Kategori Arşivleri: Basında Sem

İşlevsel, hızlı ve teknolojik: Yeni jenerasyon duş sistemleri

Banyo kültürünün yavaş yavaş değişime uğradığı günümüzde duş tasarımları da artık küvet seçenekleriyle yarışır hale geldi. Duş alanını ana mekândan ayırmayan, yeni jenerasyon duş tasarımları, kent hayatının hızlı ve yoğun temposunda uzun uzun yıkanmaya vakti bulmayanlar için birebir.

 

Günümüz yaşam alanlarının, özellikle de banyoların geçirdiği evrime bakacak olursak, hayatımızı “ne kadar yoğun iş temposu-o kadar evde rahatlama” ilkesinin yönettiğini anlayabiliriz. Bu mantıkta büyük banyo mekanlarına gerçek birer spa atmosferi hazırlanıyor ve yatayda konfor odaklı biçimlendiriliyor. Küçük banyolarda ise tüm kurgu depolama-mekanı doğru yöneten fikirler kullanma-teknolojiden faydalanma kuralları geçerli. Dolayısıyla yıkanma-arınma hareketinin odağında olan duş sistemleri önem kazanıyor. Bu tarz duş alanları günümüzde spa keyfinin ayakta da olabileceğini kanıtlıyor.

Bir kabin içinde tam bir kumandan gibi pek çok düğme ve kolu kumanda ediyor ve o küçük metrekareyi bir cennete çeviriyorsunuz, isterseniz rengarenk ışıklar altında Muson yağmurları yağdırabiliyorsunuz. Vücudu rahatlatan su akışını sağlayan jetli masaj sistemi ve duş başlıklarının dışında duş alanına entegre edilen özel sistemler sayesinde bu alanda müzik dinleyebiliyor, günü takip edebiliyor, hatta televizyon izleyebiliyorsunuz.

Organik değişim

Duş sistemlerinde değişen renkler, suyun miktarı, davetkâr kokular ve çeşitli sesler zihin üzerinde organik değişimlere sebep oluyor. Bu değişimler de duyuları harekete geçirerek bedeni büyük oranda yenileyerek iyileştiriyor. Çalışma hayatının hızlı ve yorucu temposu nedeniyle, insanlar artık her şeyi daha hızlı yapıyor ve daha planlı yaşıyor. Yoğun şehir yaşamı, günlük hayatın stres ve yorgunluğunu atarak rahatlama ihtiyacını artırıyor. Her geçen gün daha fazla tercih edilen yeni nesil duş sistemleri, lüksü ve konforu evlere taşıyor. Yeni nesil duş sistemlerinde yer alan renk terapisi, kromoterapi, su masajları gibi fonksiyonlar banyoyu keyif alanı haline getiriyor.

Bu açıdan suya adeta nefes veren pek çok marka ve ürün var. Geleceğin wellness dünyasını kurgulamak ve insanı su ile farklı senaryolar eşliğinde buluşturacak teknolojiler elimizin altında. Tümü, duş kavramını fiziksel ve ruhsal iyileşme, yenilenme ve tazelenme noktasına taşıyor. Buhar banyoları, tuz odaları, reaksiyon duşları, biosauna, hepiderium, lacunium, masaj etkili duşlar gibi pek çok özellik bu ürünlerde buluşuyor. Kısacası vücudunuza ve ruhunuza önem veriyor, hayatı arada bir yerlerde durdurarak yenilenme yolları arıyor, kendi lüksünüzü yaratmak hatta onu evde hissetmek istiyorsanız, donanımlı bir duş kabini içinde tüm bunlara sahip olabilirsiniz.

Bu keyif sadece evde veya küçük banyolarda sürmek zorunda da değil, bahçe ve havuz çevresi de, büyük banyolar da dikey yıkanmanın güzelliğini yaşamanız için ortak noktalar olabilir. Örneğin Antoniolupi, dış mekan banyo keyfini yaşamak isteyenler için Massimo Broglio tasarımı Shawa duşları üretmekte, paslanmaz çelik malzemeden tasarlanan ve endüstriyel tarzıyla güncel modernizmi temsil eden bu ürünler, ince yapısı, bağlantısız

-freestanding-kullanılabilmesi gibi özellikleriyle açık hava alanları için benzersiz bir tasarım olarak kaydoluyor defterimize. Hem günümüz trendlerindeki organik formlara hem de inovatif tasarımlara sahip çıkan ANTONIOLUPI, toplam alan içindeki payı giderek büyüyen banyo ile ilgili çevreci teknolojileri ve ilgi çekici formlarıyla başta mimarlar olmak üzere pek çok profesyonelin radarına girmiş bir marka. 50 yılı aşkın süredir suyun akışına yön veren Antoniolupi, Carlo Colombo, Ricardo Fattori, Mauro Carlessi gibi ürün tasarımcılarıyla birlikte banyo tasarımına farklı bir boyut getirmekte.

Diğer yandan uluslararası banyo arenasının dikkat çeken markalarından biri olan Carmenta da, wellness kavramını dışarıya taşıyanların arasında: Firmanın Wellness Cabin konsepti içinde geçen saunaları ve Buz-Tuz kabinleri de özellikle havuz çevresinde ve manzara odaklı olarak kurgulanıyor ve tercih ediliyor. Bu gruba Carmenta’nın Hot Tub tasarımları ve bir başka uluslararası marka olan Bongio’nun dış mekan duşları da dahil olabiliyor.

