Etiket Arşivleri: Valcucine

Hayatı Durduran Banyolarda Yeni Yaklaşımlar

Gün geçtikçe biraz daha önem kazanan ve kişisel yenilenme mekânı olarak içeriğini hızla geliştiren banyolar, sadece teknoloji, işlev ve mobilya ile değil, teması, atmosferi, aurası ile de öne çıkıyor. Artık günümüzün banyo tasarımlarında su ile baş başa kalmanın, arınmanın ve rahatlamanın altı çiziliyor. Banyoların tanımı tümden değişti. 2018 sezonu için evinizin keyif sınırları genişlerken ön plana çıkan mimari özellikler ise başı çekiyor.

A.Ozan EKŞİ

 

Tüm mekânlarıyla ev yaşamının büyük resmine baktığımızda, tasarım dünyasının teknoloji gibi süratle yükselen bir yıldız ile organik yaşam ve rafineliğe sadakat arasında gidip gelmek yerine birleştiren ve buluşturan bir aksa girdiğini gözlemliyoruz. Banyolar bir süredir yeni yüzleriyle karşımıza çıkıyor. Firmalar günümüz banyolarını şekillendirirken mimari yaklaşımları, yükselen tasarım trendlerini ve tüketici tercihlerinde büyük etkiye sahip olan yaşam tarzlarını göz önünde bulunduruyor.

Bu sene Milano Tasarım Haftası dahilinde 243 katılımcının yeni banyo koleksiyonlarını sergilediği Uluslararası Banyo Sergisi’nden aldığımız ilhamla yaratıcılığın sınırlarını zorlayan fikirlere kucak açıyoruz.

İster muhteşem bir aromaterapi partisi yapın, ister jakuzide müzik eşliğinde uyuyun… Sonra raftan bir kitap seçin, day-bed’inize uzanın, arada sırada tv seyredin. Ve bunların tümünü banyonuzda yapın. Günümüz banyoları, kapıyı kapattığınız anda bunların tümünü yapabilmenizi sağlayacak şekilde tasarlanıyor. Sadece duş alıp çıkmıyor, uzun uzun bakım yapıyorsunuz, bir oturma-dinlenme köşeniz mutlaka oluyor, ayrıca iPod, iPad, DVD seyredebileceğiniz veya kitap-magazin okuyabileceğiniz bir multimedya köşeniz oluyor. Dilerseniz masaj masanızı da buraya alabiliyorsunuz. Fonksiyonelliğin yanı sıra görselliği de önemseyen yeni jenerasyon banyolar, sınırlarını aşarak genişliyor ve katma işlevler kazanıyor. Nihai kullanıcılardan gelen talepler değiştikçe, firmaların ve tasarımcıların çalışmaları da ‘individual’s concepts’ yani bireye özgün konseptler yönünde oluyor, yeni ürünler yeni alışkanlıkları doğuruyor. Mimarlığın uzun zamandır bireyi, tasarımın merkezi olarak konumlamayı beklediği gerçeğinin altını çiziyoruz.

Bob Marley’nin ünlü sözü “Bazı insanlar yağmuru hisseder, diğerleri ise sadece ıslanır” cümlesini tasarım mottosu olarak banyo, aritmetiğine uyarlayan tasarımcılar, rasyonellikten uzaklaşarak duyulara hitap eden malzeme ve yüzey seçimlerinin peşine düşüyor. Rahatlama, arınma ve dış dünyadan izole olma olgularına işaret eden banyolar, yeni teknolojilerle meditatif kozalara evriliyor.

Mekâna dinamik bir çekicilik ve akıcılık kazandıran kıvrımlı formlar bu sene armatürlerden banyo küvetlerine ve lavabolara kadar banyo ve mutfaklarda tasarımcıların öncelikli tercihleri arasında.

Tasarım arenasının son yıllardaki gözdesi pirinç, 2018 banyolarında mermer, ahşap ve cam gibi yüzeylerle kombinlenerek karşımıza çıkıyor. Rafine ve nostaljik görünümleriyle girdiği mekana estetik bir boyut katan pirinç armatürler kişisel detaylarla vurgulanıyor. Tasarımcılar inovasyonla doğayı, minimalizmle sıcaklığı başarılı bir şekilde bir şekilde bir araya getiriyor.

Yüksek kalitede banyo mobilyası tasarlama amacıyla yola çıkan Antonio Lupi bugün tüm dünyanın en ünlü üreticilerinden biri konumuna gelmiş, bu süreçte ürün gamını da geliştirmiş bir marka. Salone del Mobile’de banyo dolaplarından aynalara, taş küvetlerden duş sistemlerine, aksesuarlardan halıya ve iç-dış mekân şömine sistemlerine kadar koleksiyonlarını sergiledi.

Kalitesinden asla ödün vermeyen, gelmiş geçmiş en favori malzeme mermer; son yıllarda modern bir trend olarak keskin dönüşüyle tekrar mekânlara ev sahipliği yaptığını görüyoruz. Gücünü doğadan alan bu ihtişamlı seçenek, bu yıl hiç olmadığı kadar popüler. Ama onu sadece zeminde ya da duvarda değil lavabo ve tezgahlarda, dolap kapaklarında da görebiliyoruz.

 
Paolo Ulian’ın Antonio Lupi için tasarlamış olduğu Intrecciomermer anlayışının modernize edilmesinin en iyi örneklerinden birisi. Bağımsız lavabo içerisindeki led aydınlatmalar ile dikkatleri üzerine topluyor. Klasik blok mermer lavabolarının aksine hafifliğiyle ön planda olan bu tasarım yalnızca 55 kilogram ağırlığında.

Yeni lüksler arasında salonlara özenen banyolar var. Metrekareleri genişleyen banyolarda proporsiyonlar arasındaki armoni dikkat çekiyor. Köşe sehpası, makyaj masası, kanepe veya koltuk gibi banyolarda görmeye alışık olmadığımız mobilyalarla yaratılan mizansenler zeminde ahşap görünümlü seramikler, duvarlarda ise bleu-blanc karolar veya nostaljik duvar kağıtlarıyla sentezleniyor. Ortaya mekânı bir yaşam alanına dönüştüren samimi ve davetkar kurgular çıkıyor.

Günümüz teknolojileri banyo aynalarını da etkiledi. Aynalar kendi kendine aydınlanıyor ve buhu tutmuyor. Yeni aynalarda en çok görülen özellik Led ışık teknolojisi. Ayrıca dijital saat, radyo ve hatta televizyonlu olanlar da var. Bazı aynalar ise kendilerini ısıtarak yüzeylerinde buhu oluşmasını engelliyorlar. Teknolojik yenilenmeyle beraber farklı noktalarda da aydınlatma sağlayabilen modüllerle aydınlanıyor. Tıpkı kendinden klozet ve rezervuarlarda olduğu gibi.

Kentli Evlerin Yeni Mottosu: Alandan Kazanma

Yeni jenerasyon konut projelerindeki en önemli ortak nokta, küçük metrekareler ve çözüm odaklı “alandan kazanma” mottosu. Bu hedef öyle bir fikir noktasına getiriyor ki mimarları, her noktada bir gizli dolap, bölme, yok olmalar, ortaya çıkmalar, sınırlandırmalar, bölümlemeler karşımıza çıkıyor. Depolama, görsel olarak da estetiği zorlayan bir kavram; dolayısıyla kentli evlerin sade makyajını da doğru yapmak gerekiyor.

