Etiket Arşivleri: restorasyon

TASARIMIN AYDINLANMA ÇAĞI

Günümüzde yaşam alanlarına ayrıcalıklı bir kimlik kazandıran aydınlatmalar, dekorasyonu tamamlayan kilit birer oyuncu haline dönüşüyor. Farklı stillerdeki tasarımlarıyla ikinci planda kalmayı reddeden aydınlatma elemanları ve taze kullanım fikirleri yeni heyecanlara ışık tutuyor.
A. Ozan EKŞİ

  

TASARIMIN AYDINLANMA ÇAĞI

Mimari tasarımlar kim ya da kimler için tasarlanıyor olursa olsun, ışığın tasarımdaki kullanımı son derece önemlidir. Müstakil bir ev, kullanışlı bir ofis veya ışıldamak isteyen bir mağaza… Dünyanın neresinde olursa olsun yapılar, ışıklandırmaya ihtiyaç duyarlar. Çünkü tüm mimari tasarımlar içinde yaşayacakları insanlar için tasarlanırlar ve insanların en büyük ihtiyaçlarından bir tanesi de ışıktır. Bu yüzden ışığın kullanımı mimarlıkta son derece önemli bir husus olarak karşımıza çıkar.

Işık ve aydınlık, insanlar için ihtiyaç olmasının yanı sıra aynı zamanda estetik bir unsurdur. Mimari tasarımlarda ışığın kullanımı,aydınlık insanlara ferahlık verir, onları psikolojik olarak iyi yönde etkiler. Bu yüzden ışığın kullanımı mimarların üzerinde en çok durdukları unsurların başında gelir. Işık kullanımı konusunda farklı bir yol izleyen Gotik mimari, mimarideki bu genel eğilimin aksine mekânların içinde de dışında da karanlığın ve karanlık alanların üzerine düşer. Gotik sanat akımının insanları suçluluk ve karamsarlığa ittiğini söylemeye gerek yok.

Günümüzde tasarım alanındaki gelişmelerin temelinde, pozitif bilimlerdeki gelişmeler yatmaktadır. Bu noktada pozitif bilimlerin gelişmesi, insan ile ilgili tüm alanlarda yapılan çalışmalarla birlikte, aydınlatmanın da yan bilgi olmanın çok ötesinde, başlı başına bir konu olduğunu ortaya koymuştur. Geçmişte aydınlatma teknolojileri alanındaki araştırmalarda göz ardı edilen konular, günümüzde sağlık sorunları olarak karşımıza çıkmaktadır. Verimlilik, performans, mekân algısı gibi konular, özellikle iç mekânların fiziksel ortam koşullarından kaynaklanan problemlerdeki artış nedeniyle göz ardı edilemez bir konuma gelmiştir. Bu noktada; ışığın geliştirilmesi, üretilmesi, satılması, uygulanması ve tasarlanması konularında, çalışan kişiler tarafından, ‘iyi görme koşullarının sağlanması için’ ışık uygulamak konusu, insan sağlığı çerçevesinde düşünülüp sağlıklı aydınlatmanın gereklerini yeniden belirlemesi gerekmektedir.

Sonuç olarak; özellikle görsel performans düzeyinin yüksek olmasının istendiği durumlarda mekânda yapılacak aydınlatma tasarımının da mekânla birlikte tasarlanması gerekmektedir. Bu amaca yönelik yapılacak aydınlatma tasarımlarında, zamanının büyük bir kısmını kapalı mekânlarda ve yapay ışıkla geçiren kişilerin, yapay ışıktan fizyolojik, biyolojik ve psikolojik bakımdan nasıl etkilendiklerini bilmek gerekmektedir. Bir mekânın mekânsal özellikleri ve yaratılmak istenen atmosfer en iyi ışık sayesinde vurgulanabilir. Daha iyi görme koşullarını sağlamanın ortamdaki aydınlık düzeyini yükseltmek olmadığı yeni nesil araştırmalarla anlaşılacak ve belki de günümüzde doğru olarak kabul ettiğimiz pek çok uygulama tarihte kalacaktır. Işık mekânın kimliğini ve mekânsal özelliklerini doğrudan etkilemekte ve oluşturmaktadır. Bu bakımdan aydınlığın karanlık yüzünü görmek, zamanımızın  büyük kısmını geçirdiğimiz iç mekânlara aydınlatma bakımından daha etkili yaklaşımlar getirecektir.

Yaratmak istediğiniz ambiyansın yolu, belirlediğiniz ışık miktarı ve stilden geçiyor.


PARLAYAN, YANSIYAN, YÜKSELTEN DEKO-ŞİFRELER

Klasiğin Vazgeçilmezliği

Her dönemin zamansız stillerinden olan klasik tasarım anlayışı, aydınlatmada birer mücevheri andıran çizgileri ile modası geçmeyen zevkleri yansıtıyor. Gösterişi ve şatafatı ile avant-garde bir duruş sergileyen dev sarkıtlar, sarkıtların en büyük tamamlayıcısı aplikler, masa üzeri aydınlatmalar ve lambaderler ile klasik tarzdaki yaşam alanınızda çarpıcı bir vurgu sağlayabilirsiniz.


Duvarda Işık Oyunları
Bölgesel aydınlatma ile desteklenen mekânların belki de en şık parçaları arasında yer alan aplikler duvara yansıttıkları ışık gölge oyunları ile adeta birer enstelasyona aracılık ediyor. Modernden klasiğe, bakırdan cama kadar her malzeme ve stile bürünen aplikler yaşam alanlarının her noktasına çok yakışıyor.

XL Yaşam

Yaşam alanlarımız büyüdükçe aydınlanma ihtiyaçları da aynı oranda artıyor. Yüksek tavanlı, geniş oturma gruplu ve büyük bir yemek masasının konumlandırıldığı bölümlerde yaşamımızı XL boyutlara sahip aydınlatmalar aydınlatıyor. İri sarkıtlar, uzun lambaderler, dev bahçe aydınlatmaları derken büyüklük hissi mekânlara da yeni bir boyut kazandırıyor.

Hayatı Durduran Banyolarda Yeni Yaklaşımlar

Gün geçtikçe biraz daha önem kazanan ve kişisel yenilenme mekânı olarak içeriğini hızla geliştiren banyolar, sadece teknoloji, işlev ve mobilya ile değil, teması, atmosferi, aurası ile de öne çıkıyor. Artık günümüzün banyo tasarımlarında su ile baş başa kalmanın, arınmanın ve rahatlamanın altı çiziliyor. Banyoların tanımı tümden değişti. 2018 sezonu için evinizin keyif sınırları genişlerken ön plana çıkan mimari özellikler ise başı çekiyor.

A.Ozan EKŞİ

 

Tüm mekânlarıyla ev yaşamının büyük resmine baktığımızda, tasarım dünyasının teknoloji gibi süratle yükselen bir yıldız ile organik yaşam ve rafineliğe sadakat arasında gidip gelmek yerine birleştiren ve buluşturan bir aksa girdiğini gözlemliyoruz. Banyolar bir süredir yeni yüzleriyle karşımıza çıkıyor. Firmalar günümüz banyolarını şekillendirirken mimari yaklaşımları, yükselen tasarım trendlerini ve tüketici tercihlerinde büyük etkiye sahip olan yaşam tarzlarını göz önünde bulunduruyor.

Bu sene Milano Tasarım Haftası dahilinde 243 katılımcının yeni banyo koleksiyonlarını sergilediği Uluslararası Banyo Sergisi’nden aldığımız ilhamla yaratıcılığın sınırlarını zorlayan fikirlere kucak açıyoruz.

İster muhteşem bir aromaterapi partisi yapın, ister jakuzide müzik eşliğinde uyuyun… Sonra raftan bir kitap seçin, day-bed’inize uzanın, arada sırada tv seyredin. Ve bunların tümünü banyonuzda yapın. Günümüz banyoları, kapıyı kapattığınız anda bunların tümünü yapabilmenizi sağlayacak şekilde tasarlanıyor. Sadece duş alıp çıkmıyor, uzun uzun bakım yapıyorsunuz, bir oturma-dinlenme köşeniz mutlaka oluyor, ayrıca iPod, iPad, DVD seyredebileceğiniz veya kitap-magazin okuyabileceğiniz bir multimedya köşeniz oluyor. Dilerseniz masaj masanızı da buraya alabiliyorsunuz. Fonksiyonelliğin yanı sıra görselliği de önemseyen yeni jenerasyon banyolar, sınırlarını aşarak genişliyor ve katma işlevler kazanıyor. Nihai kullanıcılardan gelen talepler değiştikçe, firmaların ve tasarımcıların çalışmaları da ‘individual’s concepts’ yani bireye özgün konseptler yönünde oluyor, yeni ürünler yeni alışkanlıkları doğuruyor. Mimarlığın uzun zamandır bireyi, tasarımın merkezi olarak konumlamayı beklediği gerçeğinin altını çiziyoruz.

