Etiket Arşivleri: dekorasyon

Küçük Mekanlar İçin Dekorasyon Fikirleri

Odaları küçük olan evlerin dekorasyonu konusunda zorluk çekiyorsanız, sizler için 5 güzel fikrimiz var. Ev dekorasyonu konusunda bazı püf noktaları bilmeniz hem daha kullanışlı hem de şık bir eve sahip olmanızı sağlayacak.

1- Duvar nişi kullanın

dekorasyon-fikirleri

İç mekan tasarımı ve dekorasyon konusunda, en çok tercih edilen yapılardan biridir. Mutfaktan, yatak odasına her odada kullanabileceğiniz niş; hem farklı bir hava yakalamanızı sağlayacak hem de evinizi canlandırmak için kullandığınız dekorasyon eşyalarına ayırdığınız güzel bir köşe olacak.

2-Ahşap, iç içe giren sehpalar

dekorasyon-fikirleri

Son yıllarda oldukça trend olan dekorasyon fikirleri arasında kütük yani ahşap mobilyalar var. Hem göze hitap ediyor hem de salonunuzu diğer olağan salonlardan ayıran, akılda kalıcı bir hale getiriyor. Eskilerin zigon sehpası, şimdilerin farklı tasarımı ile kütük sehpalardan oluşuyor.

3-Renkli ve ruhu olan halılar

dekorasyon-fikirleri

Küçük odalara koyu renkli ve iç karartıcı bir dizayn tercih etmemelisiniz. Koyu renkli koltuklar ve duvarlar gün geçtikçe sizi mental olarak da olumsuz yönde etkileyebilir. Bu sebepten koltuk ve duvarlarınızı ferah ve açık renklerden seçerseniz, halınızın daha renkli olmasını tercih edebilirsiniz. Koltuklarınız renkli ve desenliyse, halınızın daha düz ve tek renk olmasına dikkat edin.

4-Dekoratif dolapları sevin

dekorasyon-fikirleri

Evinizin her yerinin dolap olması fikri biraz itici kabul ediyoruz. Ancak salonunuzda hem dekoratif hem de düzenleyici bir dolap olması salonunuzu şık gösterecektir. Salona açık renkler hakimse raflı dolabınızın ahşap olması çekici bir görüntü oluşturabilir. Antrede modern bir hava esiyorsa, dekoratif dolabınızı da modern tarzda tercih etmelisiniz.

5-Aynaların büyülü dünyası

dekorasyon-fikirleri

Küçük mekanların kurtarıcısının ayna olduğu, yadsınamaz bir gerçek. Hatta dekorasyon fikirlerinin en başında gelen bir kural. Boydan boya ya da geniş bir ayna salonunuzu geniş gösterme konusunda en tecrübeli dekorasyon fikridir. Aynanızın çerçevesini seçerken yine mobilyanıza uygun olmasına dikkat edin. Modern iç mimarinin en çok tercih ettiği aynalar ise geometrik şekillerden oluşuyor.

Küçük metrekarelere büyük yeşil dünya

Yaşadığınız mekân değerlidir, her metrekaresinden keyif almak için ferah ve dingin, küçük bir bahçe tasarlayabilirsiniz. Ünlü bahçe tasarımcısı Jay Sifford’un da dediği gibi, ‘Bahçeniz size ne fısıldıyor? Onu dinlemelisiniz.’

Mimar A.Ozan Ekşi

 

Betonlaşan şehirlerde yaşarken yeşil alanlara da özlemimiz artıyor. Bunun için sahip olduğumuz her metrekarenin keyfini sürmeye çalışmanız akıllıca bir davranış. Pencere pervazı, çatı terası, balkon ya da giriş katındaki avlu alan… Mevcut alanları değerlendirmek için her noktayı mercek altına alın; açık hava mekânlarını kullanmanın, evinizin sınırlarını genişletmenin keyifli yollarını arayın.

Bahçe denilince akla, uçsuz bucaksız çim alanlar, oturma bölümleri, ağaçlar, çiçek tarhlarının yer aldığı büyük metrekareler gelebilir. Ama amacınız her metrekareyi yeşille buluşturmak olduğu için, sahip olduğunuz alanı bu görüntüyle, metrekaresine aldırış etmeden hayal edin. Küçük bahçe için hayalinizi küçültmeyin, aksine bahçenizin boyutuna göre şekillendirin. Unutmayın ki bahçe sizin için var! Heyecan verici bir etki yaratmak içi çok çeşitli tasarım unsur ve teknikleri kullanılabilirsiniz. Elinizde sahip olduğunuz küçük alanın hem görsel, hem de pratik açılardan potansiyelini fark etmenin anahtarı, tasarımıdır. Tasarım planlamayı ve elinizdeki mekânı eviniz ve çevresine olduğu kadar yaşam tarzınıza da uygun bir biçimde düzenlemeyi kapsar. En büyük yardımcınız hiç kuşkusuz bitkiler! Bahçe tasarımında elbette heykel, su öğelerini ve aksesuarları unutmamalısınız. Renk ve dokuları mekâna uygun kullandığınız zaman bahçede ferah bir görüntü yakalarsınız. İşin içine gece aydınlatmasını da dahil edince, bu bahçeye büyüleyici bir etki yapabilir.

 

Yaşadığınız mekân değerlidir, her metrekaresinden keyif almak için ferah ve dingin, küçük bir bahçe tasarlayabilirsiniz. Ünlü bahçe tasarımcısı Jay Sifford’un da dediği gibi, “Bahçeniz size ne fısıldıyor? Onu dinlemelisiniz.” Bahçenizin iklimine, metrekaresine uygun tasarımlar seçmelisiniz. Aksi durumda karmaşadan başka bir şey elde etmezsiniz. Örneğin bahçenizi çevreleyen yüksek duvarlarınız varsa, sarmaşıklarla duvar cephesini yeşil bir duvara dönüştürebilirsiniz. Hatta, çim alanla buluşmasıyla daha geniş bir görüntü verir. Bu uygulama sayesinde bahçede duvarın hakimiyetini azaltacağınız ferah bir mekâna kavuşabilirsiniz. Duvar çözümleri arasında uygun saksılarla da yeşil bir doku oluşturmanız mümkün. Yer yer hedera helix, çarkıfelek gibi sarmaşıklarla çeşitli çiçekler veya her dem yeşil bitkiler kullanabilirsiniz.