A.Ozan EKŞİ

Dünyanın telafi edebileceğinin çok üzerinde bir tüketimçağındayız. Bu durum dünyadaki kaynakların hızla tükenmesine neden oluyor. Lagom kelimesi işte tam burada devreye giriyor. Türkçe karşılığı olmayan İsveççe kelimeyi “ne az, ne çok” ya da “kâfi miktarda” olarak çevirebiliriz. Pek uygulanabilir gibi gözükmeyen bu felsefe, ihtiyacınız olandan fazlasını istememeye ve kullanmamaya teşvik ediyor.

Daha az stres için yaşamımızı düzenlemek, çevreye karşı duyarlı olmak ve kendimizi mutlu hissedebileceğimiz mekânlarda yaşamak bu felsefenin başlıca fikirleri arasında. Dünyanın en mutlu insanları olduğu kabul edilen İsveçlilerin yaşam felsefelerini evlerimizde uygulamak mümkün. Bunun için öncelikli olarak dağınıklık yaratan gereksiz eşyalardan kurtulup, uzun süre kullanabileceğiniz mobilyaları ve aksesuarları tercih etmenizi öneriyoruz. Natürel tonların rahatlatıcı etkisini, doğal dokularla buluşturarak, zanaatın öne çıktığı el yapımı objeler kullanmak her zaman iyi bir fikir. Yaşam alanlarınızda yaratacağınız dinginlik ve yalınlık ile kendinize daha stressiz bir hayat kurgulayabilirsiniz.

 

Türkiye’nin bir tekstil ülkesi olması ve dahası, doğu Asya ülkelerinden ithal, ucuza imal edilen, uygun fiyatlı giysilerin birçok marka tarafında üretilip satılması da giysi sayımızı arttıran faktörlerden biri. Talebi geçen arz sebebiyle her geçen gün evlerimizde büyük bir yoğunluk oluşuyor. İhtiyacımız olmadığı hâlde aldığımız ayakkabılar, kıyafetler, dekorasyon malzemeleri, makyaj malzemeleri, bunların her biri depolanma gereksinimi ile yaşamımızı etkileyen başlıklar. Örneğin artık pek çoğumuz evinde gardırop yerine, giysi odası kullanmakta.

 

Giyinme odalarını ele alacak olursak; aslında amacın, küçük bir alandan maksimum faydayı sağlayacak düzenleme ve depolama kaygısı olduğunu fark ederiz. Bir bölüme girip bütün kıyafetlerinizi bir arada görmek, kombinasyonlarınızı vakitle yarışırken doğru şekilde yapabilmek yaşam kalitemizi arttırmakta ve bize zaman kazandırmakta.

 

İçinde dolapların olduğu odalar ulaşılabilirliği kolaylaştırmaktadır. Görsel ve psikolojik olarak tatmin eder. Bu sistemde en ufak bir boşluğu dahi doldurabilirken, kıyafetlerinizi kolaylıkla organize edebilirsiniz. Aynı zamanda takılarınız, aksesuarlarınız da bir düzen içinde sizi bekler.

Uluslararası tasarım dünyası, kolay bir çözüm formülü üretti ve yeni jenerasyon oda seperatörleri ve üniteleri ile hem mekânları birbirinden (alan, hareket kabiliyeti kaybetmeksizin) ayırdı hem de ışığı her noktaya taşıdı.

Biraz geleceği tanıyacak olursak:

Rimadesio, dekorasyon dünyasının çok yakından tanıdığı bir marka. Modern kapı sistemleri, kayar paneller, saklama üniteleri, raf sistemleri, walk-in giyinme/soyunma mekânları-sistemleri ve tamamlayıcı mobilyalar üreten çok güçlü bir firma. Modern mimariye eşlik eden ve inovatif gelişmeleri adım adım takip eden Rimadesio, cam ve metali yani organik ve teknolojik iki malzemeyi yan yana getirerek işlevi estetikle buluşturan bir tasarım felsefesine sahip. Bugün dünyanın birçok yerinde seçkin projelerde yer alan Rimadesio, mimarların en büyük çözüm ortakları arasında olmakla birlikte Young & Design, KBB gibi birçok tasarım ödülünün de sahibi.
Özellikle mekânın bütün ruhunu değiştiren ve yüzey farklılıklarıyla çok stilize fonlar yaratan Rimadesio sistemleri, adeta sanat eseri gibi. Farklı seçeneklerde açılır-kapanır ve kayar sistemlerde üretirken, bütün bir panel olarak mekânı tek perspektifte kaplıyor. Bu da onu, lüks rezidans konseptlerinden flat’lerdeki pratik giyinme odalarına kadar her mekanda, sevimsiz kapı seçeneklerinden sofistike duvarlara ve onlarla bütünleşmiş kapılara götürüyor. Ev ve ofisler için tasarladığı mobilya ve duvar sistemlerini de kapsayan marka, özel ve toplu yaşam alanlarına sofistike, çağdaş ve fonksiyonel dokunuşlar ve çözümler getiriyor.

 

Tüm bu avantajlarından faydalanmak ve hayatınızı kolaylaştırmak için sizde bir an önce açık dolap ve açık raf sistemlerinden faydalanmaya başlamalısınız.‘’Alandan kazandığınız’’ güzel bir yaşam dileğiyle!

Yatak Odalarına Yaz Geldi

Metropolitan hayatın yorucu temposu havaların ısınmasıyla birlikte bizleri uyku kozalarımıza çekiyor. Günümüz trendlerinde uyku yeniden tanımlanırken sağlıklı, keyifli, derin ve temiz bir uyku için doğru enstrümanları tanımamız şart. Doğayı merkezinde tutan yaşam fikri, huzurlu ve mutlu uyandığınız sabahlar için, tropikal konfor alanları ile oluşturulmuş keyif köşelerinde tazelenmek gerektiğine işaret ediyor. Doğanın uyanmaya başladığı bahar atmosferinde, dış mekânları sadece yemek yeme, dinlenme gibi dingin ihtiyaçlar için değil; toplantı ve sosyalleşme anlamında da kullanmak iyi gelecektir.

A.Ozan EKŞİ

Yatak odalarına yaz geldi!
Yatak odaları, bir anlamda sığınaklarımız. Artan mesai saatleri ve yoğun seyahatler evde geçirilen zamanı azalttığından, kendimize ayırdığımız bu zamanı daha kaliteli geçirmeye odaklanmamız gerekmekte. İnsan ömrünün yaklaşık üçte birinin uykuda geçtiğini düşünürsek, sağlıklı bir uyku için yatak odasının konforunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlayabiliriz. İnsanların konforlu uyku ile ilgili bilinci artarken, yatak odalarından beklentiler de yeniden şekillenmeye başlıyor. Huzur, tamamen kişisel bir duyum olduğu için yatak odaları da bireysel isteklere göre dekore edilmekte. Bu kişisel sığınaklar, karmaşalardan arındığınız mekânlar aslında. Ne kadar konforlu uyursanız güne o kadar iyi başlarsınız.

 

Estetik tasarımlarıyla dikkat çeken firmalar, kalite ve tasarım anlayışla evlerin uyku mabedi olan yatak odalarında, görsel hazinemizi güçlendiren fonksiyonel tasarımlarıyla karşımıza çıkıyor. Son yıllarda yatak odalarını geleneksel, beyaz renk ağırlıklı tek düze modellerden kurtarıp, modern tasarımları son teknolojik olanaklarla sunarak yatak odalarına yeni bir soluk getirmeyi başaran güçlü markalar var. Bizim tercihimiz olan, kurulduğu ilk günden itibaren lüks segmente hitap eden, tasarımlarıyla ezber bozan Bonaldo, İtalyan şıklığını rahatlık ve kalite ile harmanlayan sofistike ve huzur dolu yatak odaları sunuyor.

