Etiket Arşivleri: ev

TASARIMIN AYDINLANMA ÇAĞI

Günümüzde yaşam alanlarına ayrıcalıklı bir kimlik kazandıran aydınlatmalar, dekorasyonu tamamlayan kilit birer oyuncu haline dönüşüyor. Farklı stillerdeki tasarımlarıyla ikinci planda kalmayı reddeden aydınlatma elemanları ve taze kullanım fikirleri yeni heyecanlara ışık tutuyor.
A. Ozan EKŞİ

  

TASARIMIN AYDINLANMA ÇAĞI

Mimari tasarımlar kim ya da kimler için tasarlanıyor olursa olsun, ışığın tasarımdaki kullanımı son derece önemlidir. Müstakil bir ev, kullanışlı bir ofis veya ışıldamak isteyen bir mağaza… Dünyanın neresinde olursa olsun yapılar, ışıklandırmaya ihtiyaç duyarlar. Çünkü tüm mimari tasarımlar içinde yaşayacakları insanlar için tasarlanırlar ve insanların en büyük ihtiyaçlarından bir tanesi de ışıktır. Bu yüzden ışığın kullanımı mimarlıkta son derece önemli bir husus olarak karşımıza çıkar.

Işık ve aydınlık, insanlar için ihtiyaç olmasının yanı sıra aynı zamanda estetik bir unsurdur. Mimari tasarımlarda ışığın kullanımı,aydınlık insanlara ferahlık verir, onları psikolojik olarak iyi yönde etkiler. Bu yüzden ışığın kullanımı mimarların üzerinde en çok durdukları unsurların başında gelir. Işık kullanımı konusunda farklı bir yol izleyen Gotik mimari, mimarideki bu genel eğilimin aksine mekânların içinde de dışında da karanlığın ve karanlık alanların üzerine düşer. Gotik sanat akımının insanları suçluluk ve karamsarlığa ittiğini söylemeye gerek yok.

Günümüzde tasarım alanındaki gelişmelerin temelinde, pozitif bilimlerdeki gelişmeler yatmaktadır. Bu noktada pozitif bilimlerin gelişmesi, insan ile ilgili tüm alanlarda yapılan çalışmalarla birlikte, aydınlatmanın da yan bilgi olmanın çok ötesinde, başlı başına bir konu olduğunu ortaya koymuştur. Geçmişte aydınlatma teknolojileri alanındaki araştırmalarda göz ardı edilen konular, günümüzde sağlık sorunları olarak karşımıza çıkmaktadır. Verimlilik, performans, mekân algısı gibi konular, özellikle iç mekânların fiziksel ortam koşullarından kaynaklanan problemlerdeki artış nedeniyle göz ardı edilemez bir konuma gelmiştir. Bu noktada; ışığın geliştirilmesi, üretilmesi, satılması, uygulanması ve tasarlanması konularında, çalışan kişiler tarafından, ‘iyi görme koşullarının sağlanması için’ ışık uygulamak konusu, insan sağlığı çerçevesinde düşünülüp sağlıklı aydınlatmanın gereklerini yeniden belirlemesi gerekmektedir.

Sonuç olarak; özellikle görsel performans düzeyinin yüksek olmasının istendiği durumlarda mekânda yapılacak aydınlatma tasarımının da mekânla birlikte tasarlanması gerekmektedir. Bu amaca yönelik yapılacak aydınlatma tasarımlarında, zamanının büyük bir kısmını kapalı mekânlarda ve yapay ışıkla geçiren kişilerin, yapay ışıktan fizyolojik, biyolojik ve psikolojik bakımdan nasıl etkilendiklerini bilmek gerekmektedir. Bir mekânın mekânsal özellikleri ve yaratılmak istenen atmosfer en iyi ışık sayesinde vurgulanabilir. Daha iyi görme koşullarını sağlamanın ortamdaki aydınlık düzeyini yükseltmek olmadığı yeni nesil araştırmalarla anlaşılacak ve belki de günümüzde doğru olarak kabul ettiğimiz pek çok uygulama tarihte kalacaktır. Işık mekânın kimliğini ve mekânsal özelliklerini doğrudan etkilemekte ve oluşturmaktadır. Bu bakımdan aydınlığın karanlık yüzünü görmek, zamanımızın  büyük kısmını geçirdiğimiz iç mekânlara aydınlatma bakımından daha etkili yaklaşımlar getirecektir.

Yaratmak istediğiniz ambiyansın yolu, belirlediğiniz ışık miktarı ve stilden geçiyor.


PARLAYAN, YANSIYAN, YÜKSELTEN DEKO-ŞİFRELER

Klasiğin Vazgeçilmezliği

Her dönemin zamansız stillerinden olan klasik tasarım anlayışı, aydınlatmada birer mücevheri andıran çizgileri ile modası geçmeyen zevkleri yansıtıyor. Gösterişi ve şatafatı ile avant-garde bir duruş sergileyen dev sarkıtlar, sarkıtların en büyük tamamlayıcısı aplikler, masa üzeri aydınlatmalar ve lambaderler ile klasik tarzdaki yaşam alanınızda çarpıcı bir vurgu sağlayabilirsiniz.


Duvarda Işık Oyunları
Bölgesel aydınlatma ile desteklenen mekânların belki de en şık parçaları arasında yer alan aplikler duvara yansıttıkları ışık gölge oyunları ile adeta birer enstelasyona aracılık ediyor. Modernden klasiğe, bakırdan cama kadar her malzeme ve stile bürünen aplikler yaşam alanlarının her noktasına çok yakışıyor.

XL Yaşam

Yaşam alanlarımız büyüdükçe aydınlanma ihtiyaçları da aynı oranda artıyor. Yüksek tavanlı, geniş oturma gruplu ve büyük bir yemek masasının konumlandırıldığı bölümlerde yaşamımızı XL boyutlara sahip aydınlatmalar aydınlatıyor. İri sarkıtlar, uzun lambaderler, dev bahçe aydınlatmaları derken büyüklük hissi mekânlara da yeni bir boyut kazandırıyor.

Hayatı Durduran Banyolarda Yeni Yaklaşımlar

Gün geçtikçe biraz daha önem kazanan ve kişisel yenilenme mekânı olarak içeriğini hızla geliştiren banyolar, sadece teknoloji, işlev ve mobilya ile değil, teması, atmosferi, aurası ile de öne çıkıyor. Artık günümüzün banyo tasarımlarında su ile baş başa kalmanın, arınmanın ve rahatlamanın altı çiziliyor. Banyoların tanımı tümden değişti. 2018 sezonu için evinizin keyif sınırları genişlerken ön plana çıkan mimari özellikler ise başı çekiyor.