Küçük bahçede arazinin kot farkıyla oynayamadığınız için bitki düzenlemesinde aradığınız yükseltileri saksılarla sağlayabilirsiniz. Bu sayede, farklı bitki türlerini bir arada tasarımınıza ekleyebilirsiniz. Aynı zamanda her bitkinin toprak, su, güneş-gölge, yani konum isteği farklılık gösterir. Aynı toprakta her bitkiyi yetiştirmek uygun olmayabilir. Bitkiler türlerine göre farklı toprak ister. Yetiştirdiğiniz türlerin isteklerine uygun toprak kullanabilmek için saksılardan yararlanabilirsiniz. Hassas türleri yetiştirmek için de saksı kullanımı büyük önem taşır. Yaşadığınız yere göre bazı türleri kışın kapalı yerde koruma altına almanız gerekebilir. İşte bu durumda limon, kumkuat, mandalina gibi ağaç formlu bitkileri saksıda yetiştirmek size kolaylık sağlar. Saksı kullanımı bitki düzenlemelerinde de fark yaratacaktır. Farklı saksı boylarını bir arada kullanarak bitki düzenlemesine hacim katabilirsiniz. Sarkık çiçekleri de yine bahçede duvar üstüne veya sütunlara yerleştirebilirsiniz. Kanayan kalpler, küpe çiçekleri, sardunya, hedera helix gibi türler saksı içinde oldukça dekoratif görünür. Oturma grubunun yer aldığı sert zemin çevresine de yine saksı bitkileriyle hareket kazandırabilirsiniz. Saksı dizilimini gerçekleştirirken büyüklüğüne ve formuna dikkat edin.

Farklı birçok türü yetiştirebileceğinizi unutmayın. Çiçek, çalı, ağaççık, sarmaşık türleri seçenekleriniz arasında yer alabilir. Küçük bahçeler için önemli bir detay da farklı türleri yetiştirmek isterken tasarım kargaşasına yol açmamalısınız. Az ve öz bitki türleri tercih ederek rahat nefes alacağınız alanlara imza atabilirsiniz. Peyzaj mimarı John Brookes’ a göre, küçük bahçenizin tarzını belirleyen, tasarımda kullandığınız şekiller ve bu şekillerin oluşturduğu desenlerdir. Mekâna, geleneksel, klasik bir görünüm katan şekillerin sayısız, değişik simetrilerle düzenlenebildiği görülür. Diğer taraftan da şekillerin asimetrik düzenlenmesi soyut, modern bir tarz yaratır. Her ikisi de farklı durumlara uygundur. Bahçede tasarım stilinize uygun olarak her noktayı değerlendirirken bu detayları dikkate almalısınız. Aynı zamanda da yeşil dokuyu nerelere daha fazla ekleyebileceğinize dair keşifler yapın.

Keyfini çıkarmak için tasarımınızda alanınızın büyüklüğüne göre boş ve dolu alanları dengelemelisiniz. Çiçek tarhları, her dem yeşil bitkilerin yer aldığı yeşil alan ve oturma alanları gibi… Bu noktalarda kullanacağınız mobilya seçiminde alanınızın büyüklüğüne dikkat edin. Ferforje küçük bir masa ve sandalyeler kullanabilirsiniz. Geniş alan kaplayan rattan grupları ise listenize sakın ola eklemeyin. Bu alanda açık hava odası yaratıyorsunuz, dolaşım alanlarını belirleyin ve tasarımınıza ona göre şekil verin. Yan aksesuarlar da bahçe tasarımının olmazsa olmazlarıdır. Bambu çit arasında yükselen bir heykel, ayna toplar veya su havuzları gibi… Hangisini kullanacaksanız mutlaka boyutları kullanım yerinde dengeli bir görüntü oluşturmalıdır. Hatta mobilyanıza uygun malzemeden basamaklı saksılıklar da yine bitki düzenlemelerinde kullanılabilir. Görüntü kapamak istediğiniz noktalarda her dem yeşil ve boylu bitkiler tercih edebilirsiniz. Bambu, viburnum, alev ağacı çit görevini görür ve size yeşil bir duvar oluşturur.

Malzeme kullanımında yeni çözümler

Son yıllarda projeler arttıkça yeni malzeme çözümleri de peş peşe listeye ekleniyor. Mekanların yaşama sürecini etkileyen, tarzlarını belirlemede önemli rol oynayan bu yeni çözümleri tanıyalım.

Mimar A.Ozan Ekşi

Malzemeler:

Artık insanlar, yaşama alanı, mutfak ve yemek yeme arasında daha etkileşimli bir ilişki arıyorlar. Ahşap, bronz, kum, taş, mermer veya en basit haliyle sıva ve boya gibi geleneksel doğal malzemeler tüm mekanların ortak dilini oluşturuyor. Maalesef minimalist yapımın ortaya çıkardığı bir durum bu. Fakat güzel olan şu ki, yeni inşaat teknolojileri bu malzemelerin sıra dışı biçimlerde kullanılmasına daha fazla olanak tanıyor.  Tıpkı bu malzemeleri daha özgürce şekillendirebileceğimiz lazer kesim veya CNC teknolojileri gibi… Diğer yandan teknolojik gelişmeler, malzemede mühendisliğin rolü, betonu farklı şekilde işleyebilmenin, mobilya ve iç mekân tasarım öğelerinde kreatif kullanımın yolunu açtı, betonarmeye bakış açısını değiştirdi. Aynı zamanda betonla keçe, fiber ve ahşap elementler birleştirilerek ortaya daha konforlu, sıcak ve kullanışlı mobilyalar, beton tasarımlarında kullanılabileceğini düşünemediğimiz aydınlatma elemanları bile üretilebiliyor. Soğuk etkisi olan betonu bir projede kullanırken onu tamamlayan sıcak ve doğal malzemeleri de işlemek gerek. Yaşamımızın tartışılmaz bir parçası olan bitki ve ağaçları yeşil duvarlar, üniteler boyutunda kullanmayı tercih ederek onları da bir tasarım öğesi haline getiriyoruz. İç mimaride, dijital baskılar kullanmak veya meşe parça bulmak için kereste depolarına ya da güzel mermer parçalar seçebileceğimiz taş depolara gitmek mimarları artık çok heyecanlandırmıyor. Aslında eski yapılardan kurtarılmış malzemeler, örneğin bütün bir eski merdiven veya soyulmuş ahşap giydirme daha fazla mücadele ve merak uyandırıyor.  Doğal taş, brüt beton, cam gibi malzemeler bizim tasarım dilimizin vazgeçilmez unsurları olarak yer alıyor ve işverenler de bu doğrultuda tasarımlar bekliyor.