Bob Marley’nin ünlü sözü “Bazı insanlar yağmuru hisseder, diğerleri ise sadece ıslanır” cümlesini tasarım mottosu olarak banyo, aritmetiğine uyarlayan tasarımcılar, rasyonellikten uzaklaşarak duyulara hitap eden malzeme ve yüzey seçimlerinin peşine düşüyor. Rahatlama, arınma ve dış dünyadan izole olma olgularına işaret eden banyolar, yeni teknolojilerle meditatif kozalara evriliyor.

Mekâna dinamik bir çekicilik ve akıcılık kazandıran kıvrımlı formlar bu sene armatürlerden banyo küvetlerine ve lavabolara kadar banyo ve mutfaklarda tasarımcıların öncelikli tercihleri arasında.

Tasarım arenasının son yıllardaki gözdesi pirinç, 2018 banyolarında mermer, ahşap ve cam gibi yüzeylerle kombinlenerek karşımıza çıkıyor. Rafine ve nostaljik görünümleriyle girdiği mekana estetik bir boyut katan pirinç armatürler kişisel detaylarla vurgulanıyor. Tasarımcılar inovasyonla doğayı, minimalizmle sıcaklığı başarılı bir şekilde bir şekilde bir araya getiriyor.

Yüksek kalitede banyo mobilyası tasarlama amacıyla yola çıkan Antonio Lupi bugün tüm dünyanın en ünlü üreticilerinden biri konumuna gelmiş, bu süreçte ürün gamını da geliştirmiş bir marka. Salone del Mobile’de banyo dolaplarından aynalara, taş küvetlerden duş sistemlerine, aksesuarlardan halıya ve iç-dış mekân şömine sistemlerine kadar koleksiyonlarını sergiledi.

Kalitesinden asla ödün vermeyen, gelmiş geçmiş en favori malzeme mermer; son yıllarda modern bir trend olarak keskin dönüşüyle tekrar mekânlara ev sahipliği yaptığını görüyoruz. Gücünü doğadan alan bu ihtişamlı seçenek, bu yıl hiç olmadığı kadar popüler. Ama onu sadece zeminde ya da duvarda değil lavabo ve tezgahlarda, dolap kapaklarında da görebiliyoruz.

 
Paolo Ulian’ın Antonio Lupi için tasarlamış olduğu Intrecciomermer anlayışının modernize edilmesinin en iyi örneklerinden birisi. Bağımsız lavabo içerisindeki led aydınlatmalar ile dikkatleri üzerine topluyor. Klasik blok mermer lavabolarının aksine hafifliğiyle ön planda olan bu tasarım yalnızca 55 kilogram ağırlığında.

Yeni lüksler arasında salonlara özenen banyolar var. Metrekareleri genişleyen banyolarda proporsiyonlar arasındaki armoni dikkat çekiyor. Köşe sehpası, makyaj masası, kanepe veya koltuk gibi banyolarda görmeye alışık olmadığımız mobilyalarla yaratılan mizansenler zeminde ahşap görünümlü seramikler, duvarlarda ise bleu-blanc karolar veya nostaljik duvar kağıtlarıyla sentezleniyor. Ortaya mekânı bir yaşam alanına dönüştüren samimi ve davetkar kurgular çıkıyor.

Günümüz teknolojileri banyo aynalarını da etkiledi. Aynalar kendi kendine aydınlanıyor ve buhu tutmuyor. Yeni aynalarda en çok görülen özellik Led ışık teknolojisi. Ayrıca dijital saat, radyo ve hatta televizyonlu olanlar da var. Bazı aynalar ise kendilerini ısıtarak yüzeylerinde buhu oluşmasını engelliyorlar. Teknolojik yenilenmeyle beraber farklı noktalarda da aydınlatma sağlayabilen modüllerle aydınlanıyor. Tıpkı kendinden klozet ve rezervuarlarda olduğu gibi.

Yatak Odalarına Yaz Geldi

Metropolitan hayatın yorucu temposu havaların ısınmasıyla birlikte bizleri uyku kozalarımıza çekiyor. Günümüz trendlerinde uyku yeniden tanımlanırken sağlıklı, keyifli, derin ve temiz bir uyku için doğru enstrümanları tanımamız şart. Doğayı merkezinde tutan yaşam fikri, huzurlu ve mutlu uyandığınız sabahlar için, tropikal konfor alanları ile oluşturulmuş keyif köşelerinde tazelenmek gerektiğine işaret ediyor. Doğanın uyanmaya başladığı bahar atmosferinde, dış mekânları sadece yemek yeme, dinlenme gibi dingin ihtiyaçlar için değil; toplantı ve sosyalleşme anlamında da kullanmak iyi gelecektir.

A.Ozan EKŞİ

Yatak odalarına yaz geldi!
Yatak odaları, bir anlamda sığınaklarımız. Artan mesai saatleri ve yoğun seyahatler evde geçirilen zamanı azalttığından, kendimize ayırdığımız bu zamanı daha kaliteli geçirmeye odaklanmamız gerekmekte. İnsan ömrünün yaklaşık üçte birinin uykuda geçtiğini düşünürsek, sağlıklı bir uyku için yatak odasının konforunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlayabiliriz. İnsanların konforlu uyku ile ilgili bilinci artarken, yatak odalarından beklentiler de yeniden şekillenmeye başlıyor. Huzur, tamamen kişisel bir duyum olduğu için yatak odaları da bireysel isteklere göre dekore edilmekte. Bu kişisel sığınaklar, karmaşalardan arındığınız mekânlar aslında. Ne kadar konforlu uyursanız güne o kadar iyi başlarsınız.

 

Estetik tasarımlarıyla dikkat çeken firmalar, kalite ve tasarım anlayışla evlerin uyku mabedi olan yatak odalarında, görsel hazinemizi güçlendiren fonksiyonel tasarımlarıyla karşımıza çıkıyor. Son yıllarda yatak odalarını geleneksel, beyaz renk ağırlıklı tek düze modellerden kurtarıp, modern tasarımları son teknolojik olanaklarla sunarak yatak odalarına yeni bir soluk getirmeyi başaran güçlü markalar var. Bizim tercihimiz olan, kurulduğu ilk günden itibaren lüks segmente hitap eden, tasarımlarıyla ezber bozan Bonaldo, İtalyan şıklığını rahatlık ve kalite ile harmanlayan sofistike ve huzur dolu yatak odaları sunuyor.

Bonaldo, 2018 koleksiyonunda lüks detaylardan aldığı ilhamı çağdaş ve minimalist çizgilerle birleştirerek yatak odalarına yeni bir bakış açısı getiriyor.

Güneşin sıcak kucağındaki keyif köşeleri, konformist alanları
İç mekân mobilyalarında olduğu gibi açık alan tasarımlarında da dayanıklılık, konfor ve görsellik konusunda şüphesiz büyük bir değişiklik yaşıyoruz. Evdeki rahatlık duygusu ve estetik anlayış dış mekânlarda da kendini ele veriyor.

Önümüzdeki yaz sezonunda, dış mekân mobilyalarının bahçe, balkon, teras, güneşlenme alanları ve farklı özel alanlar gibi farklı fonksiyonlara uygun olarak kurgulandıklarını görüyoruz. Sandalye, koltuk, kanepe, sehpa, masa ve şezlong olarak sınıflandırılabilecek yeni nesil serilerin tekli, ikili veya çoklu alternatiflerin de yan yana geldiklerinde grup oluşturabilmesi yoluna gidiliyor. Bu tip tasarımlarda fonksiyonel ve ergonomik bir estetiğin hedeflendiği oldukça belirgin olarak karşımıza çıkıyor.

Yaz mobilyalarının hafiflik arayışı içinde olmasından, ‘’less is bore’’ anlayışı ile yaratılmış minimum malzeme çeşitliliği ile bu malzemelerin minimalist detaylarla bir araya gelmesi; yalınlığı ergonomi ile buluşturuyor.