Bonaldo, 2018 koleksiyonunda lüks detaylardan aldığı ilhamı çağdaş ve minimalist çizgilerle birleştirerek yatak odalarına yeni bir bakış açısı getiriyor.

Güneşin sıcak kucağındaki keyif köşeleri, konformist alanları
İç mekân mobilyalarında olduğu gibi açık alan tasarımlarında da dayanıklılık, konfor ve görsellik konusunda şüphesiz büyük bir değişiklik yaşıyoruz. Evdeki rahatlık duygusu ve estetik anlayış dış mekânlarda da kendini ele veriyor.

Önümüzdeki yaz sezonunda, dış mekân mobilyalarının bahçe, balkon, teras, güneşlenme alanları ve farklı özel alanlar gibi farklı fonksiyonlara uygun olarak kurgulandıklarını görüyoruz. Sandalye, koltuk, kanepe, sehpa, masa ve şezlong olarak sınıflandırılabilecek yeni nesil serilerin tekli, ikili veya çoklu alternatiflerin de yan yana geldiklerinde grup oluşturabilmesi yoluna gidiliyor. Bu tip tasarımlarda fonksiyonel ve ergonomik bir estetiğin hedeflendiği oldukça belirgin olarak karşımıza çıkıyor.

Yaz mobilyalarının hafiflik arayışı içinde olmasından, ‘’less is bore’’ anlayışı ile yaratılmış minimum malzeme çeşitliliği ile bu malzemelerin minimalist detaylarla bir araya gelmesi; yalınlığı ergonomi ile buluşturuyor.

Bu doğrultuda klasikleşmiş marka ve formüllerin yanında; yeni, enerjisi yüksek, farklı ve geleceğe odaklanmış markaları da yakından tanımak gerekiyor. Özellikle genç çiftler ve modernist çizgiyi takip eden profesyoneller için bu konuyla ilgili tavsiye edebileceğimiz marka olarak Manutti; dış mekân için masa, sandalye, oturma grubu, şezlong ve aksesuar tasarımlarıyla tanınıyor. Bugünün ihtiyaçlarını önceden tahmin ederek yarattığı koleksiyonlar sayesinde 2018’de en çok takip edilen markalardan biri olmayı başaran Manutti’nin güçlü bir tasarımcı kadrosu bulunuyor.

Manutti’nin günümüz yaşam tarzına uygun tasarımları yaratırken ana hedefinin zanaat becerisini endüstriyel olanaklarla uyum içinde harmanlamak olduğunu belirtmemiz lazım. Dış mekânı sadece yemek yeme, dinlenme gibi dingin ihtiyaçlar için değil, toplantı ve sosyalleşme anlamında da kullanma isteğinin arttığı bir dönemde, Manuttigibi renkli, stil sahibi, endüstriyel tarzın kentli kimliğini ifade eden markalar biraz daha öne çıkıyor ve tercih ediliyor.

Kısacası siz siz olun, sadece pencereleri ve kapıları açmakla kalmayın, ruhunuzu ve bedeninizi pozitif enerji ile, renklerle, en önemlisi de gelecekle buluşturun.

Mimarinin Huzur Alanları: Havuzlar

Su insanoğlunun var oluşundan itibaren hayatın her evresinde gücünü göstermiştir. Dünyanın oluşumu, gelişimi ve dönüşümü su sayesinde olmuştur. Bu nedenle insanlar yaşamlarını suyun olduğu alanların hemen yanında kurmuşlardır. Günümüzde peyzaj mimarları, mimarlar ve tasarımcılar kentsel alanlarda suyun önemini ve gücünü çok daha iyi bilmekteler. Daha açık ifadeyle, peyzaja karşı sorumluluklarımızı yeniden hatırlamamızı su teşvik etmektedir.

A. 
Ozan EKŞİ

 

Peyzaj mimarları ve tasarımcılar, ellerindeki en önemli materyal olan suyu insan psikolojisindeki gücünü kullanarak kendi tasarımlarında mutlaka yer vermiştir. Kimi zaman bir süs havuzu, kimi zaman küçük bir çeşme veya duvardan akan bir su; kimi zaman da yüzme havuzu veya gölet kullanılmıştır. Suyun mimaride bu kadar önemli bir yere sahip olması, insanı rahatlatma, rehabilite etme yalnızca ruhsal değil fiziksel olarak da gevşetme ve stresten arındırma özelliğinden kaynaklanmaktadır. Su, sakinleştirici, konsantrasyon artırıcı, huzur verici etkileri nedeniyle pek çok projede baş aktör olarak yer almaktadır.

Havuz mühendisliği, alanında en etkili teknik uzmanlık gerektiren daldır. Projelerde estetik unsurlar ön plan tutularak görsel, mimari ve teknik unsurların entegrasyonu gerekmektedir.

Peyzaj havuz uygulamaları ise tasarlanan mekânlara ferahlık ve dinginlik katmakta olup, relax zonlarının, zen bahçelerinin tamamlayıcı ögeleridir.

Birbirinden farklı planlara sahip yüzme havuz örneklerinden göreceksiniz ki, bu yüzme havuzların kimisi açık kimisi kapalı ve her biri farklı boyutlarda. Sonsuzluk havuzlarından ekolojik havuzlara, küçük havuzlardan neredeyse yarı olimpik boyutlarda olan büyük modellere kadar birçok farklı havuz planları vardır.
Son dönemlerde oldukça popüler olan sonsuz havuzlarülkemizde İngilizce adıyla da anılmaktadır. Infinity Pool’ların özelliği, içine girildiğinde bir ucu ufka kadar uzanıyormuş hissi vermesidir. Uygun bir alana sahip olan birçok insanın ilk tercihi olan bu özel yüzme havuzları, suyun içine girdiğinizde sanki deniz ya da gökyüzü ile birleşen ve sonsuzluğa kadar devam ediyormuş hissi veriyor. Sonsuzluk havuzlarının en az bir duvarı içindeki su seviyesiyle eşittir, böylece deniz ya da gökyüzü, her nereye doğru uzanıyorsa, arada kesinti oluşmasına izin vermez.

Son yıllarda gerçek bir iyileştirme alanı olarak tasarlanan evler, fonksiyonelliği ön planda tutan ancak dekorasyon tarzını da es geçmeyen birer cennet şeklinde hayal ediliyor. Kısaca ev tipi spa-wellness alanlarına dönüşen havuzlar, sadece spor değil, arınma, dinlenme, tazelenme, iyileşme gibi fillilerle birlikte anılıyor. İnsanı su ile buluşturan bu özel atmosferler için tasarlanan sistemleri de günlük hayatımıza keyif katan son teknolojiler olarak saygıyı hak ediyorlar. Terapik ve estetik duruşları sayesinde birer sığınma noktasına dönüşen havuzların yeni yüzü konformist bir bakış açısıyla karşımızda. Mozaik görünümlü yüzeyler ve taş dokulara yer açın. Sukabumi adıyla yeni yeni tanınan, mineral taşlarla döşenen havuzlar 2018 trendlerinin başında geliyor. Bireysel detayların kullanımına olanak sağlayan özel işlemeli koleksiyonlar, kişisel beğenileri vurgulayan modeller ve teknolojiler, yüzme keyfinizi artırırken kendinizi özel hissetmenizi de sağlıyor.