Kısacası, gün geçtikçe biraz daha önem kazanan ve kişisel yenilenme mekanı olarak içeriğini hızla geliştiren duş sistemleri sadece teknoloji, işlev ile değil, teması, atmosferi ve aurası ile de öne çıkıyor. Artık günümüzün duş alanı tasarımlarında su ile baş başa kalmanın, arınmanın ve rahatlamanın altı çiziliyor. Yeni duş teknolojilerinde su akışını, rengini, sıcaklığını, kokusunu değiştiren duş senaryoları var artık. Farklı ışık ve ses oyunları devreye giriyor.

Evde spa keyfi

Son yıllarda gerçek bir iyileştirme alanı olarak tasarlanan banyolar, fonksiyonelliği ön planda tutan ancak dekorasyon tarzını da es geçmeyen birer spa şeklinde hayal ediliyor. Kısaca ev tipi wellness alanlarına dönüşen banyolar, sadece yıkanma değil, arınma, dinlenme, tazelenme, iyileşme gibi fillilerle birlikte anılıyor. İnsanı su ile buluşturan bu özel atmosferler için tasarlanan spa sistemleri de günlük hayatımıza keyif katan son teknolojiler olarak saygıyı hak ediyorlar.

Gelecekte hepimizi daha öznel yaşamların beklediği bir gerçek. İşte bu yüzden artık evlerde daha fazla alana sahip olan, hatta adeta birer yaşam alanına dönüşen banyolar için tasarlanan yeni senaryolar da göz alıcı çözümlerle karşımıza çıkıyor. Bireysel detayların kullanımına olanak sağlayan özel işlemeli koleksiyonlar, kişisel beğenileri vurgulayan modeller ve teknolojiler, banyo keyfiniz artırırken kendinizi özel hissetmenizi de sağlıyor.

Sonuç olarak gerçek bir iyileştirme alanı olarak tasarlanan banyolar, fonksiyonelliği ön planda tutan ancak dekorasyon tarzını da es geçmeyen birer spa şeklinde hayal ediliyor. 2016’da birer wellness alanına dönüşen banyolar, kişisel olarak arınmanın ötesinde, yaşayan, doğallık ve tazelenmeye vurgu yapan, insanı su ile buluşturan özel bir atmosfer olarak tasarlanıyor. Bu nedenle trend avcıları arınma ritüelinin mistik ruhunu pekiştiren doğal ve natüralist mizansenlerin öne çıkacağını söylüyorlar. Modern rustik stilin altın çağını yaşadığı bu sene, teknolojinin vazgeçilmediği zanaatkâr seçimler ve keyif odaklı yerleşimlerle banyolarda mutluluk dozunun en yüksekte olduğu günler yaşıyoruz.

Evde kişisel spa alanı yaratma konusunda uzman markalardan olan ve Türkiye’de de en çok tercih edilen isimler arasında sayılan İtalyan Carmenta, kişisel detaylarla zenginleşen çağdaş banyolar konusunda uzun yıllardır hizmet veren bir firma. Gerçek bir wellness dünyasına kapı açan Carmenta’da buhar banyoları, hamamlar, saunalar, Himalaya tuz duvarları, reaksiyon duşları, biosauna, dinlenme alanları, kromoterapi kabinleri, masaj odaları, cilt ve vücut bakım odaları ve kum odaları bulunuyor. Kısaca markanın, geleceğin wellness dünyasını kurgulama ve insanı su ile farklı senaryolar eşliğinde buluşturacak teknolojiler tasarlama konusunda yatırımları oldukça geniş. Banyo kavramını fiziksel ve ruhsal iyileşme, yenilenme ve tazelenme noktasına taşıyan Carmenta, bu özelliğini bünyesinde çalışan mühendisler, tasarımcılar, teknisyenler ve sanatçılar gibi farklı uzmanlık dallarının bir arada karar vermesine borçlu.

Terapik ve estetik duruşları sayesinde birer sığınma noktasına dönüşen banyoların yeni yüzü konformist bir bakış açısıyla karşımızda. Ham ahşap görünümlü yüzeyler ve taş dokulara yer açın.

Gittikçe bir teknoloji üssü haline dönen yıkanma alanları her geçen gün biraz daha

spa’ya dönüşüyor. Bu sayede artık evimizde rahatça arınıyor, rahatlıyor ve dinlenebiliyoruz.

Yaşam alanlarının arınma üssü banyolar, kişisel bakım alanlarını daha ileri taşıyarak spa’lardan rol çalan stilleriyle dikkat çekiyor.

Bu kapılar geleceğe açılıyor

Yeni jenerasyon evlerde, mekan kullanımı ve akıllı çözümlemeler yapmak neredeyse mimarlar için zorunluluk haline geldi. Özellikle küçük metrekarelerde veya ışığı dengeli dağıtma gereksinimi olan yapılarda bu çözümler önce duvar-kapı ikilisini doğru kullanarak gerçekleşiyor. Ya da kullanmayarak.

