Etiket Arşivleri: collections

Güzellik yaratmak bir sanattır

Güzellik bir zevk meselesidir ancak güzellik yaratmak bir sanattır!
Günümüz kent yaşamının konut kulvarında önemli bir yenilik söz konusu. ‘Loft’ tipi daireler, bekar metropol insanının da, iki kişilik ailelerin de yaşam mekanı tercihlerinde ilk sıralara yerleşiyor. Hacim, plan ne olursa olsun yeni jenerasyon konut projelerindeki en önemli ortak nokta, küçük metrekareler ve çözüm odaklı alandan kazanma mottosu. Yaşam alanınızın ön plana çıkan özelliği metrekaresi değil, rahat, dekorasyonu iyi planlanmış ve akıllı çözümleriyle tasarlanması oluyor.

Genel olarak bu yeni yaşam tarzı öncelikle, ailelerinin apartman dairesi hayatından sıkılmış, dinamik ve iyi kazanan genç nesil tarafından ya da tempolu yaşayan yüksek gelirli profesyoneller tarafından tercih edildi ve edilmekte. Peki rahatına düşkün ve orijinal çözümler isteyen herkesin hayallerini süsleyen evler nasıl dekore edilebilir?

Yaşam alanında sürekli güzellik arayan estetik bir laboratuvar olan Driade, geniş kataloğunda; ev, bahçe ve kamusal alan mobilyalarını, günlük kullanım için sanat parçaları ve objeleri, birbirlerini uyumlu bir şekilde harmanlayan ruhlar içeriyor. Tüm bunlar, tasarım dünyasında Driade’yi benzersiz kılıyor.

Geniş hacimli, yüksek tavanlı ve büyük pencereli mekânlar için mobilya seçmek, dekorasyon yapmak, bir tarz tutturmak çok da kolay değil. Tek ve açık planlı mekân, dışarıda görünen kirişler, taşıyıcı kolonlar gibi unsurlar, dekoratif olarak fazla seçenek bırakmıyor. Örneğin klasist veya gösterişli bir dekorasyon tarzını seçmek işin doğasını bozuyor. Dolayısıyla gidilecek yolda modernist ve maskülenist davranmak, zaman zaman çağdaş sanat eserlerine veya tasarım heykellere yer vererek, vintage veya bir iki parça antika kullanarak yaşam gustosu olan bir denge kurmak gerekiyor. Elbette ki ‘rahatlık’ temasını göz önünde bulundurmak en önemli kriter: Bu noktada en konforlu yaşama, uyuma ve yemek yeme alanlarının belirlenmesi şart. Driade’de benzersiz, eklektik aynı zamanda şık ve zamansız tasarımları bulabilirsiniz. Hepsinden önemlisi bu ifade ve duyu araçları simyası içinde, neşe dolu ürünlerde herkes kendine benzeyen bir Driade bulur. Italian Creation Group bünyesinde olan 1968 yılında kurulan Driade ürünlerinden sandalye, masa, koltuk, yatak, kitaplık, aydınlatma ve ayna, halı gibi tamamlayıcı aksesuarlar dikkat çekmektedir.
Günümüzde birçok şirket tek başarısı ile hatırlanırken, Driade son 50 yıldır sadece tek bir proje ve tasarımıyla değil, sürekli gelişen bir estetik atölyesi, sanat fabrikası olmaya odaklanmasıyla anılmaktadır. Kurucuları markayı tanımlarken; “Üç temel unsurun sinerjisi: proje planlama, yürütme ve reklamcılık’tır.” diyor.


Driade Lab ekibinin yanı sıra uluslararası tasarım projeleri düzenleyen; Ed Annink, Bonaldo, Kartell, Magis, Moroso gibi önemli İtalyan tasarım şirketleri ile işbirliği yapan; Ron Arad, İngiliz avangard tasarımının öncü üsleri olarak uluslararası alanda tanınan Patrik Fredrikson ve Ian Stallard, İtalyan mimar ve tasarımcıların en önemlilerinden biri olarak kabul edilen; Carlo Colombo, zekâyı estetik oyunla birleştiren; Ron Gilad, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki çeşitli üniversitelerde öğretmenlik yapanToyo Ito ve Ludovica – Roberto Palomba gibi ünlü tasarımcılar da yer alıyor.
Kısaca, evlerimiz günümüzün adeta kişisel yaşam alanı değil de sahnesi gibi. Büyüklüğü, ferahlığı, akışkan alanları ve kokusuyla tam bir arena. Kentin tüm klişeleşmiş ve monotonlaşmış sistemine karşı bir jest gibi. Yani hayata bakışını değiştirmek ve akışını yönetmek isteyenler için kaçırılmaz bir deneyim. Neden olmasın ki?

Hayatı Durduran Banyolarda Yeni Yaklaşımlar

Gün geçtikçe biraz daha önem kazanan ve kişisel yenilenme mekânı olarak içeriğini hızla geliştiren banyolar, sadece teknoloji, işlev ve mobilya ile değil, teması, atmosferi, aurası ile de öne çıkıyor. Artık günümüzün banyo tasarımlarında su ile baş başa kalmanın, arınmanın ve rahatlamanın altı çiziliyor. Banyoların tanımı tümden değişti. 2018 sezonu için evinizin keyif sınırları genişlerken ön plana çıkan mimari özellikler ise başı çekiyor.

A.Ozan EKŞİ

 

Tüm mekânlarıyla ev yaşamının büyük resmine baktığımızda, tasarım dünyasının teknoloji gibi süratle yükselen bir yıldız ile organik yaşam ve rafineliğe sadakat arasında gidip gelmek yerine birleştiren ve buluşturan bir aksa girdiğini gözlemliyoruz. Banyolar bir süredir yeni yüzleriyle karşımıza çıkıyor. Firmalar günümüz banyolarını şekillendirirken mimari yaklaşımları, yükselen tasarım trendlerini ve tüketici tercihlerinde büyük etkiye sahip olan yaşam tarzlarını göz önünde bulunduruyor.

Bu sene Milano Tasarım Haftası dahilinde 243 katılımcının yeni banyo koleksiyonlarını sergilediği Uluslararası Banyo Sergisi’nden aldığımız ilhamla yaratıcılığın sınırlarını zorlayan fikirlere kucak açıyoruz.

İster muhteşem bir aromaterapi partisi yapın, ister jakuzide müzik eşliğinde uyuyun… Sonra raftan bir kitap seçin, day-bed’inize uzanın, arada sırada tv seyredin. Ve bunların tümünü banyonuzda yapın. Günümüz banyoları, kapıyı kapattığınız anda bunların tümünü yapabilmenizi sağlayacak şekilde tasarlanıyor. Sadece duş alıp çıkmıyor, uzun uzun bakım yapıyorsunuz, bir oturma-dinlenme köşeniz mutlaka oluyor, ayrıca iPod, iPad, DVD seyredebileceğiniz veya kitap-magazin okuyabileceğiniz bir multimedya köşeniz oluyor. Dilerseniz masaj masanızı da buraya alabiliyorsunuz. Fonksiyonelliğin yanı sıra görselliği de önemseyen yeni jenerasyon banyolar, sınırlarını aşarak genişliyor ve katma işlevler kazanıyor. Nihai kullanıcılardan gelen talepler değiştikçe, firmaların ve tasarımcıların çalışmaları da ‘individual’s concepts’ yani bireye özgün konseptler yönünde oluyor, yeni ürünler yeni alışkanlıkları doğuruyor. Mimarlığın uzun zamandır bireyi, tasarımın merkezi olarak konumlamayı beklediği gerçeğinin altını çiziyoruz.

