Etiket Arşivleri: design

Aydınlatma unsurlarının yaşantımızda ve dekorasyonda ki vazgeçilmez önemi

Evler, ofisler, sokaklar dünyanın neresinde olursa olsun yapılar iyi aydınlatmaya ihtiyaç duyar. İnsanların içinde yaşayacakları evlerin ve kullanım alanlarında ki en temel ve ihtiyaç duyulan unsurlarından bir tanesi aydınlatmadır. Bu yüzden aydınlatmanın kullanımı mimarlıkta son derece önemli bir husus olarak karşımıza çıkar.

Işık, ihtiyaç olmasının yanı sıra dekorasyonda vazgeçilmez tamamlayıcı bir unsurdur. Genellikle mimarlar tasarımda aydınlatma kullanımını insanlara, daha aydınlık ve ferahlık hissi verecek şekilde psikolojik olarak iyi yönde etkilemesi için tasarımlarında doğru yerlerde kullanmaya özen gösterirler. Kelvin ışık rengi ölçü birimi ile yaşantımızda seçeceğimiz aydınlatma hakkında bize oldukça bilgi verir. Örneğin, 5300-6500 Kelvin arası beyaz ışığı genellikle hastaneler tercih etmektedir bunun sebebi ise daha uyarıcı ve dikkat toparlayıcı özelliği olduğundan dolayı kullanılmaktadır. Beyaz ışığı evinizde tercih ettiğiniz zaman sizi yoran bir aydınlatma türü olacaktır gözlerinizde parıldama, kontrast ayırmada güçlük ve yorgunluk gibi sıkıntılara neden olabilir. Evlerde daha çok gün ışığı renklerini tercih edilmelidir yani 2800-3000 kelvin arasında aydınlatmayı kullanılmalıdır. Bu aydınlatma skalası enerjik hissetmeyi ve güneş ışığının insan üzerinde ki olumlu etki yaratmasına sebep olacaktır bu renkleri yaşam alanlarınızda tercih edebilirsiniz. Işık ve ruh doğru orantılı bir şekilde değişim gösterebiliyor. 

Günümüzde tasarım alanlarında ki gelişmelerin temelinde pozitif bilimlerde ki gelişmeler yatmaktadır. Pozitif bilimlerin gelişmesi insan ile ilgili tüm çalışmalarda, aydınlatmanın yan bilgi olmasının daha da öteside başlı başına bir konu olduğunu ortaya koymuştur. Mekânda ki aydınlatma ile verimlilik, performans gibi fiziksel değişimlerde oldukça önemli rol oynar. Yaşadığınız mekânda iyi görme koşullarının sağlanması için doğru aydınlatma türleri seçilmelidir. Örneğin; görsel performans düzeyinin yüksek olmasının istendiği durumlarda mekânda yapılacak aydınlatma tasarımının da mekânla birlikte tasarlanması gerekmektedir. İç mekânlarda olduğu kadar dış mekânların aydınlatmaları da önemlidir. Bahçeler, havuz kenarlarında ki aydınlatma ile atmosferi değiştirmeniz iyi bir şekilde fark yaratacaktır. Mekânsal özellikleri ve yaratılmak istenilen atmosfer en iyi aydınlatma unsurları sayesinde vurgulanabilir. Aydınlatma mekânın kimliğini ve mekânsal özelliklerini doğrudan etkilemekte ve oluşturmaktadır. 

Evinizde yaratmak istediğiniz ambiyansın yolu, belirlediğiniz ışık miktarı ve stilden geçiyor. Aydınlatma unsurları güçlü tasarımlarıyla dekorasyonu tamamlayan kilit unsurlardır. Odadaki doğru aydınlatmayı seçerek, tüm dekorasyon ve mobilyaları vurgulamak için her türlü atmosferi yaratabiliriz örneğin, odanın gerçekte olduğundan daha büyük göründüğü izlemini verecek olan aplikleri tavana doğru çevirerek mevcut alanı görsel olarak genişletebilirsiniz. Tercih edilen iç tasarım projesine göre aydınlatma seçiminde modernize ve özgünlük dokunuşunu benimseyerek geleneksel kodlarla kırmayı tercih edebiliriz. 

2020 Yılının Rengi ‘Klasik Mavi’

Pantone Renk Enstitüsü, Yılın Renginin 19-4052,  Klasik Mavi olduğunu açıkladı.  Bu yılının öne çıkan rengi, sakinliği, güveni ve bağ kurmayı kolaylaştıran özellikle de güven verici bir varoluş olarak tanımlamakta. 

5 ana renklerden olan mavi, ilk Antik Mısır çağında keşfedilmiştir doğa da sadece denizi ve gökyüzünü mavi renkte gördükleri için nesneleştirmemişler. Mavinin boyar maddelerini keşfeden rengi tanımlayan kelimelerde ilk olarak Mısır Medeniyetinde kullanılmaya başlamış ve bu boyar madde dünyanın en eski yapar boyar maddesidir. Her renk kendine özel dalga boyutuna sahiptir mavi, dinginliği sevgiyi ve sezgileri uyandırır denizi, gökyüzünü gördüğümüz zaman içimizi huzur ve sakinlik kaplıyor. Günümüzde mavinin bütün tonlarını görebiliyoruz ve yaşamımızın bütün bir kısmında bu renk vardır. Eski zamanlarda ve günümüzde de olan mistik ve değerli taşlar arasında da bu rengi oldukça görebiliriz. Nazar boncuğu, mavi dantelli akik taşı, safir, örneklerinden bir kaçıdır.  Özellikle mavi dantelli akik taşı strese, cilt hastalıklarına, kemiklere, nazardan ve olumsuzluklardan koruyucu özelliği vardır. Negatif enerjiden arındırdığı, insana mutluluk ve iyilik verdiği görülmüştür. Kararlı ve güvenilir bir renktir, güven veren bir renk olduğu için finans ve banka kurumları tarafından genellikle tercih edilmekte. Renklerin hayatımızda nasılda iyi ve kötü enerjiye sahip olduğunu anlıyoruz. 