A.Ozan EKŞİ

 

Tüm mekânlarıyla ev yaşamının büyük resmine baktığımızda, tasarım dünyasının teknoloji gibi süratle yükselen bir yıldız ile organik yaşam ve rafineliğe sadakat arasında gidip gelmek yerine birleştiren ve buluşturan bir aksa girdiğini gözlemliyoruz. Banyolar bir süredir yeni yüzleriyle karşımıza çıkıyor. Firmalar günümüz banyolarını şekillendirirken mimari yaklaşımları, yükselen tasarım trendlerini ve tüketici tercihlerinde büyük etkiye sahip olan yaşam tarzlarını göz önünde bulunduruyor.

Bu sene Milano Tasarım Haftası dahilinde 243 katılımcının yeni banyo koleksiyonlarını sergilediği Uluslararası Banyo Sergisi’nden aldığımız ilhamla yaratıcılığın sınırlarını zorlayan fikirlere kucak açıyoruz.

İster muhteşem bir aromaterapi partisi yapın, ister jakuzide müzik eşliğinde uyuyun… Sonra raftan bir kitap seçin, day-bed’inize uzanın, arada sırada tv seyredin. Ve bunların tümünü banyonuzda yapın. Günümüz banyoları, kapıyı kapattığınız anda bunların tümünü yapabilmenizi sağlayacak şekilde tasarlanıyor. Sadece duş alıp çıkmıyor, uzun uzun bakım yapıyorsunuz, bir oturma-dinlenme köşeniz mutlaka oluyor, ayrıca iPod, iPad, DVD seyredebileceğiniz veya kitap-magazin okuyabileceğiniz bir multimedya köşeniz oluyor. Dilerseniz masaj masanızı da buraya alabiliyorsunuz. Fonksiyonelliğin yanı sıra görselliği de önemseyen yeni jenerasyon banyolar, sınırlarını aşarak genişliyor ve katma işlevler kazanıyor. Nihai kullanıcılardan gelen talepler değiştikçe, firmaların ve tasarımcıların çalışmaları da ‘individual’s concepts’ yani bireye özgün konseptler yönünde oluyor, yeni ürünler yeni alışkanlıkları doğuruyor. Mimarlığın uzun zamandır bireyi, tasarımın merkezi olarak konumlamayı beklediği gerçeğinin altını çiziyoruz.

Bob Marley’nin ünlü sözü “Bazı insanlar yağmuru hisseder, diğerleri ise sadece ıslanır” cümlesini tasarım mottosu olarak banyo, aritmetiğine uyarlayan tasarımcılar, rasyonellikten uzaklaşarak duyulara hitap eden malzeme ve yüzey seçimlerinin peşine düşüyor. Rahatlama, arınma ve dış dünyadan izole olma olgularına işaret eden banyolar, yeni teknolojilerle meditatif kozalara evriliyor.

Mekâna dinamik bir çekicilik ve akıcılık kazandıran kıvrımlı formlar bu sene armatürlerden banyo küvetlerine ve lavabolara kadar banyo ve mutfaklarda tasarımcıların öncelikli tercihleri arasında.

Tasarım arenasının son yıllardaki gözdesi pirinç, 2018 banyolarında mermer, ahşap ve cam gibi yüzeylerle kombinlenerek karşımıza çıkıyor. Rafine ve nostaljik görünümleriyle girdiği mekana estetik bir boyut katan pirinç armatürler kişisel detaylarla vurgulanıyor. Tasarımcılar inovasyonla doğayı, minimalizmle sıcaklığı başarılı bir şekilde bir şekilde bir araya getiriyor.

Yüksek kalitede banyo mobilyası tasarlama amacıyla yola çıkan Antonio Lupi bugün tüm dünyanın en ünlü üreticilerinden biri konumuna gelmiş, bu süreçte ürün gamını da geliştirmiş bir marka. Salone del Mobile’de banyo dolaplarından aynalara, taş küvetlerden duş sistemlerine, aksesuarlardan halıya ve iç-dış mekân şömine sistemlerine kadar koleksiyonlarını sergiledi.

Kalitesinden asla ödün vermeyen, gelmiş geçmiş en favori malzeme mermer; son yıllarda modern bir trend olarak keskin dönüşüyle tekrar mekânlara ev sahipliği yaptığını görüyoruz. Gücünü doğadan alan bu ihtişamlı seçenek, bu yıl hiç olmadığı kadar popüler. Ama onu sadece zeminde ya da duvarda değil lavabo ve tezgahlarda, dolap kapaklarında da görebiliyoruz.

 
Paolo Ulian’ın Antonio Lupi için tasarlamış olduğu Intrecciomermer anlayışının modernize edilmesinin en iyi örneklerinden birisi. Bağımsız lavabo içerisindeki led aydınlatmalar ile dikkatleri üzerine topluyor. Klasik blok mermer lavabolarının aksine hafifliğiyle ön planda olan bu tasarım yalnızca 55 kilogram ağırlığında.

Yeni lüksler arasında salonlara özenen banyolar var. Metrekareleri genişleyen banyolarda proporsiyonlar arasındaki armoni dikkat çekiyor. Köşe sehpası, makyaj masası, kanepe veya koltuk gibi banyolarda görmeye alışık olmadığımız mobilyalarla yaratılan mizansenler zeminde ahşap görünümlü seramikler, duvarlarda ise bleu-blanc karolar veya nostaljik duvar kağıtlarıyla sentezleniyor. Ortaya mekânı bir yaşam alanına dönüştüren samimi ve davetkar kurgular çıkıyor.

Günümüz teknolojileri banyo aynalarını da etkiledi. Aynalar kendi kendine aydınlanıyor ve buhu tutmuyor. Yeni aynalarda en çok görülen özellik Led ışık teknolojisi. Ayrıca dijital saat, radyo ve hatta televizyonlu olanlar da var. Bazı aynalar ise kendilerini ısıtarak yüzeylerinde buhu oluşmasını engelliyorlar. Teknolojik yenilenmeyle beraber farklı noktalarda da aydınlatma sağlayabilen modüllerle aydınlanıyor. Tıpkı kendinden klozet ve rezervuarlarda olduğu gibi.