Yeni jenerasyon konut projelerindeki en önemli ortak nokta, küçük metrekareler ve çözüm odaklı “alandan kazanma” mottosu. Bu hedef öyle bir fikir noktasına getiriyor ki mimarları, her noktada bir gizli dolap, bölme, raylar, yok olmalar, ortaya çıkmalar, sınırlandırmalar, bölümlemeler karşımıza çıkıyor. Depolama, görsel olarak da estetiği zorlayan bir kavram; dolayısıyla kentli evlerin sade makyajını da doğru yapmak gerekiyor.

Mimarların bu anlamdaki en büyük sınavı duvarlar ve kapılar. Çünkü duvarlar çoğaldıkça ışık düzeyi farklılıkları ortaya çıkıyor ve homojen bir atmosfer duygusu elde edemiyorsunuz. Kapılar ise alan hareket akışını engelleyen, kesen, yoran parçalar. Bu durumda ilk savaş onlarla veriliyor.

Uluslarası tasarım dünyası, her iki konu için de kolay bir çözüm formülü üretti ve yeni jenerasyon oda seperasyonları ve üniteleri ile hem mekanları birbirinden (alan, hareket kabiliyeti kaybetmeksizin) ayırdı hem de ışığı her noktaya taşıdı. Biraz geleceği tanıyalım:

Longhi, dekorasyon dünyasının çok yakından tanıdığı bir marka. Özellikle mobilyaları ile bir vizyoner. Ancak sektörün bir başka kategorisinde de oldukça ilerici bir duruşa sahip; kapı. Longhi kapıları aslında kapı olarak tanımlarsak hayli eksik bırakmış olabiliriz çünkü mekanın bütün ruhunu değiştiren ve yüzey farklılıklarıyla çok stilize fonlar yaratan Longhi sistemleri, adeta sanat eseri gibi. Bronzdan mermere uzanan çok farklı seçeneklerde desen alternatifine sahip olan Longhi’ler ahşap, deri, metal, ayna gibi birbirinden farklı malzemeler ve desenlerde üretilebiliyor, açılır-kapanır ve kayar sistemlerde üretiliyor, bütün bir panel olarak mekanı tek perspektifte kaplıyor. Bu da onu, lüks rezidans konseptlerinden flat’lerdeki pratik giyinme odalarına kadar her mekanda, sevimsiz kapı seçeneklerinden sofistike duvarlara ve onlarla bütünleşmiş kapılara götürüyor.

Kapı konusuna biraz daha sportif bir yaklaşım ise Lualdi’den gelmekte. İlk kapı üretimine 1880’de başlayan ve bu alanda yüzyılı aşkın bir deneyime sahip olan Lualdi, 1960 yılından bu yana iç mekanlar için yüksek kaliteli üretim anlayışını elegan, modern ve şık bir stil ile birleştirerek farklı bir tasarım çizgisine markasını koyuyor ve sektörüne öncülük yapıyor. Geleneksel ahşap işçiliğinin inceliklerini, geleceğin teknolojileri ile buluşturan Lualdi, inovasyona önem vererek yuvarlatılmış köşeler, teleskopik karkaslara ve geri dönüşümlü materyaller gibi yarının tasarımına referans olacak malzeme ve formlar kullanıyor. Lualdi, Armani Hotel, Bvlgari Hotel, Rolex, MaxMara ve Prada gibi seçkin markaların projeleri ve mağazaları içinde yer alan ve bu çizgisiyle dünya çapında üst kalite kapı tasarımının liste başı markalarından biri olan tanınıyor. Yüzyılı aşan ahşap işçiliği deneyimiyle kazandığı sektörel birikimi artık LUALDI SYSTEM adıyla ev ve ofisler için tasarladığı mobilya ve duvar sistemlerine de taşıyan marka, özel ve toplu yaşam alanlarına sofistike, çağdaş ve fonksiyonel dokunuşlar ve çözümler getiriyor.

Yapı elementleri, evin karakterini ve profilini belirlemede “detay” olabilir ancak aslında DNA’ları bu küçük detaylar oluşturuyor. Eskiler bu konuda son derece haklı: Bir evin değeri ona açılan ve içine takılan kapıdan anlarsın. Güzel bir yaşama ve güzel bir geleceğe açmak dileğiyle!

Yeni kent projeleri için ulaşılabilir lüks

Kentsel dönüşüm, sadece eskiyen ve yorgun binaları alıp yerine ultra pahalı projeler dikmek olarak algılanmamalı. Günümüzün genç, modern, üretime katılmış ve vizyonu açık şehir aileleri için minimum hacimlerde ve ulaşılabilir pahalarda ama dünya standartlarında tasarımlarla donatılmış uygun fiyatlardaki yeni konut projeleri de bu trendin bir parçası, hem de önemli bir paydaşı.

Reklam kampanyaları oldukça cazip: Bazen peşinatsız, bazen ise hayal olmayacak miktarlarda ön peşinatlı konut projeleri ile yeni bir gayrimenkul ve satın almacı kimliği yaratılıyor. Özellikle genç, modern bakış açılı, ekonomiye ve üretime katkısı olan, yaşam alanında güvenlik, sosyal alan, spor kompleksi vb. gibi sosyal faydaları görmek isteyen, yeniliklere açık bu tüketici profili, kendi evini satın alırken fiyat parametrelerinde mütevazi olmayı hedefliyor ama kalitede değil. Dolayısıyla kentsel dönüşümün önemli bir stratejik hedefi de, potansiyel alıcı olan bu kitleyi, astronomik fiyatlarda olmayan, ama kaliteli ürünlerle donatılmış tablet konutlarla buluşturmak.