Bob Marley’nin ünlü sözü “Bazı insanlar yağmuru hisseder, diğerleri ise sadece ıslanır” cümlesini tasarım mottosu olarak banyo, aritmetiğine uyarlayan tasarımcılar, rasyonellikten uzaklaşarak duyulara hitap eden malzeme ve yüzey seçimlerinin peşine düşüyor. Rahatlama, arınma ve dış dünyadan izole olma olgularına işaret eden banyolar, yeni teknolojilerle meditatif kozalara evriliyor.

Mekâna dinamik bir çekicilik ve akıcılık kazandıran kıvrımlı formlar bu sene armatürlerden banyo küvetlerine ve lavabolara kadar banyo ve mutfaklarda tasarımcıların öncelikli tercihleri arasında.

Tasarım arenasının son yıllardaki gözdesi pirinç, 2018 banyolarında mermer, ahşap ve cam gibi yüzeylerle kombinlenerek karşımıza çıkıyor. Rafine ve nostaljik görünümleriyle girdiği mekana estetik bir boyut katan pirinç armatürler kişisel detaylarla vurgulanıyor. Tasarımcılar inovasyonla doğayı, minimalizmle sıcaklığı başarılı bir şekilde bir şekilde bir araya getiriyor.

Yüksek kalitede banyo mobilyası tasarlama amacıyla yola çıkan Antonio Lupi bugün tüm dünyanın en ünlü üreticilerinden biri konumuna gelmiş, bu süreçte ürün gamını da geliştirmiş bir marka. Salone del Mobile’de banyo dolaplarından aynalara, taş küvetlerden duş sistemlerine, aksesuarlardan halıya ve iç-dış mekân şömine sistemlerine kadar koleksiyonlarını sergiledi.

Kalitesinden asla ödün vermeyen, gelmiş geçmiş en favori malzeme mermer; son yıllarda modern bir trend olarak keskin dönüşüyle tekrar mekânlara ev sahipliği yaptığını görüyoruz. Gücünü doğadan alan bu ihtişamlı seçenek, bu yıl hiç olmadığı kadar popüler. Ama onu sadece zeminde ya da duvarda değil lavabo ve tezgahlarda, dolap kapaklarında da görebiliyoruz.

 
Paolo Ulian’ın Antonio Lupi için tasarlamış olduğu Intrecciomermer anlayışının modernize edilmesinin en iyi örneklerinden birisi. Bağımsız lavabo içerisindeki led aydınlatmalar ile dikkatleri üzerine topluyor. Klasik blok mermer lavabolarının aksine hafifliğiyle ön planda olan bu tasarım yalnızca 55 kilogram ağırlığında.

Yeni lüksler arasında salonlara özenen banyolar var. Metrekareleri genişleyen banyolarda proporsiyonlar arasındaki armoni dikkat çekiyor. Köşe sehpası, makyaj masası, kanepe veya koltuk gibi banyolarda görmeye alışık olmadığımız mobilyalarla yaratılan mizansenler zeminde ahşap görünümlü seramikler, duvarlarda ise bleu-blanc karolar veya nostaljik duvar kağıtlarıyla sentezleniyor. Ortaya mekânı bir yaşam alanına dönüştüren samimi ve davetkar kurgular çıkıyor.

Günümüz teknolojileri banyo aynalarını da etkiledi. Aynalar kendi kendine aydınlanıyor ve buhu tutmuyor. Yeni aynalarda en çok görülen özellik Led ışık teknolojisi. Ayrıca dijital saat, radyo ve hatta televizyonlu olanlar da var. Bazı aynalar ise kendilerini ısıtarak yüzeylerinde buhu oluşmasını engelliyorlar. Teknolojik yenilenmeyle beraber farklı noktalarda da aydınlatma sağlayabilen modüllerle aydınlanıyor. Tıpkı kendinden klozet ve rezervuarlarda olduğu gibi.

Kentli Evlerin Yeni Mottosu: Alandan Kazanma

Yeni jenerasyon konut projelerindeki en önemli ortak nokta, küçük metrekareler ve çözüm odaklı “alandan kazanma” mottosu. Bu hedef öyle bir fikir noktasına getiriyor ki mimarları, her noktada bir gizli dolap, bölme, yok olmalar, ortaya çıkmalar, sınırlandırmalar, bölümlemeler karşımıza çıkıyor. Depolama, görsel olarak da estetiği zorlayan bir kavram; dolayısıyla kentli evlerin sade makyajını da doğru yapmak gerekiyor.

A.Ozan EKŞİ

Dünyanın telafi edebileceğinin çok üzerinde bir tüketimçağındayız. Bu durum dünyadaki kaynakların hızla tükenmesine neden oluyor. Lagom kelimesi işte tam burada devreye giriyor. Türkçe karşılığı olmayan İsveççe kelimeyi “ne az, ne çok” ya da “kâfi miktarda” olarak çevirebiliriz. Pek uygulanabilir gibi gözükmeyen bu felsefe, ihtiyacınız olandan fazlasını istememeye ve kullanmamaya teşvik ediyor.

Daha az stres için yaşamımızı düzenlemek, çevreye karşı duyarlı olmak ve kendimizi mutlu hissedebileceğimiz mekânlarda yaşamak bu felsefenin başlıca fikirleri arasında. Dünyanın en mutlu insanları olduğu kabul edilen İsveçlilerin yaşam felsefelerini evlerimizde uygulamak mümkün. Bunun için öncelikli olarak dağınıklık yaratan gereksiz eşyalardan kurtulup, uzun süre kullanabileceğiniz mobilyaları ve aksesuarları tercih etmenizi öneriyoruz. Natürel tonların rahatlatıcı etkisini, doğal dokularla buluşturarak, zanaatın öne çıktığı el yapımı objeler kullanmak her zaman iyi bir fikir. Yaşam alanlarınızda yaratacağınız dinginlik ve yalınlık ile kendinize daha stressiz bir hayat kurgulayabilirsiniz.

 

Türkiye’nin bir tekstil ülkesi olması ve dahası, doğu Asya ülkelerinden ithal, ucuza imal edilen, uygun fiyatlı giysilerin birçok marka tarafında üretilip satılması da giysi sayımızı arttıran faktörlerden biri. Talebi geçen arz sebebiyle her geçen gün evlerimizde büyük bir yoğunluk oluşuyor. İhtiyacımız olmadığı hâlde aldığımız ayakkabılar, kıyafetler, dekorasyon malzemeleri, makyaj malzemeleri, bunların her biri depolanma gereksinimi ile yaşamımızı etkileyen başlıklar. Örneğin artık pek çoğumuz evinde gardırop yerine, giysi odası kullanmakta.

 

Giyinme odalarını ele alacak olursak; aslında amacın, küçük bir alandan maksimum faydayı sağlayacak düzenleme ve depolama kaygısı olduğunu fark ederiz. Bir bölüme girip bütün kıyafetlerinizi bir arada görmek, kombinasyonlarınızı vakitle yarışırken doğru şekilde yapabilmek yaşam kalitemizi arttırmakta ve bize zaman kazandırmakta.