Kentli Evlerin Yeni Mottosu: Alandan Kazanma

Yeni jenerasyon konut projelerindeki en önemli ortak nokta, küçük metrekareler ve çözüm odaklı “alandan kazanma” mottosu. Bu hedef öyle bir fikir noktasına getiriyor ki mimarları, her noktada bir gizli dolap, bölme, yok olmalar, ortaya çıkmalar, sınırlandırmalar, bölümlemeler karşımıza çıkıyor. Depolama, görsel olarak da estetiği zorlayan bir kavram; dolayısıyla kentli evlerin sade makyajını da doğru yapmak gerekiyor.

A.Ozan EKŞİ

Dünyanın telafi edebileceğinin çok üzerinde bir tüketimçağındayız. Bu durum dünyadaki kaynakların hızla tükenmesine neden oluyor. Lagom kelimesi işte tam burada devreye giriyor. Türkçe karşılığı olmayan İsveççe kelimeyi “ne az, ne çok” ya da “kâfi miktarda” olarak çevirebiliriz. Pek uygulanabilir gibi gözükmeyen bu felsefe, ihtiyacınız olandan fazlasını istememeye ve kullanmamaya teşvik ediyor.

Daha az stres için yaşamımızı düzenlemek, çevreye karşı duyarlı olmak ve kendimizi mutlu hissedebileceğimiz mekânlarda yaşamak bu felsefenin başlıca fikirleri arasında. Dünyanın en mutlu insanları olduğu kabul edilen İsveçlilerin yaşam felsefelerini evlerimizde uygulamak mümkün. Bunun için öncelikli olarak dağınıklık yaratan gereksiz eşyalardan kurtulup, uzun süre kullanabileceğiniz mobilyaları ve aksesuarları tercih etmenizi öneriyoruz. Natürel tonların rahatlatıcı etkisini, doğal dokularla buluşturarak, zanaatın öne çıktığı el yapımı objeler kullanmak her zaman iyi bir fikir. Yaşam alanlarınızda yaratacağınız dinginlik ve yalınlık ile kendinize daha stressiz bir hayat kurgulayabilirsiniz.

 

Türkiye’nin bir tekstil ülkesi olması ve dahası, doğu Asya ülkelerinden ithal, ucuza imal edilen, uygun fiyatlı giysilerin birçok marka tarafında üretilip satılması da giysi sayımızı arttıran faktörlerden biri. Talebi geçen arz sebebiyle her geçen gün evlerimizde büyük bir yoğunluk oluşuyor. İhtiyacımız olmadığı hâlde aldığımız ayakkabılar, kıyafetler, dekorasyon malzemeleri, makyaj malzemeleri, bunların her biri depolanma gereksinimi ile yaşamımızı etkileyen başlıklar. Örneğin artık pek çoğumuz evinde gardırop yerine, giysi odası kullanmakta.

 

Giyinme odalarını ele alacak olursak; aslında amacın, küçük bir alandan maksimum faydayı sağlayacak düzenleme ve depolama kaygısı olduğunu fark ederiz. Bir bölüme girip bütün kıyafetlerinizi bir arada görmek, kombinasyonlarınızı vakitle yarışırken doğru şekilde yapabilmek yaşam kalitemizi arttırmakta ve bize zaman kazandırmakta.

 

İçinde dolapların olduğu odalar ulaşılabilirliği kolaylaştırmaktadır. Görsel ve psikolojik olarak tatmin eder. Bu sistemde en ufak bir boşluğu dahi doldurabilirken, kıyafetlerinizi kolaylıkla organize edebilirsiniz. Aynı zamanda takılarınız, aksesuarlarınız da bir düzen içinde sizi bekler.

Uluslararası tasarım dünyası, kolay bir çözüm formülü üretti ve yeni jenerasyon oda seperatörleri ve üniteleri ile hem mekânları birbirinden (alan, hareket kabiliyeti kaybetmeksizin) ayırdı hem de ışığı her noktaya taşıdı.

Biraz geleceği tanıyacak olursak:

Rimadesio, dekorasyon dünyasının çok yakından tanıdığı bir marka. Modern kapı sistemleri, kayar paneller, saklama üniteleri, raf sistemleri, walk-in giyinme/soyunma mekânları-sistemleri ve tamamlayıcı mobilyalar üreten çok güçlü bir firma. Modern mimariye eşlik eden ve inovatif gelişmeleri adım adım takip eden Rimadesio, cam ve metali yani organik ve teknolojik iki malzemeyi yan yana getirerek işlevi estetikle buluşturan bir tasarım felsefesine sahip. Bugün dünyanın birçok yerinde seçkin projelerde yer alan Rimadesio, mimarların en büyük çözüm ortakları arasında olmakla birlikte Young & Design, KBB gibi birçok tasarım ödülünün de sahibi.
Özellikle mekânın bütün ruhunu değiştiren ve yüzey farklılıklarıyla çok stilize fonlar yaratan Rimadesio sistemleri, adeta sanat eseri gibi. Farklı seçeneklerde açılır-kapanır ve kayar sistemlerde üretirken, bütün bir panel olarak mekânı tek perspektifte kaplıyor. Bu da onu, lüks rezidans konseptlerinden flat’lerdeki pratik giyinme odalarına kadar her mekanda, sevimsiz kapı seçeneklerinden sofistike duvarlara ve onlarla bütünleşmiş kapılara götürüyor. Ev ve ofisler için tasarladığı mobilya ve duvar sistemlerini de kapsayan marka, özel ve toplu yaşam alanlarına sofistike, çağdaş ve fonksiyonel dokunuşlar ve çözümler getiriyor.

 

Tüm bu avantajlarından faydalanmak ve hayatınızı kolaylaştırmak için sizde bir an önce açık dolap ve açık raf sistemlerinden faydalanmaya başlamalısınız.‘’Alandan kazandığınız’’ güzel bir yaşam dileğiyle!