Başka bir nokta ise, iç mekân tasarımlarında, kent içindeki eski dönüştürülecek mekânların yeniden ele alınmasıyla birlikte, tasarlanmamış gibi duran mekânlar yaratma arzusunun öne çıkması. Tasarımın çeperindeki itelenmiş, biçim ve malzemelerin de sürecin parçası haline getirildiği, daha kolektif bir yaklaşım içinde kendi özgünlüğünü de yaratan bir yaklaşım olabilen, daha çok teknolojinin bu kadar hayatın içine girdiği noktada yaşam stili olarak basitlik ve rahatlığı öne çıkaran bir model. Mimari tasarımda ise doğal malzemelerin form aracılığıyla farklı bir araya gelişlerinin yarattığı etki öne çıkmakta. Özellikle de bir araya gelişlerdeki detayın ifadesinin bütüne etkisi.

Yine de bizler her zaman doğal malzeme kullanımını savunuyoruz. Ucuz ama kısa ömürlü, ‘mış gibi’ görünen malzemeler kesinlikle kullanmıyoruz. Doğal ahşap, taş, metal vazgeçilmezlerimiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

Değişen yaşam biçimleri ve hayatımıza eklenen alanlar

Değişim, şaşırtıcı şekilde yenilikçi ve yaratıcı çözümleri beraberinde getirebilir. Bir sonraki en iyi şeyi yaratmak ve harikulade mekânlar tasarlama konusunda hepimiz aynı olanaklara sahibiz, bütçe ve hayal gücü var oldukça her şey mümkün. Bugün piyasanın, orta ve yüksek gelir seviyesine hitap eden konut projelerinde, spa veya spor tesisleri gibi uygulamaları neredeyse standart bir gereksinim gibi talep ettiğini görüyoruz. Yani yakın zamana kadar A+ evlerde ya spa, ya sinema odası ya da şarap mahzeni vardı. Fakat tüm bunlar artık lüks olarak görülmüyor. Ayrıca, artık çalışma mekânlarında da daha çok rahat çalışılabilecek, bir araya gelinebilecek, sosyalleşilebilecek veya tamamen yaptığınız işe konsantre olunabilecek, hatta gerektiğinde birlikte eğlenilebilecek mekân çeşitleri yerini alıyor. Telefon kabinleri, dinlenme alanları, kahve molası alanları ve ufak mutfakçıklar, formal ve informal toplantı alanları, oyun alanları, çeşitli özellikte birlikte veya izole çalışma alanları gibi…

Fonksiyonların iç içe geçtiği, birbirine etki ettiği mekânsal tasarımları da göz önünde bulunduracak olursak artık tekstil, yemek ve kitap bir arada veya otel lobisi, paylaşımlı ofis ve bar bir arada veya ofis, bistro, moda dükkânlarının bir arada olduğu mutant bir oluşumdan bahsedebiliriz. Bu farklı konuların birbirine mekânsal olarak etkisinin yanında, yarattığı enerji de ilgi çekici olabiliyor.

Son olarak Değişen yaşam şartları, hız, teknolojinin getirdiği farkındalık, sosyal paylaşımlar, uzun iş saatlerimiz derken hayatımızın büyük çoğunluğu evlerin dışında geçer oldu. Evlerde başlarda kullanılan sonra kaderine terk edilen spor salonu, sinema salonu ve spa gibi alanlar artık baştan bilinçli olarak istenmiyor. Buna karşılık kütüphane kullanımı arttı, çalışma veya hobi faaliyetleri için yer ayrılıyor evlerde artık. İnternet ve teknolojinin hayatımızdaki güçlü etkisiyle ofis mekânları mutlak rollerini ‘home office’ kavramıyla yitirdi. Konutlarımız yeniden planlayacağımız ve çalışma fonksiyonlarını da düşünerek tasarlayacağımız nitelikli mekânlar haline geldi. Bu yeni çalışma sistemiyle beraber iç mekânlara yönelen yaşam stilleri doğrultusunda konutlarda sosyal alan ihtiyaçları da doğdu. Bu yüzden hobi odaları, çalışma odaları artık konut tasarımı yaparken tasarım ekiplerinin detaylı ve kişiye özel düşünerek tasarladığı mekânlar.

SEM COLLECTIONS İLE GÜNDEN GECEYE AÇIK HAVA YAŞAMI

Dekorasyonu ‘tasarım’, ‘ilham’ ve ‘prestij’ gibi kelimelerle vurgulayan ve bir yaşam biçimine isim veren Sem Collections, çatısı altındaki global markalar ve yeni outdoor koleksiyonlarıyla 360 derecede keyifli bir açık hava yaşamı sunuyor.

Sadece iç mekanlar değil, balkon, bahçe, veranda ve teras gibi sezonun heyecanla beklediği açık hava alanları için de pek çok global markayı ve koleksiyonlarını buluşturan, mutfaktan banyoya, mobilyadan aydınlatmaya kadar pek çok alanda en önde koşan ürünleri biraraya getiren ve son yılların en önemli dekorasyon adreslerinden biri haline gelen Sem Collections, ilkbahar-yaz sezonu ile birlikte 360 derecede açık hava yaşamına merhaba diyor.