Göçler, değişen ekonomik yapı, savaşlar, değişen nüfus demografisi gibi etmenlerle hızlanan kentsel dönüşümün plansız şehirleşmeye ve depreme dayanıksız yapı stoğuna son vereceği aşikar, bu da seçimleri kolaylaştırıyor.

İstanbul’daki yaklaşık 1,5 milyon binanın yarıdan fazlasının yıkılabileceği konuşuluyor. Bugüne kadar açıklanan en büyük projeler; Kartal, Pendik, Küçükçekmece ve Zeytinburnu’ndaki planlar. Tuzla, Pendik, Beyoğlu ve Küçükçekmece’de bir bölümü başlatılan projeler mevcut. Bunun yanında, Fatih ve Beyoğlu’nda da Sulukule, Balat, Unkapanı, Tarlabaşı, Şişhane, Tepebaşı gibi noktalarda da çalışmalar sürdürülüyor. Kentsel dönüşüm olarak adlandırılan bu projelerle sadece lüks rezidans projeleri olarak karşılaşmıyoruz, orta gelirlilere yönelik yapılan projeler de bu devinimin bir parçası olarak kaydediliyor. Ve elbette ki bu tarz konutlarda da “ulaşılabilir lüks”ü tanımlayan, yani tasarım değerine sahip ancak astronomik fiyatlarda satılmayan ürünler tercih edilmekte.

Günümüzün yerli pazarında olduğu gibi ithal dekorasyon mobilya, aksesuar ve yapı malzemesi markalarının da bu anlamda avantajları çok çünkü ulaşılabilir değerlerdeki pek çok global tasarım markası projeler için uygun örnekler sunuyor. Özellikle banyo ve mutfak dünyasında VIP markaların yanı sıra, akıllı projelerle birleşebilecek uygun fiyatlı ithal markalar da bulunuyor. Bunlar için iki örnek verecek olursak, yüzümüzü İtalya’ya çevirebiliriz ve banyo dünyasından iki markayı bu “ulaşılabilir lüks” konsepti kavramında örnek gösterebiliriz: Bongio ve Carmenta.

Carmenta gerçek bir wellness dehası olarak bilinmekte. Geleceğin wellness dünyasını kurgulamak ve insanı su ile farklı senaryolar eşliğinde buluşturacak teknolojiler tasarlamak amacıyla kurulmuş bir firma. Banyo kavramını fiziksel ve ruhsal iyileşme, yenilenme ve tazelenme noktasına taşıyan Carmenta, mühendisler, tasarımcılar, teknisyenler ve sanatçıların bir arada çalıştığı ve spa tanımını bireysel ihtiyaçlara göre geliştiren ve yönlendiren bir çizgide proje ve uygulama yaparak yol alıyor. Marka, buhar banyoları, hamamlar, saunalar, Himalaya tuz duvarları, reaksiyon duşları, biosauna, dinlenme alanları, kromoterapi kabinleri, masaj odaları, cilt ve vücut bakım odaları ve kum odaları ile spa keyfini evlere taşıyor. Carmenta Home Spa, Carmenta Professional ve Carmenta wonder olarak üç ana sahada hizmet ve çözüm sunan markanın Sensation (duyu ve duygu), Dream (Rüya), Wonder (Mucize) ve Bathroom Contract olarak dört temel ürün gamı bulunuyor. Carmenta’lar, tüm bu tasarım ciddiyetini fiyat skalasında dünyadaki rakiplerinin altında tutuyor ve bunun “wellness keyfinin sadece high-profile bir kitle için değil, herkes için uygulanabilir ve ulaşılabilir” olduğunun özellikle altını çiziyor. Belki de bu yüzden İspanya, Amerika, Çin ve Rusya’da pek çok mimar, hazırladığı toplu projelerin banyolarında ve spa’larında Carmenta ürünlerini tercih etmekte.

Milano’ya birkaç kilometre uzaklıktaki Lake Orta’da, 1936’da başlayan Bongio serüveni bugün dünyanın en büyük markalarından biri olarak devam etmekte. Mario Bongio’nun kurucusu olduğu markanın temel felsefesi inovasyon ve yaratıcılık üzerine kurulu ve şu anda ikinci kuşak olan Antonio Bongio tarafından yönetiliyor. İtalya’nın 80 yıllık köklü firmalarından Bongio, armatür ve bataryalarındaki özgün form, üstün teknoloji ve yaratıcı fikirler haricinde fiyat listeleriyle de rakiplerinden ayrılıyor.

Tasarımları klasik ve modern olarak iki ayrı stilde süren markanın aynı zamanda wellness koleksiyonu da bulunuyor. Modern seride en son 316 paslanmaz çelik batarya olarak Time 2020 modelini satışa sunan Bongio’nun Acquacarica serisi ise renkli, esprili, enerjik, tasarımda ulaşılabilir ve genç çizgiyi temsil etmekte.