 

İçinde dolapların olduğu odalar ulaşılabilirliği kolaylaştırmaktadır. Görsel ve psikolojik olarak tatmin eder. Bu sistemde en ufak bir boşluğu dahi doldurabilirken, kıyafetlerinizi kolaylıkla organize edebilirsiniz. Aynı zamanda takılarınız, aksesuarlarınız da bir düzen içinde sizi bekler.

Uluslararası tasarım dünyası, kolay bir çözüm formülü üretti ve yeni jenerasyon oda seperatörleri ve üniteleri ile hem mekânları birbirinden (alan, hareket kabiliyeti kaybetmeksizin) ayırdı hem de ışığı her noktaya taşıdı.

Biraz geleceği tanıyacak olursak:

Rimadesio, dekorasyon dünyasının çok yakından tanıdığı bir marka. Modern kapı sistemleri, kayar paneller, saklama üniteleri, raf sistemleri, walk-in giyinme/soyunma mekânları-sistemleri ve tamamlayıcı mobilyalar üreten çok güçlü bir firma. Modern mimariye eşlik eden ve inovatif gelişmeleri adım adım takip eden Rimadesio, cam ve metali yani organik ve teknolojik iki malzemeyi yan yana getirerek işlevi estetikle buluşturan bir tasarım felsefesine sahip. Bugün dünyanın birçok yerinde seçkin projelerde yer alan Rimadesio, mimarların en büyük çözüm ortakları arasında olmakla birlikte Young & Design, KBB gibi birçok tasarım ödülünün de sahibi.
Özellikle mekânın bütün ruhunu değiştiren ve yüzey farklılıklarıyla çok stilize fonlar yaratan Rimadesio sistemleri, adeta sanat eseri gibi. Farklı seçeneklerde açılır-kapanır ve kayar sistemlerde üretirken, bütün bir panel olarak mekânı tek perspektifte kaplıyor. Bu da onu, lüks rezidans konseptlerinden flat’lerdeki pratik giyinme odalarına kadar her mekanda, sevimsiz kapı seçeneklerinden sofistike duvarlara ve onlarla bütünleşmiş kapılara götürüyor. Ev ve ofisler için tasarladığı mobilya ve duvar sistemlerini de kapsayan marka, özel ve toplu yaşam alanlarına sofistike, çağdaş ve fonksiyonel dokunuşlar ve çözümler getiriyor.

 

Tüm bu avantajlarından faydalanmak ve hayatınızı kolaylaştırmak için sizde bir an önce açık dolap ve açık raf sistemlerinden faydalanmaya başlamalısınız.‘’Alandan kazandığınız’’ güzel bir yaşam dileğiyle!

Yatak Odalarına Yaz Geldi

Metropolitan hayatın yorucu temposu havaların ısınmasıyla birlikte bizleri uyku kozalarımıza çekiyor. Günümüz trendlerinde uyku yeniden tanımlanırken sağlıklı, keyifli, derin ve temiz bir uyku için doğru enstrümanları tanımamız şart. Doğayı merkezinde tutan yaşam fikri, huzurlu ve mutlu uyandığınız sabahlar için, tropikal konfor alanları ile oluşturulmuş keyif köşelerinde tazelenmek gerektiğine işaret ediyor. Doğanın uyanmaya başladığı bahar atmosferinde, dış mekânları sadece yemek yeme, dinlenme gibi dingin ihtiyaçlar için değil; toplantı ve sosyalleşme anlamında da kullanmak iyi gelecektir.

A.Ozan EKŞİ

Yatak odalarına yaz geldi!
Yatak odaları, bir anlamda sığınaklarımız. Artan mesai saatleri ve yoğun seyahatler evde geçirilen zamanı azalttığından, kendimize ayırdığımız bu zamanı daha kaliteli geçirmeye odaklanmamız gerekmekte. İnsan ömrünün yaklaşık üçte birinin uykuda geçtiğini düşünürsek, sağlıklı bir uyku için yatak odasının konforunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlayabiliriz. İnsanların konforlu uyku ile ilgili bilinci artarken, yatak odalarından beklentiler de yeniden şekillenmeye başlıyor. Huzur, tamamen kişisel bir duyum olduğu için yatak odaları da bireysel isteklere göre dekore edilmekte. Bu kişisel sığınaklar, karmaşalardan arındığınız mekânlar aslında. Ne kadar konforlu uyursanız güne o kadar iyi başlarsınız.

 

Estetik tasarımlarıyla dikkat çeken firmalar, kalite ve tasarım anlayışla evlerin uyku mabedi olan yatak odalarında, görsel hazinemizi güçlendiren fonksiyonel tasarımlarıyla karşımıza çıkıyor. Son yıllarda yatak odalarını geleneksel, beyaz renk ağırlıklı tek düze modellerden kurtarıp, modern tasarımları son teknolojik olanaklarla sunarak yatak odalarına yeni bir soluk getirmeyi başaran güçlü markalar var. Bizim tercihimiz olan, kurulduğu ilk günden itibaren lüks segmente hitap eden, tasarımlarıyla ezber bozan Bonaldo, İtalyan şıklığını rahatlık ve kalite ile harmanlayan sofistike ve huzur dolu yatak odaları sunuyor.

Bonaldo, 2018 koleksiyonunda lüks detaylardan aldığı ilhamı çağdaş ve minimalist çizgilerle birleştirerek yatak odalarına yeni bir bakış açısı getiriyor.

Güneşin sıcak kucağındaki keyif köşeleri, konformist alanları
İç mekân mobilyalarında olduğu gibi açık alan tasarımlarında da dayanıklılık, konfor ve görsellik konusunda şüphesiz büyük bir değişiklik yaşıyoruz. Evdeki rahatlık duygusu ve estetik anlayış dış mekânlarda da kendini ele veriyor.

Önümüzdeki yaz sezonunda, dış mekân mobilyalarının bahçe, balkon, teras, güneşlenme alanları ve farklı özel alanlar gibi farklı fonksiyonlara uygun olarak kurgulandıklarını görüyoruz. Sandalye, koltuk, kanepe, sehpa, masa ve şezlong olarak sınıflandırılabilecek yeni nesil serilerin tekli, ikili veya çoklu alternatiflerin de yan yana geldiklerinde grup oluşturabilmesi yoluna gidiliyor. Bu tip tasarımlarda fonksiyonel ve ergonomik bir estetiğin hedeflendiği oldukça belirgin olarak karşımıza çıkıyor.

Yaz mobilyalarının hafiflik arayışı içinde olmasından, ‘’less is bore’’ anlayışı ile yaratılmış minimum malzeme çeşitliliği ile bu malzemelerin minimalist detaylarla bir araya gelmesi; yalınlığı ergonomi ile buluşturuyor.

Bu doğrultuda klasikleşmiş marka ve formüllerin yanında; yeni, enerjisi yüksek, farklı ve geleceğe odaklanmış markaları da yakından tanımak gerekiyor. Özellikle genç çiftler ve modernist çizgiyi takip eden profesyoneller için bu konuyla ilgili tavsiye edebileceğimiz marka olarak Manutti; dış mekân için masa, sandalye, oturma grubu, şezlong ve aksesuar tasarımlarıyla tanınıyor. Bugünün ihtiyaçlarını önceden tahmin ederek yarattığı koleksiyonlar sayesinde 2018’de en çok takip edilen markalardan biri olmayı başaran Manutti’nin güçlü bir tasarımcı kadrosu bulunuyor.

