir. Doğayla iletişim halinde olmanın faydaları bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek. Artık iç mekân kadar dış mekânın dekorasyonu da önemli bir hal aldığını biliyoruz. Markalar açık hava alanlarının mobilyalarının hava koşullarına uygun materyal ve tekstillerden üretmektedir.  Dayanıklılık ve estetikten ödün vermeyen tasarımlarıyla açık havada tüm koşullara kolaylıkla uyum sağlayabilen koleksiyonları, ergonomik yapısıyla da ön plana çıkıyor. Tik, sentetik rattan ve alüminyumu profesyonel işçilikle harmanlayan marka, biçim, renk, derinlik gibi detayları takipçilerinin tercihlerine uygun şekilde kurguluyor.

İç mekânda yemek pişirmek kadar bahçenizde de bu güzel keyfin tadını doğayla birlikte çıkarabilirsiniz. Eğer bahçede yeterli alana sahipseniz mutfak yapan firmalardan destek alarak bahçenize uygun bir mutfak ünitesi de tasarlatabilirsiniz. Bu tarz mutfaklar arasında en çok tercih edilen, dış kaplaması doğal taş olan modellerdir. Buradaki en önemli kıstas ise mutfak malzemesinin dış mekân koşullarına uygun olması ve ‘durability’ güvenilirliği. Evler artık dış mekâna taşınıyor. Outdoor mutfaklar, banyolar kesinlikle hem pratik hem de çok keyifli.

Havaların sıcaklığıyla dış mekândaki süremizi artırmaya çalışıyoruz. Yaz aylarında çok daha aktif hale geleceğimiz bahçeleri daha verimli ve güzel vakit geçirebileceğimiz şekilde dizayn edebiliriz.  Bir yaz gecesi bahçenizde yıldızların altında uyumak oldukça keyifli olacaktır. Şimdi durup dinleyin doğa size ne fısıldıyor?

A.Ozan Ekşi

 

Aydınlatma unsurlarının yaşantımızda ve dekorasyonda ki vazgeçilmez önemi

Evler, ofisler, sokaklar dünyanın neresinde olursa olsun yapılar iyi aydınlatmaya ihtiyaç duyar. İnsanların içinde yaşayacakları evlerin ve kullanım alanlarında ki en temel ve ihtiyaç duyulan unsurlarından bir tanesi aydınlatmadır. Bu yüzden aydınlatmanın kullanımı mimarlıkta son derece önemli bir husus olarak karşımıza çıkar.

Işık, ihtiyaç olmasının yanı sıra dekorasyonda vazgeçilmez tamamlayıcı bir unsurdur. Genellikle mimarlar tasarımda aydınlatma kullanımını insanlara, daha aydınlık ve ferahlık hissi verecek şekilde psikolojik olarak iyi yönde etkilemesi için tasarımlarında doğru yerlerde kullanmaya özen gösterirler. Kelvin ışık rengi ölçü birimi ile yaşantımızda seçeceğimiz aydınlatma hakkında bize oldukça bilgi verir. Örneğin, 5300-6500 Kelvin arası beyaz ışığı genellikle hastaneler tercih etmektedir bunun sebebi ise daha uyarıcı ve dikkat toparlayıcı özelliği olduğundan dolayı kullanılmaktadır. Beyaz ışığı evinizde tercih ettiğiniz zaman sizi yoran bir aydınlatma türü olacaktır gözlerinizde parıldama, kontrast ayırmada güçlük ve yorgunluk gibi sıkıntılara neden olabilir. Evlerde daha çok gün ışığı renklerini tercih edilmelidir yani 2800-3000 kelvin arasında aydınlatmayı kullanılmalıdır. Bu aydınlatma skalası enerjik hissetmeyi ve güneş ışığının insan üzerinde ki olumlu etki yaratmasına sebep olacaktır bu renkleri yaşam alanlarınızda tercih edebilirsiniz. Işık ve ruh doğru orantılı bir şekilde değişim gösterebiliyor. 

Günümüzde tasarım alanlarında ki gelişmelerin temelinde pozitif bilimlerde ki gelişmeler yatmaktadır. Pozitif bilimlerin gelişmesi insan ile ilgili tüm çalışmalarda, aydınlatmanın yan bilgi olmasının daha da öteside başlı başına bir konu olduğunu ortaya koymuştur. Mekânda ki aydınlatma ile verimlilik, performans gibi fiziksel değişimlerde oldukça önemli rol oynar. Yaşadığınız mekânda iyi görme koşullarının sağlanması için doğru aydınlatma türleri seçilmelidir. Örneğin; görsel performans düzeyinin yüksek olmasının istendiği durumlarda mekânda yapılacak aydınlatma tasarımının da mekânla birlikte tasarlanması gerekmektedir. İç mekânlarda olduğu kadar dış mekânların aydınlatmaları da önemlidir. Bahçeler, havuz kenarlarında ki aydınlatma ile atmosferi değiştirmeniz iyi bir şekilde fark yaratacaktır. Mekânsal özellikleri ve yaratılmak istenilen atmosfer en iyi aydınlatma unsurları sayesinde vurgulanabilir. Aydınlatma mekânın kimliğini ve mekânsal özelliklerini doğrudan etkilemekte ve oluşturmaktadır. 