Yüzyıllardır dünyanın her yerinde sanat eserleri, mutfaklar, tamamlayıcı ürünlerde mavi kullanılmıştır, mavi renginin geçmeyen bir modası vardır.  Mavi, genellikle bütün renklerle uyum sağlayabiliyor. Açık ve koyu tonlarını diğer renklerle uyumlu bir şekilde bir araya getirebilirsiniz. Zengin renklerden olan mavi süet, kadife gibi kumaşlarda asil bir duruş yaratmaktadır. Mavi duvarlar, tekstil ürünleri, koltuklar veya duvar kâğıtları bulunduğu ortamda çok daha ferah ve temiz bir görüntüyü ortaya çıkarır. Benim tavsiyem dinlenme alanlarınızda kullanmaktan ve görmekten sıkılmayacağınız renklerden olan mavi,  sizi dinlendirmekle beraber ruhunuzu okşar ve denizin iyot kokusunu duyduğunuzu hayal ettirir ortamın atmosferinin değişeceğini göreceksiniz.  Dinlenme odanızda aksesuarlara yer verebilirsiniz. Daha soğuk tonları seviyorsanız beyaz tonlarla maviyi eşleyebilirsiniz daha sıcak tonlarla kullanmak isterseniz yeşil, pembe ya da turuncu kullanarak daha renkli ve daha sıcak bir görünüm yaratabilirsiniz. 

2020 yılında bol bol mavi rengi göreceğiz. Modada, ev dekorunda, ürünlerin ambalajlarına kadar çeşitli yerlerde karşımıza çıkacak. Mavi renk tonu cinsiyetsiz ve mevsimsiz olarak adlandırabiliriz. Bu sene Pantone ilk defa bir rengi tanımladığında hissel olarak genişletti. Yazı ve kışı bol bol mavi rengin huzuru ve dinginliği ile geçirecek gibi duruyoruz. 

 

Evinizde Bulunan Sağlıklı Yaşam Merkezi; Spa & Wellness

Son yıllarda gerçek bir iyileştirme alanı olarak tasarlanan banyolar, fonksiyonelliği ön planda tutan ancak dekorasyon tarzını da es geçmeyen birer spa şeklinde hayal ediliyor. Kısaca ev tipi wellness alanlarına dönüşen banyolar, sadece yıkanma değil, arınma, dinlenme, tazelenme, iyileşme gibi fillilerle birlikte anılıyor. İnsanı su ile buluşturan bu özel atmosferler için tasarlanan spa sistemleri de günlük hayatımıza keyif katan son teknolojiler olarak saygıyı hak ediyorlar.

1949 yıllarında Carmenta, Padua eyaletinde ki Carmignano di Brenta’da ki küçük bir fabrikada üretilmeye başlamıştır tamamen özel ve İtalya’da üretilen mobilyalar ve aksesuarlar sunan banyo ve mobilya sektöründe öncü firmalar arasında yer almaktadır. Carmenta, sağlık dalı için ürünler geliştirmeye başlayarak alanını genişletmeye devam etmektedir, Türk hamamı, sauna, spa, tuz buhar banyoları gibi birçok alanda başarıya imza atmıştır.

Evde kişisel spa alanı yaratma konusunda uzman markalardan olan ve Türkiye’de de en çok tercih edilen isimler arasında sayılan İtalyan Carmenta, kişisel detaylarla zenginleşen çağdaş banyolar konusunda uzun yıllardır hizmet veren bir firma. Gerçek bir wellness dünyasına kapı açan Carmenta’da buhar banyoları, hamamlar, saunalar, Himalaya tuz duvarları, reaksiyon duşları, biosauna, dinlenme alanları, kromoterapi kabinleri, masaj odaları, cilt ve vücut bakım odaları ve kum odaları bulunuyor. Kısaca markanın, geleceğin wellness dünyasını kurgulama ve insanı su ile farklı senaryolar eşliğinde buluşturacak teknolojiler tasarlama konusunda yatırımları oldukça geniş. Banyo kavramını fiziksel ve ruhsal iyileşme, yenilenme ve tazelenme noktasına taşıyan Carmenta, bu özelliğini bünyesinde çalışan mühendisler, tasarımcılar, teknisyenler ve sanatçılar gibi farklı uzmanlık dallarının bir arada karar vermesine borçlu. Gittikçe bir teknoloji üssü haline dönen yıkanma alanları her geçen gün biraz daha spa’ya dönüşüyor. Bu sayede artık evimizde rahatça arınıyor, rahatlıyor ve dinlenebiliyoruz.

Yaşam alanları için mutfaktan banyoya, mobilyadan aydınlatmaya kadar pek çok alanda, tanınmış uluslararası markaları ve ürünleri aynı çatı altında buluşturan Sem Collections, banyoyu bir bütün olarak tasarlama anlayışı içinde çalışan Carmenta ürünlerini Çiftehavuzlar’daki showroom’unda sergiliyor.

 

Antoniolupi’ den büyüleyici bir tasarım CRISTALMOOD

Banyo dünyasının en büyük markası ve lideri olan Antoniolupi, 50 yıl önce Toskana bölgesinde kurulmuştur. Yüksek kalite ve yenilikçi olan Antoniolupi taş küvetler, duş sistemleri, aksesuar, şömine, outdor duşlara kadar ürün yelpazesine sahiptir. Carlo Colombo, Paola Ulian, Nevio Tellatin, Silvia Nerbi, Andrea Bogazzi gibi dehalarla çalışmaktadır.
Antoniolupi özel koleksiyonlarını Milano’da tanıtmaya başlamıştı daha sonrasında hızlı bir şekilde dünyaya açıldı. Neredeyse her mimarın gözde markalarından bir tanesi olmuştur. Özellikle mermerin büyüsünü kullanan Antoniolupi bu konuda da farklılığını öne sürmüştür. Gessati mermer anlayışının modernize edilmesinin en iyi örneklerinden birisi.
Tasarım ekipleri daha çok moda dünyasından esinlenen tezgah üstü lavabolar, küvetlerde paralel çizgilerin motiflerini ortaya seriyorlar. Gessati’nin teması yumuşak kıvrımlı hacim ve paralel çizgilerden oluşuyor. Kavisli yüzeylerde paralel hatlardan oluşan lavabolarda yuvarlak, oval ve kare seçenekleri sunulmaktadır.