Tüm bu stilize çalışmaların haricinde O’clock banyo bataryası gibi sıcak-soğuk su balansını ayarlayarak enerji ve su tasarrufu yapan, çevre duyarlılığına sahip tasarımları da bulunan Bongio’nun ürünleri genellikle Orta Doğu’nun neo-klasik tarzda yapılmış genç jenerasyon binalarında tercih ediliyor.

Bugünün kentsel dönüşüm fırtınasına dahil olmak ve çarpık kentleşmeyi ortadan kaldırarak herkesi soylu bir kent panoramasına dahil etmek gayrimenkul sektörünün birinci hedefi. Bunu yaparken de gerçekten sıcakkanlı bütçelerle hareket etmek gerekiyor, dolayısıyla her mimarın seçimlerini yaparken bütçe dostu tasarımlarla buluşması gerekiyor ki bu da son kullanıcının daima yüzünü güldürmekte.

Duvar renklerinde son trendler

Dünyanın farklı yerlerinden, farklı kültür ve fikirlerden etkilenen bir yolculuğa davet niteliği taşıyan Jotun’un yeni global renk koleksiyonu ‘Eve Dönüş’, günümüz trendlerini yansıtan birbirinden güzel ve zengin yeni renkleri bir arada toplayan Nordik Yaşam, Şehir Hayatı ve Kıtalar Arası Yaşam adıyla üç ayrı paletten oluşuyor.

Jotun 2017 renk koleksiyonu, farklı renklerle yaşam alanlarına hareket katarak kişisel mekânlar yaratıyor. Mutfakta sade Nordik dokunuşlar, yatak odasında daha oryantal tasarımlar ya da oturma odalarında 80’ler ruhu için Jotun’un üç ayrı paletine göz atmak yeterli. Tek yapmanız gereken hikâyenizi hangi renklerle yazmak istediğinize karar vermek… Jotun’un üç ayrı palette bir araya gelen bu yeni, renkli dünyasında, koyu kırmızıların baharatlı tonları, hardal ve kahverengiler, sıcak yeşillerle bütünlük sağlayan sofistike pembeler ve altın detaylarla birlikle zenginleştirilebilecek, Nordik dünyayı yansıtan maviler ve griler bulunuyor.

Nordik Yaşam
Nordik ülkelerde, doğa her zaman insanın rahatlama ihtiyacını karşıladığı yer olmuş. Huzur veren uçsuz bucaksız ormanlar, yüksek dağlar ve dingin sular… Jotun’un 2017 renk koleksiyonunun bir parçası olan Nordik yaşam paleti, evlerde de bu rahatlatıcı atmosferi yeniden yaratmak için geliştirilmiş. Altın buğday ve bej tonları ile güçlenen Nordik okyanusunun grileri ve mavileri, bu doğal yaşam ile mükemmel bir uyum sağlamakta. Jotun global renk uzmanı Lisbeth Larsen’e göre Nordik yaşam paleti tam anlamı ile doğanın kendi renklerinden oluşuyor. Arctic Grey, Cashmere, Washed Linen ve yeni Band Stone, Nordik yaşam paletinin ana renklerinden birkaçı. Sakin tonlar, İskandinav tasarımları, el yapımı seramikler ve saf pamuk ürünler ile uyum sağlıyor; günlük hayatın hızlı temposunu biraz olsun yavaşlatıyor.

Şehir Hayatı
Dünyadaki büyük şehirler, aynı zamanda büyük birer ilham kaynağı. Büyük şehirlerin dokusunu eğlenceli tasarımlar ve yeni teknolojiler oluşturuyor. Bu bakış açısından yola çıkarak, büyük şehirlerdeki yaratıcılığı evlere getirmek için zarif pembe tonları ve sıcak yeşillerin bir arada olduğu Şehir Hayatı paletini sunmaktayız. Şehir hayatı, modern ve eğlenceli şehirlerin dünyasından ilhamını alıyor. Tüm bu akımları yansıtmak için, duvarlara çok yakışacak, zarif pembe tonlar ve sıcak yeşiller paletin dikkat çeken renkleri arasında bulunuyor. Delightful Pink ve Deco Pink, Jotun renklerine eklenen yeni pembelerden… Paletteki renkler birlikte kullanıldıklarında zevkli kontrastlar oluşuyor, günümüzün modern şehirleri gibi dijital ve gerçek dünyanın birbirine karıştığı modern ve eğlenceli ortamlar yaratılıyor.

Kıtalar Arası Yaşam
Seyahat etmek ve farklı kültürlerle tanışmak; deneyimlerimizi anılar ve objelerle evlerimize taşıma olanağını sunuyor. Kıtalararası yaşam paletinin sıcak renkleri de bu deneyimlere özenle fon oluşturuyor. Birçok insan Marakeş, İstanbul gibi baharat kokulu sokakları, estetik anlayışı ile sıcak tonlarının bütünleştiği şehirlere seyahat ediyor. Jotun renk paletinde, bu deneyimleri yanık kırmızılar, hardal ve kahve tonları ile bir araya getiriyor. Bu sıcak renk paleti, Heat ve Kilim gibi kırmızılar, kahvemsi yeşil tonuna sahip Dijon Yellow ve Olive Brown gibi İstanbul’dan esinlenen renkleri de barındırıyor. Jotun Global renk uzmanı Lisbeth Larsen, mekânlarda farklı tonları bir arada kullanmayı ve daha hafif görünümler için de palet renkleri ile birlikte bej ve beyaz tonlar eklemeyi öneriyor.

jotun.com.tr

Dünyanın en etkileyici 10 kütüphanesi

Etkileyici iç mekan tasarımlarına sahip kütüphaneler için ufak bir araştırmanın ardından elde ettiğimiz sonuçlar harika!