Dinlen, arın, aydınlan

Sem Collections çatısı altındaki markaların 2017 outdoor koleksiyonlarına baktığımızda, mutlu bir yaşamın üç parolasını görüyoruz: Dinlen, arın ve aydınlan.

Dinlen: Markanın açık hava yaşamı ile ilgili öncü markası Talenti, 2017 yaz sezonunu Ramon Esteve tasarımı Casilda koleksiyonu ile karşılıyor. Maksimum rahatlık, netlik ve rafinelik kurgusu üzerine tasarlanmış koleksiyonun temel tanımı ‘güncel elegans’. Açık renkler, kanvas doku, geniş ve derin hacim bu koleksiyonun öne çıkan özellikleri. Adeta dış mekanda salon konforu sunuyor.

Arın: Sem Collections’ın temsilciliğini yaptığı ve banyo alanındaki en saygın uluslararası markalardan biri olan Antoniolupi ve yine banyo dünyasındaki genç marka Bongio, modernizmin en başarılı iki temsilcisi. İtalya’dan dünyaya minimalizm rüzgarları gönderen bu iki markanın açıkhava duşları ise yine özellikle havuz çevresindeki arınma noktalarının ilk tercihleri arasında. Antoniolupi’nin endüstriyel tarzıyla dikkat çeken dış mekan duş sistemi Shawa, artık bir ikon niteliğinde. Kişiselleştirilebilir bataryalarıyla yakından tanıdığımız Bongio’nun Time 2020 duşları ise, tasarım kelimesini wellness dünyasına kazandırmakta.

Aydınlan: Dünya markalarının buluşma noktası olan Sem Collections, Antoniolupi marka dış mekan şömineleri ile klasik tarzda şömine konusunda adeta bir çığır açtı. Taşınabilen kübik şömineler aslında birer ısınma kaynağı olduğu kadar cam gövdeleriyle tam bir aydınlanma kaynağı da. Öte yandan Sem Collections temsilcisi olduğu dünyaca ünlü aydınlatma markası Contardi’nin outdoor aydınlatma koleksiyonu ile Gianluigi Tandoni tasarımı Bambu, Massimiliano Raggi imzalı Freedom ve Tristan Auer imzalı Muse gibi birçok tasarımı 2017 açık hava mekanları için dekorasyonseverlere sunuluyor.

Güzel, güneşli günleri ve pırıl pırıl geceleri çok bekledik.

Şimdi tadını çıkarma zamanı, Sem Collections imzalı büyüleyen mekanlarda…

YENİLENEN YAŞAMLARIN ANAHTARI SEM COLLECTIONS’DA

YENİLENEN YAŞAMLARIN ANAHTARI SEM COLLECTIONS’DA

 

Sem Collections, ev yaşamına baharla birlikte taze nefesler katacak ve her metrekarede daha dinç, daha keyifli ve daha sıcakkanlı hissettirecek tasarımlarla yeni sezona ‘merhaba’ diyor.

 

Her geçen gün, bizi daha kaliteli, daha huzurlu, daha mutlu ve daha keyifli hissettirecek yeni yaşam alanları arıyoruz. Böyle mekanlarda yaşamak istiyoruz. Stresli kent yaşamından kurtulup kendimizi evimizde şımartmak istiyoruz. Kendimizi evimizin kollarına bırakmak istiyoruz.

Bunun için yenilenmek, gözü ve ruhu yoran tüm eskilerden vazgeçmek, derinlik, rahatlık ve şıklık katan yeni formüller yakalamak, evin çehresini değiştirmek gerekiyor.

Yani bize bizi baştan sona yeniden yaşam katacak bir adres lazım, hem de dünya markalarını ayağımıza getirerek…

O adres Sem Collections.

Yaşam alanları için mutfaktan banyoya, mobilyadan aydınlatmaya kadar pek çok alanda, tanınmış uluslararası markaları ve ürünleri aynı çatı altında buluşturan ve son yılların en önemli dekorasyon adreslerinden biri haline gelen Sem Collections, bahar sezonu ile birlikte evleri yenilenmeye, ihtiyaçları ve çözümleri buluşturacak çözümlerle farklılaştırmaya davet ediyor.

 

Kahvaltıdan uykuya

İyi yemek yapmak, ilginç reçeteler bulmak, unutulmaz menüler oluşturmak… Günümüz metropol insanı için mutfak, artık kişisel tapınak, ayrı kalınmaz bir labarotuvar gibi. Sem Collections’ın amiral markalarından olan Valcucine de, yeni jenerasyon yemek maestrolarina keyifli bir gastro deneyimi sunuyor. Sabahın ilk ışıklarında, kahvaltıyla birlikte Valcucine mutfaklar, “yeni” günün ilk durağı olarak bize enerji veriyor.

 

Salon, çalışma köşeleri, dinlenme alanları. Kısacası evi ev yapan her yerde yine karşımıza Sem Collections ve markaları çıkıyor: 1884 yılında Firenze Toscana’da kurulan Alivar, İtalyan mobilya pazarının en söz sahibi, en saygın markalarından biri. Minimalizme zarafet kazandıran ve mobilyaya mimari bir şıklık ile yaklaşan Alivar, şimdi Sem Collections çatısı altında, Türkiye’deki dekorasyon tutkunlarıyla buluşuyor. Diğer yandan sürgülü kapılar, saklama sistemleri, raf sistemleri, dolaplar, kitaplıklar, kapılar, giyinme odaları, büfeler/kabinetler ve sehpalar tasarlayan Rimadesio, İtalyan tasarımının yalınlığı güzellikle birleştiren, detaylarla devrim yaratan sıra dışı bir markası ve bu yıl 60. yaşını kutlamakta. Özellikle tasarım alanında yenilikleri hızlı kaydedemeyen ve stil konusunda uyum sağlamakta iç mimarları daima yoran kapı konusu Longhi ile tamamen değişiyor. Çünkü mekanı tamamlayan kapı tasarımlarıyla Longhi, farklı modelleri, farklı malzemeleri ve fonksiyonları buluşturarak birer exclusive mobilyaya dönüştürüyor. Alessandro La Spada, Enrico Cattaneo, Studio Opera gibi önemli tasarım imzaları ve ofisleri tarafından tasarlanan kapılar, ayna, deri, süet, cam, ahşap gibi malzemelerle tasarlanıyor ve lüksist desenlerle mekanın şıklığına uyum sağlıyor. Geleceğin wellness dünyasını kurgulamak ve insanı su ile farklı senaryolar eşliğinde buluşturacak teknolojiler tasarlamak amacıyla kurulan Carmenta, Sem Collections’ın bir başka İtalyanı. Banyo kavramını fiziksel ve ruhsal iyileşme, yenilenme ve tazelenme noktasına taşıyan Carmenta, mühendisler, tasarımcılar, teknisyenler ve sanatçıların birarada çalıştığı ve spa tanımını bireysel ihtiyaçlara göre geliştiren ve yönlendiren bir çizgide proje ve uygulama yaparak yol alıyor. Marka, buhar banyoları, hamamlar, saunalar, Himalaya tuz duvarları, reaksiyon duşları, biosauna, dinlenme alanları, kromoterapi kabinleri, masaj odaları, cilt ve vücut bakım odaları ve kum odaları ile spa keyfini evlere taşıyor.