   

Geleceğin evlerinin profiline baktığımız zaman, iç ve dış mekânlarda spa havuzlarının kurgulandığını ve doğa ile buluşan, renkleri ve enerjisiyle özgür, mutlu ve huzurlu alanlar yaratıldığını görüyoruz.

Ekolojik havuz olarak da bilinen doğal havuzlar, tipik havuz kimyasalları yerine biyolojik filtrelerin ve su bitkilerinin kullanıldığı ve hijyenin bu tür doğal malzemeler ile sağlandığı havuzlardır. Gölün yanında bir eve sahip olduğunuzu hissettirecek doğal havuzlar, özel olarak seçilip yerleştirilmiş, yöresel bitkiler sayesinde su hem temizlenir hem de oksijen ile zenginleştirilir. Kofa, hasırsazı ya da su kamışı bitkileri kendi kendilerine yetiştikleri için en çok tercih edilen seçimlerdir. Ev, denize yakın bir bölgede ise deniz suyundan yararlanılarak da havuzunuzu kullanabilirsiniz.

   

Kapalı havuzların genelde zemin katında olmasına alışığız. Ancak imkân varsa, kapalı yüzme havuzunu binanın en üst katına taşıyarak cam duvarlar vasıtasıyla muhteşem manzaralara kavuşabilirsiniz. Teknolojik trendlere baktığımızda tabanı yükselip alçalabilen havuzların derinliğini değiştirebilirsiniz. Dilerseniz havuzu tamamen ortadan kaldırıp evinizde çok amaçlı olarak kullanabileceğiniz geniş bir alan da açabilirsiniz, artık havuzların tabanı kenarındaki zeminle eşit olacak kadar yükselebiliyor.

Salone Del Mobile 2018

Dünyanın en önemli tasarım etkinliği Milano Tasarım Haftası bu yıl 17-22 Nisan tarihlerinde yapıldı. Dünyanın dört bir yanından tasarımcılar, mimarlar, sanatçılar, markalar, gazeteciler ve tasarım-severler, teknoloji, dekorasyon, aydınlatma ve mimaride en son yenilikleri görmek ya da sergilemek için Milano’ya akın etti. Mobilya fuarı geçtiğimiz dönemlere kıyasla bu yıl görmüş olduğu talep ve yoğun ilgiyle 2018’e damgasını vurdu. Haftanın en merakla beklenen etkinliği ise kendi alanında dünyanın en köklü ve saygın mobilya fuarı Salone del Mobile’di.  Fuarın kendisi zaten yeterince kapsamlıydı ve yanı sıra düzenlenen uydu-fuarlar, sergiler, ürün lansmanları, panel ve seminerler, partiler ve birçok başka etkinlikle Milano tam anlamıyla bir ‘tasarım bayramına’ sahne oldu.

Sektördeki gelişim sürecine baktığımızda 2018 yılının 2017 yılından daha iyi olacağı kanısındayız. Dünyanın en büyük mobilya fuarı olan Salonde del Mobile; Roberto Cavalli Home, Bentley Home, Etro Home, Gianfranco Ferre Home Collections, B&B Italia, Minotti, Giorgetti, Molteni & C, Missoni, Fendi Casagibi dev isimleri ziyaret ettik.

Alivar, Home Project koleksiyonundaki Avrupa klasisizminin egzotik oryantalizm ile birleştiği ve Kolonyal yaşam stili ile şekillendirdiği mobilyalarla karşımıza çıktı. Giuseppe Bavuso’nun imzasını taşıyan koleksiyonda sofistike el işçiliği, detaylara karşı gösterilen özen ile birleşiyor ve Alivar felsefesini birebir yansıtıyordu.

 

İhtişam, konfor ve güç Elledue’yi tanımlamak için tercih ettiğimiz kelimeler. Elledue rakipsiz “avant-garde klasik” tarzını fuarda sergiledi ve uluslararası ilginin odağıydı. Barok Klasiğinin tanrıçası Roberto Giovannini ise, değerini yaratan otantik lüks ve zamansız klasik çizgiyi, yüzyıllarca yaşayan bir gelenek olarak hâlâ sürdürüyor.

 

Artık mekânları birbirinden ayıran duvarların yerini, şeffaf, sürgülü kapılar alıyor. Bu sayede hem mekân duygusu ferahlıyor, hem daha homojen ve güçlü bir ışık düzeni sağlanıyor. Şeffaflık duygusu ile daha modern bir mimari konsept kazanılıyor.

Modern mimariye eşlik eden ve inovatif gelişmeleri adım adım takip edenRimadesio;kapı sistemleri, kayar paneller, saklama üniteleri, raf sistemleri, walk-in giyinme/soyunma mekânları-sistemleri ve tamamlayıcı mobilyalar üreten çok güçlü bir firma. Salone del Mobile’de Guiseppe Bavuso imzası taşıyan tüm sürgülü kapı modelleri sunuldu. Koleksiyonundaki modellerin yapımında öncelik, çevre dostu ve işlevsel çözümler için kullanılan iki doğal malzeme olan alüminyum ve cama verilmiş. Farklı mekânlara ve alanlara uyarlanabilir ölçüleri, A+ teknoloji özellikleri ve geniş cam, çerçeve renk seçeneklerine sahip Rimadesio sürgü kapıları ile artık evlerde labirent duygusu kalkıyor.

Cam ve metali yani organik ve teknolojik iki malzemeyi yan yana getiren işlevi estetikle buluşturan bir tasarım felsefesine sahip. Bugün dünyanın birçok yerinde seçkin projelerde yer alan Rimadesio, mimarların en büyük çözüm ortakları arasında olmakla birlikte Young & Design, KBB gibi birçok tasarım ödülünün de sahibi. Özellikle mekânın bütün ruhunu değiştiren ve yüzey farklılıklarıyla çok stilize fonlar yaratan Rimadesio sistemleri, adeta sanat eseri gibi.

Çağdaş yaşam alanlarının prestij sembollerinden biri olan Longhi, 2018 koleksiyonu ile modernist, yalın duruşunu metropolitan çizgiye, renkli lake kaplamalara ve natürel ahşaba taşıyor. Yatak, yemek odasından tüm aksesuarlara kadar geniş bir yelpazede üretim yapan Longhimobilya üretiminde çeşitli teknikleri ve teknolojiyi kullanarak benzersiz ürünler ortaya çıkarmaktadır. Ürünlerinde mermer, nubuk, süet ve bronz-altın metal lazer kesim ve deri üzeri geometrik baskı kullandığı tasarımlarıyla tanınmaktadır. Kendine özel bir tasarım dili olan Longhi, mobilyalarının yanı sıra ustalıkla hazırlanmış porselen taşından oluşan kapısını sergiledi. “Be Mine” adını verdikleri bu kapı, adından da anlaşılacağı gibi yalnızca istek üzerine üretiliyor.

Her sektörde olduğu gibi mutfak mobilyasında da değişiklikler söz konusu, 2018 mutfaktaki değişimleri izlediğimiz bir yıl oluyor. Bu değişimler tüketicinin konforunu, rahatlığını sağlayacak yöndedir. Modern zamanlarda iş hayatının ve yaşamının sıkışmışlığının, ev ortamında özgürlüğe bırakılması her markanın ilk tercihi… İlk bakışta, yalın çizgiler, alçak bazalar, minimal mutfaklar ön plana çıkmaktadır. Tüketici hayal ettiği özgün mutfak mobilya tasarımlarına erişebilecektir.