Yatak Odalarına Yaz Geldi

Metropolitan hayatın yorucu temposu havaların ısınmasıyla birlikte bizleri uyku kozalarımıza çekiyor. Günümüz trendlerinde uyku yeniden tanımlanırken sağlıklı, keyifli, derin ve temiz bir uyku için doğru enstrümanları tanımamız şart. Doğayı merkezinde tutan yaşam fikri, huzurlu ve mutlu uyandığınız sabahlar için, tropikal konfor alanları ile oluşturulmuş keyif köşelerinde tazelenmek gerektiğine işaret ediyor. Doğanın uyanmaya başladığı bahar atmosferinde, dış mekânları sadece yemek yeme, dinlenme gibi dingin ihtiyaçlar için değil; toplantı ve sosyalleşme anlamında da kullanmak iyi gelecektir.

A.Ozan EKŞİ

Yatak odalarına yaz geldi!
Yatak odaları, bir anlamda sığınaklarımız. Artan mesai saatleri ve yoğun seyahatler evde geçirilen zamanı azalttığından, kendimize ayırdığımız bu zamanı daha kaliteli geçirmeye odaklanmamız gerekmekte. İnsan ömrünün yaklaşık üçte birinin uykuda geçtiğini düşünürsek, sağlıklı bir uyku için yatak odasının konforunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlayabiliriz. İnsanların konforlu uyku ile ilgili bilinci artarken, yatak odalarından beklentiler de yeniden şekillenmeye başlıyor. Huzur, tamamen kişisel bir duyum olduğu için yatak odaları da bireysel isteklere göre dekore edilmekte. Bu kişisel sığınaklar, karmaşalardan arındığınız mekânlar aslında. Ne kadar konforlu uyursanız güne o kadar iyi başlarsınız.

 

Estetik tasarımlarıyla dikkat çeken firmalar, kalite ve tasarım anlayışla evlerin uyku mabedi olan yatak odalarında, görsel hazinemizi güçlendiren fonksiyonel tasarımlarıyla karşımıza çıkıyor. Son yıllarda yatak odalarını geleneksel, beyaz renk ağırlıklı tek düze modellerden kurtarıp, modern tasarımları son teknolojik olanaklarla sunarak yatak odalarına yeni bir soluk getirmeyi başaran güçlü markalar var. Bizim tercihimiz olan, kurulduğu ilk günden itibaren lüks segmente hitap eden, tasarımlarıyla ezber bozan Bonaldo, İtalyan şıklığını rahatlık ve kalite ile harmanlayan sofistike ve huzur dolu yatak odaları sunuyor.

Bonaldo, 2018 koleksiyonunda lüks detaylardan aldığı ilhamı çağdaş ve minimalist çizgilerle birleştirerek yatak odalarına yeni bir bakış açısı getiriyor.

Güneşin sıcak kucağındaki keyif köşeleri, konformist alanları
İç mekân mobilyalarında olduğu gibi açık alan tasarımlarında da dayanıklılık, konfor ve görsellik konusunda şüphesiz büyük bir değişiklik yaşıyoruz. Evdeki rahatlık duygusu ve estetik anlayış dış mekânlarda da kendini ele veriyor.

Önümüzdeki yaz sezonunda, dış mekân mobilyalarının bahçe, balkon, teras, güneşlenme alanları ve farklı özel alanlar gibi farklı fonksiyonlara uygun olarak kurgulandıklarını görüyoruz. Sandalye, koltuk, kanepe, sehpa, masa ve şezlong olarak sınıflandırılabilecek yeni nesil serilerin tekli, ikili veya çoklu alternatiflerin de yan yana geldiklerinde grup oluşturabilmesi yoluna gidiliyor. Bu tip tasarımlarda fonksiyonel ve ergonomik bir estetiğin hedeflendiği oldukça belirgin olarak karşımıza çıkıyor.

Yaz mobilyalarının hafiflik arayışı içinde olmasından, ‘’less is bore’’ anlayışı ile yaratılmış minimum malzeme çeşitliliği ile bu malzemelerin minimalist detaylarla bir araya gelmesi; yalınlığı ergonomi ile buluşturuyor.

Bu doğrultuda klasikleşmiş marka ve formüllerin yanında; yeni, enerjisi yüksek, farklı ve geleceğe odaklanmış markaları da yakından tanımak gerekiyor. Özellikle genç çiftler ve modernist çizgiyi takip eden profesyoneller için bu konuyla ilgili tavsiye edebileceğimiz marka olarak Manutti; dış mekân için masa, sandalye, oturma grubu, şezlong ve aksesuar tasarımlarıyla tanınıyor. Bugünün ihtiyaçlarını önceden tahmin ederek yarattığı koleksiyonlar sayesinde 2018’de en çok takip edilen markalardan biri olmayı başaran Manutti’nin güçlü bir tasarımcı kadrosu bulunuyor.

Manutti’nin günümüz yaşam tarzına uygun tasarımları yaratırken ana hedefinin zanaat becerisini endüstriyel olanaklarla uyum içinde harmanlamak olduğunu belirtmemiz lazım. Dış mekânı sadece yemek yeme, dinlenme gibi dingin ihtiyaçlar için değil, toplantı ve sosyalleşme anlamında da kullanma isteğinin arttığı bir dönemde, Manuttigibi renkli, stil sahibi, endüstriyel tarzın kentli kimliğini ifade eden markalar biraz daha öne çıkıyor ve tercih ediliyor.

Kısacası siz siz olun, sadece pencereleri ve kapıları açmakla kalmayın, ruhunuzu ve bedeninizi pozitif enerji ile, renklerle, en önemlisi de gelecekle buluşturun.

Mimarinin Huzur Alanları: Havuzlar

Su insanoğlunun var oluşundan itibaren hayatın her evresinde gücünü göstermiştir. Dünyanın oluşumu, gelişimi ve dönüşümü su sayesinde olmuştur. Bu nedenle insanlar yaşamlarını suyun olduğu alanların hemen yanında kurmuşlardır. Günümüzde peyzaj mimarları, mimarlar ve tasarımcılar kentsel alanlarda suyun önemini ve gücünü çok daha iyi bilmekteler. Daha açık ifadeyle, peyzaja karşı sorumluluklarımızı yeniden hatırlamamızı su teşvik etmektedir.

A. 
Ozan EKŞİ

 

Peyzaj mimarları ve tasarımcılar, ellerindeki en önemli materyal olan suyu insan psikolojisindeki gücünü kullanarak kendi tasarımlarında mutlaka yer vermiştir. Kimi zaman bir süs havuzu, kimi zaman küçük bir çeşme veya duvardan akan bir su; kimi zaman da yüzme havuzu veya gölet kullanılmıştır. Suyun mimaride bu kadar önemli bir yere sahip olması, insanı rahatlatma, rehabilite etme yalnızca ruhsal değil fiziksel olarak da gevşetme ve stresten arındırma özelliğinden kaynaklanmaktadır. Su, sakinleştirici, konsantrasyon artırıcı, huzur verici etkileri nedeniyle pek çok projede baş aktör olarak yer almaktadır.