Doğru karışımların zamanı

Doğru karışımların zamanı

 

Kullanıcıyı üretimin bir parçası yapan, tercihlere göre renk ve desen seçimi özgürlüğü tanıyan tasarımların çağındayız. Bu ürünler sadece mobilya olarak değil ıslak mekanlarda da karşımıza çıkıyor. Özellikle de banyoda. Günümüzün evlerinde banyo ve banyoyu oluşturan ünitelerin kişiye ve stile göre yorumlanması, oldukça popüler bir uygulama.

Mimar A.Ozan Ekşi.

 

Günümüzde kişisel bakım, aromaterapi, yenilenme, farklılaşma hatta güzelleşme ve gençleşme neredeyse herkesin en büyük kişisel hedefi. Tam da bu noktada, kişisel yenilenme tapınaklarımız büyük önem kazanıyor. Banyolar, günümüzün adeta bir tasarım atölyesi gibi. Sadece kullanım ve işleve yönelik değil, kişisel stil kodlarına uyumlu ve kullanıcısını anlatır şekilde de tasarlanıyorlar. Elbette burada da markaların ürünlerini nasıl personalize edebildikleriyle ilgili becerileri ortaya çıkıyor. Yaratıcılığı daha armatürden başlatan ve üzerine yazı yazılabilen bataryalara kadar farklı model, fikir ve renk seçeneği sunan markalar bu kulvarın önde koşanları. Bunlardan biri de Bongio.

Sem Collections çatısı altında satışa sunulan bu markanın tasarım serüveni Milano’ya birkaç kilometre uzaklıktaki Lake Orta’da, 1936’da başlamış. Mario Bongio’nun kurucusu olduğu markanın temel felsefesi inovasyon ve yaratıcılık üzerine kurulu ve şu anda ikinci kuşak olans Antonio Bongio tarafından yönetiliyor. İtalya’nın 80 yıllık köklü firmalarından Bongio, armatür ve bataryalarındaki özgün form, üstün teknoloji ve yaratıcı fikirler sayesinde rakiplerinden ayrılıyor. Kullanıcıyı üretimin bir parçası yapan, tercihlere göre renk ve desen seçimi özgürlüğü tanıyan markanın, üzerine metin ve yazı yazılabilen modelleri bile bulunuyor.

Bazı ürünlerinde kullandığı Murano camlar ya da kristal aksamlar sayesinde Bongio, modern olduğu kadar lüksist mekanların da tercihi olmakta. Öyle ki Bongio’nun ürün yelpazesindeki bazı modellerin tasarımları ise 40’lı yılları anımsatmakta. Bu da onu Art-Deco tarzını seven evlerin de tercihi haline getiriyor.

Tasarımları klasik ve modern olarak iki ayrı stilde sürdüren markanın aynı zamanda wellness koleksiyonu da bulunuyor. Modern seride en son paslanmaz çelik batarya olarak Time 2020 modelini satışa sunan Bongio’nun Acquacarica serisi ise renkli, esprili, enerjik, tasarımda ulaşılabilir ve genç çizgiyi temsil etmekte.

Bongio koleksiyonları, lüksist sektörün ihtiyaçlarına %100 cevap vermekte. Formlarıyla Batı’nın avant-garde çizgisini temsil eden klasik çizgideki Bongio tasarımlarında 24 karat altın, platin, gümüş ve Murono camı, Swarovski kristal taşlar kullanılıyor.

Tüm bu stilize çalışmaların haricinde O’clock banyo bataryası gibi sıcak-soğuk su balansını ayarlayarak enerji ve su tasarrufu yapan, çevre duyarlılığına sahip tasarımları da bulunan Bongio’nun ürünleri genellikle Orta Doğu’nun neo-klasik tarzda yapılmış genç jenerasyon binalarında ve Dubai-Fendi Residance, Panama-Trump Towers, Doha-Sheraton Resort gibi projelerde tercih ediliyor.

Organik değişim

Günümüz yaşam alanlarının, özellikle de banyoların geçirdiği evrime bakacak olursak, hayatımızı “ne kadar yoğun iş temposu-o kadar evde rahatlama” ilkesinin yönettiğini anlayabiliriz. Bu mantıkta büyük banyo mekanlarına gerçek birer spa atmosferi hazırlanıyor ve konfor odaklı biçimleniyor. Küçük banyolarda ise tüm kurgu depolama-mekanı doğru yöneten fikirler-teknolojiden faydalanma üzerine kurulu. Dolayısıyla yıkanma-arınma hareketinin odağında olan duş sistemleri önem kazanıyor. Bu tarz duş alanları günümüzde spa keyfinin ayakta da olabileceğini kanıtlıyor.

  

Bir kabin içinde pek çok düğme ve kolu kumanda ediyor ve o küçük metrekareyi bir cennete çeviriyorsunuz, isterseniz rengarenk ışıklar altında Muson yağmurları yağdırabiliyorsunuz. Vücudu rahatlatan su akışını sağlayan jetli masaj sistemi ve duş başlıklarının dışında duş alanına entegre edilen özel sistemler sayesinde bu alanda müzik dinleyebiliyor, günü takip edebiliyor, hatta televizyon izleyebiliyorsunuz.