Bu doğrultuda klasikleşmiş marka ve formüllerin yanında; yeni, enerjisi yüksek, farklı ve geleceğe odaklanmış markaları da yakından tanımak gerekiyor. Özellikle genç çiftler ve modernist çizgiyi takip eden profesyoneller için bu konuyla ilgili tavsiye edebileceğimiz marka olarak Manutti; dış mekân için masa, sandalye, oturma grubu, şezlong ve aksesuar tasarımlarıyla tanınıyor. Bugünün ihtiyaçlarını önceden tahmin ederek yarattığı koleksiyonlar sayesinde 2018’de en çok takip edilen markalardan biri olmayı başaran Manutti’nin güçlü bir tasarımcı kadrosu bulunuyor.

Manutti’nin günümüz yaşam tarzına uygun tasarımları yaratırken ana hedefinin zanaat becerisini endüstriyel olanaklarla uyum içinde harmanlamak olduğunu belirtmemiz lazım. Dış mekânı sadece yemek yeme, dinlenme gibi dingin ihtiyaçlar için değil, toplantı ve sosyalleşme anlamında da kullanma isteğinin arttığı bir dönemde, Manuttigibi renkli, stil sahibi, endüstriyel tarzın kentli kimliğini ifade eden markalar biraz daha öne çıkıyor ve tercih ediliyor.

Kısacası siz siz olun, sadece pencereleri ve kapıları açmakla kalmayın, ruhunuzu ve bedeninizi pozitif enerji ile, renklerle, en önemlisi de gelecekle buluşturun.

Salone Del Mobile 2018

Dünyanın en önemli tasarım etkinliği Milano Tasarım Haftası bu yıl 17-22 Nisan tarihlerinde yapıldı. Dünyanın dört bir yanından tasarımcılar, mimarlar, sanatçılar, markalar, gazeteciler ve tasarım-severler, teknoloji, dekorasyon, aydınlatma ve mimaride en son yenilikleri görmek ya da sergilemek için Milano’ya akın etti. Mobilya fuarı geçtiğimiz dönemlere kıyasla bu yıl görmüş olduğu talep ve yoğun ilgiyle 2018’e damgasını vurdu. Haftanın en merakla beklenen etkinliği ise kendi alanında dünyanın en köklü ve saygın mobilya fuarı Salone del Mobile’di.  Fuarın kendisi zaten yeterince kapsamlıydı ve yanı sıra düzenlenen uydu-fuarlar, sergiler, ürün lansmanları, panel ve seminerler, partiler ve birçok başka etkinlikle Milano tam anlamıyla bir ‘tasarım bayramına’ sahne oldu.

Sektördeki gelişim sürecine baktığımızda 2018 yılının 2017 yılından daha iyi olacağı kanısındayız. Dünyanın en büyük mobilya fuarı olan Salonde del Mobile; Roberto Cavalli Home, Bentley Home, Etro Home, Gianfranco Ferre Home Collections, B&B Italia, Minotti, Giorgetti, Molteni & C, Missoni, Fendi Casagibi dev isimleri ziyaret ettik.

Alivar, Home Project koleksiyonundaki Avrupa klasisizminin egzotik oryantalizm ile birleştiği ve Kolonyal yaşam stili ile şekillendirdiği mobilyalarla karşımıza çıktı. Giuseppe Bavuso’nun imzasını taşıyan koleksiyonda sofistike el işçiliği, detaylara karşı gösterilen özen ile birleşiyor ve Alivar felsefesini birebir yansıtıyordu.

 

İhtişam, konfor ve güç Elledue’yi tanımlamak için tercih ettiğimiz kelimeler. Elledue rakipsiz “avant-garde klasik” tarzını fuarda sergiledi ve uluslararası ilginin odağıydı. Barok Klasiğinin tanrıçası Roberto Giovannini ise, değerini yaratan otantik lüks ve zamansız klasik çizgiyi, yüzyıllarca yaşayan bir gelenek olarak hâlâ sürdürüyor.

 

Artık mekânları birbirinden ayıran duvarların yerini, şeffaf, sürgülü kapılar alıyor. Bu sayede hem mekân duygusu ferahlıyor, hem daha homojen ve güçlü bir ışık düzeni sağlanıyor. Şeffaflık duygusu ile daha modern bir mimari konsept kazanılıyor.

Modern mimariye eşlik eden ve inovatif gelişmeleri adım adım takip edenRimadesio;kapı sistemleri, kayar paneller, saklama üniteleri, raf sistemleri, walk-in giyinme/soyunma mekânları-sistemleri ve tamamlayıcı mobilyalar üreten çok güçlü bir firma. Salone del Mobile’de Guiseppe Bavuso imzası taşıyan tüm sürgülü kapı modelleri sunuldu. Koleksiyonundaki modellerin yapımında öncelik, çevre dostu ve işlevsel çözümler için kullanılan iki doğal malzeme olan alüminyum ve cama verilmiş. Farklı mekânlara ve alanlara uyarlanabilir ölçüleri, A+ teknoloji özellikleri ve geniş cam, çerçeve renk seçeneklerine sahip Rimadesio sürgü kapıları ile artık evlerde labirent duygusu kalkıyor.

Cam ve metali yani organik ve teknolojik iki malzemeyi yan yana getiren işlevi estetikle buluşturan bir tasarım felsefesine sahip. Bugün dünyanın birçok yerinde seçkin projelerde yer alan Rimadesio, mimarların en büyük çözüm ortakları arasında olmakla birlikte Young & Design, KBB gibi birçok tasarım ödülünün de sahibi. Özellikle mekânın bütün ruhunu değiştiren ve yüzey farklılıklarıyla çok stilize fonlar yaratan Rimadesio sistemleri, adeta sanat eseri gibi.

Çağdaş yaşam alanlarının prestij sembollerinden biri olan Longhi, 2018 koleksiyonu ile modernist, yalın duruşunu metropolitan çizgiye, renkli lake kaplamalara ve natürel ahşaba taşıyor. Yatak, yemek odasından tüm aksesuarlara kadar geniş bir yelpazede üretim yapan Longhimobilya üretiminde çeşitli teknikleri ve teknolojiyi kullanarak benzersiz ürünler ortaya çıkarmaktadır. Ürünlerinde mermer, nubuk, süet ve bronz-altın metal lazer kesim ve deri üzeri geometrik baskı kullandığı tasarımlarıyla tanınmaktadır. Kendine özel bir tasarım dili olan Longhi, mobilyalarının yanı sıra ustalıkla hazırlanmış porselen taşından oluşan kapısını sergiledi. “Be Mine” adını verdikleri bu kapı, adından da anlaşılacağı gibi yalnızca istek üzerine üretiliyor.

Her sektörde olduğu gibi mutfak mobilyasında da değişiklikler söz konusu, 2018 mutfaktaki değişimleri izlediğimiz bir yıl oluyor. Bu değişimler tüketicinin konforunu, rahatlığını sağlayacak yöndedir. Modern zamanlarda iş hayatının ve yaşamının sıkışmışlığının, ev ortamında özgürlüğe bırakılması her markanın ilk tercihi… İlk bakışta, yalın çizgiler, alçak bazalar, minimal mutfaklar ön plana çıkmaktadır. Tüketici hayal ettiği özgün mutfak mobilya tasarımlarına erişebilecektir.

 

2018 yılı trendi; kulpsuz, sade modeller ve mat yüzeyleri içermektedir. Dolap yükseklikleri alt ve üst dolaplardaki değişim, tüketici için daha uygun kullanım alanı haline getirilmiştir. Ahşabın sıcaklığına, net ve güçlü çizgileri, pastel tonları, ahşap yüzey birleşimini, romantik ve şiirsel tasarımları, renk ve malzeme seçimlerinde özgürlük sunmaktadır. Özellikle koyu renk ahşap kullanımı gözlenmektedir.

 

“Gelecekte herkesin kullandığı değil, kişiye özel mutfaklar olacak”

Bunların yanı sıra kişiye özel tasarımların hazırlanmasıyla da tüketicinin kendini özel hissetmesi büyük önem taşımaktadır. Markalar mutfakları hem yaşam alanı olarak değerlendiriyor hem de “evlerimizin kalbi” olarak görüyor. Bu düşünceden yola çıkarak da kullanıcının kendisini ait hissetmesini hedefliyoruz. Örneğin kullanıcıların fiziksel özelliklerine göre, sağlığını düşünerek fırının ve bulaşık makinesinin yüksekte olduğu modüller tasarlanıyor. Sağlık açısından önemli olan birçok şey mutfaklara yön vermeye başladı bile.