Dünyanın en etkileyici mekanları zaten başlı başına konseptleri ile kütüphanelerdir. İster tarihi olsun ister modern, kütüphaneler sevilen mekanlardır.

Eklektik unsurlar, tasarımcılarının ruhunu yansıtan sanatsal iç mekan dokunuşlarıyla tam bir sanat eseri haline gelen kütüphane yapıları mimariye ilgi duyanları bir kez daha bu konu hakkında düşünmeye davet ediyor.

Mimari tasarımda farkındalık oluşturan şemaların, dönemsel özellikleri yansıtan hatlarıyla ve heykelsi ikonik olayların da katkısıyla bu muhteşem sanat eserleri ortaya çıkıyor.

Sizler için en etkileyici iç mekan tasarımlarına sahip kütüphane yapılarını sıraladık.
İşte o muhteşem kütüphaneler…

Beinecke Nadir Kitaplar ve El Yazmaları Kütüphanesi / Coneccticut – ABD
Bu kütüphanenin inşa edilmesi 1963 yılında Beinecke Ailesi’nin maddi desteği sayesinde gerçekleşebildi. Kütüphanede Yale Üniversitesi’nin topladığı; Latin Amerika’da 1751 yılından önce basılmış tüm kitaplar, Kuzey Amerika’da 1821’den önce basılmış tüm kitaplar, ABD’de 1851’den önce basılmış tüm kitaplar, Avrupa’da 1801’den önce basılmış broşür ve diğer basımlar yer alıyor.

New York Halk Kütüphanesi, New York, ABD

Çin Ulusal Kütüphanesi (Pekin)
Çin Ulusal Kütüphanesi, sahip olduğu 29 milyon kaynak sayesinde Asya’nın en kapsamlı kütüphanelerinin başında gelmektedir. 24 Nisan 1909 tarihinde kent kütüphanesi adı altında kurulmuş ve Çin devriminin ardından açılmıştır. 1928 yılında ismi Pekin Ulusal Kütüphanesi olarak değiştirilmiş, daha sonra ise bugünkü adını almıştır. Kütüphane bünyesinde Shang Hanedanından kalma 35.000 den fazla yazıt, kehanet kemikleri ve kaplumbağa kabuklarından oluşan bir koleksiyon bulunmaktadır.

 

Kongre Kütüphanesi, DC, ABD

 

Bibliothèque Nationale De France, Paris, Fransa

 

St. Florian Manastırı Kütüphanesi, Linz-Land Bölgesi, Avusturya

 

Stuttgart Kent Kütüphanesi, Stuttgart, Almanya

 

Walker Library, Chicago, ABD

 

Klementinum Kütüphanesi, Prag-Çek Cumhuriyeti
Barok mimarinin en güzel örneklerinden biri olarak kabul edilen Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’daki Klementinum Kütüphanesi, ilk kez 1722’de Cizvit Üniversitesi’nin bir parçası olarak açıldı ve onbinlerce kitaba ev sahipliği yapıyor.

 

George Peabody Kütüphanesi, Baltimore, ABD

 

Hayranı olduğumuz unutulmaz filmlerin çekildiği gerçek mekanlar

Birçok filmin çekildiği mekanlar izleyiciler için merak konusu oluyor. İşte Batman’den Harry Potter’a filmlerin çekildiği meşhur evler…

Setlere kiralanan mekanlar için ödenen paralar, oyuncuların aldığı ücretlerle yarışıyor. Senaryoları ise evlerin dizaynına göre yön buluyor.

Alnwick Kalesi / Harry Potter Serisi – Hogwarts

Kimilerinin çocukluğuna kimilerinin de gençlik dönemine denk gelen Harry Potter serisinin efsanevi okulu Hogwarts’ın gerçek dünyada da var olduğunu söyleyerek listemize başlıyoruz!

 

İngiltere’nin sayılı ikonik kalelerinden biri olan Alnwick Kalesi, Northumberland şehrinin Alnwick kasabasında yer alıyor.
Yolunuz Northumberland’a düşerse mutlaka uğrayıp Hogwarts atmosferini canlı olarak yaşamanızı tavsiye ederiz.
Not: Düğün-nişan, yemek ve tur gibi imkanları mevcut.

Doune Kalesi / Monty Python And The Holy Grail – Kutsal Kadeh

İskoçya tarihinin koruma seviyesi en yüksek kalesi olan Doune Kalesi, 1975 yapımı Monty Python And The Holy Grail – Kutsal Kadeh filmi de bu kalede çekilmiş.