Duş sistemlerinde değişen renkler, suyun miktarı, davetkâr kokular ve çeşitli sesler zihin üzerinde organik değişimlere sebep oluyor. Bu değişimler de duyuları harekete geçirerek bedeni büyük oranda yenileyerek iyileştiriyor. Çalışma hayatının hızlı ve yorucu temposu nedeniyle, insanlar artık her şeyi daha hızlı yapıyor ve daha planlı yaşıyor. Yoğun şehir yaşamı, günlük hayatın stres ve yorgunluğunu atarak rahatlama ihtiyacını artırıyor. Her geçen gün daha fazla tercih edilen yeni nesil duş sistemleri, lüksü ve konforu evlere taşıyor. Yeni nesil duş sistemlerinde yer alan renk terapisi, kromoterapi, su masajları gibi fonksiyonlar banyoyu keyif alanı haline getiriyor.

Bu açıdan suya adeta nefes veren pek çok marka ve ürün var. Geleceğin wellness dünyasını kurgulamak ve insanı su ile farklı senaryolar eşliğinde buluşturacak teknolojiler elimizin altında. Tümü, duş kavramını fiziksel ve ruhsal iyileşme, yenilenme ve tazelenme noktasına taşıyor. Buhar banyoları, tuz odaları, reaksiyon duşları, biosauna, hepiderium, lacunium, masaj etkili duşlar gibi pek çok özellik bu ürünlerde buluşuyor. Kısacası vücudunuza ve ruhunuza önem veriyor, hayatı arada bir yerlerde durdurarak yenilenme yolları arıyor, kendi lüksünüzü yaratmak hatta onu evde hissetmek istiyorsanız, donanımlı bir duş kabini içinde tüm bunlara sahip olabilirsiniz.

Bu keyif sadece evde veya küçük banyolarda sürmek zorunda da değil, bahçe ve havuz çevresi de, büyük banyolar da dikey yıkanmanın güzelliğini yaşamanız için ortak noktalar olabilir. Örneğin Antoniolupi, dış mekan banyo keyfini yaşamak isteyenler için Massimo Broglio tasarımı Shawa duşları üretmekte, paslanmaz çelik malzemeden tasarlanan ve endüstriyel tarzıyla güncel modernizmi temsil eden bu ürünler, ince yapısı, bağlantısız -freestanding- kullanılabilmesi gibi özellikleriyle açık hava alanları için benzersiz bir tasarım olarak kaydoluyor defterimize. Hem günümüz trendlerindeki organik formlara hem de inovatif tasarımlara sahip çıkan ANTONIOLUPI, toplam alan içindeki payı giderek büyüyen banyo ile ilgili çevreci teknolojileri ve ilgi çekici formlarıyla başta mimarlar olmak üzere pek çok profesyonelin radarına girmiş bir marka. 50 yılı aşkın süredir suyun akışına yön veren Antoniolupi, Carlo Colombo, Ricardo Fattori, Mauro Carlessi gibi ürün tasarımcılarıyla birlikte banyo tasarımına farklı bir boyut getirmekte.

Kısacası, gün geçtikçe biraz daha önem kazanan ve kişisel yenilenme mekanı olarak içeriğini hızla geliştiren duş sistemleri sadece teknoloji, işlev ile değil, teması, atmosferi ve aurası ile de öne çıkıyor. Artık günümüzün duş alanı tasarımlarında su ile baş başa kalmanın, arınmanın ve rahatlamanın altı çiziliyor. Yeni duş teknolojilerinde su akışını, rengini, sıcaklığını, kokusunu değiştiren duş senaryoları var artık. Farklı ışık ve ses oyunları devreye giriyor.

 

 

Zeminin maestrosu: Parke

“Ahşap” doğacı tavrın anahtar kelimesi. Doğayı ve doğal olmayı sevenlerin zeminlerdeki tercihi parkeden yana oluyor… Sıcak bir görünüm yaratan çeşitli renk ve doku seçenekleriyle zemin için ideal kaplama malzemelerinin başında gelen, geri dönüşümlü olmaları ve su geçirmez özellikleriyle bugün iç mekân, dış mekân ve hatta tüm ıslak mekânlarda da uygulanabilen parke kaplamalar, her tarza ayak uydurabiliyor.

Mimar A.Ozan Ekşi.

 

Parkeler, son yıllarda teknolojik açıdan geliştirilerek sadece oturma odaları ve yatak odalarında değil, mutfak ve banyolarda, balkon ve teraslarda da kullanılabilir bir noktaya geldi. Doğal bir malzeme olduğu için kullanıldığı mekâna zararlı kimyasallar bırakmayan parkeler, satın alabileceğiniz en sağlıklı zemin kaplaması olarak biliniyor. Yenilenebilir ve geri dönüştürülebilir parkeler, en az sert zemin kaplamaları kadar dayanıklı. Son yıllarda artan çeşitliliği ve suya karşı dayanıklı olma gibi özelliğiyle zemin kaplamalarının en çok tercih edilen alternatifleri arasında başköşede yer alıyor. Özellikle eskitilmiş ya da doğal ağaç görünümünde, çeşitli en ve boyda karıştırılarak döşenen, meşe ve ceviz lamine veya masif parkeler son zamanlarda çok gözde. Ayrıca balıksırtı parke yeniden gündemde, ancak daha geniş ve uzun boyutlarda kullanılıyor.

 

Dekorasyon zeminden başlar

Dore, bakır veya lame parke arıyorsanız, artık buldunuz demektir çünkü lüksist ve artizanal markalarıyla evlerde çok özel ve farklı izler bırakan Sem Collections’ın çatısı altında sunulan IPF Parquet, ilgi çekici model ve renkteki parkeleriyle dekorasyonu zeminden başlatıyor. Artık ıslak mekanlar dahil evin her köşesi için tercih sebebi olan ahşap parkeler, natüralizm trendinin yükselişinden destek alarak, model, boyut ve renk çeşitliliğini daha da arttırdı.