 

2018 yılı trendi; kulpsuz, sade modeller ve mat yüzeyleri içermektedir. Dolap yükseklikleri alt ve üst dolaplardaki değişim, tüketici için daha uygun kullanım alanı haline getirilmiştir. Ahşabın sıcaklığına, net ve güçlü çizgileri, pastel tonları, ahşap yüzey birleşimini, romantik ve şiirsel tasarımları, renk ve malzeme seçimlerinde özgürlük sunmaktadır. Özellikle koyu renk ahşap kullanımı gözlenmektedir.

 

“Gelecekte herkesin kullandığı değil, kişiye özel mutfaklar olacak”

Bunların yanı sıra kişiye özel tasarımların hazırlanmasıyla da tüketicinin kendini özel hissetmesi büyük önem taşımaktadır. Markalar mutfakları hem yaşam alanı olarak değerlendiriyor hem de “evlerimizin kalbi” olarak görüyor. Bu düşünceden yola çıkarak da kullanıcının kendisini ait hissetmesini hedefliyoruz. Örneğin kullanıcıların fiziksel özelliklerine göre, sağlığını düşünerek fırının ve bulaşık makinesinin yüksekte olduğu modüller tasarlanıyor. Sağlık açısından önemli olan birçok şey mutfaklara yön vermeye başladı bile.

Valcucine, mutfak modelleri değil mutfak sistemleri yaratan özel ve önemli bir marka. Kendi alanının A++ segmentinde ve özel bir kesime sesleniyor. Mutfak tasarımı üzerindeki çalışmaları sadece stil-teknoloji ikilisi üzerine kurgulamıyor. İtalya’nın insan ergonomisine uyumlu olma ve çevre duyarlılığına hassasiyet anlamında en öncü markalarından biri ve tasarım felsefesi bütünüyle “kullanıcı ve doğal yaşam faydası” ilkesi üzerine kurulu. Bu da bizi son derece bilinçli bir markaya götürüyor. Kurucuları:“Yaptığımız işin merkezine toplumu ve onların hislerini, duyularını ve günlük yaşamda aldıkları basit keyifleri koyduk. Pişirme eylemini formlar ve materyalleri geliştirerek benzersiz bir deneyime dönüştürmeyi istedik.” diyor. Fuarda sunduğu son teknoloji Logica Celata‘dan bahsedecek olursak, İtalyan yaşam tarzının tipik geleneği olan ev barını ortaya çıkartmak için geliştirilen özel bir mutfak modeli. Tasarımı Gabriele Centazzo’ya ait olan yeni modelinde bar sistemi ile diğer serilerinden sıyrılıyor.

Dokunmadan açılan kapağı, ev barını ortaya çıkarıyor. Pratik, çok iyi düzenlenmiş ve şarap tatmanın gerektirdiği tüm ekipmanla donatılmış. Barı kapattıktan sonra ise evinizin zarif bir mobilya parçası haline dönüşüyor. Kişiye özel üretilebilen Vitrum Arte özel cam yüzeyleri ile barı eğlenceli bir stilde serbestçe yorumlayabiliyorsunuz.

Milano Tasarım Haftası’nın 57 yaşındaki en tecrübeli lokomotifi iSaloni’nin iki yılda bir gerçekleşen etkinliği Eurocucina’da Miele’nin Diyalog fırını ile tanıştık. Yiyeceklerin ısı ihtiyaçlarına göre kendisini ayarlayabiliyor ve konvansiyonel fırınlardan yüzde 70 daha hızlı. Görünüm olarak diğer fırınlardan farklı olmasa da, mutfak ve lezzet dünyasında şimdiye kadar görülmemiş deneyimler yaratıyor.

Gün geçtikçe biraz daha önem kazanan ve kişisel yenilenme mekânı olarak içeriğini hızla geliştiren banyolar ise, sadece teknoloji, işlev ve mobilya ile değil, teması, atmosferi, aurası ile de öne çıkıyor. Artık günümüzün banyo tasarımlarında su ile baş başa kalmanın, arınmanın ve rahatlamanın altı çiziliyor. Banyoların tanımı tümden değişti. 2018 sezonu için evinizin keyif sınırları genişlerken ön plana çıkan mimari özellikler ise başı çekiyor.

2018’de banyolarında fark yaratmak isteyenler için modern ve inovatif tasarım anlayışıyla hayata geçen monoblok lavabolar ön plana çıkacak.

Ekstra alana ihtiyaç duyan kullanıcılar için estetik görünümlü yaratıcılığın ön planda olduğu tasarımlar göz dolduruyor. Ünite içi çamaşır depolama işlevi gören tekerlekli puflar, duvara monte edilebilen makyaj üniteleri bunlardan yalnızca birkaçı…

 

Yüksek kalitede banyo mobilyası tasarlama amacıyla yola çıkan Antonio Lupi bugün tüm dünyanın en ünlü üreticilerinden biri konumuna gelmiş, bu süreçte ürün gamını da geliştirmiş bir marka. Fuarda banyo dolaplarından aynalara, taş küvetlerden duş sistemlerine, aksesuarlardan halıya ve iç-dış mekân şömine sistemlerine kadar banyolarını sergiledi.

Paolo Ulian’ın Antonio Lupi için tasarlamış olduğu Intreccioen çok ilgi görenler arasındaydı. Mermer anlayışının modernize edilmesinin en iyi örneklerinden olan Intreccio, bağımsız lavabo içerisindeki led aydınlatmalar ile dikkatleri üzerine topladı. Klasik blok mermer lavabolarının aksine hafifliğiyle ön planda olan bu tasarım yalnızca 55 kilogram.

Eskiden lüks göstergesi olan, sonrasında popülarite kaybı görülen ancak kalitesinden asla ödün vermeyen mermer; son yıllarda modern bir trend olarak keskin dönüşüyle tekrar mekânlara ev sahipliği yaptığını görüyoruz.

Dünyaca ünlü mobilya, mutfak, banyo markalarını Milano’da ağırlayan fuar, Salone del Mobile’den aldığımız notlara bakacak olursak; bu yıl dekorasyon akımının geleneksel çizgilere, otantik motiflere ve canlı renklere kaydığını aynı zamanda koleksiyonlarda ağırlıklı olarak klasik tarzda özgün tasarımlara yer verildiğini görüyoruz.

Avant-garde olarak adlandırılan son derece gösterişli ve lüks dekorasyonların ilgi çekmesinin yanı sıra 2018’e damga vuracak detaylar arasında pirinç ve bakır yer alıyor. İç mekânlarda ihtişamı ve zenginliği yansıtan altın sarısı, mobilyadan, duvara, aksesuardan tekstil ürünlerine kadar birçok tasarıma kalite ve tarz kazandırıyor. Son zamanlarda dekorasyondan moda dünyasına hatta kozmetiğe kadar birçok alana sıçramış olan metalik trendi, feminen stilleri sevenler için harika bir akım. Altın, bronz, gümüş gibi metalik renklerin yanı sıra rose gold yani bakır altın çok daha ön plana çıkmış durumda. Bronz aynalar ve cam detaylarının bu yıl da dekorasyona heyecan kattığını gözlemledik.