Manutti’nin günümüz yaşam tarzına uygun tasarımları yaratırken ana hedefinin zanaat becerisini endüstriyel olanaklarla uyum içinde harmanlamak olduğunu belirtmemiz lazım. Dış mekânı sadece yemek yeme, dinlenme gibi dingin ihtiyaçlar için değil, toplantı ve sosyalleşme anlamında da kullanma isteğinin arttığı bir dönemde, Manuttigibi renkli, stil sahibi, endüstriyel tarzın kentli kimliğini ifade eden markalar biraz daha öne çıkıyor ve tercih ediliyor.

Kısacası siz siz olun, sadece pencereleri ve kapıları açmakla kalmayın, ruhunuzu ve bedeninizi pozitif enerji ile, renklerle, en önemlisi de gelecekle buluşturun.

Mimarinin Huzur Alanları: Havuzlar

Su insanoğlunun var oluşundan itibaren hayatın her evresinde gücünü göstermiştir. Dünyanın oluşumu, gelişimi ve dönüşümü su sayesinde olmuştur. Bu nedenle insanlar yaşamlarını suyun olduğu alanların hemen yanında kurmuşlardır. Günümüzde peyzaj mimarları, mimarlar ve tasarımcılar kentsel alanlarda suyun önemini ve gücünü çok daha iyi bilmekteler. Daha açık ifadeyle, peyzaja karşı sorumluluklarımızı yeniden hatırlamamızı su teşvik etmektedir.

A. 
Ozan EKŞİ

 

Peyzaj mimarları ve tasarımcılar, ellerindeki en önemli materyal olan suyu insan psikolojisindeki gücünü kullanarak kendi tasarımlarında mutlaka yer vermiştir. Kimi zaman bir süs havuzu, kimi zaman küçük bir çeşme veya duvardan akan bir su; kimi zaman da yüzme havuzu veya gölet kullanılmıştır. Suyun mimaride bu kadar önemli bir yere sahip olması, insanı rahatlatma, rehabilite etme yalnızca ruhsal değil fiziksel olarak da gevşetme ve stresten arındırma özelliğinden kaynaklanmaktadır. Su, sakinleştirici, konsantrasyon artırıcı, huzur verici etkileri nedeniyle pek çok projede baş aktör olarak yer almaktadır.

Havuz mühendisliği, alanında en etkili teknik uzmanlık gerektiren daldır. Projelerde estetik unsurlar ön plan tutularak görsel, mimari ve teknik unsurların entegrasyonu gerekmektedir.

Peyzaj havuz uygulamaları ise tasarlanan mekânlara ferahlık ve dinginlik katmakta olup, relax zonlarının, zen bahçelerinin tamamlayıcı ögeleridir.

Birbirinden farklı planlara sahip yüzme havuz örneklerinden göreceksiniz ki, bu yüzme havuzların kimisi açık kimisi kapalı ve her biri farklı boyutlarda. Sonsuzluk havuzlarından ekolojik havuzlara, küçük havuzlardan neredeyse yarı olimpik boyutlarda olan büyük modellere kadar birçok farklı havuz planları vardır.
Son dönemlerde oldukça popüler olan sonsuz havuzlarülkemizde İngilizce adıyla da anılmaktadır. Infinity Pool’ların özelliği, içine girildiğinde bir ucu ufka kadar uzanıyormuş hissi vermesidir. Uygun bir alana sahip olan birçok insanın ilk tercihi olan bu özel yüzme havuzları, suyun içine girdiğinizde sanki deniz ya da gökyüzü ile birleşen ve sonsuzluğa kadar devam ediyormuş hissi veriyor. Sonsuzluk havuzlarının en az bir duvarı içindeki su seviyesiyle eşittir, böylece deniz ya da gökyüzü, her nereye doğru uzanıyorsa, arada kesinti oluşmasına izin vermez.

Son yıllarda gerçek bir iyileştirme alanı olarak tasarlanan evler, fonksiyonelliği ön planda tutan ancak dekorasyon tarzını da es geçmeyen birer cennet şeklinde hayal ediliyor. Kısaca ev tipi spa-wellness alanlarına dönüşen havuzlar, sadece spor değil, arınma, dinlenme, tazelenme, iyileşme gibi fillilerle birlikte anılıyor. İnsanı su ile buluşturan bu özel atmosferler için tasarlanan sistemleri de günlük hayatımıza keyif katan son teknolojiler olarak saygıyı hak ediyorlar. Terapik ve estetik duruşları sayesinde birer sığınma noktasına dönüşen havuzların yeni yüzü konformist bir bakış açısıyla karşımızda. Mozaik görünümlü yüzeyler ve taş dokulara yer açın. Sukabumi adıyla yeni yeni tanınan, mineral taşlarla döşenen havuzlar 2018 trendlerinin başında geliyor. Bireysel detayların kullanımına olanak sağlayan özel işlemeli koleksiyonlar, kişisel beğenileri vurgulayan modeller ve teknolojiler, yüzme keyfinizi artırırken kendinizi özel hissetmenizi de sağlıyor.

   

Geleceğin evlerinin profiline baktığımız zaman, iç ve dış mekânlarda spa havuzlarının kurgulandığını ve doğa ile buluşan, renkleri ve enerjisiyle özgür, mutlu ve huzurlu alanlar yaratıldığını görüyoruz.

Ekolojik havuz olarak da bilinen doğal havuzlar, tipik havuz kimyasalları yerine biyolojik filtrelerin ve su bitkilerinin kullanıldığı ve hijyenin bu tür doğal malzemeler ile sağlandığı havuzlardır. Gölün yanında bir eve sahip olduğunuzu hissettirecek doğal havuzlar, özel olarak seçilip yerleştirilmiş, yöresel bitkiler sayesinde su hem temizlenir hem de oksijen ile zenginleştirilir. Kofa, hasırsazı ya da su kamışı bitkileri kendi kendilerine yetiştikleri için en çok tercih edilen seçimlerdir. Ev, denize yakın bir bölgede ise deniz suyundan yararlanılarak da havuzunuzu kullanabilirsiniz.

   

Kapalı havuzların genelde zemin katında olmasına alışığız. Ancak imkân varsa, kapalı yüzme havuzunu binanın en üst katına taşıyarak cam duvarlar vasıtasıyla muhteşem manzaralara kavuşabilirsiniz. Teknolojik trendlere baktığımızda tabanı yükselip alçalabilen havuzların derinliğini değiştirebilirsiniz. Dilerseniz havuzu tamamen ortadan kaldırıp evinizde çok amaçlı olarak kullanabileceğiniz geniş bir alan da açabilirsiniz, artık havuzların tabanı kenarındaki zeminle eşit olacak kadar yükselebiliyor.