Özellikle son tasarımlarından biri olan Cristalmood oldukça ses getiren bir tasarım örneği olmuştur. Suyun aktif rolünü muhafaza etmeyi ve yumuşak geçişler yaratabilmeyi mümkün kılan özel bir malzemeden tasarlanmış. Bu malzeme sıvının akışını kolaylaştırıyor, suyun hareketlerini okuyor ve gücünü takip ediyor. Antoniolupi 9 yeni moda renk ile geliştirdiği parlak küvet modelleriyle banyo stilinizi belirliyor. Renk renk ve mermerin işlenmiş güzel ve oval hali ile enerjisini hissedebiliyorsunuz. Cristalmoodlar’ın renk seçenekleri ile tarzınıza en uygun olanını seçmek için sizleri bekliyorlar.

Yaşam alanları için mutfaktan banyoya, mobilyadan aydınlatmaya kadar pek çok alanda, tanınmış uluslararası markaları ve ürünleri aynı çatı altında buluşturan Sem Collections, banyoyu bir bütün olarak tasarlama anlayışı içinde çalışan Antoniolupi ürünlerini Çiftehavuzlar’daki showroom’unda sergiliyor.

Doğayla Entegre Yaşamlar

Günümüz dünyasında şehir yaşamından sıkılan bunalan stres altında olan insanların ruhlarını ve bedenlerini dinlendirip keyif ve huzur aldığı kişilerle zaman geçirebileceği, dinlenebileceği kendini yenileyebileceği tek yer doğayla bütünleşmektir.

Bunun yegâne yollarından bir tanesi doğanın içerisinde doğanın verdikleri ile yapılmış statik elektrikten ve teknolojiden uzak doğa evlerinde mümkün olduğunca fazla vakit geçirerek ayağımızı toprağa basarak, taşa ağaca dokunarak negatif enerjimizi ve stresimizi atabiliriz. Doğanın bize sunmuş olduğu ağaç, taş gibi doğal malzemelerden yapılan tam anlamıyla doğayla entegre olmuş evlerde yaşamanın huzuru, uyku ve yaşam kalitesini çok yüksek olduğu bilimsel çalışmalarla da kanıtlanmış olmakla beraber yüz yıllardır da bilinmektedir.
Genellikle şehirlerde ki kaos, trafik, stres, kötü hava, kalabalık gibi bir çok etkenden dolayı insanlar gergin ve huzursuz oluyor. Büyük şehirlerde hava kirliliği oldukça fazladır bu yüzden insan sağlığına kötü bir etken oluyor hal böyle olunca herkes kendisine bir kaçış noktası arıyor bol oksijen, yeşillik, doğa gibi. Zaman zaman doğanın kalbine kendimizi bırakmamız gerekir çünkü tabiatın bize fısıldadığı huzuru tüm vücudumuzda, ruhumuzun derinliklerinde hissetmek bizi yeniden canlandıracak. Büyük şehrin kirli havasından ve kaosunda kaçarak, teknolojiden uzak doğanın kollarında bir yenilenme detoksu olarak düşünebiliriz.

Tabiatın bir diğer sihiri sudur. Suyun sakinleştirici ve negatif enerjiyi attığını hepimiz biliyoruz. Güzel bir doğa yürüyüşünden sonra sıcak su ile terapi yapabilirsiniz. Kendinizi suyun rahatlatıcı etkisine teslim etmek istediğiniz zamanlar için düşünülmüş Türk hamamı ve sauna ile güzel bir yenilenme yaşayabilirsiniz veya eşsiz doğa manzarasını karşısına alan jakuzilerde sakinliği bulabilirsiniz. Etrafa koyacağınız birkaç mum, güzel kokular hafif bir müzik size eşlik edebilir. Doğanın tüm materyallerinden faydalanmanızı öneririm.

Doğa evlerinde ısıtma için kullanılan şöminelerin gerçek odun ateşi ile ısıtılması ve o anda ateşin vermiş olduğu sıcaklık, görsellik, yanmadan dolayı kaynaklanan çıtırtı insan ruhuna iyi geldiği tedavi ettiği ve dinlendirdiği görülmektedir. Dağ evlerinde şömine ateşi olmazsa olmazlardandır. Bu tarz yapılarda mümkün oldukça günümüz teknolojisinden uzak kalınmasını öngörmekteyim. Çıtır çıtır yanan ateş eşliğinin yanında keyifli sohbet ve şaraplarınızı yudumlamanın mutluluğu içinizi ısıtmaya yetecektir. Yemeğimizi şömine ateşinde veya bir kuzinede yapıp ısımızı şömineden sağlayıp her şeyden uzakta kalarak bedensel ve ruhsal arınma yapabileceğimiz dağ evlerimizde gelenekselleşen kış tatillerimizde bu arınmayı yaparak yeni bir yıla başlamak ve yeni yılın birkaç ayında da bu mekânlar da zaman geçirmek tüm bir yılın enerjisini ve ruh dinginliğini tüm yıl sağlar.

Doğanın kalbinde hissettiren bu özel mekânlarda oksijene doyabileceğimiz, tablo gibi manzaralarda stresten uzak sevdiklerimiz ile birlikte keyifli vakit geçirmek için en güzel plan olabilir.