Valcucine, mutfak modelleri değil mutfak sistemleri yaratan özel ve önemli bir marka. Kendi alanının A++ segmentinde ve özel bir kesime sesleniyor. Mutfak tasarımı üzerindeki çalışmaları sadece stil-teknoloji ikilisi üzerine kurgulamıyor. İtalya’nın insan ergonomisine uyumlu olma ve çevre duyarlılığına hassasiyet anlamında en öncü markalarından biri ve tasarım felsefesi bütünüyle “kullanıcı ve doğal yaşam faydası” ilkesi üzerine kurulu. Bu da bizi son derece bilinçli bir markaya götürüyor. Kurucuları:“Yaptığımız işin merkezine toplumu ve onların hislerini, duyularını ve günlük yaşamda aldıkları basit keyifleri koyduk. Pişirme eylemini formlar ve materyalleri geliştirerek benzersiz bir deneyime dönüştürmeyi istedik.” diyor. Fuarda sunduğu son teknoloji Logica Celata‘dan bahsedecek olursak, İtalyan yaşam tarzının tipik geleneği olan ev barını ortaya çıkartmak için geliştirilen özel bir mutfak modeli. Tasarımı Gabriele Centazzo’ya ait olan yeni modelinde bar sistemi ile diğer serilerinden sıyrılıyor.

Dokunmadan açılan kapağı, ev barını ortaya çıkarıyor. Pratik, çok iyi düzenlenmiş ve şarap tatmanın gerektirdiği tüm ekipmanla donatılmış. Barı kapattıktan sonra ise evinizin zarif bir mobilya parçası haline dönüşüyor. Kişiye özel üretilebilen Vitrum Arte özel cam yüzeyleri ile barı eğlenceli bir stilde serbestçe yorumlayabiliyorsunuz.

Milano Tasarım Haftası’nın 57 yaşındaki en tecrübeli lokomotifi iSaloni’nin iki yılda bir gerçekleşen etkinliği Eurocucina’da Miele’nin Diyalog fırını ile tanıştık. Yiyeceklerin ısı ihtiyaçlarına göre kendisini ayarlayabiliyor ve konvansiyonel fırınlardan yüzde 70 daha hızlı. Görünüm olarak diğer fırınlardan farklı olmasa da, mutfak ve lezzet dünyasında şimdiye kadar görülmemiş deneyimler yaratıyor.

Gün geçtikçe biraz daha önem kazanan ve kişisel yenilenme mekânı olarak içeriğini hızla geliştiren banyolar ise, sadece teknoloji, işlev ve mobilya ile değil, teması, atmosferi, aurası ile de öne çıkıyor. Artık günümüzün banyo tasarımlarında su ile baş başa kalmanın, arınmanın ve rahatlamanın altı çiziliyor. Banyoların tanımı tümden değişti. 2018 sezonu için evinizin keyif sınırları genişlerken ön plana çıkan mimari özellikler ise başı çekiyor.

2018’de banyolarında fark yaratmak isteyenler için modern ve inovatif tasarım anlayışıyla hayata geçen monoblok lavabolar ön plana çıkacak.

Ekstra alana ihtiyaç duyan kullanıcılar için estetik görünümlü yaratıcılığın ön planda olduğu tasarımlar göz dolduruyor. Ünite içi çamaşır depolama işlevi gören tekerlekli puflar, duvara monte edilebilen makyaj üniteleri bunlardan yalnızca birkaçı…

 

Yüksek kalitede banyo mobilyası tasarlama amacıyla yola çıkan Antonio Lupi bugün tüm dünyanın en ünlü üreticilerinden biri konumuna gelmiş, bu süreçte ürün gamını da geliştirmiş bir marka. Fuarda banyo dolaplarından aynalara, taş küvetlerden duş sistemlerine, aksesuarlardan halıya ve iç-dış mekân şömine sistemlerine kadar banyolarını sergiledi.

Paolo Ulian’ın Antonio Lupi için tasarlamış olduğu Intreccioen çok ilgi görenler arasındaydı. Mermer anlayışının modernize edilmesinin en iyi örneklerinden olan Intreccio, bağımsız lavabo içerisindeki led aydınlatmalar ile dikkatleri üzerine topladı. Klasik blok mermer lavabolarının aksine hafifliğiyle ön planda olan bu tasarım yalnızca 55 kilogram.

Eskiden lüks göstergesi olan, sonrasında popülarite kaybı görülen ancak kalitesinden asla ödün vermeyen mermer; son yıllarda modern bir trend olarak keskin dönüşüyle tekrar mekânlara ev sahipliği yaptığını görüyoruz.

Dünyaca ünlü mobilya, mutfak, banyo markalarını Milano’da ağırlayan fuar, Salone del Mobile’den aldığımız notlara bakacak olursak; bu yıl dekorasyon akımının geleneksel çizgilere, otantik motiflere ve canlı renklere kaydığını aynı zamanda koleksiyonlarda ağırlıklı olarak klasik tarzda özgün tasarımlara yer verildiğini görüyoruz.

Avant-garde olarak adlandırılan son derece gösterişli ve lüks dekorasyonların ilgi çekmesinin yanı sıra 2018’e damga vuracak detaylar arasında pirinç ve bakır yer alıyor. İç mekânlarda ihtişamı ve zenginliği yansıtan altın sarısı, mobilyadan, duvara, aksesuardan tekstil ürünlerine kadar birçok tasarıma kalite ve tarz kazandırıyor. Son zamanlarda dekorasyondan moda dünyasına hatta kozmetiğe kadar birçok alana sıçramış olan metalik trendi, feminen stilleri sevenler için harika bir akım. Altın, bronz, gümüş gibi metalik renklerin yanı sıra rose gold yani bakır altın çok daha ön plana çıkmış durumda. Bronz aynalar ve cam detaylarının bu yıl da dekorasyona heyecan kattığını gözlemledik.

Tüm dünya teknolojinin hızına yetişmeye çalışırken dekorasyon ve mobilya markalar da bu hıza ayak uydurmaya çalışıyor. Her gün müşteri beklentilerine göre şekillenen ürünlere teknolojiyi dahil etmek ise şart. Bu farkındalıkla sürekli kendini yenileyen teknolojinin satın alma alışkanlıklarını değiştirdiğini rahatlıkla görmekteyiz. Geleceğin mobilyaları hazırlanırken günümüzde teknoloji ile birlikte yaratıcı ve akıllı mobilya tasarımları üretilmeye başlandı. Örneğin televizyon ünitelerine gizlenebilen dev ekran plazmalar, kablo kargaşasını azaltan ürünler çoğalıyor. Mobilyalarda bulunan özel bölmelere saklanabilen eşyalar artık dekorasyon bütünlüğünü bozmuyor. Ayrıca havalimanı, otel lobisi gibi alanlarda talep gören şarj üniteli ve internete bağlı mobilyalar evlerdeki yerini de almaya başlıyor.

İç mekânlara girmeye hazırlanan hayvan heykellerini, aksesuarlarını, aydınlatma parçalarını görmekle beraber mekânlarda canlı bitkilerin dekorasyon unsuru olarak kullanıldığına şahit olacağız.

A.Ozan EKŞİ

Baharla Gelen Özgürlük

Güneşin sımsıcak yüzünü göstermesiyle dış mekânlarda geçirdiğimiz zaman uzadı. Kasvetli ve dondurucu kış aylarının ardından, tıpkı sizin gibi evinizin de canlanmaya ve yenilenmeye ihtiyacı var. Evlerin dış dünyaya açılan kapısı balkonlar, gökyüzüne dokunan teraslar, doğadaki keyif köşeleri dekoratif bahçeler ve tatili ayağınıza kadar getiren havuzlu alanlar için erken hazırlık vakti! Yaşadığınız yerin atmosferini tazelemek hem psikolojinize hem de ruhunuza iyi gelecektir.

Hayatımızda değişen ihtiyaçlar, iklimler ve yaşam koşulları ister istemez iç ve dış mekân ilişkisinin de değişimine yol açıyor. Artık iç ve dış mekân ayrımının eskisi kadar sert değil, daha yumuşak geçişlerle olduğunu gözlemliyoruz. Tıpkı banyo ve giyinme odalarının yatak odalarına entegre edilmesi gibi. İç mekân mobilyalarında olduğu gibi açık alan tasarımlarında da dayanıklılık, konfor ve görsellik konusunda şüphesiz büyük bir değişiklik yaşıyoruz. Evdeki rahatlık duygusu ve estetik anlayış dış mekânlarda da kendini ele veriyor. 2018 sezonunda dış mekân mobilyalarının bahçe, balkon, teras, güneşlenme alanları ve farklı özel alanlar gibi çok yönlü kullanıma açık olarak kurgulandıklarını görüyoruz. Sandalye, koltuk, kanepe, sehpa, masa ve şezlong olarak oluşturulmuş yeni nesil serilerin tekli, ikili veya çoklu alternatiflerinde ise yanyana geldiklerinde grup oluşturma fonksiyonu sağlaması yoluna gidiliyor. Bu tip tasarımlarda fonksiyonel ve ergonomik bir estetiğin hedeflendiği oldukça belirgin olarak karşımıza çıkıyor.
Yaşam alanları, iç mekânlardan bahçe, teras, balkon gibi açık hava noktalarına taşınırken, bu yeni buluşma noktaları da adeta iç mekân şıklığında tasarlanıyor. Açık hava odalarının bu seneki stil haritasında, zengin botanik simgeler: bambu, hasır ve tik gibi doğal malzemeler, rustik, bohem ve iskandinav-modern stillerin karmasından doğan bir kurgu yer alıyor.