Mentmore Kuleleri / Batman Begins – Men of Steel
1852-1854 yılları arasında Baron Mayer de Rothschild tarafından Buckinghamshire’da inşa edilmiştir. Batman Begins filminde Wayne Manor olarak bildiğimiz Mentmore Kuleleri Birleşik Krallıkta, tarihi veya mimari açıdan özel öneme sahip yapılardan biridir.

Ayrıca Eyes Wide Shut, Jhonny English, Ali G Indahouse gibi filmlere de ev sahipliği yapmıştır.

Neuschwanstein Şatosu / Uyuyan Güzel


Disney
’in efsanevi Uyuyan Güzel filmindeki şatonun oluşmasında ilham kaynağı olan Neuschwanstein Şatosu, Almanya’nın Bavyera eyaletine bağlı Füssen yakınlarındaki Hohenschwangau kasabası yakınında bulunan sarp bir tepeye kurulmuş. 6 katlı, 19. Yüzyıl neo-romantisizm mimari stiliyle yapılan kaledir.

Henry River Mill Köyü / The Hunger Games – Açlık Oyunları

The Hunger Games filmindeki 12. Mıntıka çekimlerinin yapıldığı Henry River Mill Köyü, Kuzey Karolina eyaletinin Hildebran kasabasında yer almaktadır. Set alanına ve köy sakinlerine verilen rahatsızlıklar sebebiyle ziyarete kapatılmış.

Timberline Locası / The Shining – Cinnet

Stanley Kubrick’in dünya sinemasına miras olarak bıraktığı The Shining / Cinnet filmine ev sahipliği yapan Timberline Locası ( diğer adıyla Overlook Hotel ) Amerika’nın Oregon eyaleti sınırları içerisinde yer almaktadır. Cinnet filminden sonra meraklıları tarafından ziyaretçi akınına uğramış sonra da kayak ve dağ evi olarak işletilmeye başlamıştır.


Matamata / The Lord of the Rings – Shire

Yüzüklerin Efendisi filmindeki Shire gerçek evet! Yeni Zelanda’nın Matamata kasabasında yer alan bu bölge Peter Jackson’ın Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit filmlerinden sonra Matamata meclisi tarafından Hobbiton olarak tarihe geçmiş ve kasabanın girişine “Hobbiton’a Hoşgeldiniz!” tabelası asılmış.

Scarface / Tony Montana’nın Meşhur Evi
Beyazperdenin klasikleri arasında yer alan ‘Scarface’ filmi Kaliforniya’da Pers ve Akdeniz mimarisinden ilham alınarak inşaa edilen, Pasifik Okyanusu’na bakan eşsiz bir villada çekildi. Tony Montana’nın öldürüldüğü unutulmaz sahne de bu evde geçiyor.

Bal peteğinden esinlenerek tasarlanan lüks villa

Meksika’da bulunan bu modern villayı mimarlar bal peteğinden esinlenerek tasarladı.
Francisca Pulido ve Isaac Broid Arquitectura tarafından geliştirilen proje oldukça ilginç özellikleriyle dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor.
Toplamda 570 metrekarelik avlusu , brüt beton kullanımı, siyah metal iskeletler ve ahşabın en doğal masif halini mükemmel şekilde bir araya getirdiler.

Mimari tasarım fikirleri arayanlar için yine oldukça başarılı bir örnek diyebiliriz.
Gerek sürdürülebilirliği, gerek iç mekan kurgusu, yapının gerekse de tasarım senaryosu esasında salt estetizm kaidelerine dayanıyor.

Gizli sote mekanlar oluşturularak kullanıcıya mekansal özgürlük sağlanmış. Esinlenilen temayı boğmayacak şekilde yalnızca belirli ölçüde kullanarak geniş bir spektrum ile kullanmışlar.

Temel tasarım ilkeleriyle bal peteğinden esinlenerek tasarladıkları bu villa projesi gerçek manada incelenesi…

          

Peki bu bal peteğinden esinlenerek tasarlanan villa hakkında sizin görüşleriniz neler?

 

Dünyanın en ilginç 10 restoranı

Yemek sadece lezzetiyle değil, sunumu ve yemeğin yenildiği mekanla da akıllarda yer edinir. Bu nedenle mekan sahipleri farklılıklarını ortaya koyabilmek adına çok sıra dışı yerlerde, mimari açıdan çok sıra dışı mekanlar açıyorlar. Bu listede sundukları tablo gibi manzaralarla unutulmaz anlar yaşatacak en ilginç 10 restoranı bir araya getirdik.

1- Avrupanın ilk su altı restoranı
Mimarlık şirketi Snøhetta, Norveç’in güneyinde bir kısmı denizin içinde yer alan bir su altı restoranı açmayı planladıklarını açıkladı. Şirket tarafından Avrupa’nın ilk su altı restoranı olarak adlandırılan binanın bir kısmı sahil kenarında bir kısmı suyun altında olacak. Binanın temel işlevi 100 kadar kişiye hizmet veren bir restoran olmak fakat aynı zamanda deniz araştırmaları merkezi ve yapay midye resifi olarak da kullanılacak.

2- The Green Dragon Pub
Hobbit’lerin film seti olan Shire’ı bilet alıp  gezenlere ücretsiz içki veren bu pub, Yeni Zelanda’da yeşilliklerin arasında bulunuyor.