Tüm dünya teknolojinin hızına yetişmeye çalışırken dekorasyon ve mobilya markalar da bu hıza ayak uydurmaya çalışıyor. Her gün müşteri beklentilerine göre şekillenen ürünlere teknolojiyi dahil etmek ise şart. Bu farkındalıkla sürekli kendini yenileyen teknolojinin satın alma alışkanlıklarını değiştirdiğini rahatlıkla görmekteyiz. Geleceğin mobilyaları hazırlanırken günümüzde teknoloji ile birlikte yaratıcı ve akıllı mobilya tasarımları üretilmeye başlandı. Örneğin televizyon ünitelerine gizlenebilen dev ekran plazmalar, kablo kargaşasını azaltan ürünler çoğalıyor. Mobilyalarda bulunan özel bölmelere saklanabilen eşyalar artık dekorasyon bütünlüğünü bozmuyor. Ayrıca havalimanı, otel lobisi gibi alanlarda talep gören şarj üniteli ve internete bağlı mobilyalar evlerdeki yerini de almaya başlıyor.

İç mekânlara girmeye hazırlanan hayvan heykellerini, aksesuarlarını, aydınlatma parçalarını görmekle beraber mekânlarda canlı bitkilerin dekorasyon unsuru olarak kullanıldığına şahit olacağız.

A.Ozan EKŞİ

Baharla Gelen Özgürlük

Güneşin sımsıcak yüzünü göstermesiyle dış mekânlarda geçirdiğimiz zaman uzadı. Kasvetli ve dondurucu kış aylarının ardından, tıpkı sizin gibi evinizin de canlanmaya ve yenilenmeye ihtiyacı var. Evlerin dış dünyaya açılan kapısı balkonlar, gökyüzüne dokunan teraslar, doğadaki keyif köşeleri dekoratif bahçeler ve tatili ayağınıza kadar getiren havuzlu alanlar için erken hazırlık vakti! Yaşadığınız yerin atmosferini tazelemek hem psikolojinize hem de ruhunuza iyi gelecektir.

Hayatımızda değişen ihtiyaçlar, iklimler ve yaşam koşulları ister istemez iç ve dış mekân ilişkisinin de değişimine yol açıyor. Artık iç ve dış mekân ayrımının eskisi kadar sert değil, daha yumuşak geçişlerle olduğunu gözlemliyoruz. Tıpkı banyo ve giyinme odalarının yatak odalarına entegre edilmesi gibi. İç mekân mobilyalarında olduğu gibi açık alan tasarımlarında da dayanıklılık, konfor ve görsellik konusunda şüphesiz büyük bir değişiklik yaşıyoruz. Evdeki rahatlık duygusu ve estetik anlayış dış mekânlarda da kendini ele veriyor. 2018 sezonunda dış mekân mobilyalarının bahçe, balkon, teras, güneşlenme alanları ve farklı özel alanlar gibi çok yönlü kullanıma açık olarak kurgulandıklarını görüyoruz. Sandalye, koltuk, kanepe, sehpa, masa ve şezlong olarak oluşturulmuş yeni nesil serilerin tekli, ikili veya çoklu alternatiflerinde ise yanyana geldiklerinde grup oluşturma fonksiyonu sağlaması yoluna gidiliyor. Bu tip tasarımlarda fonksiyonel ve ergonomik bir estetiğin hedeflendiği oldukça belirgin olarak karşımıza çıkıyor.
Yaşam alanları, iç mekânlardan bahçe, teras, balkon gibi açık hava noktalarına taşınırken, bu yeni buluşma noktaları da adeta iç mekân şıklığında tasarlanıyor. Açık hava odalarının bu seneki stil haritasında, zengin botanik simgeler: bambu, hasır ve tik gibi doğal malzemeler, rustik, bohem ve iskandinav-modern stillerin karmasından doğan bir kurgu yer alıyor.

Markalar ise özellikle bu yıl stil sahibi ruhlara özgün mekânlar yaratıyor. Tasarım, işlevsellik ve yalınlığa vurgu yapan mobilyalarıyla dekorasyon gurularının yakından takip ettiği Manutti, bu sezon zamansızlığın sırrını modern formlarda arıyor. Ev yaşamına baharla birlikte taze nefesler katacak ve her metrekarede daha dinç, daha keyifli ve daha sıcakkanlı hissettirecek tasarımlarla yeni sezona ‘merhaba’ diyor.

Sem Collections’ın ince bir zevkin mükemmel birleşimi niteliğindeki marka portföyünde bahçenize uygun birçok alternatif bulabiliyorsunuz. Yapılacak düzenlemeler ve minik dokunuşlar ile evinizi yeni sezona hazırlayabilirsiniz.

Salıncak keyfinden mahrum kalmayın. Geniş bir balkonunuz, terasınız, hatta bahçeniz varsa salıncak ya da hamak alarak siesta keyfini günün her saatine yayabilirsiniz. Artık iç mekânlar için de çeşitleri bulunan hamaklarla odanızda tatil havası estirebilir, iş çıkışlarında evinize koşa koşa gitmek isteyebilirsiniz. Alacağınız salıncağı ya da hamağı canlı renklerden seçerseniz yaz mevsiminin ruhunu her an yanınızda hissedebilirsiniz.

Açık hava keyfinizi yatay düzleme taşıyan ve sizi güneşin çekici sıcaklığında konformist bir ergonomiyle kucaklayan şezlongları da tercih etmeniz mümkün.

Mekânın ruh halini belirleyen, konfor faktörünü etkileyen aydınlatma elemanları ise dekorasyonunuzun finalidir. İnovatif malzemeler, sanatsal formlar ve yeni teknolojilerle stil evrimini bir üst boyuta taşıyor. Dünya devleri ile iş birliği yapan Contardi’ye ait Muse koleksiyonu ve Masiero’ya ait Drylight koleksiyonu radarımıza girenler arasında.

HAYATI DURDURAN BANYOLAR

Gün geçtikçe biraz daha önem kazanan ve kişisel yenilenme mekânı olarak içeriğini hızla geliştiren banyolar, sadece teknoloji, işlev ve mobilya ile değil, teması, atmosferi, aurası ile de öne çıkıyor. Artık günümüzün banyo tasarımlarında su ile baş başa kalmanın, arınmanın ve rahatlamanın altı çiziliyor. Banyoların tanımı tümden değişti. 2018 sezonu için evinizin keyif sınırları genişlerken ön plana çıkan mimari özellikler ise başı çekiyor.

A.Ozan EKŞİ

İster muhteşem bir aromaterapi partisi yapın, ister jakuzide müzik eşliğinde uyuyun… Sonra raftan bir kitap seçin, day-bed’inize uzanın, arada sırada tv seyredin. Ve bunların tümünü banyonuzda yapın. Günümüz banyoları, kapıyı kapattığınız anda bunların tümünü yapabilmenizi sağlayacak şekilde tasarlanıyor. Sadece duş alıp çıkmıyor, uzun uzun bakım yapıyorsunuz, bir oturma-dinlenme köşeniz mutlaka oluyor, ayrıca iPod, iPad, DVD seyredebileceğiniz veya kitap-magazin okuyabileceğiniz bir multimedya köşeniz oluyor. Dilerseniz masaj masanızı da buraya alabiliyorsunuz. Fonksiyonelliğin yanı sıra görselliği de önemseyen yeni jenerasyon banyolar, sınırlarını aşarak genişliyor ve katma işlevler kazanıyor. Nihai kullanıcılardan gelen talepler değiştikçe, firmaların ve tasarımcıların çalışmaları da ‘individual’s concepts’ yani bireye özgün konseptler yönünde oluyor, yeni ürünler yeni alışkanlıkları doğuruyor. Mimarlığın uzun zamandır bireyi, tasarımın merkezi olarak konumlamayı beklediği gerçeğinin altını çiziyoruz.