Havuz mühendisliği, alanında en etkili teknik uzmanlık gerektiren daldır. Projelerde estetik unsurlar ön plan tutularak görsel, mimari ve teknik unsurların entegrasyonu gerekmektedir.

Peyzaj havuz uygulamaları ise tasarlanan mekânlara ferahlık ve dinginlik katmakta olup, relax zonlarının, zen bahçelerinin tamamlayıcı ögeleridir.

Birbirinden farklı planlara sahip yüzme havuz örneklerinden göreceksiniz ki, bu yüzme havuzların kimisi açık kimisi kapalı ve her biri farklı boyutlarda. Sonsuzluk havuzlarından ekolojik havuzlara, küçük havuzlardan neredeyse yarı olimpik boyutlarda olan büyük modellere kadar birçok farklı havuz planları vardır.
Son dönemlerde oldukça popüler olan sonsuz havuzlarülkemizde İngilizce adıyla da anılmaktadır. Infinity Pool’ların özelliği, içine girildiğinde bir ucu ufka kadar uzanıyormuş hissi vermesidir. Uygun bir alana sahip olan birçok insanın ilk tercihi olan bu özel yüzme havuzları, suyun içine girdiğinizde sanki deniz ya da gökyüzü ile birleşen ve sonsuzluğa kadar devam ediyormuş hissi veriyor. Sonsuzluk havuzlarının en az bir duvarı içindeki su seviyesiyle eşittir, böylece deniz ya da gökyüzü, her nereye doğru uzanıyorsa, arada kesinti oluşmasına izin vermez.

Son yıllarda gerçek bir iyileştirme alanı olarak tasarlanan evler, fonksiyonelliği ön planda tutan ancak dekorasyon tarzını da es geçmeyen birer cennet şeklinde hayal ediliyor. Kısaca ev tipi spa-wellness alanlarına dönüşen havuzlar, sadece spor değil, arınma, dinlenme, tazelenme, iyileşme gibi fillilerle birlikte anılıyor. İnsanı su ile buluşturan bu özel atmosferler için tasarlanan sistemleri de günlük hayatımıza keyif katan son teknolojiler olarak saygıyı hak ediyorlar. Terapik ve estetik duruşları sayesinde birer sığınma noktasına dönüşen havuzların yeni yüzü konformist bir bakış açısıyla karşımızda. Mozaik görünümlü yüzeyler ve taş dokulara yer açın. Sukabumi adıyla yeni yeni tanınan, mineral taşlarla döşenen havuzlar 2018 trendlerinin başında geliyor. Bireysel detayların kullanımına olanak sağlayan özel işlemeli koleksiyonlar, kişisel beğenileri vurgulayan modeller ve teknolojiler, yüzme keyfinizi artırırken kendinizi özel hissetmenizi de sağlıyor.

   

Geleceğin evlerinin profiline baktığımız zaman, iç ve dış mekânlarda spa havuzlarının kurgulandığını ve doğa ile buluşan, renkleri ve enerjisiyle özgür, mutlu ve huzurlu alanlar yaratıldığını görüyoruz.

Ekolojik havuz olarak da bilinen doğal havuzlar, tipik havuz kimyasalları yerine biyolojik filtrelerin ve su bitkilerinin kullanıldığı ve hijyenin bu tür doğal malzemeler ile sağlandığı havuzlardır. Gölün yanında bir eve sahip olduğunuzu hissettirecek doğal havuzlar, özel olarak seçilip yerleştirilmiş, yöresel bitkiler sayesinde su hem temizlenir hem de oksijen ile zenginleştirilir. Kofa, hasırsazı ya da su kamışı bitkileri kendi kendilerine yetiştikleri için en çok tercih edilen seçimlerdir. Ev, denize yakın bir bölgede ise deniz suyundan yararlanılarak da havuzunuzu kullanabilirsiniz.

   

Kapalı havuzların genelde zemin katında olmasına alışığız. Ancak imkân varsa, kapalı yüzme havuzunu binanın en üst katına taşıyarak cam duvarlar vasıtasıyla muhteşem manzaralara kavuşabilirsiniz. Teknolojik trendlere baktığımızda tabanı yükselip alçalabilen havuzların derinliğini değiştirebilirsiniz. Dilerseniz havuzu tamamen ortadan kaldırıp evinizde çok amaçlı olarak kullanabileceğiniz geniş bir alan da açabilirsiniz, artık havuzların tabanı kenarındaki zeminle eşit olacak kadar yükselebiliyor.

Baharla Gelen Özgürlük

Güneşin sımsıcak yüzünü göstermesiyle dış mekânlarda geçirdiğimiz zaman uzadı. Kasvetli ve dondurucu kış aylarının ardından, tıpkı sizin gibi evinizin de canlanmaya ve yenilenmeye ihtiyacı var. Evlerin dış dünyaya açılan kapısı balkonlar, gökyüzüne dokunan teraslar, doğadaki keyif köşeleri dekoratif bahçeler ve tatili ayağınıza kadar getiren havuzlu alanlar için erken hazırlık vakti! Yaşadığınız yerin atmosferini tazelemek hem psikolojinize hem de ruhunuza iyi gelecektir.