Mimar A.Ozan Ekşi

TASARIMIN AYDINLANMA ÇAĞI

Günümüzde yaşam alanlarına ayrıcalıklı bir kimlik kazandıran aydınlatmalar, dekorasyonu tamamlayan kilit birer oyuncu haline dönüşüyor. Farklı stillerdeki tasarımlarıyla ikinci planda kalmayı reddeden aydınlatma elemanları ve taze kullanım fikirleri yeni heyecanlara ışık tutuyor.
A. Ozan EKŞİ

  

TASARIMIN AYDINLANMA ÇAĞI

Mimari tasarımlar kim ya da kimler için tasarlanıyor olursa olsun, ışığın tasarımdaki kullanımı son derece önemlidir. Müstakil bir ev, kullanışlı bir ofis veya ışıldamak isteyen bir mağaza… Dünyanın neresinde olursa olsun yapılar, ışıklandırmaya ihtiyaç duyarlar. Çünkü tüm mimari tasarımlar içinde yaşayacakları insanlar için tasarlanırlar ve insanların en büyük ihtiyaçlarından bir tanesi de ışıktır. Bu yüzden ışığın kullanımı mimarlıkta son derece önemli bir husus olarak karşımıza çıkar.

Işık ve aydınlık, insanlar için ihtiyaç olmasının yanı sıra aynı zamanda estetik bir unsurdur. Mimari tasarımlarda ışığın kullanımı,aydınlık insanlara ferahlık verir, onları psikolojik olarak iyi yönde etkiler. Bu yüzden ışığın kullanımı mimarların üzerinde en çok durdukları unsurların başında gelir. Işık kullanımı konusunda farklı bir yol izleyen Gotik mimari, mimarideki bu genel eğilimin aksine mekânların içinde de dışında da karanlığın ve karanlık alanların üzerine düşer. Gotik sanat akımının insanları suçluluk ve karamsarlığa ittiğini söylemeye gerek yok.

Günümüzde tasarım alanındaki gelişmelerin temelinde, pozitif bilimlerdeki gelişmeler yatmaktadır. Bu noktada pozitif bilimlerin gelişmesi, insan ile ilgili tüm alanlarda yapılan çalışmalarla birlikte, aydınlatmanın da yan bilgi olmanın çok ötesinde, başlı başına bir konu olduğunu ortaya koymuştur. Geçmişte aydınlatma teknolojileri alanındaki araştırmalarda göz ardı edilen konular, günümüzde sağlık sorunları olarak karşımıza çıkmaktadır. Verimlilik, performans, mekân algısı gibi konular, özellikle iç mekânların fiziksel ortam koşullarından kaynaklanan problemlerdeki artış nedeniyle göz ardı edilemez bir konuma gelmiştir. Bu noktada; ışığın geliştirilmesi, üretilmesi, satılması, uygulanması ve tasarlanması konularında, çalışan kişiler tarafından, ‘iyi görme koşullarının sağlanması için’ ışık uygulamak konusu, insan sağlığı çerçevesinde düşünülüp sağlıklı aydınlatmanın gereklerini yeniden belirlemesi gerekmektedir.

Sonuç olarak; özellikle görsel performans düzeyinin yüksek olmasının istendiği durumlarda mekânda yapılacak aydınlatma tasarımının da mekânla birlikte tasarlanması gerekmektedir. Bu amaca yönelik yapılacak aydınlatma tasarımlarında, zamanının büyük bir kısmını kapalı mekânlarda ve yapay ışıkla geçiren kişilerin, yapay ışıktan fizyolojik, biyolojik ve psikolojik bakımdan nasıl etkilendiklerini bilmek gerekmektedir. Bir mekânın mekânsal özellikleri ve yaratılmak istenen atmosfer en iyi ışık sayesinde vurgulanabilir. Daha iyi görme koşullarını sağlamanın ortamdaki aydınlık düzeyini yükseltmek olmadığı yeni nesil araştırmalarla anlaşılacak ve belki de günümüzde doğru olarak kabul ettiğimiz pek çok uygulama tarihte kalacaktır. Işık mekânın kimliğini ve mekânsal özelliklerini doğrudan etkilemekte ve oluşturmaktadır. Bu bakımdan aydınlığın karanlık yüzünü görmek, zamanımızın  büyük kısmını geçirdiğimiz iç mekânlara aydınlatma bakımından daha etkili yaklaşımlar getirecektir.

Yaratmak istediğiniz ambiyansın yolu, belirlediğiniz ışık miktarı ve stilden geçiyor.


PARLAYAN, YANSIYAN, YÜKSELTEN DEKO-ŞİFRELER

Klasiğin Vazgeçilmezliği

Her dönemin zamansız stillerinden olan klasik tasarım anlayışı, aydınlatmada birer mücevheri andıran çizgileri ile modası geçmeyen zevkleri yansıtıyor. Gösterişi ve şatafatı ile avant-garde bir duruş sergileyen dev sarkıtlar, sarkıtların en büyük tamamlayıcısı aplikler, masa üzeri aydınlatmalar ve lambaderler ile klasik tarzdaki yaşam alanınızda çarpıcı bir vurgu sağlayabilirsiniz.


Duvarda Işık Oyunları
Bölgesel aydınlatma ile desteklenen mekânların belki de en şık parçaları arasında yer alan aplikler duvara yansıttıkları ışık gölge oyunları ile adeta birer enstelasyona aracılık ediyor. Modernden klasiğe, bakırdan cama kadar her malzeme ve stile bürünen aplikler yaşam alanlarının her noktasına çok yakışıyor.

XL Yaşam

Yaşam alanlarımız büyüdükçe aydınlanma ihtiyaçları da aynı oranda artıyor. Yüksek tavanlı, geniş oturma gruplu ve büyük bir yemek masasının konumlandırıldığı bölümlerde yaşamımızı XL boyutlara sahip aydınlatmalar aydınlatıyor. İri sarkıtlar, uzun lambaderler, dev bahçe aydınlatmaları derken büyüklük hissi mekânlara da yeni bir boyut kazandırıyor.