Salone Del Mobile 2018

Dünyanın en önemli tasarım etkinliği Milano Tasarım Haftası bu yıl 17-22 Nisan tarihlerinde yapıldı. Dünyanın dört bir yanından tasarımcılar, mimarlar, sanatçılar, markalar, gazeteciler ve tasarım-severler, teknoloji, dekorasyon, aydınlatma ve mimaride en son yenilikleri görmek ya da sergilemek için Milano’ya akın etti. Mobilya fuarı geçtiğimiz dönemlere kıyasla bu yıl görmüş olduğu talep ve yoğun ilgiyle 2018’e damgasını vurdu. Haftanın en merakla beklenen etkinliği ise kendi alanında dünyanın en köklü ve saygın mobilya fuarı Salone del Mobile’di.  Fuarın kendisi zaten yeterince kapsamlıydı ve yanı sıra düzenlenen uydu-fuarlar, sergiler, ürün lansmanları, panel ve seminerler, partiler ve birçok başka etkinlikle Milano tam anlamıyla bir ‘tasarım bayramına’ sahne oldu.

Sektördeki gelişim sürecine baktığımızda 2018 yılının 2017 yılından daha iyi olacağı kanısındayız. Dünyanın en büyük mobilya fuarı olan Salonde del Mobile; Roberto Cavalli Home, Bentley Home, Etro Home, Gianfranco Ferre Home Collections, B&B Italia, Minotti, Giorgetti, Molteni & C, Missoni, Fendi Casagibi dev isimleri ziyaret ettik.

Alivar, Home Project koleksiyonundaki Avrupa klasisizminin egzotik oryantalizm ile birleştiği ve Kolonyal yaşam stili ile şekillendirdiği mobilyalarla karşımıza çıktı. Giuseppe Bavuso’nun imzasını taşıyan koleksiyonda sofistike el işçiliği, detaylara karşı gösterilen özen ile birleşiyor ve Alivar felsefesini birebir yansıtıyordu.

 

İhtişam, konfor ve güç Elledue’yi tanımlamak için tercih ettiğimiz kelimeler. Elledue rakipsiz “avant-garde klasik” tarzını fuarda sergiledi ve uluslararası ilginin odağıydı. Barok Klasiğinin tanrıçası Roberto Giovannini ise, değerini yaratan otantik lüks ve zamansız klasik çizgiyi, yüzyıllarca yaşayan bir gelenek olarak hâlâ sürdürüyor.

 

Artık mekânları birbirinden ayıran duvarların yerini, şeffaf, sürgülü kapılar alıyor. Bu sayede hem mekân duygusu ferahlıyor, hem daha homojen ve güçlü bir ışık düzeni sağlanıyor. Şeffaflık duygusu ile daha modern bir mimari konsept kazanılıyor.

Modern mimariye eşlik eden ve inovatif gelişmeleri adım adım takip edenRimadesio;kapı sistemleri, kayar paneller, saklama üniteleri, raf sistemleri, walk-in giyinme/soyunma mekânları-sistemleri ve tamamlayıcı mobilyalar üreten çok güçlü bir firma. Salone del Mobile’de Guiseppe Bavuso imzası taşıyan tüm sürgülü kapı modelleri sunuldu. Koleksiyonundaki modellerin yapımında öncelik, çevre dostu ve işlevsel çözümler için kullanılan iki doğal malzeme olan alüminyum ve cama verilmiş. Farklı mekânlara ve alanlara uyarlanabilir ölçüleri, A+ teknoloji özellikleri ve geniş cam, çerçeve renk seçeneklerine sahip Rimadesio sürgü kapıları ile artık evlerde labirent duygusu kalkıyor.

Cam ve metali yani organik ve teknolojik iki malzemeyi yan yana getiren işlevi estetikle buluşturan bir tasarım felsefesine sahip. Bugün dünyanın birçok yerinde seçkin projelerde yer alan Rimadesio, mimarların en büyük çözüm ortakları arasında olmakla birlikte Young & Design, KBB gibi birçok tasarım ödülünün de sahibi. Özellikle mekânın bütün ruhunu değiştiren ve yüzey farklılıklarıyla çok stilize fonlar yaratan Rimadesio sistemleri, adeta sanat eseri gibi.

Çağdaş yaşam alanlarının prestij sembollerinden biri olan Longhi, 2018 koleksiyonu ile modernist, yalın duruşunu metropolitan çizgiye, renkli lake kaplamalara ve natürel ahşaba taşıyor. Yatak, yemek odasından tüm aksesuarlara kadar geniş bir yelpazede üretim yapan Longhimobilya üretiminde çeşitli teknikleri ve teknolojiyi kullanarak benzersiz ürünler ortaya çıkarmaktadır. Ürünlerinde mermer, nubuk, süet ve bronz-altın metal lazer kesim ve deri üzeri geometrik baskı kullandığı tasarımlarıyla tanınmaktadır. Kendine özel bir tasarım dili olan Longhi, mobilyalarının yanı sıra ustalıkla hazırlanmış porselen taşından oluşan kapısını sergiledi. “Be Mine” adını verdikleri bu kapı, adından da anlaşılacağı gibi yalnızca istek üzerine üretiliyor.

Her sektörde olduğu gibi mutfak mobilyasında da değişiklikler söz konusu, 2018 mutfaktaki değişimleri izlediğimiz bir yıl oluyor. Bu değişimler tüketicinin konforunu, rahatlığını sağlayacak yöndedir. Modern zamanlarda iş hayatının ve yaşamının sıkışmışlığının, ev ortamında özgürlüğe bırakılması her markanın ilk tercihi… İlk bakışta, yalın çizgiler, alçak bazalar, minimal mutfaklar ön plana çıkmaktadır. Tüketici hayal ettiği özgün mutfak mobilya tasarımlarına erişebilecektir.

 

2018 yılı trendi; kulpsuz, sade modeller ve mat yüzeyleri içermektedir. Dolap yükseklikleri alt ve üst dolaplardaki değişim, tüketici için daha uygun kullanım alanı haline getirilmiştir. Ahşabın sıcaklığına, net ve güçlü çizgileri, pastel tonları, ahşap yüzey birleşimini, romantik ve şiirsel tasarımları, renk ve malzeme seçimlerinde özgürlük sunmaktadır. Özellikle koyu renk ahşap kullanımı gözlenmektedir.

 

“Gelecekte herkesin kullandığı değil, kişiye özel mutfaklar olacak”

Bunların yanı sıra kişiye özel tasarımların hazırlanmasıyla da tüketicinin kendini özel hissetmesi büyük önem taşımaktadır. Markalar mutfakları hem yaşam alanı olarak değerlendiriyor hem de “evlerimizin kalbi” olarak görüyor. Bu düşünceden yola çıkarak da kullanıcının kendisini ait hissetmesini hedefliyoruz. Örneğin kullanıcıların fiziksel özelliklerine göre, sağlığını düşünerek fırının ve bulaşık makinesinin yüksekte olduğu modüller tasarlanıyor. Sağlık açısından önemli olan birçok şey mutfaklara yön vermeye başladı bile.