Markalar ise özellikle bu yıl stil sahibi ruhlara özgün mekânlar yaratıyor. Tasarım, işlevsellik ve yalınlığa vurgu yapan mobilyalarıyla dekorasyon gurularının yakından takip ettiği Manutti, bu sezon zamansızlığın sırrını modern formlarda arıyor. Ev yaşamına baharla birlikte taze nefesler katacak ve her metrekarede daha dinç, daha keyifli ve daha sıcakkanlı hissettirecek tasarımlarla yeni sezona ‘merhaba’ diyor.

Sem Collections’ın ince bir zevkin mükemmel birleşimi niteliğindeki marka portföyünde bahçenize uygun birçok alternatif bulabiliyorsunuz. Yapılacak düzenlemeler ve minik dokunuşlar ile evinizi yeni sezona hazırlayabilirsiniz.

Salıncak keyfinden mahrum kalmayın. Geniş bir balkonunuz, terasınız, hatta bahçeniz varsa salıncak ya da hamak alarak siesta keyfini günün her saatine yayabilirsiniz. Artık iç mekânlar için de çeşitleri bulunan hamaklarla odanızda tatil havası estirebilir, iş çıkışlarında evinize koşa koşa gitmek isteyebilirsiniz. Alacağınız salıncağı ya da hamağı canlı renklerden seçerseniz yaz mevsiminin ruhunu her an yanınızda hissedebilirsiniz.

Açık hava keyfinizi yatay düzleme taşıyan ve sizi güneşin çekici sıcaklığında konformist bir ergonomiyle kucaklayan şezlongları da tercih etmeniz mümkün.

Mekânın ruh halini belirleyen, konfor faktörünü etkileyen aydınlatma elemanları ise dekorasyonunuzun finalidir. İnovatif malzemeler, sanatsal formlar ve yeni teknolojilerle stil evrimini bir üst boyuta taşıyor. Dünya devleri ile iş birliği yapan Contardi’ye ait Muse koleksiyonu ve Masiero’ya ait Drylight koleksiyonu radarımıza girenler arasında.

 Kış evleri için sıcak trend alevleri

Her gün hızına hız katarak değişen, genişleyen ve işlevselleşen yeni nesil evler için 2018, bütünüyle kullanıcı odaklı trendlerle dolu. Bir yandan sadeleşen ve boş bir kâğıt kadar işlenebilir olmaya hazırlanan mekanlar diğer yandan kişisel detaylarla dekore edilerek benzersizleşmeye ve özgünleşmeye hazırlanmakta. Gelecek, az eşya-çok mana üzerine kuruluyor.

 

Mimar A.Ozan Ekşi.

 

Kim ne derse desin, geçen 30-40 yıla baktığımızda dekorasyon dünyasına İtalyan modernizminin kumanda ettiğini söylemek çok mümkün. Bunu hygge gibi, vintage gibi, avant-garde gibi dönem dönem öne çıkmış butik trendleri de göz önünde bulundurarak okuyabiliyoruz. Kalıcı olmayı başarmış modernizmin, çağdaş evlerin en korumalı limanlarından biri olduğu artık tüm otoritelerce kabul ediliyor…

Alivar, B&B Italia, Cassina, Minotti, Longhi, Misura Emme, Giorgetti ve gibi efsaneleşmiş düzinelerce İtalyan markasının domine ettiği bu zincirin tasarımcılarından dünyaya yayılmış satış temsilcilerine kadar uzanan her halkası kusursuz tasarımlarla ortaya çıkıyor ve piyasayı adeta tek bir ağızla yönetiyorlar: “Biz en kaliteli materyalleri, en akıllı çözümlerle ve en iyi işçiliklerle buluştururuz”. Bu nedenle İtalyan işi bir kanepe ile kaliteli bir otomobil hemen hemen aynı duygu dünyasını yaratıyorlar insanda…

 

Modernizmin en iyi yanı, kuşkusuz zamansız, mevsimsiz, takvimsiz ve özgür olması. Bundan 30 yıl önce aldığınız bir oturma grubunun demode olma ihtimali çok düşük çünkü formlarla oynamak bir günah gibi. Buram buram ustalık anlatan işçilik sayesinde minimum bir nesil, bıkmazsa ikinci nesil de ürünleri kullanabiliyor, belki bir kumaş ve sünger renovasyonu ile… Hele de o bir dünya markası ise, sadece ismi bile size çevrenizde prestij ve statü sağlıyor.

 

Modernizmi bir kitap adı olarak kabul edelim ve alt kategorilerindeki 2018 trendlerini de bu perspektifte değerlendirelim.

 

Çevreye duyarlı banyolar

2018 yılı, organik gıda ve suyun tasarruflu kullanımına yönelik tasarımları öne çıkaran bir yıl oluyor. Yaşadığımız gezegene saygılı çalışmalara odaklanılmış, tabii kaynakları etkin kullanma sorumluluğu üstlenmiş bir tasarım vizyonuyla… Elbette ki bu kaynaklar azaldıkça, var olanlara en az zarar verecek tüketim modelleri de yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Suyun en çok tüketildiği yerlerden biri olan banyolar, en özel ve akıllı tasarımların buluştuğu noktalardan biri. Bu öyle bir kültür ki sadece çevreye saygılı tasarımları tercih etmekle bitmiyor, kişisel bakım ve kozmetiğe kadar devam ediyor. İşte bu anlamda banyolar tam birer kesişme noktası… Burada her geçen gün tüketicilerin değişen yaşam alışkanlıklarını yöneten teknolojiyi de katmak gerekiyor; çünkü aynı inovatif gelişmeler, hayatın her alanına yansıdığı gibi, banyo mekânlarında da kendisini gösteriyor. Suyun ısısına göre renk değiştiren armatürler, incecik fakat yüksek yalıtım özelliğine sahip kaplama malzemeleri, üretiminden ambalajlanmasına kadar “çevre duyarlılığına uygundur” etiketi taşıyan tasarımlar… İşte geleceğin banyo aktörleri. Tüm bunların karşısında kompakt çözümler isteyen, modern, yalın ve net bir duruş tercih eden metropol insanları. Onlar da sahip oldukları küçük metrekarelerdeki banyolarında modüler kombinasyonlar sunan her çözüme ilgi duyuyorlar. Aynı zamanda şık, organik formlu, alternatif yüzeylere sahip, akılcı ve duyarlı seçenekler arıyorlar. Dolayısıyla süsten püsten sadece görünümde değil, anlam olarak da arınıyoruz.

 