Hayatımızda değişen ihtiyaçlar, iklimler ve yaşam koşulları ister istemez iç ve dış mekân ilişkisinin de değişimine yol açıyor. Artık iç ve dış mekân ayrımının eskisi kadar sert değil, daha yumuşak geçişlerle olduğunu gözlemliyoruz. Tıpkı banyo ve giyinme odalarının yatak odalarına entegre edilmesi gibi. İç mekân mobilyalarında olduğu gibi açık alan tasarımlarında da dayanıklılık, konfor ve görsellik konusunda şüphesiz büyük bir değişiklik yaşıyoruz. Evdeki rahatlık duygusu ve estetik anlayış dış mekânlarda da kendini ele veriyor. 2018 sezonunda dış mekân mobilyalarının bahçe, balkon, teras, güneşlenme alanları ve farklı özel alanlar gibi çok yönlü kullanıma açık olarak kurgulandıklarını görüyoruz. Sandalye, koltuk, kanepe, sehpa, masa ve şezlong olarak oluşturulmuş yeni nesil serilerin tekli, ikili veya çoklu alternatiflerinde ise yanyana geldiklerinde grup oluşturma fonksiyonu sağlaması yoluna gidiliyor. Bu tip tasarımlarda fonksiyonel ve ergonomik bir estetiğin hedeflendiği oldukça belirgin olarak karşımıza çıkıyor.
Yaşam alanları, iç mekânlardan bahçe, teras, balkon gibi açık hava noktalarına taşınırken, bu yeni buluşma noktaları da adeta iç mekân şıklığında tasarlanıyor. Açık hava odalarının bu seneki stil haritasında, zengin botanik simgeler: bambu, hasır ve tik gibi doğal malzemeler, rustik, bohem ve iskandinav-modern stillerin karmasından doğan bir kurgu yer alıyor.

Markalar ise özellikle bu yıl stil sahibi ruhlara özgün mekânlar yaratıyor. Tasarım, işlevsellik ve yalınlığa vurgu yapan mobilyalarıyla dekorasyon gurularının yakından takip ettiği Manutti, bu sezon zamansızlığın sırrını modern formlarda arıyor. Ev yaşamına baharla birlikte taze nefesler katacak ve her metrekarede daha dinç, daha keyifli ve daha sıcakkanlı hissettirecek tasarımlarla yeni sezona ‘merhaba’ diyor.

Sem Collections’ın ince bir zevkin mükemmel birleşimi niteliğindeki marka portföyünde bahçenize uygun birçok alternatif bulabiliyorsunuz. Yapılacak düzenlemeler ve minik dokunuşlar ile evinizi yeni sezona hazırlayabilirsiniz.

Salıncak keyfinden mahrum kalmayın. Geniş bir balkonunuz, terasınız, hatta bahçeniz varsa salıncak ya da hamak alarak siesta keyfini günün her saatine yayabilirsiniz. Artık iç mekânlar için de çeşitleri bulunan hamaklarla odanızda tatil havası estirebilir, iş çıkışlarında evinize koşa koşa gitmek isteyebilirsiniz. Alacağınız salıncağı ya da hamağı canlı renklerden seçerseniz yaz mevsiminin ruhunu her an yanınızda hissedebilirsiniz.

Açık hava keyfinizi yatay düzleme taşıyan ve sizi güneşin çekici sıcaklığında konformist bir ergonomiyle kucaklayan şezlongları da tercih etmeniz mümkün.

Mekânın ruh halini belirleyen, konfor faktörünü etkileyen aydınlatma elemanları ise dekorasyonunuzun finalidir. İnovatif malzemeler, sanatsal formlar ve yeni teknolojilerle stil evrimini bir üst boyuta taşıyor. Dünya devleri ile iş birliği yapan Contardi’ye ait Muse koleksiyonu ve Masiero’ya ait Drylight koleksiyonu radarımıza girenler arasında.

HAYATI DURDURAN BANYOLAR

Gün geçtikçe biraz daha önem kazanan ve kişisel yenilenme mekânı olarak içeriğini hızla geliştiren banyolar, sadece teknoloji, işlev ve mobilya ile değil, teması, atmosferi, aurası ile de öne çıkıyor. Artık günümüzün banyo tasarımlarında su ile baş başa kalmanın, arınmanın ve rahatlamanın altı çiziliyor. Banyoların tanımı tümden değişti. 2018 sezonu için evinizin keyif sınırları genişlerken ön plana çıkan mimari özellikler ise başı çekiyor.

A.Ozan EKŞİ

İster muhteşem bir aromaterapi partisi yapın, ister jakuzide müzik eşliğinde uyuyun… Sonra raftan bir kitap seçin, day-bed’inize uzanın, arada sırada tv seyredin. Ve bunların tümünü banyonuzda yapın. Günümüz banyoları, kapıyı kapattığınız anda bunların tümünü yapabilmenizi sağlayacak şekilde tasarlanıyor. Sadece duş alıp çıkmıyor, uzun uzun bakım yapıyorsunuz, bir oturma-dinlenme köşeniz mutlaka oluyor, ayrıca iPod, iPad, DVD seyredebileceğiniz veya kitap-magazin okuyabileceğiniz bir multimedya köşeniz oluyor. Dilerseniz masaj masanızı da buraya alabiliyorsunuz. Fonksiyonelliğin yanı sıra görselliği de önemseyen yeni jenerasyon banyolar, sınırlarını aşarak genişliyor ve katma işlevler kazanıyor. Nihai kullanıcılardan gelen talepler değiştikçe, firmaların ve tasarımcıların çalışmaları da ‘individual’s concepts’ yani bireye özgün konseptler yönünde oluyor, yeni ürünler yeni alışkanlıkları doğuruyor. Mimarlığın uzun zamandır bireyi, tasarımın merkezi olarak konumlamayı beklediği gerçeğinin altını çiziyoruz.

Teknolojik alanlar

Teknolojinin akıl almaz hızı banyolarda birçok yeniliği beraberinde getiriyor. Suyun sıcaklığını hesaplayan, klozetlerde su basıncı ve çıkışı sayesinde kişiye özel yıkama seçenekleri sunan ve daha az su kullanımıyla tasarruf ettiren armatürler, neredeyse varlığı hissedilmeyen rezervuarlar, su akışını kolaylaştıran hemzemin duş kanalları, yağmur duşları gibi teknolojik ürünler sayesinde banyolar ‘smart’ bir kimlik kazanıyor.

Koku ve ışık efektleriyle farklı atmosferlere dönüşebilen duşların çoğalan alternatifleri, dokunmatik ekran özellikli banyo aynaları gibi teknolojik ekipmanlar sayesinde banyolarda çok fonksiyonlu kullanımı mümkün.

Bir yaşam alanı olarak ıslak hacimler

Tasarımda sadece soğuk görünümlü öğelerinden öte, daha sıcak bir etki oluşturacak ahşap kaplamalar, duvar kağıtları gibi malzemeler, aplikler ve gizli ışıklarla sağlanabilecek gözü yormayan doğru aydınlatmalar kullanılarak banyolar konforlu yaşam alanlarına dönüşüyor.