Hayatı Durduran Banyolarda Yeni Yaklaşımlar

Gün geçtikçe biraz daha önem kazanan ve kişisel yenilenme mekânı olarak içeriğini hızla geliştiren banyolar, sadece teknoloji, işlev ve mobilya ile değil, teması, atmosferi, aurası ile de öne çıkıyor. Artık günümüzün banyo tasarımlarında su ile baş başa kalmanın, arınmanın ve rahatlamanın altı çiziliyor. Banyoların tanımı tümden değişti. 2018 sezonu için evinizin keyif sınırları genişlerken ön plana çıkan mimari özellikler ise başı çekiyor.

A.Ozan EKŞİ

 

Tüm mekânlarıyla ev yaşamının büyük resmine baktığımızda, tasarım dünyasının teknoloji gibi süratle yükselen bir yıldız ile organik yaşam ve rafineliğe sadakat arasında gidip gelmek yerine birleştiren ve buluşturan bir aksa girdiğini gözlemliyoruz. Banyolar bir süredir yeni yüzleriyle karşımıza çıkıyor. Firmalar günümüz banyolarını şekillendirirken mimari yaklaşımları, yükselen tasarım trendlerini ve tüketici tercihlerinde büyük etkiye sahip olan yaşam tarzlarını göz önünde bulunduruyor.

Bu sene Milano Tasarım Haftası dahilinde 243 katılımcının yeni banyo koleksiyonlarını sergilediği Uluslararası Banyo Sergisi’nden aldığımız ilhamla yaratıcılığın sınırlarını zorlayan fikirlere kucak açıyoruz.

İster muhteşem bir aromaterapi partisi yapın, ister jakuzide müzik eşliğinde uyuyun… Sonra raftan bir kitap seçin, day-bed’inize uzanın, arada sırada tv seyredin. Ve bunların tümünü banyonuzda yapın. Günümüz banyoları, kapıyı kapattığınız anda bunların tümünü yapabilmenizi sağlayacak şekilde tasarlanıyor. Sadece duş alıp çıkmıyor, uzun uzun bakım yapıyorsunuz, bir oturma-dinlenme köşeniz mutlaka oluyor, ayrıca iPod, iPad, DVD seyredebileceğiniz veya kitap-magazin okuyabileceğiniz bir multimedya köşeniz oluyor. Dilerseniz masaj masanızı da buraya alabiliyorsunuz. Fonksiyonelliğin yanı sıra görselliği de önemseyen yeni jenerasyon banyolar, sınırlarını aşarak genişliyor ve katma işlevler kazanıyor. Nihai kullanıcılardan gelen talepler değiştikçe, firmaların ve tasarımcıların çalışmaları da ‘individual’s concepts’ yani bireye özgün konseptler yönünde oluyor, yeni ürünler yeni alışkanlıkları doğuruyor. Mimarlığın uzun zamandır bireyi, tasarımın merkezi olarak konumlamayı beklediği gerçeğinin altını çiziyoruz.

Bob Marley’nin ünlü sözü “Bazı insanlar yağmuru hisseder, diğerleri ise sadece ıslanır” cümlesini tasarım mottosu olarak banyo, aritmetiğine uyarlayan tasarımcılar, rasyonellikten uzaklaşarak duyulara hitap eden malzeme ve yüzey seçimlerinin peşine düşüyor. Rahatlama, arınma ve dış dünyadan izole olma olgularına işaret eden banyolar, yeni teknolojilerle meditatif kozalara evriliyor.

Mekâna dinamik bir çekicilik ve akıcılık kazandıran kıvrımlı formlar bu sene armatürlerden banyo küvetlerine ve lavabolara kadar banyo ve mutfaklarda tasarımcıların öncelikli tercihleri arasında.

Tasarım arenasının son yıllardaki gözdesi pirinç, 2018 banyolarında mermer, ahşap ve cam gibi yüzeylerle kombinlenerek karşımıza çıkıyor. Rafine ve nostaljik görünümleriyle girdiği mekana estetik bir boyut katan pirinç armatürler kişisel detaylarla vurgulanıyor. Tasarımcılar inovasyonla doğayı, minimalizmle sıcaklığı başarılı bir şekilde bir şekilde bir araya getiriyor.

Yüksek kalitede banyo mobilyası tasarlama amacıyla yola çıkan Antonio Lupi bugün tüm dünyanın en ünlü üreticilerinden biri konumuna gelmiş, bu süreçte ürün gamını da geliştirmiş bir marka. Salone del Mobile’de banyo dolaplarından aynalara, taş küvetlerden duş sistemlerine, aksesuarlardan halıya ve iç-dış mekân şömine sistemlerine kadar koleksiyonlarını sergiledi.

Kalitesinden asla ödün vermeyen, gelmiş geçmiş en favori malzeme mermer; son yıllarda modern bir trend olarak keskin dönüşüyle tekrar mekânlara ev sahipliği yaptığını görüyoruz. Gücünü doğadan alan bu ihtişamlı seçenek, bu yıl hiç olmadığı kadar popüler. Ama onu sadece zeminde ya da duvarda değil lavabo ve tezgahlarda, dolap kapaklarında da görebiliyoruz.

 
Paolo Ulian’ın Antonio Lupi için tasarlamış olduğu Intrecciomermer anlayışının modernize edilmesinin en iyi örneklerinden birisi. Bağımsız lavabo içerisindeki led aydınlatmalar ile dikkatleri üzerine topluyor. Klasik blok mermer lavabolarının aksine hafifliğiyle ön planda olan bu tasarım yalnızca 55 kilogram ağırlığında.

Yeni lüksler arasında salonlara özenen banyolar var. Metrekareleri genişleyen banyolarda proporsiyonlar arasındaki armoni dikkat çekiyor. Köşe sehpası, makyaj masası, kanepe veya koltuk gibi banyolarda görmeye alışık olmadığımız mobilyalarla yaratılan mizansenler zeminde ahşap görünümlü seramikler, duvarlarda ise bleu-blanc karolar veya nostaljik duvar kağıtlarıyla sentezleniyor. Ortaya mekânı bir yaşam alanına dönüştüren samimi ve davetkar kurgular çıkıyor.