Mutfak yaşamının yeni reçeteleri

Metropol hayatının yoğun insan ve araç trafiği, iş dışındaki saatlerde sosyal olmanın getirdiği yorucu tempo, 21. yüzyıl yasakları veya kısıtlamaları sayesinde artık şahsi kalelerimiz olan evlerimizde çok daha fazla zaman geçiriyoruz. Bu “evde buluşma” trendi, yanında bir akım daha getirdi: “Ben pişiriyorum”. Bu öyle bir anonstu ki, bir anda bütün gastronomi dünyası vites yükseltti. Dünyanın en ilginç yemek reçetelerini anlatan televizyon kanalları, bilimsel gastro kongreleri, teknolojiye takla attıran elektronik cihazlar, kalabalıkları kucaklayan mutfak tasarımları, kitaplar, üniversiteler, tarımcılıkta ve hayvancılıkta füzyon uygulamalar, YouTube kanalları, yarışmalar, kamplar, dijital dersler ve daha neler neler… Tümü evde arkadaşlarına yemek pişirmeye karar veren metropol insanı içindi. Şimdi bu bulvarda hep birlikte yürüyoruz çünkü mutfak artık evin sohbet etme, çalışma, en sevdiğimiz filmi seyretme ve keyifli vakit geçirme noktası. Birlikte yemek yapıp, birlikte yemek yiyoruz. Mutfak mekânının yaşam alanına dahil edilmesi ile işler salon için iyice kötüye gidiyor. Mutfak üreticileri de bu yeni yaşam biçiminin farkına varıp, bu entegrasyonu destekleyecek tasarımlar ile bu yeni eğilime katkıda bulunuyorlar. Tasarımda temel yenilik, Antonio Citterio ve Paola Navone gibi tanınmış tasarımcıların mutfak üreticileri için tasarladığı ve yorumladığı yeni konseptler. Bir de dokunmatik mekanizmalar belirgin yenilikler arasında. Valcucine’nin V-Motion özelliği bunlardan biri. Tek bir el hareketi ile başlayan hokus pokus, kapakları açıyor, bataryayı döndürüyor, ışıkları yakıyor. Büsbütün kapaklar arasında saklanmış ve sadeliğin anıtı gibi duran mutfağın altından bir laboratuvar çıkıyor… Mutfağın geleceği de o el hareketinde saklı işte. Gelelim malzemelere, doğal ahşap ceviz, siyah ve beyaz parlak lake, kapaklarda illustratif desenler (mutfakta kişiselleşme devrimi) ve cam kapaklar yenilik olarak sayılabilir. Ayrıca modülasyondaki yeniliklere baktığımızda da, yukarı doğru açılan kapaklar yerine normal menteşe ile iki yana açılan kapaklı dolaplar ile bu dolaplarda 100 cm. üzeri yükseklik kullanımı görüyoruz. Tezgâhlarda akrilik ve doğal taş en çok tercih edilen malzemeler arasında. Bir de kavram kontrastı yaşanıyor ki bu da önemli bir sosyolojik trend diyebiliriz: Metropol apartmanlarında yaşayanlar daima doğaya dönük, doğa ile iç içe bir yaşam hayal ettikleri için, mutfaklarında modern bir model seçseler dahi saksıda kendi fesleğenlerini yetiştiriyor, ekmek yapıyor ve bol bol tekstil ürünü kullanıyorlar.

 

Modernizmi dengeleyen eklektizm

İtalyan tarzı kusursuz modernizmi temsil eden yaşam alanlarında seçkin sanatsal çalışmaların, çok özel kültürel objelerin, az bulunan antika objelerin de kullanıldığını ve bu sayede mekâna ruh verildiğini, kadim ve gelecek arasında denge kurulduğunu da belirtmek gerekiyor. Bu tavır aslında eklektizmin bir diğer yüzü. Eklektizmi, karman çorman yerine bir köprü olarak düşündüğünüzde bu modernizmi farklı dekorasyon ekolleriyle zaman zaman buluşturan sahnelerin olduğunu ve bu sayede sade bir eklektizmin yakalandığını söyleyebiliriz. Eklektik bir mekân yaratırken, farklı tarzda ve stilde olan eşyaların birbirine olan oranı, ölçeği, yarattığı kontrast ve kaos çok önemli. Bu denge soluğu 2018’de daha da artarak devam edecek. Bouroullec kardeşlerin imza attığı bir kanepenin arkasındaki Afrika maske koleksiyonu, modernizmin yarını olacak.

 

Pastel renkler ön planda

Pantone’nin ilanı üzerine 2018 “Ultra Violet” yılı. Bu da demek oluyor ki mistik, spritüel bir şiirsellik derbisine davetliyiz. Tekno romantizm olarak da ifade edeceğimiz pastellerin ön plana çıktığı ama aynı zamanda dramatik gölgelerin de dekorasyonda kullanıldığı bir yıl olacak 2018. Tekstillerde tercih edilecek olan desen seçimleri de yine doğadan ilham alınmış geometrik şekillerden oluşacak; ekose, kazayağı, pied de poule gibi. Beyaz ve siyah gibi klasikleşmiş renk düetlerinden vazgeçilmeyecek. Çünkü ustalara saygı duyulan bir döneme giriyoruz. Özellikle altın, pembe altın, çinko ve bakır gibi doğanın bize sunduğu madenler yaşadığımız mekânlarda kullandığımız aksesuarlara ve aydınlatma elemanlarına dönüşecek. Geri dönüşümü olan yapı malzemeleri olayın felsefesi gereği vazgeçilmezlerimiz olacak.

Cafe, restoran ve otellerde yeşilin tüm tonlarını göreceğiz. Yeşil kendini hissettirmek için bitki olarak doğadaki haliyle mekânlarda oldukça fazla kullanılmakta. Duvarlarda, raf aralarında, banyo, mutfak ve vitrinlerde bol bol karşılaşacağız. Günümüz yoğun ve stresli yaşam tarzında doğaya ve yeşile hasret kaldığımız için doğal olan her şeyin popüler olduğunu görüyoruz. Mekânlarda ve yüzeylerde malzemeler doğal olandan seçiliyor ve tasarımlar sadelikle hayat buluyor. Akdeniz’in doğal esintisi iç mekânlarda kendini göstermeye başlayacak. Düz kumaşlar yerini hareketli kumaşlara bırakırken masifler, doğal taşlar, mermerler, paslanmış demir ve bakır pirinçler modernize edilmiş sadeliğin asilliği ile karşımıza çıkacak. Ahşap belki de altın çağını yaşayarak sade ve doğal olarak gözümüze çarpacak.

SON TEKNOLOJİ KÜVETLER, ÇOK FONKSİYONLU DUŞ KABİNLERİ

Treesse 40 yıllık sektör deneyimiyle, son teknoloji küvetler ve çok fonksiyonlu duş kabinleri üreten, yerli ve yabancı pazarların ihtiyaçlarını karşılamak için geniş bir ürün yelpazesi sunan Gruppo Treesse, klasik 19. Yüzyıl görünümünden sade olan modern şıklığa kadar her zevke uyacak şekilde tasarlanmış olan küvet ve duş sistemleri üretiyor. Ahşap, cam ve metal malzemelerin kullanılmasıyla, tasarım ve kaliteyi bir araya getiriyor.

TREESSE-HOME 

BANYOLARDAN DUŞ KABİNLERİNE, TAMAMEN SAĞLIKLI OLMANIN YENİ KONSEPTİ

Güçlendiren gizlilik

Full rahatlamanın hazzı dışında her şeyi gizlemek; yenilikçi Ghost sisteminin söz verdiği şeydir. Mini yüzme havuzlarından banyo küvetlerine, duşa kabinlerden ses yayıcıya, Ghost sistemi; görünmeyen teknoloji ile komple iyi olmayı sesler, renkler ve ışıkların içinde olduğu konforlu bir karışımda birleştirir.

 

 

TREESSE Minipiscine

Mini-havuz

Hidromasaj üzerindeki geniş tecrübesine dayanarak, Treesse tamı tamına İtalyan stiliyle uyan düzgün kaygan çizgiler arayan hidrospa çizgisini sunmaktadır. Kalitemiz ve teknolojik yenilik en üst çizgide İtalyan üretiminden yapılmıştır.

Bu hidrospalar özellikle dünyada eşi olmayan patentli özel Ghost Sistem’den yapılmaktadır. Özellikleri olarak; göz yakalama, görünmeyen hidromasaj jetlerinin yerleştirildiği mod ayarlı Led ışık şeritleri vardır. Hidrospalarımız geliştirilmiş filtre sistemi ve en gelişmiş teknolojik özelliklidir. Özel evlere veya projelere; modernden klasiğe dekor stilleriyle temiz-çizgili tasarımıyla mükemmel olarak uyarlanır.

TREESSE-ALBATROS

STEP-BOX-Marc Sadler tasarımı.

Step-box; farklı şekiller ve ölçülerden oluşan basamakların koleksiyonudur. Çok temiz, şık tasarım özelliğinde mini havuzları alabilmek için uygun, pratik ve çok yönlü opsiyonlar sunar. Ahşap parçalı Crystaltech* malzemesinden yapılmıştır.

TREESSE-ALBATROS

SURI-Massimo Farinatti tasarımı.

Kadifemsi yumuşak sarılma, anlık iyi olma (well-being) Beyaz kadife olarak duran Whive; aynı isimli malzeme kadar yumuşak mat bir bitişlidir. Yumuşak ve davetkar dokunuşa sahiptir, bu iyi materyal kompakt ve yumuşak yüzeyler yapmak için doğal elementlerin yenilikçi birleşiminden yapılmıştır. Whive, pürüzsüz bitişlidir, kolay temizlenir ve birinci sınıf hijyen için tamamen hipoalerjeniktir. Whive; sürtünme ve darbeye dayanıklı rengi uzun süre kalıcı hafif ürünler yaratır.