Teknolojik alanlar

Teknolojinin akıl almaz hızı banyolarda birçok yeniliği beraberinde getiriyor. Suyun sıcaklığını hesaplayan, klozetlerde su basıncı ve çıkışı sayesinde kişiye özel yıkama seçenekleri sunan ve daha az su kullanımıyla tasarruf ettiren armatürler, neredeyse varlığı hissedilmeyen rezervuarlar, su akışını kolaylaştıran hemzemin duş kanalları, yağmur duşları gibi teknolojik ürünler sayesinde banyolar ‘smart’ bir kimlik kazanıyor.

Koku ve ışık efektleriyle farklı atmosferlere dönüşebilen duşların çoğalan alternatifleri, dokunmatik ekran özellikli banyo aynaları gibi teknolojik ekipmanlar sayesinde banyolarda çok fonksiyonlu kullanımı mümkün.

Bir yaşam alanı olarak ıslak hacimler

Tasarımda sadece soğuk görünümlü öğelerinden öte, daha sıcak bir etki oluşturacak ahşap kaplamalar, duvar kağıtları gibi malzemeler, aplikler ve gizli ışıklarla sağlanabilecek gözü yormayan doğru aydınlatmalar kullanılarak banyolar konforlu yaşam alanlarına dönüşüyor.

Çevreye saygılı armatürler

Armatür seçiminde kullanılan teknoloji estetiğin önüne geçer oldu. Formla su arasındaki organik iletişimden yola çıkan tasarımlar, su tüketimini en aza indiren tasarruflu, ergonomik ve dayanıklı armatür tasarımlarıyla kullanıcıların hayatını kurtarıyor.

Monoblok dönemi

Banyolardaki lavabo tercihi çok önemli. Çünkü lavabolar, banyolar için görkemli bir atmosfer yaratmak için öncelikli tercihler arasında yer alıyor. 2018’de banyolarında fark yaratmak isteyenler için modern ve inovatif tasarım anlayışıyla hayata geçen monoblok lavabolar ön plana çıkacak.

Ekstra alana ihtiyaç duyan kullanıcılar için estetik görünümlü yaratıcılığın ön planda olduğu tasarımlar göz dolduruyor. Ünite içi çamaşır depolama işlevi gören tekerlekli puflar, duvara monte edilebilen makyaj üniteleri bunlardan yalnızca birkaçı…

Bağımsız küvetler

Bağımsız küvetleri geniş mekânlarda tercih etmek, hem modeli daha iyi sergilemeye hem de dört yanı açık olması gereken tasarımları daha işlevsel kullanmaya avantaj sağlayacaktır.

Açık plan banyolarda rahatlama ve arınma

Geleceğin yaz evlerinin profiline baktığımız zaman, sadece iç mekânlar için değil, dış mekânlarda da bir banyo bölümünün kurgulandığını ve doğa ile buluşan, renkleri ve enerjisiyle özgür, mutlu ve huzurlu alanlar yaratıldığını görüyoruz.

Trendlere bakıldığı zaman dış mekân banyo keyfini yaşamak isteyenler için yağmur duşlarına ve paslanmaz çelik malzemeden üretilen ve endüstriyel tarzıyla güncel modernizmi temsil eden ürünlere çok sık rastlıyoruz. İnce yapısı, bağlantısız -freestanding- kullanılabilmesi gibi özellikleri olan banyolar, açık hava alanları için benzersiz bir deneyim sunuyor.

Diğer yandan wellness kavramını dışarıya taşıyanlar da var. Wellness cabin konsepti içinde geçen saunaları ve buz-tuz kabinleri de özellikle havuz çevresinde ve manzara odaklı olarak kurgulanıyor ve tercih ediliyor. Doğa ve su birlikteliği için benzersiz banyo deneyimleri sunuyor.

Mutfak tasarımı ve renk seçimi

Mutfak için tercih edebileceğiniz renk skalası oldukça geniştir. Yeşil, mavi, siyah, beyaz, kırmızı, sarı gibi ana renklerin yanında, bu renklerin farklı oranda birleşiminden elde edebileceğiniz sınırsız renk vardır.

Son yıllarda, mutfak tasarımlarında eski ve retro renk tonlarından uzaklaşıp, daha modern ve lüks mutfak tasarımlarının benimsendiği görülüyor. Ankastre mutfak, ada mutfak gibi bilinenlerin dışında, 3D mutfaklarda da, canlı renk tonlarını görebilmekteyiz.

Gelin hep birlikte, mutfak modellerindeki ideal renk tonlarını inceleyelim ve kendimiz için en iyisi olan mutfak modelinin rengine karar verelim.

Kolay temizlik için açık renkler:
Temizliğe önem veren titiz bir yapınız varsa, açık tonlarda mutfak dolaplarını tercih etmelisiniz. Kir ve parmak izini çok az belli ettikleri ve temizlemesi kolay olduğu için, daha avantajlıdır.

Büyük mutfaklarda koyu renkler:
Mutfağınız büyükse, koyu renk tonlarını tercih etmelisiniz. Çünkü açık renkler daha geniş bir ortam yaratacağından, zaten büyük olan mutfağınız daha da büyük görünerek, sıcaklıktan uzaklaşabilir.

Karanlık mutfaklarda açık renkler:
Eğer mutfağınız yeterince ışık almıyorsa, koyu renk tonlarından oluşan mutfak dolapları, mutfağınızı karanlık ve kasvetli yapacaktır. Bu sebeple açık renk tonlarından oluşan mutfak dolapları tercih etmelisiniz.

Şimdi gelin birlikte bir İtalyan tasarım devi Valcucine nin Artematica koleksiyonundan sarı ve mavi renklerdeki lüks mutfak tasarımlarını görelim.

Valcucine Artematica koleksiyonu:

Suni bir ortamda kullanıldığında bile, doğanın renkleri her zaman kusursuz bir biçimde uyuşmaktadır. Sarı, güneşi simgeleyen bir renktir. Yeşil bitkileri, mavi denizi ya da havayı, beyaz bulutları, kahverengi toprağı simgeler. Bütün bu renkleri bir arada kullanarak, mutfağınıza doğayı taşıyabilirsiniz.

Mavi denildiğinde ilk akla gelen, hiç şüphesiz denizdir. Kim deniz manzaralı bir evde oturmak istemez ki? Pencerenizi açtınız ve karşınızda deniz. İçiniz huzurla dolar eminiz. İşte denizin verdiği bu huzuru, mutfağınızda mavi rengi kullanarak yakalayabilirsiniz. İster turkuaz, ister lacivert, ister açık mavi…

Kentsel dönüşüm projelerine çözüm bulan bir mutfak markası; ARMONY

Emlak sektörünün yükselmesi ve toplu yaşam alanlarındaki standartların ve beklentilerin artışı ile mekanlar, çözüm anlamında hızla yetenek kazanıyor; bu alanların başında ise mutfaklar geliyor. Bu doğrultuda erişilebilir fiyatlar ve kaliteyi aynı çizgide tutabilen markalar üstünlük elde etmekte. Bu markalardan biri de Armony.