Valcucine, mutfak modelleri değil mutfak sistemleri yaratan özel ve önemli bir marka. Kendi alanının A++ segmentinde ve özel bir kesime sesleniyor. Mutfak tasarımı üzerindeki çalışmaları sadece stil-teknoloji ikilisi üzerine kurgulamıyor. İtalya’nın insan ergonomisine uyumlu olma ve çevre duyarlılığına hassasiyet anlamında en öncü markalarından biri ve tasarım felsefesi bütünüyle “kullanıcı ve doğal yaşam faydası” ilkesi üzerine kurulu. Bu da bizi son derece bilinçli bir markaya götürüyor. Kurucuları:“Yaptığımız işin merkezine toplumu ve onların hislerini, duyularını ve günlük yaşamda aldıkları basit keyifleri koyduk. Pişirme eylemini formlar ve materyalleri geliştirerek benzersiz bir deneyime dönüştürmeyi istedik.” diyor. Fuarda sunduğu son teknoloji Logica Celata‘dan bahsedecek olursak, İtalyan yaşam tarzının tipik geleneği olan ev barını ortaya çıkartmak için geliştirilen özel bir mutfak modeli. Tasarımı Gabriele Centazzo’ya ait olan yeni modelinde bar sistemi ile diğer serilerinden sıyrılıyor.

Dokunmadan açılan kapağı, ev barını ortaya çıkarıyor. Pratik, çok iyi düzenlenmiş ve şarap tatmanın gerektirdiği tüm ekipmanla donatılmış. Barı kapattıktan sonra ise evinizin zarif bir mobilya parçası haline dönüşüyor. Kişiye özel üretilebilen Vitrum Arte özel cam yüzeyleri ile barı eğlenceli bir stilde serbestçe yorumlayabiliyorsunuz.

Milano Tasarım Haftası’nın 57 yaşındaki en tecrübeli lokomotifi iSaloni’nin iki yılda bir gerçekleşen etkinliği Eurocucina’da Miele’nin Diyalog fırını ile tanıştık. Yiyeceklerin ısı ihtiyaçlarına göre kendisini ayarlayabiliyor ve konvansiyonel fırınlardan yüzde 70 daha hızlı. Görünüm olarak diğer fırınlardan farklı olmasa da, mutfak ve lezzet dünyasında şimdiye kadar görülmemiş deneyimler yaratıyor.

Gün geçtikçe biraz daha önem kazanan ve kişisel yenilenme mekânı olarak içeriğini hızla geliştiren banyolar ise, sadece teknoloji, işlev ve mobilya ile değil, teması, atmosferi, aurası ile de öne çıkıyor. Artık günümüzün banyo tasarımlarında su ile baş başa kalmanın, arınmanın ve rahatlamanın altı çiziliyor. Banyoların tanımı tümden değişti. 2018 sezonu için evinizin keyif sınırları genişlerken ön plana çıkan mimari özellikler ise başı çekiyor.

2018’de banyolarında fark yaratmak isteyenler için modern ve inovatif tasarım anlayışıyla hayata geçen monoblok lavabolar ön plana çıkacak.

Ekstra alana ihtiyaç duyan kullanıcılar için estetik görünümlü yaratıcılığın ön planda olduğu tasarımlar göz dolduruyor. Ünite içi çamaşır depolama işlevi gören tekerlekli puflar, duvara monte edilebilen makyaj üniteleri bunlardan yalnızca birkaçı…

 

Yüksek kalitede banyo mobilyası tasarlama amacıyla yola çıkan Antonio Lupi bugün tüm dünyanın en ünlü üreticilerinden biri konumuna gelmiş, bu süreçte ürün gamını da geliştirmiş bir marka. Fuarda banyo dolaplarından aynalara, taş küvetlerden duş sistemlerine, aksesuarlardan halıya ve iç-dış mekân şömine sistemlerine kadar banyolarını sergiledi.

Paolo Ulian’ın Antonio Lupi için tasarlamış olduğu Intreccioen çok ilgi görenler arasındaydı. Mermer anlayışının modernize edilmesinin en iyi örneklerinden olan Intreccio, bağımsız lavabo içerisindeki led aydınlatmalar ile dikkatleri üzerine topladı. Klasik blok mermer lavabolarının aksine hafifliğiyle ön planda olan bu tasarım yalnızca 55 kilogram.

Eskiden lüks göstergesi olan, sonrasında popülarite kaybı görülen ancak kalitesinden asla ödün vermeyen mermer; son yıllarda modern bir trend olarak keskin dönüşüyle tekrar mekânlara ev sahipliği yaptığını görüyoruz.

Dünyaca ünlü mobilya, mutfak, banyo markalarını Milano’da ağırlayan fuar, Salone del Mobile’den aldığımız notlara bakacak olursak; bu yıl dekorasyon akımının geleneksel çizgilere, otantik motiflere ve canlı renklere kaydığını aynı zamanda koleksiyonlarda ağırlıklı olarak klasik tarzda özgün tasarımlara yer verildiğini görüyoruz.

Avant-garde olarak adlandırılan son derece gösterişli ve lüks dekorasyonların ilgi çekmesinin yanı sıra 2018’e damga vuracak detaylar arasında pirinç ve bakır yer alıyor. İç mekânlarda ihtişamı ve zenginliği yansıtan altın sarısı, mobilyadan, duvara, aksesuardan tekstil ürünlerine kadar birçok tasarıma kalite ve tarz kazandırıyor. Son zamanlarda dekorasyondan moda dünyasına hatta kozmetiğe kadar birçok alana sıçramış olan metalik trendi, feminen stilleri sevenler için harika bir akım. Altın, bronz, gümüş gibi metalik renklerin yanı sıra rose gold yani bakır altın çok daha ön plana çıkmış durumda. Bronz aynalar ve cam detaylarının bu yıl da dekorasyona heyecan kattığını gözlemledik.

Tüm dünya teknolojinin hızına yetişmeye çalışırken dekorasyon ve mobilya markalar da bu hıza ayak uydurmaya çalışıyor. Her gün müşteri beklentilerine göre şekillenen ürünlere teknolojiyi dahil etmek ise şart. Bu farkındalıkla sürekli kendini yenileyen teknolojinin satın alma alışkanlıklarını değiştirdiğini rahatlıkla görmekteyiz. Geleceğin mobilyaları hazırlanırken günümüzde teknoloji ile birlikte yaratıcı ve akıllı mobilya tasarımları üretilmeye başlandı. Örneğin televizyon ünitelerine gizlenebilen dev ekran plazmalar, kablo kargaşasını azaltan ürünler çoğalıyor. Mobilyalarda bulunan özel bölmelere saklanabilen eşyalar artık dekorasyon bütünlüğünü bozmuyor. Ayrıca havalimanı, otel lobisi gibi alanlarda talep gören şarj üniteli ve internete bağlı mobilyalar evlerdeki yerini de almaya başlıyor.

İç mekânlara girmeye hazırlanan hayvan heykellerini, aksesuarlarını, aydınlatma parçalarını görmekle beraber mekânlarda canlı bitkilerin dekorasyon unsuru olarak kullanıldığına şahit olacağız.

A.Ozan EKŞİ

BOMBAY Lüksün Anılara Yolculuğu

Global dekorasyon sektörünün prestijli markalarına ev sahipliği yapan Sem Collections, her gün hızına hız katarak değişen, genişleyen ve işlevselleşen yeni nesil evler ve bütünüyle kullanıcı odaklı trendler ile dolu.