Günümüz teknolojileri banyo aynalarını da etkiledi. Aynalar kendi kendine aydınlanıyor ve buhu tutmuyor. Yeni aynalarda en çok görülen özellik Led ışık teknolojisi. Ayrıca dijital saat, radyo ve hatta televizyonlu olanlar da var. Bazı aynalar ise kendilerini ısıtarak yüzeylerinde buhu oluşmasını engelliyorlar. Teknolojik yenilenmeyle beraber farklı noktalarda da aydınlatma sağlayabilen modüllerle aydınlanıyor. Tıpkı kendinden klozet ve rezervuarlarda olduğu gibi.

Kentli Evlerin Yeni Mottosu: Alandan Kazanma

Yeni jenerasyon konut projelerindeki en önemli ortak nokta, küçük metrekareler ve çözüm odaklı “alandan kazanma” mottosu. Bu hedef öyle bir fikir noktasına getiriyor ki mimarları, her noktada bir gizli dolap, bölme, yok olmalar, ortaya çıkmalar, sınırlandırmalar, bölümlemeler karşımıza çıkıyor. Depolama, görsel olarak da estetiği zorlayan bir kavram; dolayısıyla kentli evlerin sade makyajını da doğru yapmak gerekiyor.

A.Ozan EKŞİ

Dünyanın telafi edebileceğinin çok üzerinde bir tüketimçağındayız. Bu durum dünyadaki kaynakların hızla tükenmesine neden oluyor. Lagom kelimesi işte tam burada devreye giriyor. Türkçe karşılığı olmayan İsveççe kelimeyi “ne az, ne çok” ya da “kâfi miktarda” olarak çevirebiliriz. Pek uygulanabilir gibi gözükmeyen bu felsefe, ihtiyacınız olandan fazlasını istememeye ve kullanmamaya teşvik ediyor.

Daha az stres için yaşamımızı düzenlemek, çevreye karşı duyarlı olmak ve kendimizi mutlu hissedebileceğimiz mekânlarda yaşamak bu felsefenin başlıca fikirleri arasında. Dünyanın en mutlu insanları olduğu kabul edilen İsveçlilerin yaşam felsefelerini evlerimizde uygulamak mümkün. Bunun için öncelikli olarak dağınıklık yaratan gereksiz eşyalardan kurtulup, uzun süre kullanabileceğiniz mobilyaları ve aksesuarları tercih etmenizi öneriyoruz. Natürel tonların rahatlatıcı etkisini, doğal dokularla buluşturarak, zanaatın öne çıktığı el yapımı objeler kullanmak her zaman iyi bir fikir. Yaşam alanlarınızda yaratacağınız dinginlik ve yalınlık ile kendinize daha stressiz bir hayat kurgulayabilirsiniz.

 

Türkiye’nin bir tekstil ülkesi olması ve dahası, doğu Asya ülkelerinden ithal, ucuza imal edilen, uygun fiyatlı giysilerin birçok marka tarafında üretilip satılması da giysi sayımızı arttıran faktörlerden biri. Talebi geçen arz sebebiyle her geçen gün evlerimizde büyük bir yoğunluk oluşuyor. İhtiyacımız olmadığı hâlde aldığımız ayakkabılar, kıyafetler, dekorasyon malzemeleri, makyaj malzemeleri, bunların her biri depolanma gereksinimi ile yaşamımızı etkileyen başlıklar. Örneğin artık pek çoğumuz evinde gardırop yerine, giysi odası kullanmakta.

 

Giyinme odalarını ele alacak olursak; aslında amacın, küçük bir alandan maksimum faydayı sağlayacak düzenleme ve depolama kaygısı olduğunu fark ederiz. Bir bölüme girip bütün kıyafetlerinizi bir arada görmek, kombinasyonlarınızı vakitle yarışırken doğru şekilde yapabilmek yaşam kalitemizi arttırmakta ve bize zaman kazandırmakta.

 

İçinde dolapların olduğu odalar ulaşılabilirliği kolaylaştırmaktadır. Görsel ve psikolojik olarak tatmin eder. Bu sistemde en ufak bir boşluğu dahi doldurabilirken, kıyafetlerinizi kolaylıkla organize edebilirsiniz. Aynı zamanda takılarınız, aksesuarlarınız da bir düzen içinde sizi bekler.

Uluslararası tasarım dünyası, kolay bir çözüm formülü üretti ve yeni jenerasyon oda seperatörleri ve üniteleri ile hem mekânları birbirinden (alan, hareket kabiliyeti kaybetmeksizin) ayırdı hem de ışığı her noktaya taşıdı.

Biraz geleceği tanıyacak olursak:

Rimadesio, dekorasyon dünyasının çok yakından tanıdığı bir marka. Modern kapı sistemleri, kayar paneller, saklama üniteleri, raf sistemleri, walk-in giyinme/soyunma mekânları-sistemleri ve tamamlayıcı mobilyalar üreten çok güçlü bir firma. Modern mimariye eşlik eden ve inovatif gelişmeleri adım adım takip eden Rimadesio, cam ve metali yani organik ve teknolojik iki malzemeyi yan yana getirerek işlevi estetikle buluşturan bir tasarım felsefesine sahip. Bugün dünyanın birçok yerinde seçkin projelerde yer alan Rimadesio, mimarların en büyük çözüm ortakları arasında olmakla birlikte Young & Design, KBB gibi birçok tasarım ödülünün de sahibi.
Özellikle mekânın bütün ruhunu değiştiren ve yüzey farklılıklarıyla çok stilize fonlar yaratan Rimadesio sistemleri, adeta sanat eseri gibi. Farklı seçeneklerde açılır-kapanır ve kayar sistemlerde üretirken, bütün bir panel olarak mekânı tek perspektifte kaplıyor. Bu da onu, lüks rezidans konseptlerinden flat’lerdeki pratik giyinme odalarına kadar her mekanda, sevimsiz kapı seçeneklerinden sofistike duvarlara ve onlarla bütünleşmiş kapılara götürüyor. Ev ve ofisler için tasarladığı mobilya ve duvar sistemlerini de kapsayan marka, özel ve toplu yaşam alanlarına sofistike, çağdaş ve fonksiyonel dokunuşlar ve çözümler getiriyor.