Çevreye saygılı armatürler

Armatür seçiminde kullanılan teknoloji estetiğin önüne geçer oldu. Formla su arasındaki organik iletişimden yola çıkan tasarımlar, su tüketimini en aza indiren tasarruflu, ergonomik ve dayanıklı armatür tasarımlarıyla kullanıcıların hayatını kurtarıyor.

Monoblok dönemi

Banyolardaki lavabo tercihi çok önemli. Çünkü lavabolar, banyolar için görkemli bir atmosfer yaratmak için öncelikli tercihler arasında yer alıyor. 2018’de banyolarında fark yaratmak isteyenler için modern ve inovatif tasarım anlayışıyla hayata geçen monoblok lavabolar ön plana çıkacak.

Ekstra alana ihtiyaç duyan kullanıcılar için estetik görünümlü yaratıcılığın ön planda olduğu tasarımlar göz dolduruyor. Ünite içi çamaşır depolama işlevi gören tekerlekli puflar, duvara monte edilebilen makyaj üniteleri bunlardan yalnızca birkaçı…

Bağımsız küvetler

Bağımsız küvetleri geniş mekânlarda tercih etmek, hem modeli daha iyi sergilemeye hem de dört yanı açık olması gereken tasarımları daha işlevsel kullanmaya avantaj sağlayacaktır.

Açık plan banyolarda rahatlama ve arınma

Geleceğin yaz evlerinin profiline baktığımız zaman, sadece iç mekânlar için değil, dış mekânlarda da bir banyo bölümünün kurgulandığını ve doğa ile buluşan, renkleri ve enerjisiyle özgür, mutlu ve huzurlu alanlar yaratıldığını görüyoruz.

Trendlere bakıldığı zaman dış mekân banyo keyfini yaşamak isteyenler için yağmur duşlarına ve paslanmaz çelik malzemeden üretilen ve endüstriyel tarzıyla güncel modernizmi temsil eden ürünlere çok sık rastlıyoruz. İnce yapısı, bağlantısız -freestanding- kullanılabilmesi gibi özellikleri olan banyolar, açık hava alanları için benzersiz bir deneyim sunuyor.

Diğer yandan wellness kavramını dışarıya taşıyanlar da var. Wellness cabin konsepti içinde geçen saunaları ve buz-tuz kabinleri de özellikle havuz çevresinde ve manzara odaklı olarak kurgulanıyor ve tercih ediliyor. Doğa ve su birlikteliği için benzersiz banyo deneyimleri sunuyor.

Rotamız Manhattan, ilhamımız Loftlar

Günümüz kent yaşamının konut kulvarında önemli bir yenilik söz konusu. ‘Loft’ tipi daireler, bekar metropol insanının da, iki kişilik ailelerin de yaşam mekanı tercihlerinde ilk sıralara yerleşiyor. Rahat, havadar, iyi planlanmış loftlar, endüstriyel dokuları öne çıkarması ve akıllı çözümleriyle bu tercihi yönlendiriyor elbette ama başka önemli özelliklere da sahipler.

‘Loft’ kelimesini aslında daha çok New York’ta yaşayanlardan duyduk daha önce. Terk edilmiş binalarda yer alan bu ev tipinde, duvarsız, separatörsüz, geniş, yüksek tavanlı, ferah, kolonların arasından uçsuz bucaksız metrekarelere yayılmış bir ev kompozisyonu, mutfağı, yatağı, çalışma alanını, vs. aynı alanda birleştirip, yıpranmış tuğla duvarların arasında biraz da bohem bir atölye-ev havası estiren bir atmosferi tanımlardı. Dünyanın en sık görülen ev tipi olmadığı için, rahatına düşkün ve orijinallik isteyen herkesin hayallerini süslerdi.

Ancak yıllar sonra, özellikle de kentlerde ‘tek başına yaşam’ın popülerleşmesi veya ‘iki kişilik çalışan aileler’in sayılarının hızla artmasıyla, -hali hazırda bir booming yaşayan- emlak sektörü, talebi arza güncelleştirilmiş loft tipi dairelerden oluşan kuleler tasarlayarak dönüştürdü. Modernist kule çalışanları, bu yeni mimari yaklaşımı o kadar hızlı ve kolayca benimsediler ki artık loft tarzı, neredeyse Amerika’daki ününü buraya teslim edecek gibi.

Kaldı ki, (tıpkı yıllar önce Manhattan’da olduğu gibi) zamanında kent merkezinde kurulmuş olan sanayi bölgelerindeki depo, fabrika ve atölyeler yavaş yavaş şehir dışına taşındıkça, bu binalar işyeri olarak değil, konut olarak değerlendirilmek suretiyle, müstakil bireylerce satın alınıyor ve renovasyonu keyifle birleştiren pek çok yaratıcı yatırımcı, ‘eski sanayi’ bölgelerine kendi ‘loft’larını kondurdu. Ama genel olarak bu yeni yaşam tarzı öncelikle, ailelerinin apartman dairesi hayatından sıkılmış, dinamik ve iyi kazanan genç nesil tarafından ya da tempolu yaşayan yüksek gelirli profesyoneller tarafından tercih edildi ve edilmekte.

Bu geniş hacimli, yüksek tavanlı ve büyük pencereli mekânlar için mobilya seçmek, dekorasyon yapmak, bir tarz tutturmak çok da kolay değil. Tek ve açık planlı mekan, dışarıda görünen tesisat boruları, kirişler ve taşıyıcı kolonlar gibi unsurlar, loftlara dekoratif olarak fazla seçenek bırakmıyor. Örneğin klasist veya gösterişli bir dekorasyon tarzını seçmek işin doğasını bozuyor. Dolayısıyla gidilecek yolda modernist ve maskülenist davranmak, zaman zaman çağdaş sanat eserlerine veya tasarım heykellere yer vererek, vintage veya bir iki parça antik kullanarak yaşam gustosu olan bir denge kurmak gerekiyor. Elbette ki ‘rahatlık’ temasını göz önünde bulundurmak en önemli kriter: Bu noktada en konforlu yaşama, uyuma ve yemek yeme alanlarının belirlenmesi şart.

Işığın en kuvvetli olduğu noktaya yaşam ve çalışma alanlarını konumlandırmak, karanlık köşelerde uyuma alanını sabitlemek de bir fikir. Mekanları biraz birbirinden ayırmak için, arkası kapalı olmayan, çift yönlü kullanılan bir kitaplık ünitesi kullanmak, farklı renkte halılarla algıyı ayrıştırmak mümkün; ayrıca sadece belirli bir bölgeyi platformla yükseltmek, tavandan sarkan, bağımsız perdelerle sınırları belirlemek de kolay.