Günümüzün önde koşan tasarım firmalarından Alivar’ın 2018 koleksiyonu, bir yandan sadeleşen ve boş bir kâğıt kadar işlenebilir olmaya hazırlanan mekânlara, diğer yandan kişisel detaylar ile dekore edilerek benzersizleşmeye ve özgünleşmeye hazırlanmakta. Gelecek, az eşya – çok mana üzerine kurulurken, titiz İtalyan işçiliği ile hazırlanan 2018 koleksiyonu, kişisel yaşam alanlarında konforu ve lüksü size sunmak için tasarlandı.

Bombay,depolanan aksesuarların ve anıların korunması için özel olarak tasarlanmıştır. Çok fazla alan harcamadan, iyi organize edilmiş depolama alanları hayatımızı kolaylaştırdığı gibi yaşam alanlarının verimli kullanılmasını sağlar. Geniş makyaj aynası, saat ve mücevher bölmeleri, depolama rafları, kemer ve kravat düzenleyicileriyle fonksiyonel bir mobilya olarak evlerde hak ettiği değeri görüyor. Özel askı sisteminin yanı sıra seyahat anılarınızı veya notlarınızı almanız için şık bir masaya dönüşebilen çekilebilir raf tasarımda fonksiyonelliğin ve özgürlüğün yansıması olarak kullanıcılarıyla buluşuyor.

Geçmişin izleri modern bir trend olarak keskin dönüşüyle mekânlara tekrar ev sahipliği yapıyor. Fonksiyonel mekanizması ve kusursuz kulplarıyla şık bir tasarıma sahip olan Bombay, evinizde bir yıldız gibi parlayacak…

Alivar‘ın ve diğer markalarımızın benzersiz mobilya deneyimlerini yaşayabilmek için Sem Collections’ın Çiftehavuzlar mağazasını ziyaret edebilirsiniz.

LÜKS BANYO: ANTONIO LUPI

Lüks banyo kavramının içerisini dolduramayan markaların tasarımları, insanları daha farklı arayışlara sürükledi. Lüksün insan hayallerinde bulduğu karşılığı tatmin edecek lüks banyoların üretimi için ANTONİO LUPİ doğdu ve tüm dünyada stili rehber edenlerin tercihi oldu. 1950 senesinden beri banyo dekorasyon sektöründe lüks ve tasarımda zirveyi temsil ediyor .

Klasik nazarlarla insanlara sadece duş mekanı sunan banyo tarzları, alışılagelmişin dışına çıkmak isteyenleri tatmin etmiyor. Gerçek bir terapi etkisi gösteren banyoların yaşam alanlarındaki en güçlü temsilcisi italyan tasarımı ve lüksünü en iyi seviyede yansıtan ANTONİO LUPİ

ANTONİO LUPİ, evlerin lüks mekanlardaki banyo stillerinden daha fazlasına sahip olmasını sağlamış ve doğallığa, sadeliğe imza atan tasarımlarıyla evlerin banyolarını stilize etmiş bir marka.

Banyoları terapi merkezi olmasını sağlayan ANTONİO LUPİ markalı banyo tasarımları, duşa kabin sistemlerinden küvetlerine kadar, lüks banyo kavramının içerisini dolduracak kombinler sunuyor. Eski banyo tasarımlarının soğuk duvarlar, banel banyo aksesuarları ve dekorasyonu, banyoların çekici ve insan yaşamını zenginleştirici bir mekan olmasının önünü alıyordu. Değişen dünya ve tasarım anlayışı, insan hayatına sunulan her öğenin modern ve çağdaş ilkelerle bezemiş, yaratıcı, insan duygularına seslenen ve o duyguları diri tutan olmasını hedefliyordu.

Bu hedefin öncülerinden olan ANTONİO LUPİ, banyoların insan hayatında en önemli mekan olduğuna inandığından, yeni tasarım anlayışının uygulama alanı olarak banyo dekorasyonunun baştan aşağı stilize edilmesini sağladı. Tüm kombinlerinde bir noktaya dikkat eden ANTONİO LUPİ, sadelik, işlevsellik ve mükemmellik ilkeleri çerçevesinde, yeni bir banyo yaşamını insanlara sundu.

Hayata anlam katan banyolar…

Bir banyo için ünlü tasarım ve modacıları seferber eden ANTONİO LUPİ, bunu insana vermiş olduğu değerin bir gereği olarak yapıyor. Yaşam alanlarının en son mimari teknoloji ve tasarım ritüelleriyle hayat bulmasını amaçlayan ANTONİO LUPİ, ayrıca kullandığı malzemelerde insan sağlığına zarar vermeyen, doğa için geri dönüşümü mümkün malzemeler kullanıyor.

Yaşam stili lüks olan kişilerin lüks banyo tercihi ANTONİO LUPİ, sunduğu banyo modellerinde lake renklendirme kültürü, cam konseptler, ergonomik banyo dolapları, alışılmışın dışında banyo aksesuarları ve dekoratif şıklığa imza atan dizaynıyla, hayatınıza bir anlam daha kazandırıyor.

Şıklığı ve lüksist tasarım ayrıcalığını Sem Collections ile yaşa

Banyolarınızda elde etmek istediğiniz dekoratif ahenk ve tasarım için ANTONİO LUPİ markalı banyo modelleri, Sem Collections hizmet kalitesiyle yaşam alanlarınıza entegre ediliyor. Yaşam mimarınız olan Sem Collections, en ünlü markaların Türkiye temsilciliğini yürütüyor. Lüks banyo hayallerinizden daha fazlasını elde edeceğiniz ANTONİO LUPİ banyo konseptleri, hayat çizgisi lüks olan kişilerin ideal tercihi.

Buluşma Noktamız Mutfaklar

AYSHA DERGİSİ – EYLÜL 2014

Evin ana yaşam alanları için mobilya dünyasına sarılan tasarım trendleri, son yıllarda var gücüyle mutfaklara odaklanmış durumda. Gitgide büyüyen, oturma, dinlenme ve yemek bölümleriyle birleşerek 7/24 yeni yaşam alanları olarak konumlandırılmış ‘geleceğin mutfakları’ artık sadece bir istasyon değil, ev sahipleri ve konukları için bir buluşma noktası.

Son yıllarda –özellikle de dekorasyon ve iç mimarinin hayatlarımızda önem kazanması ve yeni konut dalgasında doğan evlerin de bu çizgide inşa edilmesiyle- ilk olarak mutfaklarda gelenekselcilik yıkıldı ve yerine gerçekten de ‘bir yaşam ve sosyalleşme alanı’ olarak tasarlanan geniş, çok sayıda depolama alanına sahip, insan ergonomisine uyumlu, çevre ve doğa dostu, oturma, dinlenme alanlarına sahip, yepyeni bir mutfak nesli aldı. Artık mutfakların sadece yemek yapmak için değil, evin içinde var olan yaşam konseptini kapsayan alanlar olarak tasarlandığını görüyoruz.

Bir yanda natüralist dokular, fonksiyonel üniteler, alışılagelmedik renkler ve materyaller, diğer yanda organik formlar,  maksimum verime dayalı teknolojiler, oturma alanlarıyla salona devam eden tasarımlar… İşte tüm bunlar ‘daha fazla vakit geçirilen mutfaklar’ için. Belki de bu yüzden yemek pişirme ve sunum estetiği gibi kavramlar gitgide popülerleşiyor.