Evinizde yaratmak istediğiniz ambiyansın yolu, belirlediğiniz ışık miktarı ve stilden geçiyor. Aydınlatma unsurları güçlü tasarımlarıyla dekorasyonu tamamlayan kilit unsurlardır. Odadaki doğru aydınlatmayı seçerek, tüm dekorasyon ve mobilyaları vurgulamak için her türlü atmosferi yaratabiliriz örneğin, odanın gerçekte olduğundan daha büyük göründüğü izlemini verecek olan aplikleri tavana doğru çevirerek mevcut alanı görsel olarak genişletebilirsiniz. Tercih edilen iç tasarım projesine göre aydınlatma seçiminde modernize ve özgünlük dokunuşunu benimseyerek geleneksel kodlarla kırmayı tercih edebiliriz. 

2020 Yılının Rengi ‘Klasik Mavi’

Pantone Renk Enstitüsü, Yılın Renginin 19-4052,  Klasik Mavi olduğunu açıkladı.  Bu yılının öne çıkan rengi, sakinliği, güveni ve bağ kurmayı kolaylaştıran özellikle de güven verici bir varoluş olarak tanımlamakta. 

5 ana renklerden olan mavi, ilk Antik Mısır çağında keşfedilmiştir doğa da sadece denizi ve gökyüzünü mavi renkte gördükleri için nesneleştirmemişler. Mavinin boyar maddelerini keşfeden rengi tanımlayan kelimelerde ilk olarak Mısır Medeniyetinde kullanılmaya başlamış ve bu boyar madde dünyanın en eski yapar boyar maddesidir. Her renk kendine özel dalga boyutuna sahiptir mavi, dinginliği sevgiyi ve sezgileri uyandırır denizi, gökyüzünü gördüğümüz zaman içimizi huzur ve sakinlik kaplıyor. Günümüzde mavinin bütün tonlarını görebiliyoruz ve yaşamımızın bütün bir kısmında bu renk vardır. Eski zamanlarda ve günümüzde de olan mistik ve değerli taşlar arasında da bu rengi oldukça görebiliriz. Nazar boncuğu, mavi dantelli akik taşı, safir, örneklerinden bir kaçıdır.  Özellikle mavi dantelli akik taşı strese, cilt hastalıklarına, kemiklere, nazardan ve olumsuzluklardan koruyucu özelliği vardır. Negatif enerjiden arındırdığı, insana mutluluk ve iyilik verdiği görülmüştür. Kararlı ve güvenilir bir renktir, güven veren bir renk olduğu için finans ve banka kurumları tarafından genellikle tercih edilmekte. Renklerin hayatımızda nasılda iyi ve kötü enerjiye sahip olduğunu anlıyoruz. 

Yüzyıllardır dünyanın her yerinde sanat eserleri, mutfaklar, tamamlayıcı ürünlerde mavi kullanılmıştır, mavi renginin geçmeyen bir modası vardır.  Mavi, genellikle bütün renklerle uyum sağlayabiliyor. Açık ve koyu tonlarını diğer renklerle uyumlu bir şekilde bir araya getirebilirsiniz. Zengin renklerden olan mavi süet, kadife gibi kumaşlarda asil bir duruş yaratmaktadır. Mavi duvarlar, tekstil ürünleri, koltuklar veya duvar kâğıtları bulunduğu ortamda çok daha ferah ve temiz bir görüntüyü ortaya çıkarır. Benim tavsiyem dinlenme alanlarınızda kullanmaktan ve görmekten sıkılmayacağınız renklerden olan mavi,  sizi dinlendirmekle beraber ruhunuzu okşar ve denizin iyot kokusunu duyduğunuzu hayal ettirir ortamın atmosferinin değişeceğini göreceksiniz.  Dinlenme odanızda aksesuarlara yer verebilirsiniz. Daha soğuk tonları seviyorsanız beyaz tonlarla maviyi eşleyebilirsiniz daha sıcak tonlarla kullanmak isterseniz yeşil, pembe ya da turuncu kullanarak daha renkli ve daha sıcak bir görünüm yaratabilirsiniz. 

2020 yılında bol bol mavi rengi göreceğiz. Modada, ev dekorunda, ürünlerin ambalajlarına kadar çeşitli yerlerde karşımıza çıkacak. Mavi renk tonu cinsiyetsiz ve mevsimsiz olarak adlandırabiliriz. Bu sene Pantone ilk defa bir rengi tanımladığında hissel olarak genişletti. Yazı ve kışı bol bol mavi rengin huzuru ve dinginliği ile geçirecek gibi duruyoruz. 

 

İnternet sitemizden en verimli şekilde faydalanabilmeniz ve kullanıcı deneyiminizi geliştirebilmek için Cookie kullanıyoruz. Cookie kullanılmasını tercih etmezseniz tarayıcınızın ayarlarından Cookieleri silebilir ya da engelleyebilirsiniz. Ancak bunun internet sitemizi kullanımınızı etkileyebileceğini hatırlatmak isteriz. Tarayıcınızdan Cookie ayarlarınızı değiştirmediğiniz sürece bu sitede Cookie kullanımını kabul ettiğinizi varsayacağız.