3- Ithaa Undersea Restoran
Maldivler’de bulunan Ithaa Undersea Restoran, pek çok kez ‘Dünyanın en güzel restoranı’ seçildi. Denizin 5 metre altında bulunan ve çevresi tamamen camla kaplı olan restoran büyük ilgi görüyor.

4- HR Giger Bar
İsviçre Gruyéres’te bulunan bu kahvecinin adı Hr Giger Museum Bar. İlginç iskelet dekorasyonuyla bir canavarın içindeymişsiniz hissi yaratan kahveci dünyanın en ilginç kafe-bar’larından biri.

5- İzlanda’daki Ion Hotel’de bulunan Northern Lights Bar, ülkede muhteşem kuzey ışıklarını izleyebileceğiniz en iyi lokasyon.

6- The Snowcastle of Kemi
Finlandiya Kemi’de bulunan sıradışı mekana girmeden önce sağlam giyinin. Zira burada her şey buz!

7- İspanya’da El Diablo volkanının hemen dibine kurulmuş olan bu restoranda yemekler volkan ateşiyle pişiyor.

8- Ristorante Grotta Palazzese, nefes kesici bir ortamda yemek yemek, çok nadir yaşanabilen bir deneyimdir. Güney İtalya’da yer alan Puglia’da, Polignano a Mare kasabasında yer alan Grotta Palazzese Hotel Restaurant, bu deneyimi yaşatan muhteşem bir mekân.
Grotta Palazzese Hotel’in bir parçası olan restoran, kireçtaşı mağaranın içinde yer alıyor. Adriyatik Denizi ve bitişik kayalıkların şahane manzarasına sahip restoranda, gün içinde berrak mavi sulara yansıyan güneş ışığı loş bir ortam oluşturur. 1700’lü yıllarda burası soyluların ziyafetleri için kullanılmış.

9- Gökyüzü restoranı, Las Vegas, ABD
Yerden yaklaşık 50 metre yüksek platforma yemek masası ve müşterileri çıkaran bu gökyüzü restoranı, Las vegas’ta Noel arefesinde açıldı.

10- The Sierra Mar Restaurant, CA – USA

Tasarımın yıldızları Nude ve Lee Broom Londra’da “Cam Ağaç” için bir araya geldi

Global tasarım markası Nude, Londra’da, dünyanın önde gelen tasarımcılarından Lee Broom’la yenilikçi bir projede buluştu. Lee Broom, Nude tarafından her biri el yapımı olarak üretilen 245 parça cam aydınlatma ünitesi ve LED ışıklandırmalarla, yeni yıl öncesinde bir Cam Ağaç tasarladı. Proje, aydınlatma ve mobilya tasarımlarıyla öne çıkan Lee Broom’ un sektördeki 10. yıl kutlamasının da bir parçası olarak hayata geçti. Londra’nın en seçkin restoranlarından AquaShard ’ da bir ay boyunca sergilenecek olan Cam Ağaç, Nude’un cam ustalarının el yapımı, en ince ve en parlak cam objeleri üretme becerisi sayesinde yeni yıl heyecanının simgesi olarak ışıldıyor.

Londra’nın ünlü restoran grubu Aqua, 2013 yılında şehrin en yüksek binalarından biri olan The Shard’ın 31.katında Londra manzarasına hakim lüks restoran AquaShard ’ın açılışını yaptı ve o günden bu yana, geleneksel yılbaşı ağacını tasarlamak üzere saygın isimleri AquaShard’ a davet etti. Bugüne dek moda dünyasından Vivienne Westwood, sinema dünyasından David Attenbrough gibi isimleri yılbaşı ağacını tasarlamak üzere konuk eden organizasyonun geliri yardım amaçlı kullanılıyor.

 

Dünyanın ve Türkiye’nin önde gelen tasarımcılarıyla çalışan Nude, yüksek estetik kaliteyi günlük yaşamın içinde duyumsamayı sağlayacak, yaşam ve dinlenme alanlarına anlam ve şıklık katacak koleksiyonlar geliştiriyor. Camın en parlak ve ince halini üreten Nude, “Yalın güzeldir” felsefesiyle üretilen çoğu el yapımı ürünleriyle yalın bir yaşam önerisi getiriyor.

Nude tasarımları global ölçekte Harrods, Barneys, WallpaperSTORE, TheConran Shop Paris ve London, La Rinascente, MOMA (San Francisco, New York, Tokyo), LaneCrowford Hong Kong, Printemps Paris, Goop.com’da satılıyor. www.nudeglass.com ile de dünyanın 120 ülkesine satış yapılıyor.

 

İnternet sitemizden en verimli şekilde faydalanabilmeniz ve kullanıcı deneyiminizi geliştirebilmek için Cookie kullanıyoruz. Cookie kullanılmasını tercih etmezseniz tarayıcınızın ayarlarından Cookieleri silebilir ya da engelleyebilirsiniz. Ancak bunun internet sitemizi kullanımınızı etkileyebileceğini hatırlatmak isteriz. Tarayıcınızdan Cookie ayarlarınızı değiştirmediğiniz sürece bu sitede Cookie kullanımını kabul ettiğinizi varsayacağız.