2014 Milano Tasarım Haftası sonrasında ortaya çıkan mutfak haritasında, saklama çözümlerinin inovasyonda en fazla önem verilen noktalardan biri olduğunu görüyoruz. Genelde modüler olarak tasarlanan günümüz mutfaklarında, tüm depolama detayları düşünülerek tasarım yapılıyor. Öte yandan, kullanıldığı her mekâna sıcak bir atmosfer armağan eden mucizevi malzeme ahşap, doğallığıyla büyüleyen yeni nesil mutfaklarda daha modern hatlara bürünerek karşımıza çıkıyor. Çokça kullanılan parlak lâkeler önümüzdeki yıllarda yerini mat lâke ve doğal ahşaba bırakıyor. Yeni nesil kent yaşamını simgeleyen ‘süper sistem’ mutfaklar, net ve yalın çizgilere sahip, abartısız, rahat ve işlevsel unsurlara sahip. Adalı olarak tasarlanan mutfaklarda yemek yemenin dışında TV üniteleriyle birlikte tasarlanan kütüphaneler ve hobi alanları da yeni nesil mutfakların nasıl ‘mekânsal olarak çok işlevli’ olduğunun örneği adeta.

Yeni jenerasyon mutfak tasarımının en önemli dinamiklerinden biri de ‘renk’. Mutfağa enerji kazandırmak için renklerin gücünden faydalanan bu modellerde en çok rağbet gören tonlar arasında neon kırmızı, turuncu, sarı ve limon küfünü sıralayabiliriz. Bu tarz mutfak atmosferleri yeni teknoloji ve retrospektif bir çizgiyle üretilen klasik fırın, ocak ve davlumbazlarla tamamlanıyor.

Yine de yeni sezonun en gözde trend kodu, ‘yeşil’. Çevreci ve doğa dostu olmanın ötesinde ‘yeşil odaklı’ tasarlanmış mekanların popülerleşmesiyle, mutfaklarda taze otların yetiştirildiği raflar, adeta bir bahçe gibi düzenlenen bitki köşeleri ve botanik temalı duvar kağıtları/ paneller/separasyonlar, bu şovdaki yerlerini tek tek alıyor. Bu da yaşam alanı olarak kullanılan mutfaklara yeni ve taze bir doğa soluğu getiriyor.

Şunu unutmayın ki mutfak kavramı sağlıklı olmakla eşdeğer. Hem beslenmede hem mimari anlamda, sağlık deyince de akla ilk önce mutfaklar geliyor. Dolayısıyla malzemesiyle, kurgusuyla, teknolojisiyle, ergonomisiyle her mutfağın önce insan sağlığına seslenmesi gerekiyor. Dolayısıyla klasik mutfakların önceliklerini bir yana bırakıp mimarlara kulak vermek ve çoğul tercihlerin ne yönde ilerlediğini iyice öğrenmek gerekiyor.

‘Yaz Demek Su Demek’ Suyun Yön Verdiği Tasarımlar SEM Collections’da!

“YAZ DEMEK SU DEMEK”
SUYUN YÖN VERDİĞİ TASARIMLAR SEM COLLECTIONS’DA!

İyi tasarım ve maksimum fayda anlayışıyla hizmet veren ve bu nosyonla pek çok uluslararası markayı çatısı altında toplayan Sem Collections, temsil ettiği imzaları hem Bağdat Caddesi’ndeki mağazasında satışa sunuyor hem de mimari projelerde kullanıyor. Sem Collections’ın temsil ettiği markalar arasında Valcucine mutfaklar, Antonio Lupi banyolar, Starpool spa sistemleri Rimadesio dolap çözümleri, Dornbracht armatür, IPF parke, Devon&Devon vitrifiye ve Lualdi kapılar yer alıyor.

Yaz mevsiminin suyla birleşen yüzü için banyo ve mutfaklara değer katan tasarımları buluşturan Sem Collections’ın öncü markalarından biri İtalyan mutfak devi Valcucine.Valcucine, kişiye özel tasarlanabilen modelleriyle, stil sahibi ve ilham veren mekanlar yaratan ender mutfak markalarından biri. Genellikle lüks segment kullanıcıların tercih ettiği Valcucine, sadece kalite anlamında değil, insan ergonomisine uyumlu ve çevreci malzemelerle tasarlanmış mutfak sistemleriyle üstün avantajlara ve günümüz değerlerine sahip çıkan bir marka. Suya yön veren tasarım markalarından bir diğeri ise banyoların uluslararası devi Antoniolupi. Yaklaşık 50 yıl önce İtalya’nın Toskana bölgesinde kurulan ve yüksek kalitede banyo mobilyası tasarlama amacıyla yola çıkan Antoniolupi, bugün tüm dünyanın en ünlü üreticilerinden biri konumuna gelmiş, bu süreçte ürün gamını da geliştirmiş bir marka.

Banyo dolaplarından aynalara, taş küvetlerden duş sistemlerine, aksesuarlardan halıya ve iç-dış mekan şömine sistemlerine kadar banyoyu bir bütün olarak tasarlama anlayışı içinde çalışmak ve tüm bu sistem içinde yüksek kalitede ürünler sunmak, markanın öncelik verdiği konu başlıkları arasında yer alıyor. Carlo Colombo, Nevio Tellatin, Ricardo Fattori, Mauro Carlesi, Domenico de Palo ve Paolo Armenise gibi ünlü imzalarla çalışan markanın birinci sınıf kaliteyi hedefleyen üretim stratejisi, geleneksel İtalyan zarafeti ve işçiliği ile geleceğin teknolojilerini birleştirme üzerine kurulu. Halen bir aile firması olarak yönetilen Antoniolupi, bir banyoyu A’dan Z’ye tasarlayabilecek ve donatacak ürünleriyle çok farklı beğenilere hitap ediyor.

Sem Collections bünyesinde suya adeta nefes veren, şekil veren, gelecek veren markalardan bir diğeri ise Starpool. 1975 yılında geleceğin ‘wellness’ dünyasını kurgulamak ve insanı su ile farklı senaryolar eşliğinde buluşturacak teknolojiler tasarlamak amacıyla kurulan Starpool, neredeyse birer tutkuya dönüşen ürünleriyle sektörünün lider markası konumunda. Banyo kavramını fiziksel ve ruhsal iyileşme, yenilenme ve tazelenme noktasına taşıyan Starpool, 35 yıldır mühendisler, tasarımcılar, teknisyenler ve sanatçıların birarada çalıştığı ve spa tanımını bireysel ihtiyaçlara göre geliştiren ve yönlendiren bir çizgide proje ve uygulama yaparak yol alıyor. Marka, ticari mekanlar ve yaşam alanlarına yönelik iki grupta ürün sunuyor: Buhar banyoları, hamamlar, saunalar, tuz odaları, reaksiyon duşları, biosauna, dinlenme alanları, hepiderium, lacunium, masaj odaları, cilt ve vücut bakım odaları ve kum odaları ile defalarca kez önemli tasarım ödülerine layık görülen Starpool, evde kişisel spa yaratmak konusunda bir uzman.

Sem Collections, bu yaz herkesi bir su deneyimine davet ediyor ve yenilenen Çiftehavuzlar mağazasına bekliyor. Mağazanın farklı köşelerine gerçek birer ünite kuran Sem Collections’da buhar banyosundan buz şelalesine kadar istediğiniz her tasarımı kişisel olarak deneyimlemeniz mümkün.