 

Dekorasyon ve iç mimarinin önem kazanması ve yeni konut dalgasında tasarlanan evlerin de bu çizgide inşa edilmesiyle ilk olarak mutfaklarda geleneksel anlayış son buldu. Eski mutfakların yerini ‘bir yaşam ve sosyalleşme alanı’ olarak tasarlanan geniş, çok sayıda depolama alanına sahip, insan ergonomisine uyumlu, çevre ve doğa dostu, oturma, dinlenme alanlarına sahip, yepyeni bir mutfak nesli aldı. Artık mutfakların sadece yemek yapmak için değil, evin içinde var olan yaşam konseptini kapsayan alanlar olarak tasarlandığını görüyoruz.

Bir yanda natüralist dokular, fonksiyonel üniteler, alışılagelmedik renkler ve materyaller, diğer yanda organik formlar, maksimum verime dayalı teknolojiler, oturma alanlarıyla salona devam eden tasarımlar… İşte tüm bunlar ‘daha fazla vakit geçirilen mutfaklar’ için. Belki de bu yüzden yemek pişirme ve sunum estetiği gibi kavramlar gitgide popülerleşiyor.

Yeni ve ulaşılabilir emlak projelerine uygun, modern yaşam parametrelerine uyumlu tasarlanmış mutfakların önde olduğu bugün yerli pazarda olduğu gibi ithal dekorasyon ve yapı malzemesi markalarının da bu anlamda avantajları çok. Çünkü ulaşılabilir değerlerdeki pek çok global tasarım markası projeler için uygun örnekler sunuyor. Özellikle banyo ve mutfak dünyasında VIP markaların yanı sıra, akıllı projelerle birleşebilecek uygun fiyatlı ithal markalar da bulunuyor. Bunlar için yüzümüzü İtalya’ya çevirince mutfak konusunda ilgi gören ve genellikle büyük projeler için mimarlar ve emlak firmaları tarafından tercih edilen Armony Cucine’yi görüyoruz.

Valcucine, Ulivi, Antoniolupi gibi uluslararası markaların Türkiye satış adresi olan Sem Collections ailesinin önemli bir üyesi olan, modernist cephenin en yeni gözdesi olan Armony mutfak, karakterize edilebilen, kişiselleştirilebilen, avant-garde-modern çizgiye oturmuş, İtalyan üretim kalitesinin temsilcisi olan özel bir marka.

‘Bazı rüyalar geleceği hedefleyen vizyonlar sayesinde gerçeğe dönüşür’ mottosuyla yola çıkan Santarossa kardeşlerin Treviso’da 1976 yılında  kurdukları mutfak markası Armony Cucine, İtalya’nın mutfak kültürü yüksek bir ülke olmasını bir avantaj olarak kullanarak, tasarımlarında hayal gücü ve özenli işçilik kriterlerini birleştirmiş.

İlk adımlar önce İtalya çerçevesinde atılmış ve bir anda pek çok şehirde temsilcilikler kurulmuş. Kısa zamanda bu büyüme Avrupa’ya yansımış.  Müşteri ağı genişledikçe, marangozluk ve modern sanayi arasındaki bu geçiş de büyümüş. Bugün Armony Cucine, 40 yaşında ama tasarımlarıyla oldukça genç bir bakış açısını ve fütürizmi temsil ediyor.

Müşterilerine 17 model ve 217 tamamlayan tasarımla 1019 kombinasyon kurgulamaya açık olan Armony, ilk prensip olarak ‘kişiselleştirilmiş mutfaklar’ üretmeyi hedef alıyor ve kimi projelerinde camın zarafetini stoneware gücü ile buluşturarak modernite yaratıyor; zaman zaman ahşap ve alüminyumu birleştiren doğacı modellere imza atıyor. Genel anlamda tercihi sakin, rafine ve yalın tarzda mutfaklar olanlar için Armony, hem ulaşılabilir fiyatları, hem de İtalyan tasarım gücünü ortaya koyuyor.

Bugünün kentsel dönüşüm fırtınasına dahil olmak ve çarpık kentleşmeyi ortadan kaldırarak herkesi soylu bir kent panoramasına dahil etmek gayrimenkul sektörünün birinci hedefi. Bunu yaparken de gerçekten sıcakkanlı bütçelerle hareket etmek gerekiyor, dolayısıyla her mimarın seçimlerini yaparken bütçe dostu tasarımlarla buluşması gerekiyor ki bu da son kullanıcının daima yüzünü güldürmekte. İşte Armony, hem tasarıma hem de ekonomiye sadık mimarlar, ev sahipleri ve yatırımcılar için en ideal mutfak seçeneklerinden biri. Bu da ona gerçek bir karakter kazandırıyor.

Açık Mutfaklar Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Son zamanlarda Türkiye’nin her alanında olduğu gibi inşaat sektöründe de büyük adımlar atması, iç mekan tasarımını da farklı bir boyuta taşıdı. Batı ülkelerinde en çok kullanılan açık mutfak kültürü evlerimize girmeye başladı. Lüks mutfak tasarımı denilince akla direk açık mutfaklar geliyor. Peki açık mutfağın olumlu ve olumsuz yanları nelerdir?

Olumlu yanları: Mutfağın ferah olması ve sosyallik

valcucine-acik-mutfak

Mutfağın en önemli artısı ferah ve hareket edecek alanın geniş olmasıdır. Dar bir alanda, yemek sıcağında hareket etmektense; içeri girdiğinizde içinizin açıldığı, dolapları açtığınızda üzerinize bir şey düşme tehlikesi olmadan hareket edebilmelisiniz. Bunun için açık mutfaklar tam da ferah ve geniş alan sevenlere göre.
Mutfakta vakit geçirmeyi sevmek, yemek yapmayı sevmekle aynı oranda ilerliyor. Ancak misafirlerinizi de yalnız bırakmak istemiyorsanız, açık mutfak tasarımını tercih edebilirsiniz. Misafirlerinizi ayaküstü ağırlayabilirsiniz ve herkes oturma odasında muhabbet ederken, sürekli mutfağa gitmek durumunda kalmazsınız. Lüks mutfak tasarımı isteyenler mutfağını evin merkezine alıyor. Böylece hem salondan uzak kalmamış oluyorsunuz hem de mutfakta vakit geçirmeye devam ediyorsunuz.

Olumsuz yanları: Yemek kokuları ve gürültülü oluşu

valcucine-acik-mutfak

Açık mutfakta yemek yapmak zevkli bir hale geliyor ancak yemeklerinizde baharat kullanmayı seviyorsanız, yemek kokularının salonunuza yayılmasını engelleyemezsiniz. Yemek kokusunun yayılmasını engellemek için de güçlü bir aspiratör kullanabilirsiniz. Bu seferde gürültüsü rahatsız edici olabilir. Kullandığınız küçük ev aletlerinin de sesleri eklenince, içinden çıkılmaz bir karmaşa oluşabilir. Açık mutfağın artıları olduğu kadar eksileri de ağır basabiliyor. Yemek yaparken mutfağınızın dağınık olması hem sizi hem de misafirlerinizi kaotik olmaya itebilir.
Eğer şık, kullanışlı ve hareket özgürlüğü sağlayan bir mutfak tasarımı hayal ediyorsanız, Valcucine mutfakları hakkında daha fazla bilgi edinmenizi öneririz. Yukarıda bahsettiğimiz eksileri, tasarımı güçlü olan bir mutfağın artıları ile kapatabilirsiniz.