Mobilyalara dönecek olursak, hamlık duygusu loft tarzı evlerin DNA’sında var, bu bir gerçek. Bu doğrultuda, evin mimarisindeki (örneğin sıva/tuğla bırakılmış duvarlar, beton efektli zeminler gibi) hamlık duygusu, ham ahşap mobilyalar, mermer ve taş gibi yine doğadan gelen malzemelerle çalışılmış tasarımlar veya çevreciliği önemseyen yüksek teknoloji ürünü sistemlerle birleştirilebilir (zaten loft tarzı yaşamı seçen bir kentlinin, geleneksel çözümler yerine reformist seçimler yapması, rastgele yerine iyi düşünülmüş, değeri, fonksiyonu ve teması olan ürünlere yönelmesi beklenir). Ancak mekan, çok da mekanik de durmaması için tekstillerle bol miktarda yeşil bitkiyle yumuşak ışık düzenekleriyle de ısıtılabilir. (Bana sorarsanız eskitilmiş bir Chesterfield, kalabalık yemekler için ada çözümlü bir süper-teknolojik mutfak ve bir köşede irili ufaklı mumlarla yaratılmış bir köşe, gerçek bir loftun ‘olmazsa olmaz’larıdır bu arada…). Öte yandan, mobilya seçerken çekmeceli, dolaplı, bazalı mobilyaları da göz önünde bulundurmak gerekir çünkü depolama, loftların en önemli sorunlarından biri haline dönüşebilir. Bunu önlemek için, depolama potansiyelleri bulunan mobilyalara yönelmek veya asma tavanla, gözden kaybolabilecek bir depolama alanı yaratmak gerekebilir.

Kısaca, loft günümüzün adeta kişisel yaşam alanı değil de sahnesi gibi. Büyüklüğü, ferahlığı, akışkan alanları ve brüt kokusuyla tam bir arena. Kentin tüm klişeleşmiş ve monotonlaşmış sistemine karşı bir jest gibi. Yani hayata bakışını değiştirmek ve akışını yönetmek isteyenler için kaçırılmaz bir deneyim. Neden olmasın ki?

ANTONIOLUPI Introverso

introverso
Fotoğraftaki ürün, Paolo Ulian’ın Antoniolupi projesinin başından itibaren eşlik ettiği bir fikirdi. İlk kaba taslak mermer heykeller tarafından gözlemlenerek üretilen bir proje olup, üç boyutlu şekli, bilgisayar kontrollü bir makine tarafından yönetilen düzenli kesim dizisi ile özetlenmiştir. Dış kenarlarındaki bir zamanlar kırılmış ince mermer şeritler, içindeki gizlenmiş ham heykelleri ortaya çıkarır.

07

08

 

 

 

İstanbul’da Üç İtalyan

Mutfak, banyo, mobilya, kapı ve aydınlatma sektörlerindeki uluslararası markalarıyla günümüzün en önemli dekorasyon adreslerinden biri olan Sem Collections, bünyesine kattığı 3 yeni İtalyan markasıyla artık daha güçlü adımlar atıyor.
Yaşam alanları için mutfaktan banyoya, mobilyadan aydınlatmaya kadar pek çok alanda, tanınmış uluslararası markaları ve ürünleri aynı çatı altında buluşturan ve son yılların en önemli dekorasyon adreslerinden biri haline gelen Sem Collections, yaz sezonuna üç yeni markayla merhaba diyor: Bongio batarya ve armatürler, Carmenta buhar banyosu ve sauna sistemleri ile Longhi tasarım kapılar, Sem Collections’ın Çiftehavuzlar’daki showroom’unda sergilenmeye başladı.
İtalya’nın 80 yıllık köklü firmalarından Bongio, armatür ve bataryalarındaki özgün form, üstün teknoloji ve yaratıcı fikirler sayesinde rakiplerinden ayrılıyor. Kullanıcıyı üretimin bir parçası yapan, tercihlere göre renk ve desen seçimi özgürlüğü tanıyan markanın, üzerine yazı yazılabilen modelleri bile bulunuyor.
Bazı ürünlerinde kullandığı Murano camlar ya da kristal aksamlar onu özel bir koleksiyon parçası yapar. Öyle ki Bongio’nun ürün yelpazesindeki pek çok modelin tasarımı 40’lı yıllara dayanır.
Sem Collections’ın yeni markalarından biri olan İtalyan Longhi markası da günümüz yaşam ve ofis alanlarının en önemli detaylarından birine tasarım dokunuşu katıyor: Kapılar. Çağdaş yaşam ve çalışma alanlarının prestij sembollerinden biri olan kapı Longhi’nin yeni koleksiyonu ile gerçek değerini kazanmakta: Longhi, modernist, minimalist ve yalın duruşunu metropolitan çizgiye, renkli lake kaplamalara ve natürel ahşaba taşıyor. Longhi’nin yeni koleksiyonunda yer alan Piero Lissoni tasarımı L16 kapı ile İtalya’nın en köklü tasarım ödüllerinden Compasso D’Oro ödülünü kazandı. Kapının malzeme olarak hafifliği, kazandırdığı yüksek mimari değerle tezat oluşturuyor. Lissoni için tasarımın çıkış notası da bu olmuş: “çok hafif ve yaprak kadar ince”!
Geleceğin ‘wellness’ dünyasını kurgulamak ve insanı su ile farklı senaryolar eşliğinde buluşturacak teknolojiler tasarlamak amacıyla kurulan Carmenta, Sem Collections’ın üçüncü İtalyanı. Banyo kavramını fiziksel ve ruhsal iyileşme, yenilenme ve tazelenme noktasına taşıyan Carmenta, mühendisler, tasarımcılar, teknisyenler ve sanatçıların birarada çalıştığı ve spa tanımını bireysel ihtiyaçlara göre geliştiren ve yönlendiren bir çizgide proje ve uygulama yaparak yol alıyor. Marka, buhar banyoları, hamamlar, saunalar, Himalaya tuz duvarları, reaksiyon duşları, biosauna, dinlenme alanları, kromoterapi kabinleri, masaj odaları, cilt ve vücut bakım odaları ve kum odaları ile spa keyfini evlere taşıyor.