 

Tüm bu avantajlarından faydalanmak ve hayatınızı kolaylaştırmak için sizde bir an önce açık dolap ve açık raf sistemlerinden faydalanmaya başlamalısınız.‘’Alandan kazandığınız’’ güzel bir yaşam dileğiyle!

Yatak Odalarına Yaz Geldi

Metropolitan hayatın yorucu temposu havaların ısınmasıyla birlikte bizleri uyku kozalarımıza çekiyor. Günümüz trendlerinde uyku yeniden tanımlanırken sağlıklı, keyifli, derin ve temiz bir uyku için doğru enstrümanları tanımamız şart. Doğayı merkezinde tutan yaşam fikri, huzurlu ve mutlu uyandığınız sabahlar için, tropikal konfor alanları ile oluşturulmuş keyif köşelerinde tazelenmek gerektiğine işaret ediyor. Doğanın uyanmaya başladığı bahar atmosferinde, dış mekânları sadece yemek yeme, dinlenme gibi dingin ihtiyaçlar için değil; toplantı ve sosyalleşme anlamında da kullanmak iyi gelecektir.

A.Ozan EKŞİ

Yatak odalarına yaz geldi!
Yatak odaları, bir anlamda sığınaklarımız. Artan mesai saatleri ve yoğun seyahatler evde geçirilen zamanı azalttığından, kendimize ayırdığımız bu zamanı daha kaliteli geçirmeye odaklanmamız gerekmekte. İnsan ömrünün yaklaşık üçte birinin uykuda geçtiğini düşünürsek, sağlıklı bir uyku için yatak odasının konforunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlayabiliriz. İnsanların konforlu uyku ile ilgili bilinci artarken, yatak odalarından beklentiler de yeniden şekillenmeye başlıyor. Huzur, tamamen kişisel bir duyum olduğu için yatak odaları da bireysel isteklere göre dekore edilmekte. Bu kişisel sığınaklar, karmaşalardan arındığınız mekânlar aslında. Ne kadar konforlu uyursanız güne o kadar iyi başlarsınız.

 

Estetik tasarımlarıyla dikkat çeken firmalar, kalite ve tasarım anlayışla evlerin uyku mabedi olan yatak odalarında, görsel hazinemizi güçlendiren fonksiyonel tasarımlarıyla karşımıza çıkıyor. Son yıllarda yatak odalarını geleneksel, beyaz renk ağırlıklı tek düze modellerden kurtarıp, modern tasarımları son teknolojik olanaklarla sunarak yatak odalarına yeni bir soluk getirmeyi başaran güçlü markalar var. Bizim tercihimiz olan, kurulduğu ilk günden itibaren lüks segmente hitap eden, tasarımlarıyla ezber bozan Bonaldo, İtalyan şıklığını rahatlık ve kalite ile harmanlayan sofistike ve huzur dolu yatak odaları sunuyor.

Bonaldo, 2018 koleksiyonunda lüks detaylardan aldığı ilhamı çağdaş ve minimalist çizgilerle birleştirerek yatak odalarına yeni bir bakış açısı getiriyor.

Güneşin sıcak kucağındaki keyif köşeleri, konformist alanları
İç mekân mobilyalarında olduğu gibi açık alan tasarımlarında da dayanıklılık, konfor ve görsellik konusunda şüphesiz büyük bir değişiklik yaşıyoruz. Evdeki rahatlık duygusu ve estetik anlayış dış mekânlarda da kendini ele veriyor.

Önümüzdeki yaz sezonunda, dış mekân mobilyalarının bahçe, balkon, teras, güneşlenme alanları ve farklı özel alanlar gibi farklı fonksiyonlara uygun olarak kurgulandıklarını görüyoruz. Sandalye, koltuk, kanepe, sehpa, masa ve şezlong olarak sınıflandırılabilecek yeni nesil serilerin tekli, ikili veya çoklu alternatiflerin de yan yana geldiklerinde grup oluşturabilmesi yoluna gidiliyor. Bu tip tasarımlarda fonksiyonel ve ergonomik bir estetiğin hedeflendiği oldukça belirgin olarak karşımıza çıkıyor.

Yaz mobilyalarının hafiflik arayışı içinde olmasından, ‘’less is bore’’ anlayışı ile yaratılmış minimum malzeme çeşitliliği ile bu malzemelerin minimalist detaylarla bir araya gelmesi; yalınlığı ergonomi ile buluşturuyor.

Bu doğrultuda klasikleşmiş marka ve formüllerin yanında; yeni, enerjisi yüksek, farklı ve geleceğe odaklanmış markaları da yakından tanımak gerekiyor. Özellikle genç çiftler ve modernist çizgiyi takip eden profesyoneller için bu konuyla ilgili tavsiye edebileceğimiz marka olarak Manutti; dış mekân için masa, sandalye, oturma grubu, şezlong ve aksesuar tasarımlarıyla tanınıyor. Bugünün ihtiyaçlarını önceden tahmin ederek yarattığı koleksiyonlar sayesinde 2018’de en çok takip edilen markalardan biri olmayı başaran Manutti’nin güçlü bir tasarımcı kadrosu bulunuyor.

Manutti’nin günümüz yaşam tarzına uygun tasarımları yaratırken ana hedefinin zanaat becerisini endüstriyel olanaklarla uyum içinde harmanlamak olduğunu belirtmemiz lazım. Dış mekânı sadece yemek yeme, dinlenme gibi dingin ihtiyaçlar için değil, toplantı ve sosyalleşme anlamında da kullanma isteğinin arttığı bir dönemde, Manuttigibi renkli, stil sahibi, endüstriyel tarzın kentli kimliğini ifade eden markalar biraz daha öne çıkıyor ve tercih ediliyor.

Kısacası siz siz olun, sadece pencereleri ve kapıları açmakla kalmayın, ruhunuzu ve bedeninizi pozitif enerji ile, renklerle, en önemlisi de gelecekle buluşturun.