İtalya’nın önde gelen parke üreticilerinden biri olan ve 1991 yılında kurulan IPF (Industria Parquet Fabriano), yüksek kaliteli ahşap zemin kaplamasının dünya çapında lider markası. Ressamların hayal gücünü zanatkarların el becerisiyle birleştiren IPF, zeminlere artizanal bir yaratıcılık getiriyor. Ar-Ge, gelenekselcilik, ağaç seçimi ve işlenmesi gibi pek çok prosesi yıllara dayanan deneyimiyle gerçekleştiren markanın el yapımı parke koleksiyonlarının en önemli özelliği ise artık IPF ile özdeşleşmiş doku ve renk paleti. Bakırdan turkuaza, klasikten fütüristiğe uzanan bu tasarım yolculuğunda marka, zeminde desen ve renk özgürlüğü sunuyor. Çevreci tüketicilerin dikkatine, IPF Parquet’nin önem verdiği konulardan biri olan sürdürülebilirlik ve doğayı koruma konusunda CATAS sertifikası bulunuyor. Rezerv ağaçların kullanımı ve firenin sıfıra yakın olması konusundaki hassas çalışmaları devam ediyor.

 

Parke almaya karar verirken dikkat etmeniz gereken noktalar

Seçim sırasında en önemli konu uygulanacak mekanın sirkülasyonu. Trafiğin yoğun olduğu alanlar için dayanıklı parke türleri içinden tercih yapmalısınız. Zeminde ahşap kullanmanın bir diğer avantajı ise bakım kolaylığı. Parke cilası ya da parke yağı, döşenen parke türüyle uyumlu olarak seçildiğinde zemin her daim yeni görüntüsünü koruyabiliyor. Her türlü estetik müdahaleye uyum sağlayabilen ahşap malzeme, odanızın dekorasyonunu değiştirdiğiniz takdirde yeni stile de ayak uydurabiliyor. Köklü bir değişik yapmak istediğinizde parke uzmanlarını çağırarak parkenizi dilediğiniz renge boyayabiliyorsunuz. Uzmanlar, parkelerin bulunduğu ortam ısısının +15 derece ile +28 derece arasında olması gerektiğinin altını çiziyor. Genellikle yaşam için ideal olan mekân koşullarının lamine parke için de ideal olduğu varsayılıyor. Yüzde 30-60 arası nem, lamine parkeler için ideal ortam koşulunu oluşturuyor. Özellikle yeni binalarda bu değerlerin üzerinde oluşabilecek nem, parkede normalden fazla deformasyona neden olabiliyor.

Zemin kaplamanıza karar verirken parkeyi yakından görmek de çok önem taşıyor. Fotoğraftan görerek karar vermeyin çünkü ahşap canlı bir malzeme olduğundan gördüğünüzle karşılaşma ihtimaliniz oldukça düşük. Parke seçerken muhakkak küme halinde duran örnek ahşap parçalarını görmek isteyin. Parkenin boyalı hali ile cilalı halinin neye benzeyeceği hakkında bilgi alın.

Son dokunuş: Cila

Doğru cila seçimini yapmak, en az parke seçimi yapmak kadar özen isteyen bir iş. Koruyucu özelliğe sahip bir vernik, trafiğin yoğun olduğu alanlara döşenen parkeler için ideal bir seçim olacaktır. Poliüretan verniklerin mat, saten ve parlak alternatifleri bulunuyor. Parkeler için en sık tercih edilen bu tarz verniklerin en az iki ya da üç kat uygulanması gerekiyor. Yüksek etkili parke yağları ise ahşabın daha doğal bir görünüme kavuşmasını sağlıyor.

Evinizin stiliyle parkelerin uyumu

Ceviz rengi çok beğeniyor olabilirsiniz ama bunu mutfağınızda uyguladığınızda ortaya hoş bir görünüm çıkmayabilir. Bazı parke modelleri belirli stillere çok yakışır. Bu yüzden seçim yaparken mobilyalarınızın stili ve duvarların rengiyle, kısaca evin genel diliyle parkelerin uyum sağlaması gerekir.

Evde çok pencereniz varsa ve yeterli ışık dengesini sağlayabiliyorsanız koyu tonlardaki parkeler sizin için uygun demektir. Ancak daha karanlık bir mekânınız varsa açık renk parkeler yaşam alanlarını aydınlatmanıza yardımcı olacaktır.

Tarzınız modern ise: Natürel akçaağaç renkleri sizin için uygun olacaktır. Yalın ve net bir görüntünün hakim olduğu evlerde bu tonlarla karşılaşırsınız. İskandinav stili evlerde de kullanılır. Gri boyalı parkeler ve çok noktalı olmayan modeller de modernist mekânlar için uygundur.

Tarzınız geleneksel ise: Ceviz tam size uygun bir renk. Cevizin açık ve koyu tonlarını mekânın özelliklerine göre seçebilirsiniz. Ayrıca nokta detayları da ahşaba daha geleneksel bir görüntü katar.

Parke türleri

Masif parke: Tek ahşap katmandan oluşan masif parke plakasına çaprazlamasına baktığınız zaman ağacın yaş halkalarını görebilirsiniz. Zımparalanması ve cilalanması gereken masif ahşap bir parkenin bakımı da özeldir. Masif parkeyi sadece ona özel üretilen bir ürünle cilalayabilirsiniz ama asla fırçalamamanız gerekir. Genellikle nemli bezle silerek bu parkelerin temizliğini sağlayabilirsiniz. Masif parkelerde kullanılan en sert ağaçlar ceviz, akçaağaç ve beyaz meşedir. Bu ağaç türlerini dişbudak, kayın, huş ve kızıl meşe takip eder. Kiraz ve maun daha yumuşak ancak mükemmel görüntü kaliteleriyle çok sevilen ağaçlardır. Canlı bir malzeme olan ahşap, olası deformasyonları engellemek için kuru bir zemine yerleştirilmelidir. Kalınlığı 14 mm. ile 22 mm. arasında değişen ahşap plakalardır.