 

EĞİLİMLERİN IŞIĞINDA AYDINLANIN

Mimari tasarımlar kim ya da kimler için tasarlanıyor olursa olsun, ışığın tasarımdaki kullanımı son derece önemlidir. Müstakil bir ev, kullanışlı bir ofis veya ışıldamak isteyen bir mağaza… Dünyanın neresinde olursa olsun yapılar, ışıklandırmaya ihtiyaç duyarlar. Çünkü tüm mimari tasarımlar içinde yaşayacakları insanlar için tasarlanırlar ve insanların en büyük ihtiyaçlarından bir tanesi de ışıktır. Bu yüzden ışığın kullanımı mimarlıkta son derece önemli bir husus olarak karşımıza çıkar.

Işık ve aydınlık, insanlar için ihtiyaç olmasının yanı sıra aynı zamanda estetik bir unsurdur. Mimari tasarımlarda ışığın kullanımı, aydınlık insanlara ferahlık verir, onları psikolojik olarak iyi yönde etkiler. Bu yüzden ışığın kullanımı mimarların üzerinde en çok durdukları unsurların başında gelir. Işık kullanımı konusunda farklı bir yol izleyen Gotik mimari, mimarideki bu genel eğilimin aksine mekânların içinde de dışında da karanlığın ve karanlık alanların üzerine düşer. Gotik sanat akımının insanları suçluluk ve karamsarlığa ittiğini söylemeye gerek yok.

Günümüzde tasarım alanındaki gelişmelerin temelinde, pozitif bilimlerdeki gelişmeler yatmaktadır. Bu noktada pozitif bilimlerin gelişmesi, insan ile ilgili tüm alanlarda yapılan çalışmalarla birlikte, aydınlatmanın da yan bilgi olmanın çok ötesinde, başlı başına bir konu olduğunu ortaya koymuştur. Geçmişte aydınlatma teknolojileri alanındaki araştırmalarda göz ardı edilen konular, günümüzde sağlık sorunları olarak karşımıza çıkmaktadır. Verimlilik, performans, mekân algısı gibi konular, özellikle iç mekânların fiziksel ortam koşullarından kaynaklanan problemlerdeki artış nedeniyle göz ardı edilemez bir konuma gelmiştir. Bu noktada; ışığın geliştirilmesi, üretilmesi, satılması, uygulanması ve tasarlanması konularında, çalışan kişiler tarafından, ‘iyi görme koşullarının sağlanması için’ ışık uygulamak konusu, insan sağlığı çerçevesinde düşünülüp sağlıklı aydınlatmanın gereklerini yeniden belirlemesi gerekmektedir.
Sonuç olarak; özellikle görsel performans düzeyinin yüksek olmasının istendiği durumlarda mekânda yapılacak aydınlatma tasarımının da mekânla birlikte tasarlanması gerekmektedir. Bu amaca yönelik yapılacak aydınlatma tasarımlarında, zamanının büyük bir kısmını kapalı mekânlarda ve yapay ışıkla geçiren kişilerin, yapay ışıktan fizyolojik, biyolojik ve psikolojik bakımdan nasıl etkilendiklerini bilmek gerekmektedir. Bir mekânın mekânsal özellikleri ve yaratılmak istenen atmosfer en iyi ışık sayesinde vurgulanabilir. Daha iyi görme koşullarını sağlamanın ortamdaki aydınlık düzeyini yükseltmek olmadığı yeni nesil araştırmalarla anlaşılacak ve belki de günümüzde doğru olarak kabul ettiğimiz pek çok uygulama tarihte kalacaktır. Işık mekânın kimliğini ve mekânsal özelliklerini doğrudan etkilemekte ve oluşturmaktadır. Bu bakımdan aydınlığın karanlık yüzünü görmek, zamanımızın  büyük kısmını geçirdiğimiz iç mekânlara aydınlatma bakımından daha etkili yaklaşımlar getirecektir.

Yaratmak istediğiniz ambiyansın yolu, belirlediğiniz ışık miktarı ve stilden geçiyor. Aydınlatma elemanları ise güçlü tasarımlarıyla dekorasyonu tamamlayan kilit birer oyuncu haline dönüşüyor. Farklı stillerdeki tasarımlarıyla ikinci planda kalmayı reddeden aydınlatma elemanları ve taze kullanım fikirleri yeni heyecanlara ışık tutuyor.

 

PARLAYAN, YANSIYAN, YÜKSELTEN DEKO-ŞİFRELER

Klasiğin Vazgeçilmezliği

Her dönemin zamansız stillerinden olan klasik tasarım anlayışı, aydınlatmada birer mücevheri andıran çizgileri ile modası geçmeyen zevkleri yansıtıyor. Gösterişi ve şatafatı ile avant-garde bir duruş sergileyen dev sarkıtlar, sarkıtların en büyük tamamlayıcısı aplikler, masa üzeri aydınlatmalar ve lambaderler ile klasik tarzdaki yaşam alanınızda çarpıcı bir vurgu sağlayabilirsiniz.

ÇARPICI VE SADE : DOĞAL TAŞ

“Günümüzde dünyayı ele geçiren sentetiğin aksine
doğal taş, insana ve yaşam alanlarına doğal
malzeme sağlamaktadır. Eskiden lüksizm göstergesi
olan, sonrasında popülarite kaybı görülen
ancak kalitesinden asla ödün vermeyen mermer;
son yıllarda modern bir trend olarak keskin
dönüşüyle tekrar mekânlara ev sahipliği yapıyor.
Mermer anlayışı modernize edilerek,
gelecek nesillere aktarılıyor. Bu yıl çok sık
karşılaşacağımız farklı malzemeler,
dekor elementleri, akıllı eklemeler arasında
doğal taş ve mermer ilk sırada bulunuyor.
Kendine özgü karakteri
ve rengi bulunan mermerin
doğal güzelliğini tasarım
ve tutku ile günlük hayatımızda
ev dekorasyonunuza yansıtacak
en yeni mermer mobilya
ve aksesuarlarla tanışın.”

DOĞAL TAŞTAN İNŞA EDİLEN ESERLER
YILLARA MEYDAN OKUYOR
Doğal taşlar geçmişte doğada bulunduğu şekilde
ya da kabaca yontularak mekânda konstrüktif
amaçlı kullanılırken zaman içerisinde teknolojinin
gelişimiyle farklı biçimler kazandırılarak mekânda
farklı amaçlı kullanılmaya başlanmıştır. Sanayi devriminden
önceki dönemlerde, bugün bildiğimiz
anlamıyla teknolojinin henüz ufukta görünmediği
çağlarda bile insanlık doğal taşlarla muazzam mimari
eserler ortaya çıkarmıştır. Bu eserlerin oldukça
önemli bir kısmı bugün bile ayakta ve halen kullanılmaktadır.
Bu doğrultuda taş ustalığı da tarihin en
eski iş kollarından biridir.
Doğal taş, ister yapı konstrüksiyonunda yer alsın,
ister kaplama malzemesi olarak kullanılsın yapıda
bulunma sebebi sadece bir zorunluluk değil
aynı zamanda doğadan gelen, sağlıklı, ekolojik, ısı
konforu sağlayan ve estetik niteliğe sahip bir malzemedir.
Dolayısıyla mimaride güncelliğini daima
korumuş ve yaşam mekânlarında hak ettiği ilgiyi
görmüştür.


Alternatif yapı malzemelerinin hızlı gelişimiyle
birlikte doğal taş kullanımı büyük ölçüde azaldı
ve belli alanlara sıkıştı dersek yanlış olmaz. Bugün
ancak villa tipi müstakil evlerde yapı malzemesi
olarak kullanılan doğal taşlar ve mermerler, diğer
taraftan da hayatımızın başka alanlarına girmeye
başladılar. Bu da ağırlıklı olarak iç mimari ve dekorasyon
alanlarında karşımıza çıkıyor.

Doğal taş ile tanımlanmış çevrelerde kullanılan
taşın özelliği gereği bu malzeme kullanıcının
yaşamı için gerekli fiziksel ortamı sağlamaktadır.
Bu malzemenin bir araya gelişindeki detaylar
tasarım dili oluşturmakta ve inşa edildiği bölgenin
yöresel mimari karakterini belirlemektedir.
Doğanın içinden gelen bu malzeme sağlıklı ve
çevreci özelliği ile insanoğlu için yaşanılır bir çevre
olarak kabul görmüştür.
Mekânın yüzeylerinde kullanılacak plak halindeki
doğal taş (mermer, traverten v.b.) kaplamaların
uygulama şekli, atmosfer şartlarına dayanıklılığı
(yağmur, kar, toz, v.b.), sertliği, işlenebilmesi, homojen
olması, renk ve dokusu yapının mimari
karakteri, bulunduğu iklim, yapı konstrüksiyonuna
bağlı olarak belirlenir. Granit, mermer, traverten
gibi doğal taşların cilalı yüzeyi mekâna
ihtişam katar, mekânın cazibesini artırır. Taş
ocağından çıkarılan çeşitli renk ve dokuya sahip
taşlar, düzgün kesilerek yapılarda kullanılmaktadır,
şekillendirme sırasında ortaya çıkan küçük
taş parçaları ise bu yapının cephe kaplaması için
kullanılır.