Mimarinin Huzur Alanları: Havuzlar

Su insanoğlunun var oluşundan itibaren hayatın her evresinde gücünü göstermiştir. Dünyanın oluşumu, gelişimi ve dönüşümü su sayesinde olmuştur. Bu nedenle insanlar yaşamlarını suyun olduğu alanların hemen yanında kurmuşlardır. Günümüzde peyzaj mimarları, mimarlar ve tasarımcılar kentsel alanlarda suyun önemini ve gücünü çok daha iyi bilmekteler. Daha açık ifadeyle, peyzaja karşı sorumluluklarımızı yeniden hatırlamamızı su teşvik etmektedir.

A. 
Ozan EKŞİ

 

Peyzaj mimarları ve tasarımcılar, ellerindeki en önemli materyal olan suyu insan psikolojisindeki gücünü kullanarak kendi tasarımlarında mutlaka yer vermiştir. Kimi zaman bir süs havuzu, kimi zaman küçük bir çeşme veya duvardan akan bir su; kimi zaman da yüzme havuzu veya gölet kullanılmıştır. Suyun mimaride bu kadar önemli bir yere sahip olması, insanı rahatlatma, rehabilite etme yalnızca ruhsal değil fiziksel olarak da gevşetme ve stresten arındırma özelliğinden kaynaklanmaktadır. Su, sakinleştirici, konsantrasyon artırıcı, huzur verici etkileri nedeniyle pek çok projede baş aktör olarak yer almaktadır.

Havuz mühendisliği, alanında en etkili teknik uzmanlık gerektiren daldır. Projelerde estetik unsurlar ön plan tutularak görsel, mimari ve teknik unsurların entegrasyonu gerekmektedir.

Peyzaj havuz uygulamaları ise tasarlanan mekânlara ferahlık ve dinginlik katmakta olup, relax zonlarının, zen bahçelerinin tamamlayıcı ögeleridir.

Birbirinden farklı planlara sahip yüzme havuz örneklerinden göreceksiniz ki, bu yüzme havuzların kimisi açık kimisi kapalı ve her biri farklı boyutlarda. Sonsuzluk havuzlarından ekolojik havuzlara, küçük havuzlardan neredeyse yarı olimpik boyutlarda olan büyük modellere kadar birçok farklı havuz planları vardır.
Son dönemlerde oldukça popüler olan sonsuz havuzlarülkemizde İngilizce adıyla da anılmaktadır. Infinity Pool’ların özelliği, içine girildiğinde bir ucu ufka kadar uzanıyormuş hissi vermesidir. Uygun bir alana sahip olan birçok insanın ilk tercihi olan bu özel yüzme havuzları, suyun içine girdiğinizde sanki deniz ya da gökyüzü ile birleşen ve sonsuzluğa kadar devam ediyormuş hissi veriyor. Sonsuzluk havuzlarının en az bir duvarı içindeki su seviyesiyle eşittir, böylece deniz ya da gökyüzü, her nereye doğru uzanıyorsa, arada kesinti oluşmasına izin vermez.

Son yıllarda gerçek bir iyileştirme alanı olarak tasarlanan evler, fonksiyonelliği ön planda tutan ancak dekorasyon tarzını da es geçmeyen birer cennet şeklinde hayal ediliyor. Kısaca ev tipi spa-wellness alanlarına dönüşen havuzlar, sadece spor değil, arınma, dinlenme, tazelenme, iyileşme gibi fillilerle birlikte anılıyor. İnsanı su ile buluşturan bu özel atmosferler için tasarlanan sistemleri de günlük hayatımıza keyif katan son teknolojiler olarak saygıyı hak ediyorlar. Terapik ve estetik duruşları sayesinde birer sığınma noktasına dönüşen havuzların yeni yüzü konformist bir bakış açısıyla karşımızda. Mozaik görünümlü yüzeyler ve taş dokulara yer açın. Sukabumi adıyla yeni yeni tanınan, mineral taşlarla döşenen havuzlar 2018 trendlerinin başında geliyor. Bireysel detayların kullanımına olanak sağlayan özel işlemeli koleksiyonlar, kişisel beğenileri vurgulayan modeller ve teknolojiler, yüzme keyfinizi artırırken kendinizi özel hissetmenizi de sağlıyor.

   

Geleceğin evlerinin profiline baktığımız zaman, iç ve dış mekânlarda spa havuzlarının kurgulandığını ve doğa ile buluşan, renkleri ve enerjisiyle özgür, mutlu ve huzurlu alanlar yaratıldığını görüyoruz.

Ekolojik havuz olarak da bilinen doğal havuzlar, tipik havuz kimyasalları yerine biyolojik filtrelerin ve su bitkilerinin kullanıldığı ve hijyenin bu tür doğal malzemeler ile sağlandığı havuzlardır. Gölün yanında bir eve sahip olduğunuzu hissettirecek doğal havuzlar, özel olarak seçilip yerleştirilmiş, yöresel bitkiler sayesinde su hem temizlenir hem de oksijen ile zenginleştirilir. Kofa, hasırsazı ya da su kamışı bitkileri kendi kendilerine yetiştikleri için en çok tercih edilen seçimlerdir. Ev, denize yakın bir bölgede ise deniz suyundan yararlanılarak da havuzunuzu kullanabilirsiniz.

   

Kapalı havuzların genelde zemin katında olmasına alışığız. Ancak imkân varsa, kapalı yüzme havuzunu binanın en üst katına taşıyarak cam duvarlar vasıtasıyla muhteşem manzaralara kavuşabilirsiniz. Teknolojik trendlere baktığımızda tabanı yükselip alçalabilen havuzların derinliğini değiştirebilirsiniz. Dilerseniz havuzu tamamen ortadan kaldırıp evinizde çok amaçlı olarak kullanabileceğiniz geniş bir alan da açabilirsiniz, artık havuzların tabanı kenarındaki zeminle eşit olacak kadar yükselebiliyor.