Defalarca sistire edilebildikleri için yeni görüntülerini onlarca yıl muhafaza edebilirler. Seçilen ağacın cinsine ve üst yüzeyde kullanılan cilanın türüne göre malzemenin performansı çok iyiden mükemmele doğru değişiklik gösterir.

Lamine parke: Basitçe “çok katmanlı parke” olarak tanımlayabileceğimiz bu parkelerin laminantla bir alakaları yok. Malzemenin her katmanında ağaç damarları birbirlerine ters olarak yapıştırılıp preslendiğinden bu tarz parkeler rutubete çok daha az tepki verir. Ayrıca paketinden cilalanmış olarak çıkması, hemen döşenebilmesi gibi modern tüketicilere çok cazip gelen pek çok farklı avantajı bulunan bu malzeme, Türkiye’de ve dünyada son yılların yükselen trendi oldu. Masif parkeden daha yüksek bir dayanıklılık sağlayan üç farklı malzeme katmanından oluşan lamine parkeler kullanım açısından daha ekonomik. Masif parkenin tersine fabrikada cilalanır ve zımparalanır. Ahşap plakaların yüksek basınç ve ısı yardımıyla birbirlerine yapıştırılmasıyla üretilen lamine parke plakaları birbirlerine yapıştırılmış 3 ila 5 katmandan oluşur. Bu katmanlarda ağaç damarları birbirine ters gelecek şekilde yerleştirildiği için lamine parkeler neme karşı tüm diğer zeminlerden daha fazla dayanıklıdır. Bu yüzden yoğun nem ve rutubet alan mekânlarda da lamine parkeler kullanılabilir.

 

Artistik parke: Artistik parke uygulamasını, ahşap malzeme kullanılarak zemine resim çizilmesi olarak tanımlayabiliriz. Zemin projesi, uygulama yapılacak mekân için özel olarak tasarlanır ve uygulanacak desenin karmaşıklığına göre onlarca değişik türde ağaç kullanmak gerekebilir. Arzu edilirse şirket logoları, aile armaları ya da takım sembollerinin bire bir zemine kopyalanması da mümkündür. Ahşap parke plakalarıyla dilediğiniz zemine istediğiniz motifi uygulayabilirsiniz. Diğer parke türlerine göre daha pahalı ve zahmetli bir işlem olan artistik parke uygulaması, kullanılacak mekân için özel tasarlanır.

Parkeleri koruma kılavuzu

  1. Mobilyalarınızın parkelerinize kalıcı hasarlar verebileceğini unutmayın. Çizikleri önlemek için mobilyalarınızın ayaklarına altı yapışkanlı keçe tabanlık koydurun.
  2. Parkenizin fazla güneş alması renginin değişmesine sebep olur. Kiraz ağacı ve meşe gibi ahşapların renkleri gittikçe koyulaşır. Ahşap zemininizi korumak için güneşlikli perdeler kullanabilirsiniz.
  3. Su, parkelerin en büyük düşmanıdır. Parkeniz eğer suya maruz kalırsa kabarabilir, parlaklığını yitirebilir ve bozulabilir. Eğer parkenize su dökülürse kuru bir bezle suyu hemen üzerinden temizlemeniz gerekir. Bu yüzden banyo ve mutfak gibi ıslak mekânlarda zemin kaplaması olarak parke kullanıyorsanız ahşabı korumak adına mutlaka parkenin üzerinde bir de kilim ya da halı kullanın.
  4. Sadece su değil toz ve kir de parkenize zarar verebilir. Tozun ve kirin bıraktığı izler ahşabın parlaklığını etkiler. Ahşap zemininizi süpürürken kirden ve tozdan tamamen uzak tutmaya özen gösterin.
  5. Hava almayan parke nem yüzünden çatlama yapabileceği için parke döşeli odaları uzun süre kapalı bırakmayın.
  6. Ahşap, sıcaklık derecesine göre mevsim geçişlerinde genişleme ve daralma şeklinde hareket eder. Parke ve döşendiği odanın duvarı arasında yaklaşık 15 mm’lik bir nefes alma payı bırakılmalıdır.

Parke neden en iyi seçim?

Diğer zemin malzemeleriyle karşılaştırıldığında daha uzun ömürlü, kullanımı rahat ve sıcak görünüme sahip bir seçim olan parkenin niçin eviniz için en iyi seçim olacağına dair avantajları şöyle:

Hipoalerjeniktir. Daha az polen, toz ve kum parçacığı içerdiği için en sağlıklı malzemedir. Mekândaki havanın kalitesini artırmak amacıyla önerilir.

Evin değerini artırır. Ömür boyu kullanabileceğiniz bir malzemedir ve her zaman şık görünümünü korur. İleride değiştirmeye gerek kalmayacağı için de daha ekonomik bir malzemedir.

Çok sağlamdır. Uygun bir şekilde kullanırsanız ve bakımını gerçekleştirirseniz değiştirmeye gerek de duymazsınız. Eğer hasar görürse döşemeleri tekrar cilalatıp kullanmaya devam edebilirsiniz.

Kullanıcıya çeşitlilik sunar. Egzotik ağaçlar arasında çok çeşitli ve dayanıklı modellerle karşılaşırsınız. En açık renkten koyusuna kadar istediğiniz tarzda parke rengine ulaşabileceğiniz bir model mutlaka bulursunuz.

Zamansızdır. Bir parke döşemesi eğer iyi kullanılmışsa kaç yıllık olduğunu anlamanız çok zordur. Natürel bir malzeme olduğu için tüm dekorasyon stillerine ayak uydurabilir.

İnternet sitemizden en verimli şekilde faydalanabilmeniz ve kullanıcı deneyiminizi geliştirebilmek için Cookie kullanıyoruz. Cookie kullanılmasını tercih etmezseniz tarayıcınızın ayarlarından Cookieleri silebilir ya da engelleyebilirsiniz. Ancak bunun internet sitemizi kullanımınızı etkileyebileceğini hatırlatmak isteriz. Tarayıcınızdan Cookie ayarlarınızı değiştirmediğiniz sürece bu sitede Cookie kullanımını kabul ettiğinizi varsayacağız.