Görsel zenginliği ve estetik duruşu ile dekorasyon
dünyasına damga vuran mermer trendi, geçen yıl
fazlasıyla alıştığımız gri ve antrasit tonlarını bu yılda
daha cesurca kullanabileceğimizi ispat ediyor.
Önceki yıllarda güç ve iddialı görünümü simgeleyen
siyahlar, çoğunlukla cam ve cilalı mermerlerde
karşımıza çıktı. 2018’de ise antrasit ve siyahlar daha
yumuşak ve organik formlarla kullanılacağı öngörülmektedir.
Parke ve ahşap yüzeylerde antrasit ve mat cilalar,
duvarlarda mat ve hafif tekstürlü boyalar, mekânlar
küçük bile olsa parlak yüzeylere göre daha az iddialı
oldukları için diğer malzemelerle daha kolay bir araya
gelecekler.


Mimarların gözdesi olacak mermer stili aslında ev
dekorasyonunda her renkle uyum sağlayabildiği
için işleri kolaylaştıracak. Dokunduğu her yere minimal
bir hava katan mermer, mekânın niteliğini
başka bir boyuta taşımaktadır. Ev dekorasyonunuza
uygun mermeri; banyolarda, mutfaklarda, masalarda,
konsollarda ve sehpalarda kullanarak bu trende
katılabilirsiniz.

Yeni lüksün yansımaları

Yıllar boyunca insanoğlunun yaşam tarzına eşlik eden lüks tanımı farklı dinamiklere göre değişkenlik göstermiştir. Teknolojiden hammaddeye kadar pek çok elementin rol oynadığı bu değişim sürecinde, lüks kavramının karşılığı daima somut oldu. Oysa ki günümüzde, her alanda lüks, kendine yeni açılımlar buluyor. Bunların da çoğunda mecazi anlamlar öne çıkmakta. Yani duygular ve düşüncelerle kendini ortaya atıyor ve biçime dönüşüyor. Bakalım, bugünün lüks tanımı nerelerde, nasıl vücut buluyor?

 

Mimar A.Ozan Ekşi.

 

“Eşyanın tabiatı” tanımı var oldukça, ihtiyaç olanlar ve ihtiyaç dışında olması gerekenler diye ayrıldı yollar… İhtiyacın dışında duran, varlık sembolü, prestij ve statü sembolü olan her şey zaman içinde bu lüks iklimine uğradı ve kendini gösterdi. Altın varak çerçeveli aynalardan, gösterişli mobilyalara, ton ağırlığındaki avizelerden ipek halılara kadar evlerde de yerini aldı. 2000’li yıllarda, minimalizm cephesinin hücuma geçmesi hem mental hem fiziksel anlamda insana iyi geldi. Geldi ama adı üstünde, minimalizm. Yani az olanın çok olduğu bir dekorasyon ekolü. Burada alışılagelmiş lüks detaylara yer yoktu. Çünkü insan artık kalabalıktan, şaşaadan, hatta kast ve sınıf ayrımından bile yorgundu. Bu yorgunluğun tedavisi zaman içinde gerçek bir lüks olarak kayıtlara geçti. Pırıl pırıl parlayan kumaşlarla döşenmiş mobilyalardan kaliteli işçiliğe, iki yıl sonra demode olma ihtimalinden zamansızlığa ve her daim kullanabilecek parçaların daha fazla talep görmesine kadar büyük bir değişim gösterdi. Yaşadığı bu büyük evrim ile klasik anlamda lüks ve buna bağlı olarak uzun yıllar boyunca lüksün eş anlamı addettiğimiz markalar yönünü el işçiliği, doğal malzemeler ve zanaatkârlık gibi değerlere döndürdü.

Lüks kimine göre önde gelen markaların ikonik parçaları, kimine göre dünyanın dört bir yanından titizlikle seçilmiş antika eşyalar oldu. Evler, tek bir dönem ya da akım yerine doğu ve batının farklı zamanlarının yaratıcılıkla birleşmesiyle şekillendi. Gelenekselle moderni, oryantalle batıyı, ışıltı ve zarafeti bir araya getiren, devamlılık gösteren evler yaratıldı.

Kimine göreyse lüks, ideal konumda, mimarisi ve her türlü altyapısı tamamlanmış, yaşayana uzun yıllar konfor sağlayabilecek bir ev olarak kabul edildi. Yani kişiselleşmiş, kullanıcının stiline, zevkine, hatta işlev ihtiyaçlarına göre tasarlanmış, bütünüyle konfor sunan bir ev de lüks yeterliliği sağlamış oldu. Yani hayalinizdeki huzurlu ev kavramı ne ise ona ulaşabildiğiniz anda siz lüks bir yaşamı kucaklamış sayıldınız.

Biraz daha ileri gidersek, tasarım mobilyalar ve özellikle sanat eserlerine sahip olmak doygunluk ve yatırım değeri olarak da lüks bir birikim olarak kabul edildi. Bugünün lüks kuralları böyle…

İç dünyamızdaki heyecanları ve istekleri karşılayan bir ortama sahip, hızlı adımlarla ulaşmak istediğimiz, rahat ettiğimiz yegâne yer olan evimizi, lüks denilebilecek kıvamda dekore etmek tamamen bilgi, görgü, deneyimler, gelir miktarıyla ilişkili. Kısaca evin garajında sayıları artan otomobiller artık lüks değil. Onun yerine ergonomisiyle zaman ve yaşam kalitesini artıran bir mutfak, telefondaki tek tuşla evdeki ışıkları ve müziği yönlendirebilmek, kaliteli bir işçilikle üretilmiş ve zamanlar boyunca size eşlik edebilecek bir kanepe ve sanat eserleri edinebilmek artık yeni lüksün nasıl da güncellendiğini bize rahatça anlatıyor. Metropolün içindeki evlerimizin bahçesinde tenis oynayabileceğimiz, yürüyüş yapabileceğimiz, sosyalleşebileceğimiz alanların olabilmesi de bize iyi geliyor ki bu da artık bir lüks. Eğer evinizin banyosundaki saunada veya buhar banyosunda, aromaterapi seansları yaparak yenilenebiliyorsanız, kendinizi dış dünyanın monotonluğundan koparabiliyorsanız, siz gerçekten lüksistsiniz.

Dolayısıyla bugün, teknolojinin tüm avantajlarını insanların psikolojik ve fizyolojik ihtiyaçlarıyla birleştirebilen ve hayatı maksimum kullanabilen mekânlarda yaşamak, yeni lüks tanımını biraz daha belirginleştirecektir. Çağdaş sanatçılardan özel çalışmaların bir araya geldiği ve endüstriyel tasarım ürünlerinin rafine parçalarla birleştiği, işlevselliğin ve kullanıcının rahatlığının ön planda olduğu evler, bugünün en çok arzulanan evleridir. Kişiselleşerek yaratıcılığı öne çıkaran, yer değiştirip yeni kombinasyonlar yaratmaya imkân sağlayan, değişim hissi vererek insanı iyi hissettiren atmosferler, kişisel gelişim anlamında yine lüks duygusunu kullanıcıya tattırır.

Kullanıcıya statü sağlaması ve marka bağımlılığı yaratmasındansa, onun kalbine ve ruhuna iyi gelen tasarımlar yakalamak ve gerçekten işe yarayan fikirlerin bir araya geldiği mekanlar geliştirmek, bugünün ev kimyasının vazgeçilmez kriteri. Tüketicinin kalbine girmiş markaların da ortak özelliği bu zaten: Deneyimler sunarak tasarımı anlamlandırmaya çabalıyorlar.

Kalabalık, karışık ve yorucu olmak yerine rahatlatıcı, kolaylaştırıcı ve dengeleyici olma beklentisi, insanların birbirleriyle olan ilişkilerinde de, yaşam alanlarıyla olan ilişkilerinde de ilk sıraya yerleşiyor. Tüm trendlerin içinde doğaya ve doğal olana yakınlaşma dürtüsünün bulunması da bu yüzden. Öyle bir lüks arıyoruz ki, bizi gerçek ve saf hayattan koparmasın, bilakis bizi onunla yakınlaştırsın.